Tekil Mesaj gösterimi
Alt 26-02-2007, 14:53   #138
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

AFL’nin işçileri örgütleyen görevlileri işverenlerin yoğun direnişiyle karşılaştılar. Sorunları her işçiyle teker teker tartışmayı yeğleyen yöneticiler çok kez sendikalaşma yanlısı işçileri kovuyor ya da “kara liste”ye alıyorlardı (işe alınmamaları için diğer şirketlerle anlaşıyorlardı). Zaman zaman onlara sendikaya girmelerini yasaklayan ve “sarı köpek” (yellow dog) sözleşmeleri diye bilinen belgeler imzalatıyorlardı. 1880-1932 arasındaki yıllarda hükümet ve mahkemeler genellikle yönetimlerin tutumundan yana olmayı ya da en azından onlar karşısında tarafsız kalmayı yeğlediler. Hükümet de kamu düzeni adına grevi sona erdirmek amacıyla sık sık federal askerleri görevlendiriyordu. Söz konusu dönemde düzenlenen bazı grevler sırasında yöneticilerin kiraladığı kişilerle sendikalılar arasında çıkan çatışmalar ölümlere neden oldu.

1905’te Yüksek Mahkeme hükümetin işçilerin çalışma saatlerini sınırlayamayacağına karar verince işçi hareketi bir darbe yemiş oldu (Mahkeme böyle bir düzenlemenin işçilerin iş sözleşmesi yapma hakkını kısıtladığını bildirdi). İşçilerin herhangi bir sendikaya katılmaya zorlanamayacağına ilişkin “açık atölye” ilkesi de büyük sürtüşmelere neden oldu.

Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde AFL’nin 5 milyon üyesi bulunuyordu. 1920’ler ise örgütleyiciler için verimli olmadı. Sözü edilen yıllar gönençliydi, bol iş vardı ve ücretler yükseliyordu. İşçiler sendika desteği bulunmadan da kendilerini güvende sayıyorlar ve yöneticiler tarafından ileri sürülen cömert personel politikalarının sendikalara karşı iyi bir alternatif oluşturduğu yolundaki iddiaları benimsiyorlardı. Buna karşın 1929’da Büyük Bunalım’ın patlak vermesiyle mutlu günler sona erdi.
  Alıntı ile Cevapla