Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > Edebiyat - Türkçe

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13-03-2007, 04:54   #1
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kompozİsyonun Tanimi Ve DÜzenlenmesİ

Kompozisyon, resmin çizgi, renk, yüzey, biçim, perspektif gibi en önemli elemanlarından biridir. Kompoze etmek (yerleştirmek), resmin diğer elemanları arasından resim için yararlı olanlarını seçip organize ederek, birlikteliklerini bir denge ve armoni içinde sunmaktır.
Her sanatçı, kompozisyonu, kendi yeteneği, bilgisi, hayal gücü ve tekniği doğrultusunda kurar. Kompozisyon içinde kullanılan her elemanın mutlaka açık seçik bir görevi vardır. Kompozisyonun iskeleti içinde sanatçı tüm ayrıntılar dahil her şeyi yerli yerinde kullanmakta zorunludur.
Uzunlamasına, yanlamasına, kare, daire, ne biçim bir sınırla çevrelenmiş olursa olsun, çok iyi kompozisyon kurgusuna sahip bir resme bir şeyler eklemek veya çıkarmak olanaksızdır. Büyük, usta ressamların eserlerinin temelinde de bu yatar. Konusu çok basit veya karmaşık olsun, sağlam bir kompozisyon kurgusu üzerine oturtulan resim kendini her zaman kabul ettirecektir.
Kompozisyonda Simetri, asıl (koz olarak kullanılan) elemanları dengelemek amacıyla kullanılır. Asimetri ise kompozisyonda elemanların çok düzenli, göze hoş gelmeyen bir ritm içinde yerleştirilmiş olmalarını bozabilmek, resmin daha dinamik ve dikkat çekici olmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Statik (sakin, durgun) kompozisyonlar rahatlık duygusunu vermek amacıyla kullanılırken, geometrik kompozisyonlar boşluktaki geometriyi açık bir şekilde belirtmek amaçlı kullanılır.
Önünüzde çok geniş alana yayılmış bir manzarada, ağaçlar, yollar, evler, dağlar var. Bütünüyle mi, yoksa pasajlar halinde mi? Yoksa küçük bir detayı mı yakalayıp resmetmeyi mi seçeceksiniz? İşte bu size kalmış bir şey.
Resim yapan kişinin ilk işi, yapacağı resmin (çizgi, renk, leke, biçim elemanlarından herhangi biri ile olabilir) kompozisyon tasarımı olacaktır. Kafasında tasarımı oluşturduktan sonra, bunu kâğıda, tuvale kompoze etme işine girişecektir.
Resim sanatı, bir şok -anî tesir- sanatıdır. Yani, duygular üzerinde müspet telkinler yapan psikolojik kanunlar, eserin yapı elemanlarının dayandığı esaslardır. Kompozisyon, seçilmiş veya verilmiş bir alanın eşya ile sistemli örgüsüdür. Renk, valör, ritim ve matiere gibi tesir yapacak plastik elemanları bir disiplin içinde yaşatmak, kompozisyon bilimidir.

Yapıcı planlar, tuvalin dik ve yatık çizgilerle kurulan geometrik çatısı kompozisyonun temelidir. Kelimenin asıl anlamında, birçok objeyi gruplandırmadan da kompozisyon vardır : “Bir ağaç veya sade bir figür içinde, dünyanın ruhunu taşıyan bir kompozisyon vardır. Önemli olan, yeni buluşlar yapmak, realitenin kanunlarını keşfetmektir. Bir eserin kendini ayakta tutabilmesi gerektir. Kuruluşunda, göze çarpan delikler -aksaklıklar- olmaması gerekir.”


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:54   #2
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

“Ressamın doğuştan kabiliyetleri vardır. Bu kabiliyetler içinde en mühimi, arının nasıl bal yapma kudreti varsa, ressamın da resim yaparken elindeki dokümanları en iyi şekilde değerlendirebilmesi ve ona hakim olabilmesidir. Arı, balını gelişigüzel dışarıya fırlatmaz. Düzgün, geometrik petekler içine yerleştirir, işte bu ilim, gerçek sanatçının yolu olmalıdır. Bu, komple sanatçının etüdü; desenin, ritmin, perspektifin, deformasyonun ve rengin müşterek çalıştığı bütün ve tam bir sanat eseridir.”
Ruhun ihtiyacı yönünde, olgun bir havaya bürünmeyen eser fonksiyonunu yapamaz. Bu mefhum, şahsî şekillendirmeler ve kendimize ait olanı keşfetmekle gerçekleşebilir. Şu nokta da, her zaman önemini kaybetmez: Bir sanatçı, her an sanatçı değildir -ancak şuuraltının şuura doğduğu zamanlarda sanatçıdır-.
Bir kompozisyonda çok fazla eşya ve imajlardan kaçınmak ifadeye daha fazla kuvvet verir. Yüzlerce figür yerine, bir tek figürle iktifa etmek herhalde bir noksanlık da değildir. Konuya kuvvet vermekle espri yok olarak genel armoni zayıflar. Bugün, ressamlar çok şey biliyorlar ve güzel konuşuyorlar; konudan gelen hatırlatmayı azaltıyorlar ve plastik elemanların saltanat sürdüğü piktüral düzene ağırlık veriyorlar. Her devir için tabiat, ressamın düşüncesi için zengin imajlarla doludur. Her devirde tabiattan faydalanma vardır ve elbette olacaktır. Çünkü, o bir prensiptir. Bir prensip ve bir noktadan hareket, makul sebeptir.
Kompozisyondan gaye, fikri düzene koymak ve bir esprinin adamı olmaktır.
İnsan eseri olan sanatın yapı düzeni, estetik mekanizma, kompozisyonun sırrıdır. Konuyu ve bu tip düşüncenin kompozisyonunu uzaklarda aramak boşuna, onlar en yakınımızdadır. Her an, en yakınımızda gördüğümüz eşya bize ait ve bizi tutacak şeylerle doludur. Sevgimize ve alakamıza mazhar olan her şey konudur. Her şey, bir resim yapabilmek için lüzumlu kuvvetlere sahiptir. Bundan dolayı çok çeşitli konularda dağılmak esprinin kabul edemeyeceği bir iştir. Buradaki mesele, sanat nosyonuna girebilmektir. Bir eserin vücut bulmasında, sıkıcı tarafların sebeplerini araştırarak, içgüdünün telkin edeceği esaslarda birleşmesini istemek, kompozisyondur.
Plastik sanatlarda hareket noktası konu değil kompozisyondur. Her zaman bu noktadan hareketle, eşyayı lekeler bütünlüğü, bir form anlayışı içine yerleştirmek, enteresan neticelerin doğmasına amil olur. Bir formda, birlik ve bütünlükte gelişen eser bir mükemmellik gösterir. Kompozisyon biçimlerinde dağılma ve genişlemeler olabilir.
Anî heves ve çalışmalar, taklit ve hayranlıklardan doğan konu ve duygulanmalar, etütten öteye geçemez. Bu sebeple öz ve bilimli çalışmaları sevmek, daha olgun anlayışa yönelmek lâzımdır. Her zaman ısrarla üzerinde durulması gerekli nokta tabiat etütleridir. Bu etütler, göze ve dimağa ait kabiliyeti, matematik koordinasyon duygusunu ve proporsiyon mefhumunu geliştirir. Zihinde tasarlanan ve kompoze edilen konu, eşya kümeleri, tuvalin ölçülerine uygun düşen geometrik düzen içine alınmalıdır.
Sanatçı, bizi duygulandıran nesnelerden intibaların, düşüncelerin, hayallerini zihinde tekrar yaratarak eşyayı manalı bir senteze bağlar. Eşya sanatçının iç dünyasında birlik ve bütünlüğe kavuşur. Duygularını kendine rehber eden sanatçı, görünüşler zincirinde, benliğini saran ve duygulanmasına sebep olan malzemeyi, akademik, realist veya abstre ifade şekillerinden biriyle kendi şahsi yönünde tablosunu örer. Bu kompozisyonda, geometri, sayı, valör, renk, alan; bu beş temel disiplin bir form gösterme kabiliyeti içinde ise, sükse kazanarak, hayranlığı en üst seviyeye çıkarır.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:54   #3
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bir konu, toplu ve bütün olarak koyu açık değerleriyle görülerek renk bunun üzerine tatbik edilmelidir. Konu, kontrast titreşimler yapan durumları sezdirebilir. Yerine ve yakışığına göre, konunun verebileceği lüzumları duyguyla sezmek, asıl olana inmektir. Şu halde sanat nosyonu; kalbin sesini dinlemekle çözülür. İçimizin sesi sanatçıyı hem kompozisyon şuuruna, hem de stile yardım eder. Sözünü ettiğimiz mantık yollu klişeleşmeler, ruhsuz, basmakalıp, değersiz işlerin yaratıcısı olur.
Yaşanmamış konu, gerçek değildir. Her konu bir kompozisyondur. Bir konu üzerinde çalışmak için mutlak surette etraflı bir araştırmaya ve desen etüdüne ihtiyaç vardır. Detaylı bir etüt yapmalı ki, asıl olan çalışma sona erdiğinde, gerçek ve doğru olandan izler kalabilsin, kompozisyon okunabilen açıklıkta neticelensin.
Kompozisyon, bir eser için her şeydir ve işin başında halli gerekli noktadır.
Kompozisyon şuuru içinde, stilimizi meydana getiren sebeplerle eseri, mistik değerler zinciri içinde geliştirmek, artistik yaratışın en mühim kaygısıdır. Bu noktayı şöylece özetlemek mümkündür :
Şuuraltı varlığı : Mistik değerler zincirinin yaratıcısıdır.
Konsepsiyon : Anlayış biçimi. Konuyu ifadede göstereceğimiz orijinalite.
Estetik : Mistik değerlerdir.
Şahsiyet : Tabiatı görüş açısı mistik değerlerden sonra, orijinal olmak problemiyle, sanatçının bütün yapılanların ilerisine geçme istidadı. Eski kavimlerde “intuision” yani doğuş esastır. Onların çalışmaları bize bu esastan hareket ettiklerini gösteriyor. Bir resmin bakış açısı, genel prensipler yönünde olur. Bunlar kaide değil, kanundur. Tabiatta ve sanatta psikolojik kanunları tanımak, onlara hakim olmak demektir.
Mistik değerlerin yaşatılması; rengin, şeklin, valörün bütünlük esprisinin konması demektir. Bir evin şartı, kapısı ve penceresidir. Bu basit mantık -akıl yürütme- resim sanatında -her sanat dalında- duyguların mantığı olarak gelişir. Estetik lüzumlar ki, bunlar, kompozisyon prensipleridir. Bunları egzersizlerle kavramak -duygunun kanunlarını yerine getirmek- lüzumu vardır. Tuval üzerinde meselâ, koyduğumuz beyaz bir leke, estetik bir ihtiyaç için vazifeli olmalıdır ve buna inanmalıyız ki hakikate erelim. Bugün resimde başarının sırrı, klâsik eserlere çok bakmak, onları okumak, onları anlatmak, tanımak ve sevmekle mümkündür.
Duygular üzerinde tesir yapan teknik bütünlüğü ve espriyi sağlamak, kompozisyonu yaratmaktır.
Form- Şekil, Kompozisyon
Form, bir desen ifadesi ve mefhûmu olduğu gibi, bir sanat eserinin bütününü içine alan elemanların organizasyonundan doğan bir mükemmellik ve bir netice anlamına da gelir. Formun göze hitap eden yapı elemanları; çizgi, valör, renk, şekil, ritim ve tekstürlerin sadelik, bütünlük, birlik içinde bir armoniye bağlanmaları ve bir stilde temsili, form diye adlandırılır. Teknik formasyon ve malzemelerin, tuvallerin kullanılması da forma tesir eden kalitelerdir.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:54   #4
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Her sanatçının, formu meydana getiren organizasyona karşı hassasiyeti ölçüsünde, şahsi sezgisi vardır. Formu ve organizasyonu meydana getiren maddi ve manevi sebepler, psikolojik kanunlara bağlıdır.
Eserin genel deseni, aynı anda hem kompozisyon ve hem de formu olur. Kompozisyon; denge, ritim, dominant ve armoni gibi prensiplerle ideali aksettirir.
Organizasyon, parça halindeki bütünlerden birleştirilmiş bir bütün geliştirmektir. Armoni ile renk, şekil, valör bütünlüğü anlaşılır. Resim alanının sınırı içinde armoni, tekrarlar ve ritimlerle gerçekleşir. Çeşitlilik, birlik ve bütünlükte değişiklik armoni demektir. Dengeli bütünlük, genel formu yaparken, armoni de kompozisyonu yaratır.
Formu takdim eden elemanlar; çizgi, şekil, valör, renk ve dokudur.
Bir strüktür-yapı, bünye-elemanları, materyal ve teknik yolla, armoni ve varyasyon içinde dengelenir; bütünlük ve uygunlukta, nispetlerde, harekette, espas içinde bulunarak, zaman ve mekan birliğine - vahdete - götürülerek orijinal havaya bağlanır.



Çerçeve
Bir konu yardımıyla gelişen organizasyonun başında, resim alanının sınırı, şekli ve nispetinin takdiri lazımdır. Piktural -resme ait- elemanlar ancak seçilen bir sınır içinde belirlenebilirler. Kararlanan alanın organizasyonu için, elemanları ve ölçüleri kompoze etmek, ressamın hayal gücüne -muhayyilesine- bağlıdır. Ressamlar tuvallerini, geometrik ve matematik ölçülere göre temellediler. Genellikle; dikdörtgen, kare, oval ve dairevi tuval biçimlerini tercih etmişlerdir. Bu biçimler içinde en uygun şekil, dikdörtgendir. Kare, en az değişiklik ve eşitlikte olması ile optik realiteye -göze ve duyguya- terslik gösterir. Uygun ölçülü bir dikdörtgen tuval, gözün ve gönlün rahatlamasına vesiledir. Formel -açık, kesin- ölçülü dikdörtgen tuvaller, optik ve matematik uyum gösterirler. Rönesans sanatçıları, klasisizmin getirdiği konulan -dikdörtgen veya dairevi alanlara uygun arabeskler örerek yerleştirmişlerdir. Böylece zihinde olgunlaşan konuyu, en uygun ölçü ve forma bağlamışlardır.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:55   #5
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Pratikte Kompozisyon için kullanılan Şemalar:
ABCD- Büyük altın kesim alanı. Bu alanda kompozisyonun en önemli, en belirgin figürleri yer alır.
A’B’C’D’- Küçük altın kesim alanı. Bu alana da kompozisyonun ikinci derecedeki figürleri yerleşir.
(O) noktasına önemli bir figür getirilemez.
(E) noktası, (ölü noktadır.) Kompozisyonun büyük altın kesim alanı ile küçük altın kesim alanı arasında yukarıda yer almaktadır. Bu (Ölü noktaya) kompozisyonun önemli, belirgin figürleri çizilmemeli. Eğer bu noktaya güçlü bir figür, renk, valör, çizgi getirildiği takdirde, kompozisyonun bütünlüğünü bozucu ve dikkatli dağıtıcı etki yaparak, gözün o noktada sabitleşmesine sebep olur.
KOMPOZİSYONUN ÖZEL ETÜDÜ
“Kompozisyon şekil, valör ve renklerle yaratılan bir örgüdür.”
“Kompozisyon biçiminde vuzuh olması, tesiri fikse eden kıymettir.”

Abidin ELDEROĞLU

“Kompozisyon ressamın duygularını anlatmak için, elinde bulundurduğu çeşitli elemanları dekoratif bir tarzda düzenlemesi sanatıdır.»

H. MATİSSE

Kompozisyon için, elemanları seçmek, bunları plastik alana transpoze ederek, düzene koymak gerektir : Bunun için tablonun her elemanı bütünün güzelliğine yardım ederek, espriyi tatmin edecek inşa prensiplerine göre ele alınmalıdır.
Alanın Organizasyonu (Düzenlenmesi)
Temsil edilen şey, tuval denen sabit ve sınırlı bir alan ile anlaşarak dengelenmiş bir organizasyonu gerektirir.
Motif (konu), renkli veya renksiz maşlar halinde düşünülür ki, bu işin duygu tarafıdır. Sonra, bu hacimlerin, tuval üzerinde nasıl yer alacağı ve biri, diğeriyle nasıl kaynaşıp bütünleştirileceği çizgilerle aranır ki, bu da işin espri tarafıdır. Renge gelince, bu özel bir konudur; aynı motif değişik zamanlarda, değişik renklerle ele alınabilir. Şimdi, kompozisyonun üç temel faktörünü göreceğiz: Maşlar, çizgiler, renkler. Bunlar arasında herhalde çok sıkı bir alâka olacağı tabiidir.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:55   #6
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Maslar
Bir konu karşısında önce dikkati çekmesi gereken maşlardır. Bunlar; iri ve küçük, kuvvetli veya zayıf tâ çocukluğumuzdan beri bizimle beraber olan kavramlara tekabül ederler. Öyle ki, boy ve gençlik fikri, espriye çizgiden evvel kendini kabul ettiriyor gözükmektedir.
Hacimler ve genişlikler (boşluklar ayrı ayrı ele alındığında bir şey ifâde etmezler; ancak değerlerini kendini çevreleyen hacimler ve genişliklerle karşılaştırma ve zıtlıkla bulurlar ki; bundan da dengeli veya dengesiz bir bütün doğar. Bunun için motifi tabloya yerleştirirken bazı manevî prensiplere dikkat etmek lâzımdır. Bunlar, masların iyi bir dağıtımını yapmak, her alana aranan neticeye göre tam nispetleri vermektir.


a) Masların iyi bir dağıtımını yapmak :
Tiyatro sahnesinde aktörlerin birinci şahıs etrafında belli tarzda yer değiştirdikleri gibi, tuvalde yerleştirmelerde temsil olunan şeyin elemanları, aranan netice ve tesir göz önünde bulundurularak dağıtılmalıdır. Bu dağıtımda tablonun hiçbir kısmının boş gözükmemesine veya her parçanın kompozisyon içindeki vazifesine dikkat etmelidir. Gereğe ve yakışığa göre, dengeli bölgeler halinde inşâ edilmelidir. Fonlar değişik ton ve tuşlarla organize edilmelidir. Yön ve formların değişmeleriyle genişlik ve derinlik kavramını hatırlatırlar.
Parça (mas) ağırlıklarının tablonun belli kısımlarında toplanması ile akla gelebilecek dengesizliği yok etmeli.
b) Her alana istenen neticeye göre doğru nispetler vermek :
Desende, yeryüzünde dolaşan satıhlara yani, doluluğa nazaran, gökyüzünün boşluğuna verilmek istenen genişliği tespit etmekle işe başlamalıdır. Yani objeleri önem sırasına göre tespit ile işe başlanır. Ufuk çizgisini tuvalin ortasından geçirmek herhalde çok eşitlikten, tatsız bir birlik intibaı vereceğinden, çok yukarı veya aşağı çekmek de aynı tatsız neticeyi doğurur. Bu basit bir kompozisyon prensibidir. Olgun bir zevkin işareti sayılan renklerin iyi bir denge yapacak biçimde dağıtımı lâzımdır.
Böylece :
-Aynı alan veya hacimlerin tekrarı gibi can sıkıcı bir birliği istememeli. Yan yana dizilen ağaçların, bir çiçek buketi taşıyan vazo ile aynı büyüklükte olması gibi nispet tekrarları, figürlerin simetrik yerleştirilmeleri, masların aynı yönde (istikamette) yönlendirilmelerinden kaçınılmalıdır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.
- Desende veya renkte monotonluktan kaçınmak gereği unutulmamalıdır. Çift sayılı gruplandırılmış veya yalnız bırakılmış figürler, duvarlar, birinci plânlar gibi büyük alanlar üzerinde ton değişikliği veya süsleme eksikliği gibi teknik noksanlıklar olmamalıdır.
Şu halde, maşları aramalı ve onları o şekilde düzenlemeli ve yerleştirmeli ki, estetik fonksiyonlarını tamamlasınlar. Estetik ise bir nispet meselesi. Bunun için temsil edilen şeylerin çatısını, temellerini hissedilen düzenleyici çizgilere bağlamaktır.
Çizgiler
Çizginin olmadığı bir resim, sağlam olmayan bir güvensizlik hissi uyandırır. Çizgi aynı zamanda süslemenin de temel elemanıdır.
a) Tuval üzerinde çizgilerin iyi dağılımı armoni için şarttır. Bu her şeyden önce gruplandırma, yönlendirme, pozisyon (yerleştirme) meselesidir. Tecrübe ve akıl gösterdi ki, bir tabloda yapılabilecek en güzel oranlar, kare veya dikdörtgen olan tablonun boyutlarından meydana gelenlerdir. Dikdörtgenin tarihten önce de bilinen en armonik bölümleri şunlar :
Dikdörtgenin kısa kenarlarının ortasından çekilen bir ufkî çizgi ve uzun kenarların l/3’inden çekilen dik iki çizgiyle dikdörtgenin altı eşit parçaya bölünmesi, uyumlu bir bölüm sistemini vermektedir.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:55   #7
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

St. Andre Haçına göre bölme:
Dikdörtgenin üst köşelerinden büyük kenarlar üzerine, küçük kenarların katlanma noktalarına eğikler çizerek elde edilir.
Altın Bölüm’e göre bölme :
Bu bölüm, kenarları oranlı parçalara ayırmaktır. Büyük parçaların, küçük parçalara olan oranı üzerinde durulan kenarların büyük parçalara olan oranına eşittir. Bu mutlak değer olarak l,618...e eşittir. Bölüm noktalan elde edildiği zaman dik ve yatıklar, diyagonaller, daireler veya geometrik eğriler çizilir. Böylece karışık bir geometrik çizgiler ağı meydana gelir ki, bunun elemanları ne birbirine, ne de bunların doğuşuna âmil olan dikdörtgene yabancı değildir. Altın Bölüm çizgilerinin pratik inşası zordur.
- l ,6 oranında kenarları bölen noktalar geometrik olarak bulunabilir. Fakat bu arayış pratik olarak zordur.
- Bu özel noktaları veren özel yapılmış pergeller vardır.
- En iyisi kenarların uzunluğunu 1,6 ile bölmektir ve her ressamın resim kutusunda bulunması gereken bir metre yardımıyla bu bölüm noktaları bulunabilir.
- Bölme met****a daha sürat kazandırmak için plastik şeffaf bir mika üzerinde, her zaman çalıştığımız tuval büyüklüklerine tekabül eden düzenleyici çizgiler ve güzel bölümler işaretlenerek bunu tuvale tatbik etmek suretiyle mesele halledilebilir.
- Kareye gelince, onu da diyagonallerle veya 1,414’e eşit olan diyagonalin kenara oranı olan “Altın Sayı”ya göre armonili bir biçimde bölebiliriz.
Mesele şudur : Yerleştirme sırasında ortaya çıkan deseni düzenleyici çizgilerle çerçevelemektir. Bu düzenleyici çizgilerde ve ağlarda sağlam bir inşâ aramak kalp ve duygunun ihtiyacıdır. Armoni ve birliğe götürülen eser, içgüdünün yansıtılmış şekilleriyle kalben tatmin olmuş oluruz. Bu düzenleyici çizgiler üzerine, temsil olunanın, yönlendirici aksları, hakim çizgileri, karakteristik maşları, şahısları, arabeskleri gibi temel elemanlar oturtulabilir. Bu grafizmin sağlam geometrik oranlarından ve tuvalin boyutundan doğan bir armoni - uygunluk - ortaya çıkar ki, bu da bütün çizgilere belli bir akrabalık ve düzen birliği verir. Grekler, Mısırlılar bu inşâları biliyorlardı; klasik sanatçılar bunları çok kullandılar. Kübistler de bunlardan sistematik olarak faydalandılar. Esere ebedîlik ve üstünlük kazandıran, ruhun malı olan bu nispet kanunlarına kompozisyonlarda her devirde bilhassa “Altın Çağlar” eserlerinde âdeta gaye olarak yer verildiğini görüyoruz. Bir eser gelişigüzel bir şey değildir. Bağlanıp tutunduğu kıymetler ölçüsünde bir şeydir.
Yalnız, bu değerli rehber, hiçbir zaman göze batacak biçimde çok açık bir beyân olarak görülemez. Eserde belirlenmesi gerekli yönlerde hissettirilir. Bu geometri ve matematik, tabloda, ilhamın ve duygunun yerini hiçbir zaman almamalıdır. Önce ilham ve duygu ile spontane hareketlerle duyguyu tatmin edecek maşlar yerleştirilir. Bu değerli rehber, her zaman başka türlü elde edilemeyen bir ritim ve düzen getirir. Bu ilâhî değerin büyük artistlerin eserlerine nasıl bir armoni sağladığını görmek mutluluğumuza sebep olur.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:55   #8
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Renk
Eğer bütünün renkli armonisinin en iyi anlatmak istiyorsak, birinci prensip olarak tablonun bütününün, genel bir tonalite içinde olmasını dilememiz gerekecektir. Pratikte iki ana rengin karışımı üçüncü renk ile tonal değeri düşürülerek sağlanabilir. Bu iki ana rengin bütün nüanslarını birkaç kuvvetli ve bozuk ahenkli aksanları düz alanı kırmak için kullanmak yerinde olur. Bu renklerden bir tanesi çok şiddetli olarak kullanılmalı, ikinci hafifletilmeli, diğerleri ise fikir verici olmalıdır. Bu kanun eski ressamlara aitti ki, aynı zamanda değerli bir zevki ifşa ediyordu. Tablo hiçbir zaman uyumsuz renklerin delice bir sergisi olmamalıdır.
Diğer bir prensip, saf renkler yerine renkli grilerin oyunuyla uygunlukları aramaktır; bunun için zarif nüanslı çok ışıklı nâdir griler vardır. Bu arada, renk tekrarlarını veya aynı valörleri kullanmamalıdır. Renkli tuşları devamlı değiştirmelidir. Teknik uzun bir tekâmülden başka bir şey değildir.
Renk, Mas ve Çizgilerin Karşılıklı Alakaları
Bütün mesele : Çizgiler, maşlar, renkler ressam tarafından üç boyutlu mesafeyi (espas) tablonun iki boyutlu alanı üzerinde anlatmak için kullanılır.
Bazıları şekilleri yalnızca çizgilerle, diğer bazıları renk veya valör maslarıyla görürler. Fakat, bu şekiller sağlam olmayan dumanlı yerlerle kaybedilerek, gerçekleştirilmek istenen armonili hava, bütün içinde parçalanarak ve kesilerek sertlik ve dağınıklık intibaı vermemelidir. Aksine, önemleri duygu ve akla yakın dağılımları ferahlık ve sağlamlık verici mesafe hayâli vererek, her yere giren ışık ve atmosferin varlığı sayesinde tabiatta bulunan birlik intibaını vermeye yardımda bulunmalıdırlar.

Birlik
Birlik intibaı “hem göz, hem de düşünce için” gereklidir. Birlik izlenimi veren faktörler çeşitlidir :
Tablonun inşası ; masların düzenleyici çizgilere bağlanması.
Sınırların hesaplı estamplanması.
Pasajlar.
Renklerin armonisi.
Deformasyon
“Gerçeğe zarar verilmeden sonuç elde edilemez” diyen Braque, doğru söyledi. O halde deformasyon taşımayan bir desen piktural olamaz. Temsil edilenin çeşitli elemanlarını mübalâğa etmek için birçok sebep vardır :
- Kompozisyon gereği ritim ve armoniyi düzenlemek için yapılan deformasyonlar : Tablosunu armoni bağlarına önem vermeden yapan ressam belki tesadüflerin yardımıyla bir netice alabilir; fakat, çoğu zaman her sanat eserinden beklenen bütünlüğün dengesine zarar veren fantezilere düşebilir. Şu halde esas olan, deseni, düzenleyici çizgilere adapte etmek lâzımdır. Bu da, temsil edilmek isteneni düzeltmek, birleştirmek, yani deforme etmek demektir.
Ritm
Tabiatta her şey ritmdir. Denizin dalgaları, ağaçların sallanmaları veya ışık, hepsi birer ritmdir. Ritm dengenin şartıdır. Her şekil bu tutulan kararlılık intibaını vermelidir. Ritm için şu faktörlerin bir araya gelmesi gereklidir,
Tekrarlar : Çizgilerde yapılan tekrarlar.
Hacimlerin ve alanların düzenlenmesinde yapılacak tekrarlar. Bunları düzenleyici çizgiler üzerine kurulan inşalarda olduğu gibi, birbirinden doğan geometrik alâkalara göre uygun gruplandırmalar.
Renkte tekrarlar : Burada tekrar modülâsyonla yapılır. Değişik tonlardaki tuşların tuvale çekiç vurur gibi vurması ritmin karakteristik titreme izlenimini çok iyi ifade eder.
Zıtlıklar
Aynı prensipler ton, mas ve çizgi zıtlıkları için de varittir. Benzer zıttı çağırarak, rim münavebeleri yapar. Böylece koyu üzerine aydınlık, aydınlık üzerine koyu boyamak prensibi şüphesiz kabul edilir. Bu birbiri ardına gelen plânlan birbirinden daha iyi ayırmaya yarar. Hatta açık konulara daha iyi değer kazandıracak olan koyu renkli bir çizgi bu kısımları sınırlandırmada ve canlandırmada elzemdir.
Bozuk Ahenkler (Dissonanslar)
Dissonanslar renklerin titreşimini sağlayarak hareketlerine katılırlar. Bir bütünün renk alakalarını değiştirmek ve bütünü daha hoş ve canlı yapmak için; basit bir yeşil veya kırmızı bir aksan yeterlidir. Aynı şekilde dinlendirici bir nitelik taşıyan siyah ve beyaz, uzaktan uzağa füsûnkâr bir mutluluk ile canlı renklerin parıltısını bozabilir ve bütünleyebilir.
Armoni Kısımlarına Göre Tablonun İnşası
Verilen geometrik alakalara göre, tablonun boyutlarından gelen en armonili çizgiler, beraberlerinde hesaplı münavebelerinin neticesi ritmi de getirirler. Aynı şekilde bu armonili çizgiler hacimlere ait çizgi nispetleri de getirirler. Ritmin tarifi zordur. O, hissedilen bir şeydir.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:56   #9
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Seslilik
Sesli olan dikkati çeker benzetmesiyle, seslilikten kastımız, tablonun verdiği renkli intiba anlaşılır. Bu arada müzikle resim arasında benzerlik bulma isteğine karşı ikisi arasında bir karşılaştırma yapmamalıdır. Seslilik bu denge veya hissedilen bir heyecana özel bir ses hissi veren armoni, zıtlıklar, münavebe oyunlarıyla verilen renkteki ritmik intibâdır. Seslilik çeşitli faktörlerin birleşmesinden doğar: Işıklı kompozisyon, renkli valörler, şiddetli renk ve madde.
Renkli Valörler
Renkli seslerin varyasyonları veya valörlerle, ne anlaşıldığına daha önce temas edilmiştir. Modern ressamlarca bilhassa renk babında sıcak ve soğuk tonlarla, tonalite varyasyonları ve renk nispetleri üzerinde durulduğu görülüyor.
MODERN KOMPOZİSYON
Resim sanatında eşya, bir alanda değil, bir mekânda yer alarak sıralanır. Bu sıralama çerçevenin içindedir. Eşya kompozisyon biçimine sokulurken kesilebilir - nesneler, mekân içinde bir estetik formasyonla bağdaştırılır. İşte bu netice kompozisyondur.
Bir eser, düzen ve disiplin fikriyle yoğrulur. Kompozisyon fikrinin yer almadığı düzende, piktüral elemanlar dengelerini kaybederek, anarşi içinde kalırlar. Böyle bir çalışmanın bir mânâsı olamaz. Kompozisyon bilimine kavuşan mekândaki elemanlar, şahsî kavrayış ve düşüncelerle son bularak, hakiki benliklerine kavuşurlar.
İlk yapılacak iş, bir konunun verdiği havayı ve gereği, kompozisyon biçimini, sınırlı alanda düşünmek ve yerleştirmektir. Buradan doğan iki hakikat vardır: Biri, tabiat düzeni, ikincisi resim düzeni, konunun gereği ile alanı ikiye ve dörde bölüp, ağırlık noktasını/yatay eksenin üstünde veya altında düşünmek yahut dikey eksenin bir tarafına ortaları geçecek biçimde yerleştirmek, kompozisyon anlamına girmek demektir. Ağırlığı, kurucu eleman olarak, bir köşeye oturtarak bir fikir biçimine ve kompozisyon anlamına kavuşturmak mümkündür. -Her konu bu biçimler içinde düşünülebilir. Bu biçimler içerisindeki eşyanın, hükmü yok olur- Şu halde sınırlı alanda ilk yapılacak iş, kompozisyon biçimini kararlamaktır.
“Kompozisyon, seçilmiş veya verilen bir alan içine, formları yan yana, arka arkaya yerleştirmektir. Şüphesiz bu formlar, zihnimize doğan imajlardan alınacaktır”.
“Zihinde, böyle bir imajın doğmasını çabuklaştırmak için, bir modelden hareketle, duyguyu tekrar edebiliriz”.
“Bir alanın organizasyonu, matiere, valör, tonlar, formların istikamet çizgileri gibi tabloyu inşa eden çeşitli elemanların kontrastlı bir dengeyle görülen derin bir armoni prensibine dayalıdır. Yalnız ölçülü denge meselesi; asla eşitlik demek değildir. Zira, her düşünce, en içten olanı bile, tablonun sınırlı ve mücerret alanı içinde gelişmesine muhtaçtır. Çerçeve içinde, fizikî bir muvazene gereklidir”.
Resim sanatının özelliği, sınırlı alanda, valör, renk, şekillerle bir kuruluş anlamı ve sistemi içinde hareket yapmaktadır.
Duygu ve anlayış kabiliyeti olan sanatçı, kendisi için gerekli form karakterini, yaşadığı dünyadan, her gün gözleri önünde gelip geçen hadiseler zincirinde hassasiyeti ölçüsünde alır. Benliğini saran ve duygulanmasına sebep olan malzemeyi realist akademik, abstre ifade şekillerinden biriyle kompoze eder. Kompoze olan bu şekiller bir tarzda, ifadeye katılmasıyla “stil” kazanırlar. Sadelik ve orijinal havanın eklenmesiyle eser, yüksek bir varlık ve telkin kabiliyetiyle spiritüel anlam kazanır.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-03-2007, 04:56   #10
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Tabiatta her varlık bünyesi, bir kompozisyondur. Düşünce ile eşyanın saklı muammasını çözmek mümkündür. İnsan , varlıklar âleminin en yüksek yaratığı olarak, ruh ve beden yapısıyla organik ve sistemli bir bütündür. İnsanın beden yapısındaki armonik proporsiyon -oran- sistemi ve iskeleti, sanat eserinin de aynı mânâda birleşme sebebi olur.
Modern kompozisyon biliminin anlaşılması, şüphe yok ki bir hazırlık devresi istemektedir.
Görgü ve alışkanlıktan gelen kültürü benimsemek gerektir. Kavranan ve anlaşılan nesnelerin bir sınırı olmalıdır. Bu gereklidir.
Bir eserin kompozisyonu, eserin kalitesi -değeri- tecrübe ve şahsiyetimizden ayrı değildir. Eserine hayat, şahsiyet ve mistik katan sanatçı, bizi duygulandıran nesnelerden izlenimler alır. Seyirci de, sanatçının mânâ alanına ve sihirli dünyasına girmiş olur.
Bir eserin temelinde, sanatçıya göre değişen, fakat az veya çok gerekli olan, strüktür (yapı, bünye, doku, örgü), yani eserin dayanakları vardır. Bu strüktürün yokluğu, kompozisyon fikrinin kalkması demek olur ki, esere vücut veren bütün elemanların karışıklığa sürüklenmesi neticesi, istenen yüksek telkin kaybolur.
Çağdaş kompozisyon bilimi; net ve rahat bir görünüşe yön tutarak zihnî olmayan, saf ve içli bir tesir aramaktadır. Parça esaslı alâkalar gaye olmuştur. Sınırlı ekran, ilk ve anî tesir için kâfi görülmüştür. Dört kenarın içinde kalan alanın organizasyonu, dik ve yatık eksenler, diyagonaller ve özellikle kenarlar, köşeler, bu yeni kompozisyon biçimlerinde manâ kazanmıştır.
Resmimize geometrinin sınırında katı çizgiler ve formlarla başlamamız ve kompoze etmemiz normaldir. Bunların içinde düşünülen ve telkini istenen şekiller, stilimizin gereği realizasyona ve bizim için karakteristik ve sempatik detayın, zevkli bir bütünlüğe kavuşturulması beklenen ve aranan netice olur.
Sanatçılar, 19. yüzyıla kadar genel olarak, tabiat düzenine ve reel formlara saygılı olarak çalıştılar.
Masa üzerinde duran bir tabağın görünüşü, devirlere ve zevklere göre değişik anlatım biçimleri gösterdi. Saf kavramlar içinde tabağın görünüşü bir dairedir. Rönesansta, perspektif biliminin gelişmesiyle, tabak ovallesin 20. yüzyılın başlarında kübizmin getirdiği dünya görüşü ile tabak parçalanmış, sınırlı alanda dağıtılmıştır. Eşyanın benliğini kaybetme hızı, bundan sonra daha da artarak tamamen yok olmuş veya küçük bir hatırası kalmıştır. Hiç şüphesiz zamanın akışı içinde, yeni teknik imkânlar, yeni görüşler ortaya atmakta devam edecek.
Eğitimimizin derinliğinde ve imkânlarımızın nispetinde, eşyayı düşünebileceğimiz tavırda hatırlarsak, akademik görüşlerin kalıpladığı dar çerçevelerden çıkmak imkânına kavuşacağız.
Yüzyıllar boyu, resim sanatında genellikle iki kanun hakim oldu :
Eşyayı alanda yayma,
Eşyayı, alanda ve derinde yayma.
Bu iki kompozisyon prensibi asırlara, zevklere ve bölge karakteristiklerine göre sabit kalarak değişti.
Rönesans devri sanatı, derin çalışmanın ve ışık-gölgenin, perspektifin şiddetli olduğu, en fazla geliştiği devir olmuştur.


__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 13:29 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580