Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Kültür , Sanat Turizm, Gezi ve Seyahat Rehberi > Biyografi > Basın-Yayın

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-01-2008, 23:48   #1
Dişi Kartal
 
Ayche - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
J.P.Sartre

Doğumundan bu yana 100, ölümünün üzerinden de 25 yıl geçti. Çok yönlü bir kalem ve eylem insanıydı. Kimliği, çeşitli sıfatların buluşma yeri gibiydi. Filozoftu, romancıydı, şairdi, oyun yazarıydı, edebiyat eleştirmeniydi; ama aynı zamanda eylem adamıydı. “Şiddetin uzun yüzyılı” olarak da adlandırılan 20. asrın dramatik gelişmelerinin tam ortasında yaşadı. İspanya İç Savaşı’na, İkinci Dünya Savaşı’na, Cezayir ve Vietnam savaşlarına, Macaristan ve Çekoslovakya işgallerine tanık oldu. Sartre’ın hayatı, bütün bu acılı gelişmeleri aydın kimliği ve tavrı açısından okumada adeta bir kılavuz gibidir. İspanya İç Savaşı onu derinden etkiledi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Socialisme et liberté (Sosyalizm ve Özgürlük) adlı direniş grubunu kurdu ve Nazi işbirlikçisi Vichy rejimine karşı mücadele etti. Vietnam savaşında ABD karşıtı hareketin sembol isimlerindendi. ABD’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarını araştırmak üzere kurulan Russell Mahkemesi’nin başkanlığını yaptı. Sovyetler Birliği’nin Macaristan ve Çekoslovakya’yı işgalini kınadı. Ve ille de Cezayir Savaşı!.. Fransa’nın 1954’te Cezayir’deki bağımsızlık hareketine karşı başlattığı acımasız savaşa savaş açtı. “L'Algérie c'est la France" (Cezayir Fransa’dır) sloganıyla uygulamaya sokulan ve devlet şiddeti dahil her türlü yöntemle dayatılan “ulusal uzlaşma”ya karşı tavizsiz ve kesintisiz bir mücadele yürüttü. Yazıları ve çağrılarıyla Fransız kamuoyunu uyarmaya çalıştı, kısa sürede Fransa’daki Cezayir savaşı karşıtı hareketin sembolü haline geldi. Özgürlüğün Yolları
Sartre’ın varoluşçu felsefesini en iyi yansıtan romanı “Bulantı”ysa, tamamına erdirememiş olsa bile en iyi romanı “Özgürlüğün Yolları”dır. “Akıl Çağı”, “Yaşanmayan Zaman” ve “Yıkılış” adlarını taşıyan üç ciltte toplanan “Özgürlüğün Yolları” 1945-1949 yılları arasında yayımlanmış, başlangıçta dört cilt olarak tasarlanmasına rağmen Sartre, “Son Şans”ı yazmaktan vazgeçmişti. Ancak her bir kitabın kendi içerisinde bütünlüklü olması nedeniyle “Özgürlüğün Yolları” okuyucuda eksiklik hissi yaratmaz.
1937 yılında başlayıp Almanların Paris’i işgal ettiği 1940’ta sonlanan, II.Dünya savaşı atmosferli roman, savaştan çok bireyin özgürlük arayışını tartışır. Pek çok insan tipinin canlandırdığı hikayenin asıl kahramanı Mathieu, felsefe eğitimi görmüş otuz dört yaşında, hayatını ne şekilde sürdüreceğine henüz karar verememiş, çaresizce özgürlük peşinde koşan bir Fransız entelektüelidir. Marcelle ile ilişkisinden komünist partiye katılıp katılmayacağına, Nazilere karşı savaşıp savaşamayacağına kadar bütün kararsızlıklarının ardında bağlanmak-bağlanmamak ikilemi yatar. Önemli olan özgürlüktür, bu nedenle kendisinden bir bebek bekleyen Marcelle’den ayrılmak ister. Siyasi çatışmalar boş ve anlamsız, partili olmak bağımlılıktır, bu nedenle komünistlere katılmaz. Ne var ki bu tercihlerini yaparken berrak bir zihni yoktur Mathieu’nun, düşünceler beynini kemirmekte, onu bir boşluğa çekmektedir:
“İhtiyarladım. Şurada, bir sandalyenin üzerinde, gırtlağıma kadar kendi yaşamıma gömülmüş oturuyor ve hiçbir şeye inanmıyorum. Oysa bir zaman ben de İspanya’ya gitmek istemiştim. Ama olmadı! İspanyalar gerçekten var mı? Ben buradayım, kendi kendimin tadına bakıyorum; kanın ve pas kokulu bir suyun buruk tadına bakıyorum; kanın ve pas kokulu bir suyun buruk tadını duyuyorum: Bu benim kendi tadım; kendi kendimin tadıyım ben ve varım, yapıyorum. Var olmak, yaşamak, işte bu: Susamadan, canı çekmeden kendini içmek! Otuz dört yaş, otuz dört yıl! Otuz dört yıldır kendimi tatmaktayım ve ihtiyarım! Çalıştım, bekledim ve istediklerimi elde ettim: Marcelle, Paris ve özgürlük; artık bitti. Artık beklediğim hiçbir şey yok.”
Özgürlük tehlikedeyse
Mathieu’nun felsefi sorgulamasına benzememekle birlikte romandaki diğer şahıslar da seçim yapmakta zorlanırlar. Mesela Marcelle, çocuğunu doğurup doğurmamakta, Daniel Tanrı’ya inanıp inanmamakta, Boris Lola’dan ayrılıp ayrılmamakta, Lola intihar edip etmemekte kararsızdır… Sartre, onları hep bir seçim arifesinde gösterir okuyucuya, seçimlerinin ne olacağına dair ipuçlarını ise vermez. Ama varoluşçu felsefenin ipuçlarını bulmak mümkündür: Belirsizlik onların özgür insanlar olmalarıyla ilgilidir. Çünkü insan, kendisine sürekli bir varoluş özgürlüğü verilmiş bir varlıktır, özü olmayan bir varlık. Bu nedenle hep bir seçim yapma zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Ne var ki felsefe ile edebiyat arasındaki ilişki dengelidir. Varoluşlarını anlamlandırmaları için hiçbir şeye zorlamaz roman kişilerini; şöyle ya da böyle olmaları için sıkıştırmaz: “Ne Tanrı’nın buyuruları, ne ahlâkın kuralları, ne geçmişleri, ne tutkuları, ne düşünceleri, ne de toplumsal durumları onları şu ya da bu biçim bir kişi olmaya itecektir”. Ancak roman kişileri –Sartre’a yönelik kimi eleştirilerde iddia edildiği gibi- soyut varlıklar da değillerdir. Tersine, onları somut bir tarihe, somut bir topluma yerleştirir Sartre, o tarihin ve toplumun politik, ideolojik, psikolojik konjonktürü içerisinde biçimlendirir. Birbiriyle ilişkileri sevgi ve tiksinti, acı çekme ve çektirme, tutku ve ilgisizlik gibi çelişkili duygularla ilerleyen roman kişileri için “başkaları cehennemdir”!
Savaş teması edebiyatta çok kullanılmıştır. Akan kanların, feda edilen canların garip bir şehvetle dillendirilip insanın yerine mitlerin konduğu, kahramanlık pelerinine bürünmüş bayağılığa övgüler düzüldüğü hamasi hikaye ve destanlardan söz etmiyorum. Homeros’un “İlyada”, Tolstoy’un “Savaş ve Barış”, Şolohov’un “Durgun Akardı Don”, E.M.Remarque’ın “Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok”, H.Barbusse’un “Ateş”, Andre Malraux'un “Umut”, Hemingway’in “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedrettin” ve “Kuva-i Miliye” destanları gibi edebiyatın büyük yapıtlarında savaş atmosferi tarihsel süreçlerin insan kaderlerine yaptığı etkileri göstermesi açısından önemlidir. Bireysel ve toplumsal kaderler kendilerinin dışında gelişen ve asla önünde durma imkanı olmayan bu büyük kıyamet anında yeniden şekillenirken kimi yazar insan psikolojisini öne çıkarır, kimisi toplumsal etkileri vurgular. Savaşlar bireyin görev, sorumluluk, kin, nefret, korku, ihanet, kaçış, günah, vicdan azabı gibi insani duyguların en çıplak gözlendiği, çığlıklarla yatıştırılabilecek acıların dile getirildiği sahnelere gebedir. Yazarlar bu sahneleri işlerken bağlandıkları dünya görüşünü çarpıcı bir biçimde ortaya koyabilirler. Sartre, Mathieu karakteri üzerinden tam da bunu yapmış “Özgürlüğün Yolları”nda; insanın dünya ve toplum içindeki konumunu, insanın yaşam, toplum ve öbür insanlarla olan ilişkilerini II.Dünya savaşı özelinde derinlemesine sorgulamış.
Mathieu’nun aradığı özgürlüğü bulması savaşta taraf olmasıyla, başkalarıyla aynı kaderi paylaşmasıyla gerçekleşecektir. Savaş ona bir seçim yapma ve başlanma fırsatı vermiştir. “Edebiyat Nedir”de “düzyazı sanatı, düzyazının anlam taşıdığı biricik yönetim biçimi olan demokrasi ile bağdaşır ancak. Biri tehlikedeyse, öteki de öyledir. Ve o zaman onları kalemle savunmak yetmez. Bir gün gelir, kalem durmak zorunda kalır; o zaman yazarın kalemi bırakıp silaha sarılması gerekir” diyen Sartre’ın kahramanı Mathieu de faşizme karşı silaha sarılacak, -bir Alman askerine sıkılmış bile olsa- kurşunlarının “yeryüzündeki bütün güzelliklere, sokağa, çiçeklere, bahçelere, sevdiği ve sevmiş olduğu her şeye” yöneldiğini bilmenin mutsuzluğunu duyumsayacak, ama yine de savaşacaktır. Mathieu, bize Sartre’ı hatırlatır.
Sartre’ın romancılığı
“Özgürlüğün Yolları”, Sartre’ın felsefi görüşlerini anlamak, bir entelektüel olarak eleştiri ve özeleştirisini, siyasi seçimini, komünizmle kurduğu bağları görebilmek açısından hiç kuşkusuz önemli bir roman. Yazıldığı dönemin sorunsallarını düşünüldüğünde, faşizm belasını yeni atlatan ve bu belanın bir daha tekerrür etmemesi için kimlerle ittifak yapacağını kestirmeye çalışan Fransız entelektüellerinde yarattığı heyecan daha kolay anlaşılacaktır. Kaldı ki özgürlüklerine sıkı sıkıya sarılmış Mathieu figürüne, hele ki bugünkü konjonktürde çok kolay empati yapılabilir. Varoluşçuluğa pek çok eleştiri getirmek mümkün, ama sosyalizmle bağı sınıfsal nedenlere dayanmayan entelektüeller için bir çırpıda reddedilemeyecek şeyler söylüyor Sartre.
Romanı bir dünya görüşünün edebiyata halel getirmeden bir edebi metinin her bir sayfasına nasıl nüfuz edeceğini göstermesi açısından da önemli buluyorum. Yukarıda da belirttiği gibi, bunda savaş atmosferinin büyük payı var; hem felsefi tartışmayı daha çarpıcı bir hale sokuyor hem romanın dramatik yapısını güçlendiriyor
Peki Sartre ve felsefesini bir kenara bıraktığımızda ne kalıyor geriye? Bir roman tadı bulabiliyor muyuz? Roman kişileri felsefi kuklalar olarak mı kalmışlar yoksa ete kemiğe bürünmüşler mi? Kadın erkek ilişkileri, cinsellik, mekanlar, savaş sahneleri sözcüklerle canlanabiliyor mu? “Sartre ve Edebiyat” başlıklı bir yazıda elbette bu ve benzeri soruların cevabı da aranmalıdır. Sözü uzatmadan son sözü ilk baştan söyleyelim; “Özgürlüğün Yolları”, edebiyatseverleri doyuracak bir roman üçlemesi.
Süslemelerden uzak, sade bir dil; ama kahramanının bilinç akışının her kıvrımını yakalayabilen, karşılıklı konuşmaları sıkmayan, anlatıcının gevezeliğe hiç kaçmadığı çok devingen bir metin okuyacaksınız. Bu metinde çizilen Sartre’ın roman dünyasıdır. “Bizi onun romanlarına bağlayan şey varoluşçu aykırı, bayağı entrikalar değildir; birbirinden pek ayırt edilemeyen kişiler değildir; alabildiğine nesnel olan anlatış değildir; neden sonra beliren ve ilerde de göreceğimiz gibi, yansıtmaya çalıştığı canlı dünyaya karşı çıkan kuramsal (nazari) anlam da değildir. Bizi bu romanlara bağlayan şey, yazarın yarattığı evrendir. Sartre’ın büyüklüğünü yapan, okurlarına tanıtacağı bir evreni oluşudur.
__________________

Türküler Sustu , Halaylar Durdu Hüzün Geldi Baş köşeye kuruldu

Yoruldu Yüregim , Yoruldu



Ayche Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 16-01-2008, 23:54   #2
Banned
 
tyler durden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

sartre öldüğünde en anlamlı söz albert camus'dan geldi.

"sartre fransa'dır".


"Bulantı"dan

Bizden rahatsız olan bir varolanlar yığını, ne birilerinin, ne ötekilerinin; hiçbirimizin burada olmak için en ufak hakkımız yok. Karışık ve belirsizce tedirgin olan her varolan diğerlerine göre kendini fazla hissetmektedir. Fazlalık, bu ağaçlar, bu kafesler, bu çakıllar arasında kurabileceğim tek ilişkidir.

Boşuna kestane ağaçlarını saymaya, onların yerlerini belirlemeye, yüksekliklerini çınarlarınkiyle karşılaştırmaya çalıştım: onların herbiri, içine sokmaya çalıştığım bu ilişkilerden kaçıyor, yalnızlaşıyor ve taşıyordu.

Bu ilişkilerin (dünyanın yıkılışını geciktirmek için korumaya inat ettiğim ölçülerin, niceliklerin, yönlerin ilişkileri) keyfiliğini hissediyordum; artık şeyleri aşmıyorlardı. Şurada, karşımda, biraz solda olan kestane ağaçları fazlaydılar.
__________________
Click the image to open in full size.

Sen her şeyi biliyorken,
Ben her şeyi göze almışken,
Sana uzaktan kıvranmak,
Nasıl acılı bir kanserdir bilemezsin!
tyler durden Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 17:48 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580