Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Taraftar > Dişi Kartallar > Anne & Çocuk

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-02-2007, 15:55   #1
Dişi Kartal
 
NuraN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bebek yüzlü düşman barbie

Hepsi de 90-60-90 vücut ölçülerine sahip, büyük ve genelde mavi gözlü... Dünyada her saniyede iki tane satılıyor. Her yönüyle mükemmel bir oyuncak ama ya zararları?



Oyuncak, çocuklara, hazırlanmakta oldukları dünyanın korunaklı ve kendine özgü bir versiyonunu sunar.
Çocuk, yeni yeni algılamakta olduğu nesneleri ve davranışları denetim altında tutabildiği nesneler üzerinden sınar ve onlara alışır. Henüz başa çıkamayacağı bir dünyanın alıştırmalarını, başa çıkabildiği bir oyuncak üzerinden yapar. Onu kendine özgüleştirir, tâbi kılar. Peki ya oyuncak, çocuğa tâbi olamayacak, ona özgülenemeyecek kadar baskınsa? O zaman ilişki tersine döner.

Oyuncak piyasasının en kârlı keşfi olan Barbie bebekler, bu tersine dönmüş ilişkinin sonuçlarına dair vahim örnekler sunuyor. Zira saniyede iki adet Barbie bebek satılıyor ve Barbie'nin inişli çıkışlı mesleki ve özel hayatı, Barbie filmleri ve aylık Barbie dergileriyle anında çocuklara ulaştırılıyor. Bebekleri onlardan bağımsız bir hayat sürerken onlara sahip olduğunu sanan kız çocuklarının tek yaptığı Barbie’lerinin hayatını izlemek! Bu izleme süreci, kız çocuklarının potansiyel, bağımsız düş dünyalarını süfli bir magazin izleyiciliğine doğru yönlendiriyor.

Hepsi de 90-60-90 vücut ölçülerine sahip, büyük ve genelde mavi gözlü, genelde sarı saçlı, uzun bacaklı. Çocuğun düş gücüne göre değişemeyecek kadar tek-tipler. Saniyede iki Barbie satıldığını akılda tutarsak, çocuğun çevresindeki tüm akranlarında da aynı vücuda sahip bebekler gördüğünü düşünmek yanlış olmaz. Çevresini saran bu tek-tip bebekler, çocuğun bebekte temsil edilen vücut formunu ideal bir güzellik olarak mutlaklaştırmasına neden olmakta. Gerçek dünyada kadınlara dayatılan güzellik anlayışı, Barbie’ler üzerinden dolaysızca çocuğun oyun dünyasına girmekte ve onu baskı altına almakta.

Sussex Üniversitesi’nden Helga Dittmar, Developmental Psychology dergisinde yayımladığı araştırmasında; Barbie’lerin aşırı zayıf vücutlarıyla kız çocukların kendi vücutlarından hoşnutsuzluk duymalarına neden olduğunu belirtiyor. Bu hoşnutsuzluk, çocuğun çok erken bir yaşta vücuduyla didişmesine ve anoreksia bulimia gibi yeme bozukluklarına neden oluyor. Dittmar, dünyada her 100 bin kadından ancak bir tanesinin Barbie’lerle empoze edilen vücut formuna bürünebileceğini de ekliyor. Yani, Barbie’yi mutlak güzellik olarak kavrayan her 100 bin kız çocuğunun 99 bin 999’u hayatlarını vücutlarından memnun olmadan sürdürmek zorunda kalıyor.

Barbie’nin magazinel hayatı

Barbie, ABD’li Ruth Handler’in kızı Barbara için yetişkin bir kadını model alarak tasarlamasıyla 1959 yılında “doğdu”. Bir yıl içersinde 351 bin adet satarak oyuncak bebek sektörüne damga vurdu. Barbie’yi 1961’de doğan ve adını Ruth Handler’in oğlundan alan Ken, 1963’te doğan Midge, 1965’te doğan Skipper ve 1968’de doğan ilk siyah Barbie olan Christie izledi. 1995’te doğan kardeşi Kelly ile “aile” iyice genişledi. Barbie’nin, 1997 yılında üretilen Share a Smile Becky isimli tekerlekli sandalyeye bağlı bir arkadaşı dahi var. Barbie salt vücut hatlarını değil, bütün bir yaşam biçimini dünya çocuklarına dayatıyor. Nasıl dış görünümüyle ve hayat biçimiyle de çocuğun düş gücüne en ufak bir fırsat tanımıyor.

Barbie değil bir çocuk, bir yetişkin tarafından bile yeniden yorumlanamayacak kadar ayrıntılı bir hayat sürüyor. Ev kadınlığından astronotluğa, parti kızından başkan adaylığına, hemşirelikten peri kızlığına kadar türlü mesleği (piyasaya sürülen aparatlarıyla birlikte) deniyor. Geçtiğimiz yıl magazin basınının bile diline düşen, uzatmalı flörtü Ken’le ayrılıp Avustralyalı bir sörfçüye aşık olması, kız çocuk anneleri tarafında infialle karşılanmıştı. Üretici firma Mattel’in, Barbie’nin artık değişmek istediğini, Ken’in pek durağan kaldığını, ancak yine de “arkadaş” olduklarını açıklamaları bile kız çocuk annelerini teskin etmemişti. Annelerin haksız olduğunu söyleyemeyiz.

Barbie’yle birlikte oyuncak bebeklerin kız çocuğunu anneliğe hazırladığı iddiasının yerini, oyuncak bebeğin kız çocuğunu yetişkin kadının acımasız modern hayatına hazırladığı gerçeği aldı. Barbie, kız çocuklarına nasıl giyineceklerini, evlerini nasıl döşeyeceklerini, ne kadar zayıflamaları gerektiğini, hatta bir ilişkiyi nerede bitirip nerede yenisine başlayacaklarını öğretiyor. Bütün kız çocukları Barbie gibi giyinmek istiyor ve bu da otomatikman, kız çocuklarının yetişkin kadınlar gibi giyinmeyi arzulamasını getiriyor. Psikolojide 6-11 yaş arası döneme Latency Period adı veriliyor. Bu yaşlar arasında, yani biyolojik olgunlaşma öncesinde, çocuk, ileride derinleştireceği yetenekler ediniyor. Barbie’ler bu biyolojik olgunlaşma öncesi dönemde kız çocuklarının muhayyilesini yetişkin bir kadının yaşamı ve sorunlarıyla boğarak cinsiyet meseleleri dışında bir alanda yetenek sahibi olmalarının önünü kesiyor. Barbie’ler kusursuzluklarıyla çocukların sevgi ve merhamet gibi duygusal yetenekler geliştirmelerini de önlüyor.

Farklı kültüre aynı beden barbie

Barbie’leri farklı kültürlere yayma teşebbüsleri, genelde, değişik kültürlerin kıyafetlerini kuşanmış Barbie’lerle tezahür ediyor. Fakat Barbie ne giyerse giysin vücut ölçüleri 90-60-90 kalmaya devam ediyor. Değişik yaşam biçimlerinde büyüyen kız çocukları için üretilen Barbie benzerlerinin en yenisi ve en ses getireni ise Müslüman Barbie’ler olarak anılan Rezzan bebekler. Amerikalı Sherrie Sadi ve eşi Ammar’ın kızlarına kendi kültürlerine uygun bir bebek yaratmak istemesiyle ortaya çıkan Rezzan, Barbie’den farklı olarak daha küçük göğüslere ve daha kalın bir bele sahip olsa da, Nihal Bengisu Karaca’nın işaret ettiği gibi müdahale edilemez bir yetişkin kadın vücudunu (yani yetişkin bir kadın yaşamını) çocuklara çok erken bir dönemde dayatıyor. Karaca; “Sonradan Müslüman olan Amerikalı Sherrie Saadeh, Müslüman çocuklara kendi kültürlerinden, edepli bir ‘rol modeli’ ile oynayabilmeleri imkanı vermek istemiş. Ancak Rezzan’ın haberde vurgulandığı gibi daha kalın belli ve daha küçük göğüslü olmasının ‘İslami kültürle’ nasıl bir alakası olduğu konusu Müslümanların kadına yaklaşımına, neredeyse ontolojik bir bağlama kadar uzanıyor. Sonuçta olgun bir kadın vücudunu ‘oyuncak’ haline getirme eylemi, çocukluğun masumiyetiyle başat giden merak duygusunu Barbie’lerinkiyle aynı yerden fiştiklemekle ‘malul’. Bir ‘kadın’ı, ama 90-60-90 değil de, diyelim ki 80-65-80 ölçülerindeki bir kadını temsil eden yeni rol modeli, çocuğun sonuçları kestirilemez psikolojik deneyimini farklılaştıracak değil herhalde.” diyor. Ne olursa olsun Rezzan, piyasaya çıktığı yıl satış rekorları kırarak Barbie’yi protesto eden büyük bir kesimi de “yetişkin kadın gibi bebek” piyasasına dahil etti.

Barbie’nin fazla hanım hanımcık görünmesinden sıkılan kız çocukları ise aynı vücut ölçülerine sahip; fakat daha “underground” giyinen oyuncak bebeklere ilgi gösteriyor. Bebeğe ya da çocuğa benzeyen oyuncak bebekler ise oyuncakçı dükkanlarının labirentlerinde bir ya da iki rafı doldurmakla kalıyorlar. Bir zamanların hayal oyuncakları porselen bebekler bile, Barbie saltanatının altında ancak koleksiyonerlerin ya da biblo meraklılarının ilgisini tatmin edecek sayıda üretiliyorlar. Barbie, ucuz muadilleri ve taklitleriyle her kesimden insanların evlerine sızıyor; dünya çapında bayilikleriyle her kültürden, her ırktan çocuğu kendisine benzemeye teşvik ediyor. Oyuncakçıların rafları, geleceğimiz denilen çocukların gelecekte nasıl olacakları ya da olamayıp mutsuz olacakları üzerine ipuçları veriyor.



EBRU MOÇOŞ (Sosyolog):
Barbie ve oda hizmetçileri

Barbie doğalı yarım yüzyıl kadar bir zaman oldu ve bu zaman zarfı içinde, kardeşi, arkadaşı, erkek arkadaşı, siyahisi türetildi ve Barbie aslında pek de küçük sayılmayacak bir toplum/topluluk/cemaatin adı oldu. Filmi, dergisi, battaniyesi, nevresimi, defteri, çantası, silgisi, terliği, tişörtü ve akla gelebilecek pek çok şeyi yapıldı ve Barbie etrafında koskoca bir pazar oluştu. Barbie, saniyede iki adet bebek ve tüm dünya çocuklarının oyun oynama biçimi, çocukluk satan bir oyun tekeli. Bir oyuncak tekeli olmasıyla doğrudan ilintili; ancak çocukların oyun alanında yapılan bu ticaretin tehlikeli kısmı çocukların kendilerine hem fiziksel hem de kültürel olarak bu bebeğin yaşam biçimini model alması. Burada asıl korkutucu olan çocuğun gerçek olmayan bir şeyi kendine model olarak alması. Oyun, çocuğun gerçek hayatın provasını yaptığı bir alandır. Bebekle oynarken anne olur, ona bakar, mama yedirir, uyutur... Oyunda hakim odur, oyun onun etrafında döner, oyunu o kurar, bebeği onun bakımına muhtaçtır, onu istediği gibi giydirir... Yani kısaca oyuncak bebek daha bebektir, yani ondan küçüktür. Ama Barbie öyle değil. Oyun tersine çevriliyor burada, Çocuk bebekle oynamıyor, bebek çocukla oynuyor. Üstelik oyunun kuralları da önceden belirlenmiş, Barbie’nin kıyafetleri hazır, arkadaşları hazır. Çocuklar hiçbir biçimde müdahili olamayacakları bir oyunun içinde, Barbie’nin oda hizmetçisi olabiliyorlar ancak. Tabii durum özellikle yoksul ülke ve aile çocukları için daha da trajik. Zaten ulaşılamayacak vücut ölçülerine sahip olan Barbie’nin hayat standardını yakalamak da mümkün değil. Barbie aerobiğe gidiyor, partilere katılıyor, kayak yapıyor, dansa gidiyor, erkek arkadaşının arabasıyla geziyor... Barbie aslen Amerikalı bir üst orta sınıf. Dünyanın dört bir yanındaki çocukların oyuncağı olan Barbie Batı’dan, Amerika’dan bir tarif yapıyor dünya çocuklarına. Batı merkezli bir karakter Barbie: klasik Hollywood yıldızları gibi. Ve Batılı bir insan tipini tarif ediyor çocuklara ve dolayısıyla doğunun esmer insanını, model olarak önermeyerek ikinci sınıf ilan ediyor aslında. Barbie toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretildiği oyunlara/oyuncaklara rahmet okutuyor. O, toplumsal cinsiyet rolleriyle yetinmiyor, yeni bir insan tipi yaratıyor.

SUNAY AKIN (Şair):
Tek suçlu Barbie değil

Barbie bebekler hakkındaki tartışmaları biliyorum; ancak yasaklamacı bir tarzın doğru olmadığını düşünüyorum. Ben çocukken Kaptan Custo’yu izler ve oradan kendime bir düş dünyası ve oyunlar icat ederdim. Şimdiyse çocuklar medyanın eğlence anlayışıyla o kadar içli dışlı ki... İster istemez medyanın empoze ettiği güzellik anlayışının peşinden gidiyorlar. Çocuklara Kaptan Custo’yu değil de magazin programlarını izletmenin doğal sonucu bu. Anadolu’daki çocukların elleriyle yaptıkları bebekler bile Barbie’ye benziyorlar. Bu da sadece Barbie’lerin suçu değil. Zaten oyuncak tarihinin ilk trajedisi Barbie değil. Bundan yüz yıl önce fakir anneler, çocuklarına yemek alabilmek için saçlarını satıyorlardı. Çünkü o dönemler porselen bebekler gerçek saçlarla bezenirdi ve bu bebekleri almaya yalnızca zenginlerin gücü yeterdi.


__________________
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim .
Kalbimde kalbine yok bile kinim .
Bence artık sen de herkes gibisin.

Eylül 2008


NuraN Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 07:30 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580