Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2007, 10:19   #11
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bu noktada, finansal piyasalara erişim konusunda büyük ve iyi bilinen şirketlerin üstünlüğü üzerinde de durmak gereklidir. Bu firmalar, hem menkul kıymet hem de kredi piyasalarından yararlanmak bakımından diğerlerine göre daha avantajlıdır.İyi bilinen bir şirket, piyasada faaliyetleri ile ilgili olarak en çok bilgi olan şirkettir. Bu tür bir şirketin yatırımcılar ve ödünç veren kurumlar tarafından değerlendirilmesi çok daha kolaydır. Şirket ne kadar büyükse ve ne kadar uzun bir geçmişe sahipse, piyasada onunla ilgili mevcut enformasyon o kadar çok ve böyle bir şirketin finansal piyasalardan fon temini imkânı o kadar yüksek olacaktır. Çünkü, yatırımcılar bu şirketin menkul kıymetlerini satın almaktan çekinmeyeceklerdir.
Akerlof’un potansiyel alıcıların kendilerine sunulan ürünün kalitesini doğrulayamadıkları zaman piyasaların işleyişinin aksayacağını gösteren çalışması, iktisat literatüründe asimetrik enformasyon konusundaki araştırmaların başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Asimetrik enformasyon, diğer piyasalar gibi finansal piyasaları da etkileyebilen önemli bir sorundur. Asimetrik enformasyon problemi özellikle finansal piyasalardaki tam rekabet koşullarını bozarak, menkul kıymet ve kredi piyasalarının işleyişini olumsuz yönde etkilemektedir. Menkul kıymet piyasalarında asimetrik enformasyon probleminin varlığı, fonların tasarrufçular ve yatırımcılar arasında etkin bir şekilde transferine engel olmaktadır. Bu durum, pazarlanabilir menkul kıymetleri firmaların birincil finansman kaynağı olmaktan çıkartmakta ve hisse senedi ihracı yoluyla finansmanı, firmaların pek sık başvurmadıkları bir fon temini yöntemi yapmaktadır. Asimetrik enformasyon problemi, kredi piyasasında ödünç verenlerin geri ödenmeme riskiyle karşılaşmalarına neden olmaktadır. Ödünç verenler, bu sorun dolayısıyla piyasada güvenli projeler olmasına rağmen kredi vermek istememekte ve kredi tayınlaması olgusu ortaya çıkmaktadır.

Asimetrik enformasyon problemi, finansal iktisat literatürüne öz kaynak tayınlaması teorileri ve kredi tayınlaması teorileri adı altında girmiştir. Öz kaynak tayınlaması veya finansman hiyerarşisi modellerinde, dış öz kaynakla yani yeni hisse senedi ihracı yolu ile finansman, firmaların en son tercih ettikleri finansman yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Jaffee ve Russell ile Stiglitz ve Weiss geleneğindeki kredi tayınlaması modelleri ise, krediler için daima bir talep fazlası olduğunu ve faiz oranındaki ayarlamaların piyasayı dengeye götüremediklerini göstermektedir. Bu modellerin ulaştığı bir sonuç da, ödünç verenlerin eksik enformasyon sahibi olmaları dolayısıyla ortaya çıkan kredi tayınlamasının, aksi halde gerçekleştirilmek durumunda olan riskli projelere yatırım yapmayı önlemenin etkin bir yolu olmasıdır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:19   #12
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Asimetrik enformasyon sorununun, hemen hepsi piyasa sisteminin kuralları içinde düşünülen çeşitli çözümleri vardır. Piyasadaki enformasyonun arttırılmasına yönelik olan bu çözümlerin en önemlileri, özel enformasyon üretimi ve satışı ile kamu düzenlemeleridir. Burada belirtilmesi gereken husus, bu tebdirlerin hiçbirinin asimetrik enformasyon problemini tek başına yok edemeyeceği gibi, menkul kıymet piyasalarında bu sorunun tamamen ortadan kalkmasının da mümkün olmadığıdır. Finansal piyasalara asimetrik enformasyon yaklaşımı, finansal piyasalardaki aksak ve hatalı işleyişin yapısal olduğu tezini savunmaktadır. Bu bağlamda, neoklasik yaklaşımın enformasyonun dışsal olduğu ve ekonomi içinde mükemmel ve maliyetsiz bir şekilde dağıldığı iddiası reddedilmektedir. Finansal piyasalar, işlem ve enformasyon maliyetleri açısından mükemmel olmayan bir yapıya sahiptirler. Kapitalist ekonomilerdeki başarısızlıkların sebebi, sistemin merkezini oluşturan sermaye piyasalarındaki bu aksak yapıdır.

Son olarak bazı finansal aracıların (‘bankaların’) diğerlerine göre üstün olmaları bakımından, menkul kıymet piyasaları ile kredi piyasaları arasındaki farka dikkat çekilmelidir. Bu fark, bankaların kredi piyasasındaki özel konumlarından kaynaklanmaktadır. Kredi piyasalarında faaliyet gösteren bankalar, kendi istihbarat birimleri sayesinde asimetrik enformasyon problemini en aza indirebilmekte; teminat istenmesi, risk primi uygulaması, bağlayıcı sözleşmeler düzenlenmesi gibi yöntemleri kullanabilmekte; itibar sermayesi ve öz sermaye yüksekliği gibi koşulları arayabilmektedir. Bankaların kredi piyasalarındaki göreli olarak üstün konumları ve buna bağlı olarak verdikleri kredilerin ‘özel’ olması, finansal piyasaların iki önemli özelliğine açıklık getirmektedir. Bunlardan birincisi, fon aktarımı konusunda kredi piyasalarının menkul kıymet piyasalarından daha önemli olmaları; ikincisi ise, bankaların firmaların dış finansman için başvurdukları en önemli kaynak olmalarıdır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:19   #13
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Örnek olarak Enron olayınını inceleyebiliriz:
· 1997-2000 yılları arasında Enron’un karı en az 586 Milyon USD (yaklaşık ortalama %20) fazla gösterildi.
· ÇOK sayıda Özel Amaçlı Şirket (Special Purpose Entity – SPE) kuruldu ve bunların en az bir kısmı yasal olmayan/muhasebe standartlarına uymayan şekillerde kullanıldı (fiktif kar elde etmek, fiktif sermaye elde etmek ve borç yükünü düşük göstermek).
· Vergi muafiyetinden yararlanabilmek için 900’den fazla off-shore şirket kuruldu (bunun yasalara aykırı olarak yapıldığını gösteren şu anda herhangi bir bulgu bulunmamaktadır).
· Görünüşe göre yukarıda yazılanların en az bir kısmı Arthur Andersen LLP’nin bilgisi ve zaman zaman tavsiyeleri üzerine yapıldı.
· Arthur Andersen LLP 2000 yılında Enron’dan, çoğunluğu danışmanlık hizmetlerinden olmak üzere, 52 Milyon USD kazandı (haftada 1 Milyon USD!).
· Arthur Andersen LLP çalışanlarının bir kısmı Enron ile ilgili çok sayıda belgeyi, bunların bir mahkeme tarafından talep edilebileceği bilinmesine rağmen, yok etti (bu karar denetim şirketi için, suçsuz bile olsa, çok maliyetli olacağa benziyor).

Bunlar nasıl yapıldı ve daha önemlisi niye yapıldı?
“Nasıl” sorusunu genel hatlarıyla cevaplamak hiç zor değil. Genel kabul görmüş muhasebe standartlarının harfine (genellikle) uyarken bu standartların ruhuna uyulup uyulmadığına bakmadan yetenekli ve zeki kişiler tarafından sınırların zorlanmasıyla yapılmıştır.
Peki, niye yapıldı? Bunu açıklamak için kolay yolu seçip kişisel hırs, etik eksikliği, cesaret eksikliği gibi unsurlar sıralayabilirim ama olayı gerçekten anlamak için daha derine bakmak gerekli.
Piyasaları modellerken ilk varsayımlarımızdan bir kısmını “mükemmel pazar” varsayımları diye gruplandırırız. Bu koşullar altında piyasalar (adı üzerinde) “mükemmel” işler ve kaynaklar en çok fayda sağlayacakları kullanımlara yönlendirilerek ekonominin toplam üretimi arttırılır. Ancak, gerçek piyasalarda bu varsayımların çiğnenmesi üzerine sorunlar yaşanabiliyor. Piyasalar düzgün işleyemiyor, hatta toptan çökebiliyor.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:19   #14
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

“Mükemmel Pazar” varsayımlarının hepsini inceleyecek değilim; ama özellikle konumuza önemli katkıları olacak iki tanesine dikkat çekmek istiyorum.

1. Tam rekabetçi piyasalar veya çok alıcı/çok satıcı varsayımı
Bu varsayım ilgilendiğimiz piyasanın hem alıcı hem satıcı tarafında çiğnenmektedir. Satıcı olarak beş tane (Arthur Andersen LLP de dahil olmak üzere) büyük satıcı piyasayı elinde tutmakta, ama burada esas önemli olan alıcının (Enron) çok büyük ve dolayısıyla güçlü olması. Klasik incelemede bu sorunlar fiyat ve miktarın belirlenmesinde etkili olur ve üretici/tüketici fazlalarının el değiştirmesiyle sonuçlanırdı. Ancak, gerçek piyasalar bundan çok daha karmaşık oluyor ve aşağıda belirteceğimiz varsayım da çiğnendiği için bir çapraz etkileşim de oluşuyor.

2. Tam/Mükemmel bilgi varsayımı
Piyasadaki tüm katılımcıların anında bilgilerin tamamına bedelsiz olarak sahip olduğunu varsayıyor. Varsayımın çiğnenmesine rağmen bir sorun yaşanmadığı için kullanılan bir durum daha vardır. Eğer bireylerdeki bilgiler fiyat mekanizması (Adam Smith’in meşhur görünmez ‘el’i) aracılığıyla biriktirilebilirse ve denge fiyatına ulaşılırsa, piyasanın davranışı tam bilgi durumundaki davranışından ayırt edilemez. Maalesef birçok piyasada bu bile sağlanamamaktadır.

Bu konuyu daha yakından inceleyen bazı araştırmacılar aslında gerçek durumun “asimetrik bilgi” ile tarif edilmesinin daha doğru olacağını savunmuştur. Asimetrik bilgi durumunda alıcılar ve satıcılar arasında (hatta zaman zaman bu grupların içerisinde bile) bilgi farkları mevcuttur. Piyasada malların kalitesi değişik olabilmekte ve satıcı kalitenin farkında iken alıcı malın kalitesini henüz ayırt edememektedir. Bu konuyu çeşitli yönlerden ayrı ayrı incelemiş üç araştırmacı (Akerlof, Spence ve Stiglitz) 2001 yılında Ekonomi alanında Nobel ödülünü kazandılar.Bu araştırmacılardan George Akerlof otomobil piyasasını örnek olarak kullandığı bir makalede arabaların iyi veya kötü (yani Limon) olduğu ama farkın bir süre kullanmadan anlaşılamadığı bir ortamda ikinci el “iyi kaliteli” araba piyasasının çökeceğini (alım-satım olmaz veya neredeyse sıfır olur) göstermiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:19   #15
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Literatürde bu tür sorunlara çeşitli çözümler önerilmiştir. Bunların en önemlileri “Devlet gözetimi”, “Hukuki korunma” ve “Bilgi üretimi” olarak sayılabilir ancak hepsinin kendine has sorunları mevcuttur ve ideal çözüm olmayabilirler. Devlet gözetiminin sorunu “Devlet”in her zaman dürüst olmayabileceği veya başka amaçları da olabileceğidir. Hukuki korunmanın kanunlar ve mahkemeler aracılığıyla uygulanması gereklidir ancak burada da süre, verimlilik ve karar vermek için gerekli bilginin bir araya getirilmesinin güçlüğü gibi unsurlar öne çıkmaktadır. Bilgi üretimi aslında alternatiflerin arasında en sağlıklı olanıdır ancak onun da sorunları vardır. Bilgi üretiminin ana sorunu üretilen bilginin kalitesinden ve dürüstlüğünden kuşku duyulmasıdır. Dolayısıyla bu piyasalarda en önemli unsurlar bilgiyi üreten tarafın dürüstlüğüne ve bilgi üretim sürecinin sağlıklılığına duyulan güvendir.

Finansal piyasalarda asimetrik bilgi sorunu özellikle belirgindir ve taraflar arasında (hatta aynı tarafta yer alan kişiler arasında bile) sorunlar yaratır. Bu sorunlara Aracılık veya Asil-Vekil Sorunu adı verilir. Finansal muhasebenin amacı finansal piyasalarda asimetrik bilgi sorununu hafifletmektir ve bunun için finansal bilgi kullanıcılarına karar vermede “faydalı” bilgiler sağlamaya çalışır. Burada kullanılan faydalı tanımının en önemli unsuru güven olabilir. Finansal muhasebe bilgilerinin güvenliliğini arttırmak için çeşitli önlemler alınmaktadır:

· Muhasebe bilgileri çeşitli meslek kurallarına uyması gereken muhasebeciler tarafından hazırlanır (kurallara uymayanlar meslekten men edilebilirler)
· Muhasebe bilgileri Genel Kabul Görmüş Muhasebe Standartları adı verilen, zaman içerisinde geliştirilmiş kurallara göre hazırlanır
· Halka açık şirketlerin Muhasebe bilgilerinin “Bağımsız Denetim”den geçerek Genel Kabul Görmüş Muhasebe Standartları’na uygun hazırlandıklarının tescil edilmesi gerekir.

Bu sistemde son kontrol bağımsız denetçilerin elindedir dolayısıyla onlara önemli görevler düşmektedir. Piyasalarda denetçilere güvenilmesi için onların iyi, dürüst insanlar olduklarını düşünmek yeterli bir koşul değildir. Bunun ana sebeplerinden biri denetçilerin aslında kamu yararına çalışmalarına rağmen ücretlerini doğrudan şirketlerden almalarıdır. Ancak denetçilerin sözlerine değer verilmesinin ana sebebi her denetimde dürüst ve güvenilir iş yaptıklarının garantisi olarak gelecekteki gelirlerini göstermelerinden ileri geliyor.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 10:19   #16
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bunun nasıl mı gerçekleşiyor? Denetçi dürüst ve güvenilir çalıştığı sürece işini yapmaya devam edebiliyor ve para kazanıyor. Dürüst iş yapmadığı ve yakalandığı anda ise hem izni elinden alınıyor hem de piyasada güvenilirliğini kaybediyor. Kimse ondan iş talep etmek istemiyor, çünkü artık onun onayı inandırıcılığını (yani değerini) yitirmiştir. Dolayısıyla mantıklı bir denetçinin dürüst davranıp davranmamanın potansiyel gelirlerinin şimdiki değerlerini kıyaslayıp kararını vermesi beklenir. Normal koşullarda denge rahatlıkla dürüstlükten yana olup piyasalar işlemeye düzgün devam edebilirken bazı unsurlar gene sorunlara yol açabilir. Piyasaların düzgün işlemesini engelleyebilecek unsurlar:
· Hile yapıldığında yakalanma ihtimali düşükse
· Hile yapmanın getirisi yüksekse
· Hile yaparken yakalanmak ne bir kurum ne de piyasa tarafından cezalandırıl(a)mıyorsa
· Hile yapılmadığı durumda gelecekteki potansiyel getiriler çok düşükse

Şimdi Enron-Arthur Andersen olayına geri dönelim:
· Yukarıda saymadığımız ama önemli bir sorun, Arthur Andersen LLP’nin Enron’da mali tabloların hazırlanmasında rol alması ve ardından bunları bağımsız(?) olarak denetlenmesi. Dolayısıyla bir tarafta yapılmasına yardım ettiği bir şeyi diğer tarafta sorgulaması mümkün olmuyordu.
· Çok alıcı varsayımı çiğneniyordu: Enron büyük bir müşteriydi, bir sürü ufak müşterisi olan bir denetçi için herhangi birini kaybetmek bir sorun olmayabilirdi, ancak bu durumda Enron vazgeçilebilecek bir müşteri gibi gözükmüyordu (tabii, şimdi gerçekleşen olayların sağladığı kristal küreye bakınca aslında başka alternatifler gözükebiliyor).Arthur Andersen için hile yaparak Enron’u müşteri olarak devam ettirmek veya hile yapmamak ve Enron’u kaybetmek arasındaki getiri farkları çok büyüktü (2000’de 52 Milyon USD ve giderek artan).
· Arthur Andersen çok uzun yıllardır Enron ile çalışıyor ve Enron birçok çalışanını zaman içerisinde Andersen’dan alıyordu. Dolayısıyla Andersen çalışanları açısından da ilişkinin devam etmesi tercih edilmekteydi.
Sonuç olarak Arthur Andersen tehlikeli bir karar almış ve cezasını çekiyor diye düşünenler olabilir, ancak olay sadece Enron ve Arthur Andersen’i etkilemekle kalmıyor, etkileri uzaklardan da açık bir şekilde hissediliyor.

1. Bu olay yüzünden bütün denetim firmaları ciddi şekilde zarar gördü ve/veya görecek. Büyük beş denetim firmasının kendileri için oluşturdukları sigorta fonu büyük bir ihtimalle silinecektir. Ayrıca sigorta primlerinde (eğer riski üstlenecek biri bulunabilirse) ciddi artışlar olacaktır.
2. Yatırımcıların gözünde finansal bilgilerin ve denetçilerin güvenilirlikleri çok kötü bir hale geldi. Tamamen düzgün bir şekilde kayıt tutan firmalar bile töhmet altında kalıyor ve borçlanma maliyetleri gereksiz yere yükseliyor.
3. Yatırımcılar bilgilere olan güvenlerini tamamen yitirdikleri takdirde, şirketler doğrudan halktan ne borç olarak kaynak toplayabilir ne de sermaye olarak. Yani Sermaye piyasasının o kanatları çöker.

Piyasalarımızı böyle tehlikelerden korumak için finansal raporların yeniden güvenilir hale getirilmesi gerekiyor. Detaylı çözüm önerilerine burada yer vermeyeceğim; ancak güvenin yeniden sağlanması için yapılacak bazı temel şeyler var. Denetçiler gerçekten “bağımsız” olmalı, hem müşteriden, hem de danışmanlıktan. Muhasebe standartlarında basitleştirmeye gidilmeli ve “özün önceliği” kavramına dayalı olarak muhasebeciler sorumlu tutulabilmeli. Muhasebe standartlarının belirlenmesinde ihtiyaçlara daha hızlı cevap verebilecek bir yapı getirilmeli. Denetçileri de denetleyecek daha sıkı bir yöntem geliştirilmeli.



  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 22:24 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580