Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2007, 11:55   #1
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Alacağın Reeskontu

Geçici Vergi Ugulamasında Reeskont İşlemleri


Çeşitli vergi kanunlarında değişiklik yapan 22.07.1998 tarih ve 4369 Sayılı Kanun ile geçici vergi uygulamasında önemli değişiklikler yapılmıştır. Anılan değişiklik kanunu öncesinde gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükelelflerinde geçici vergi uygulaması Gelir Vergisi Kanunu’ nun mükerrer 120. maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun mükerrer 40. madde hükümlerinde öngörülen esaslar dahilinde yapılmakta iken 4369 Sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. madesinde önemli değişikliklere gidilmiş, Kurumlar vergisi Kanunu’nun ise mükerrer 40. maddesi yürürlükten kaldırılmış, uygulama kurumlar vergisi oranının da belerlendiği 25. maddesi hükmünde yeniden düzenlenmiştir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun “Geçici Vergi” kenar başlıklı mükerrer 120. maddesinin 4369 Sayılı Kanun’ un 52. maddesiyle değişen ve 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren yeni hali aşağıdaki gibidir:

“Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest maslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanun’un ticari ve mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin üçer aylık kazançları (42. madde kapsamına giren kazançlar ile boterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinde 103. maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi özerler. Geçici vergi matrahının hesaplanmasında dönem sonu mal mevcutları, kayıtlar üzerinden tespit edilebilir. Geçici vergi matrahının hesabında, yıllık beyennamede kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilmeyen tutar hariç, harcama yapılmadıkça yatırım indirimi uygulanmaz.

Hesaplanan geçici vergi, üç aylık dönemi izleyen ikinci ayın 15. Günü akşamına kadar bağlı olunan vergi dairesine beyan edilir ve aynı süre içinde ödenir. Aynı dönem içinde tevkif edilmiş bulunan gelir vergisi (42. maddede belirtilen kazançlardan yapılan tevkifat hariç) hesaplanan geçici vergiden mahsup edilir.

Yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10’u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin edilir, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir.

Bir önceki takvim yılında üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici vergi, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilir. Mahsup edilemeyen tutar, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarı, o yılan sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red veya iade edilir.

İşin bırakılması halinde, işin bırakıldığı dönemi izleyen dönemlerde geçici vergi ödenmez.

Geçici vergi uygulamasına ilişkin usuller Maliye Bakanlığınca tespit edilir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun kurumlarda geçici vergi uygulamasının düzenlendiği ve 01.01.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 25. maddede hükmüne göre ise,
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 11:56   #2
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

“...Kurumlar vergisi mükellefleri, cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesinde belirtilen esaslara göre üçer aylık kazançları üzerinden %25 oranında geçici vergi öderler...”

Yukarıda yer verilen ve 01.01.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca geçici vergi uygulamasında yapılan en önemli değişiklik geçici vergi matrahının tespitinde yapılmıştır. Yeni düzenleme uyarınca üçer aylık dönemler itibariyle tespit edilen ticari veya mesleki kazanç geçici vergi matrahı olarak dikkate alınacaktır. Bilindiği üzere değişiklik öncesi uygulamada geçici vergi, gelir veya kurumlar vergisi üzerinden hesaplanmaktaydı.

Geçici vergi uygulamasına ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir vergisi Genel Tebliği [1] ile önemli açıklamalar yapılmıştır.

Devem eden açıklamalarımızda alacak ve borç senetlerinde reeskont işlemleri geçici vergi uygulaması açısından açıklanmaya çalışılmıştır.

Alacak ve Borç Senetlerinde Reeskont Uygulaması


Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu”nun 280, 281 ve 285. maddeleri uyarınca, yabancı para cinsinden olanlar da dahil olmak üzere, vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar değerleme günü kıymetine irca edilebilmektedir.

Bu hüküm uyarınca mükellefler, geçici vergiye tabi kazançların tespitinde, isterlerse vadesi gelmemiş senede bağlı borç ve alacaklarını değerleme gününün kıymetine irca edebileceklerdir.

Geçici vergi acısından reeskont yapılmış olması müteakip geçici vergi dönemlerinde veya hesap dönemine ilişkin kazancın hesaplanmasında da reeskont işleminin yapılmasını gerektirmemektedir.

Örneğin, üç aylık kazancının tespitinde bu tür alacak ve borçlarını değerleme gününün kıymetine irca etmeyi tercih eden bir mükelle, dilerse altı aylık kazancının tespitinde senede bağlı alacak ve borçlarını değerleme gününün kıymetine irca etmeyebilecektir. Geçici vergi uygulaması yönünden senetli alacaklarını değerleme gününün kıymetine irca eden mükelleflerin, borç senetleri için de aynı uygulamayı yapmaları zorunludur.

Reeskonta Tabi Tutulacak alacak ve Borçların Özellikleri

Alacak ve borçlar ilke olarak mukayyet değerle değerlenir. Ancak Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285. maddelerine göre; vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacak ve borçlar değerleme gününün değerine irca olunabilir. Diğer taraftan bu alacak ve boraçların iktisadi işletme bünyesinde doğmuş olması gerekmektidir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 11:56   #3
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bir alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için alacak veya borcun senede bağlı olması gerekir. Alacak veya borcun senede bağlı olması yeterli değildir. Bunun yanında reeskonta tabi tutulacak alacak ve borç senedinin aynı zamanda bir vade içermesi de gerekir. Çünkü reeskont işlemi mantığı gereği ancak, gelecek dönemde tahsil edilebilecek veya ödenebilecek alacak veya borçlara uygulanabilir.

Senedin belli bir vadeyi içermesi demek, bu senet üzerinde yazılı vadeden önce senette belirtilen alacağın tahsil edelimeyeceğini, borçlunun da bu vadeden önce senette belirtilen borcunu ödemek zorunda olmayacağını veya ödemeye zorlanamayacağını (kanunen veya sözleşme gereği muacceliyet kesbeden durumlar hariç) ifade etmektedir.

Bir alacak veya borcun reeskont işlemine tabi tutulabilmesi için, söz konusu alacak veya borcun bağlı olduğu senedin vadesinin değerleme günü itibariyle gelmemiş olması gerekmektedir.

Bir alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için, söz konusu alacağın gelir yaratıcı ya da hasılat unusuru, keza borcun da maliyet veya gider unsuru olması gerekmektedir.

Bir alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için, söz konusu alacağın gelir yaratıcı ya da hasılat unsuru, keza borcun da maliyet veya gider unsuru olması gerekmektedir. Çünkü, reeskont işleminin mantığı geler ya da hasılat veya maliyet ya da gider etkisi birden fazla döneme sirayet eden alacak ve borçların dönemsellik ilkesi gereği ait oldukları döneme mal edilmesidir.

Reeskont işlemine tabi tutulacak alacak veya borç senedinin değerleme günü itibariyle işletmenin aktifinde yada pasifinde yer alması gerekmektedir. Ancak alacak senedinin değerleme günü itibariyle teminata veya tahsile verilmiş olması reeskonta tabi tutulmasına engel teşkil etmez.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 11:56   #4
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Reeskontİşlemininİhtiyariliği


Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285. maddelerine göre bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri, senede bağlı alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.

Ancak bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri dışında kalan ve bilanço esasına göre defter tutan vergi mükellefleri vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutup tutmamak konusunda Vergi Usul Kanunu’na göre seçimlik hakka sahiptirler.

Ancak Maliye Bakanlığı, 1 Sıra Numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile reeskont hasaplanmasını zorunlu kılmıştır. Daha sonra 4 numaralı Tebliğ’de 1994 yılı için bu zorunluluğun aranmayacağı belirtilmiştir. Alacak senetleri reeskontu gider niteliğinde düzenleyici bir hesaplama olduğu için, reeskont ayırmak istemeyen firmalar Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliği uyarınca reeskontu hesapladıktan sonra, kanunen kabul edilmeyen gider olarak muhasebeleştirebilirler. Zaten Maliye Bakanlığı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile zorunlu kılanan muhasebe sisteminin vergi kanunları ile uyumsuzluğunu gördüğü için 4 sıra numaralı Tebliği ile “Bilanço Esasına Göre Defter tutan Mükelleflere Ait Ticari Kardan Mali Kara Ulaşmak İçin Yapılan Hesaplamayı Gösteren Bildirim” yayımlanmış ve bu bildirimin doldurulması zorunluluğu getirmiştir. Bu bildirimde “Ticari Kara İlave Edilecek Gider ve İndirimler” bölümünün “Diğer Faaliyetlerden Olağan Gider ve Zararlar” kısmanda reeskont faiz giderlerine yer verilmiş olması da böyle bir işlemin yapılabiliğinin Maliye Bakanlığınca da kabul edildiğini göstermektedir. Bankalar ve bankerlerle sigorta şirketleri alacaklarına reeskont uygulamak zorundadırlar. Bu firmalar için ihtiyarilik söz konusu olmadığından alacak senetleri üzerinden hesapladıkları reeskontları dönem hesaplarına yansıtmak zorundadırlar.

Öte yandan Vergi Usul kanunu’nun 285. Maddeinin son fıkrası uyarınca alacak senetlerini değerleme gününün değerine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar. Bir başka ifade ile alacak senetlerini reeskonta tabi tutarak hesapladığı reeskont tutarını gider yazan mükellefler, aynı şekilde borç senetlerini reeskonta tabi tutarak hesaplayacakları reeskont meblağını da gelir olarak hesaplarına yansıtmak zorundadırlar.

Vergi Usul Kanunu Açısından 8bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri hariç) reeskont işlemi ihtiyari olmasına karşın SPK’ya tabi şirketler açısından reeskont mecburidir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 11:56   #5
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Reeskont İşlemi Açısından Özellik Arz Eden Alacak ve Borçlar


1- Vadeli Çek Reeskontu

Türk Ticaret Kanunu uyarınca, çek görüldüğünde ödenmesi gereken ve buna aykırı herhangi bir kayıt varsa yazılmamış sayılan, keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmesi için ibraz edilebilin bir kıymetli evraktır. Bir başka ifade ile çek, bir senet değil bir ödeme aracıdır. Bu nedenle Vergi Usul Kanunu7nun 281. Maddesi hükmü karşısında vadeli çeklerin reeskont işlemine tabi tutulması mümkün değildir. Ancak SPK’ya tabi firmalarda sadece ilgili mevzuat açısından farklılık mevcuttur.

SPK, çeklerin vade konmak suretiyle alacak senedi yerine kullanılmakta olduğu gerçeğinden hareketle, bunların da reeskonta konu edilebileceğini tamim etmiş (Seri XI No:1 SPK Tebliği’nin 1/A-3 Bölümü), daha sonra aynı Tebliğin 14. Maddesiyle bunun bir mecburiyet olduğu yolunda uygulama yapmaya başlamıştır. Bu durumda vadeli çek reeskontu SPK’ya tabi işletmelerce yapılacak, fakat bu reeskont Vergi Usul Kanunu hükümlerine uymadığı için, vergi hesaplamasında reeskont tutarı vergi matrahı ile ilgilendirilmeyecektir. Alınan vadeli çeklerin SPK’ya tabi şirketlerce reeskonta tabi tutulmasından kaynaklanan gider, kanunen kabul edilmeyen giderdir.[1]

SPK’ya tabi olmayan kurumlarda vadeli çek reeskontu yapılması mecburiyeti ve gereği yoktur. Mükellefler kendi istekleri doğruldusunda vadeli çekleri reeskonta tabi tutarlarsa, yapılan bu reeskont işleminden kaynalanan gelir ve gider, vergi matrahının hesaplanmasında dikkate alınamaz.

2- Teminata Verilen Senetler

Teminata verilen senetler işletmenin mülkiyetinde olan ve halen işletme için bir alacağı temsil eden senetlerdir. Alacak senetlerinin bankaya teminata verilmiş olması ve karşılığında bir kredi alınmış olması, bu alacağın temlik edildiği anlamına gelmez. Teminata verilen senetler karşılığında bankadan alınan krediler ile senetler arısında ilişki istendiğinde başka senetlerle değiştirilebilir. Diğer taraftan bu senetlerle işletmenin portföyündeki senetler arasında bir fark bulunmamaktadır. Bu nedenle teminata verilen alacak senetleri de reeskonta tabi tutulabilmektedir. Nitekim bu husus Danıştay kararlarında da istikrar kazanmıştır. Diğer taraftan Maliye Bakanlığı da bu görüşü benimsemiştir. [2]
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 12:07   #6
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1- Tahsile Verilen Senetler

Senetlerin, tahsil olunmak üzere bankaya ciro edilmesi halinde yapılan ciro, hukuken bir “temsil cirosu” niteliğindedir. Mükellef, senedi bankaya tevdi etmekle tahsil için bir temsil yetkisi vermektedir. Ancak senet üzerindeki bütün haklar, aslında, mükellefe aittir. Banka, suluh, ibra ve feragat gibi haklar üzerinde tasarrufa yetkili değildir.

Öte yandan, senedi tahsile veren mükelelf, tahsil edilene kadar, senet bedelini tahsil etmiş de değildir. Hulbuki, senedin tahsil anına kadar mükellefin portföyünde bulunması ile tahsil için bankaya ciro edilmesi arasında bir fark mevcut değildir.

Bu itibarla tahsile verilen alacak senetleri, değerleme gününde, henüz tahsil edilmemiş olmak şartıyla, reeskont konusu yapılabilir.[1]

2- Vadeli Satışlar Ve Betmemiş Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşleri Dolayısıyla Edilnilen Alacak Senetleri

Bilindiği üzere, piyasada yaygın şekilde çeşitli vadeli satış yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemlerle yapılan satışlarda satıcı ile müşteri arasında ödeme koşullarını, malın teslim tarihini ve diğer bazı şartları belirleyen bir sözleşme yapılmaktadır. Genellikle sözleşmelerde, malın ileri bir tarihte müşteriye teslimi kararlatırılabilmekte ve bu süre içinde belirlenen taksit tutarının ise senede bağlanarak tahsiline devam edilmektedir. Bu tür vadeli satışlarda, malın satışına ilişkin hasılan, malın teslim tarihinde düzenlenen fatura ile kayıtlara intikal ettirilmektedir. Maliye Bakanlığı7nın bir İç Genelgesi’nde bu husus aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

“Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, yukarıda açıklandığı şekilde uygulanan vadil satış kampanyalarında, sözleşmenin yapıldığı tarih ile malın teslim tarihi arasındaki süreye tekabül eden alacak senetlerinden vadeleri sonraki döneme isabet edenlerin, satış işlemini gerçekleştiren mükellefler tarafından, dönem sonlarında reeskonta tabi tutulduğu ve bu durumun vergi ziyanına neden olduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi, ticari kazancın elde edilmesinde tahakkuk esası geçerlidir. Dönem kazancının tespitinde, gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait olan ticari kazancı elde edilmesi ve idame ettirilmesiyle ilgili maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması esastır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 12:07   #7
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bu itibarla, sözü edilen kampanyalı satışlar sözleşmenin yapıldığı tarih ile mal taslimi arasında geçen sürede alacak senetleri ile tahsil edilen bedeller ve vadeleri sonraki döneme isabet eden senetler, gerçekte sipariş avansı mahiyitendedir ve gerek tahakkuk gerekse muhaseede dönemsellik ilkesi gereğince bilanconun pasifinde “Alının Sipariş Avansları” ve benzeri hesaplarda izlenmesi gerekmektidir. Çünkü, mal ve hizmet teslimi ile satışa ilişkin belge düzenlenmesinin ileri bir tarihte gerçekleştiği bu tür satış işlemlerinde, mal yada hizmet satışının fiili olarak gerçekleşmemesi nedeniyle satıştan doğan alacağın tahakkuk esası gereğince aktif değerlere hasılat olarak kaydı mümkün değildir. Bu nedenle, sözleşmenin yapıldığı tarih ile satışa ilişkin belgenin düzenlendiği tarih arasında tahsil edilen veya senede bağlanan alacak tutarları, işletmenin satış amacıyla gelecekte yapacağı mal ve hizmet teslimleri ile ilgili avans mahiyetindedir.

Öte yandan, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 281. Maddesi hükmü gereğince, alacak senetlerinin reeskonta tabi tutulabilmesi için, vadesi gelmemiş alacağın tahakkuk esası gereğince hasılat olarak kayıtlara intikal ettirilmesi ve işletme için gerçek bir alacak mahiyetini kazanmış olması gerekmektedir. Bu ise, satışa konu mal vey ahizmet işleminin fiili olarak gerçekleştiğini gösterir fatura ya da perakende satış fişi düzenlenerek hasılat kaydının yapılması ve tahakkuk eden alacağın senede bağlanması ile mümkündür.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre, vadeli satış kampanyalarında satışa konu mal veya hizmet bedeline ait belge düzenlenmeksizin senede bağlanan alacak tutarlarından, vadisi gelmemiş alacak senetlerinin dönem sonlarında reeskonta tabi tutulamayacağı hususunun incelemelerde dikkate alınması ve reeskonta tabi tutulan bu tür alacak senetlerinin tespiti halinde, gider kaydedilen reeskont tutarlarının giderler arasından çıkartılarak gerekli tarhiyatın yapılması ve ziyaa uğratılan miktar dikkate alınarak ceza kesilmesi gerekmektedir.”[1]

İç Genelge, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği Yürürlüğe girmeden yayımlandığı için reeskont ayrılmayacağı belirtilmiştir. Tebliği gereğince önce reeskont hesaplanıp sonra kanunen kabul edilmeyen gider yazılacaktır.

Aynı durum hünez bitmemiş, dolayısıyla sonuç hesaplarına yansımamış yıllara sari inşaat ve onarma işlemleri için de söz konusudur. Sonraki yıllara sirayet eden inşaat ve onarma işleriyle ilgili olarak alınmış olan ve dönem sonunda aktifte bulunan alacak senetleri için hesaplanan reeskontlar kanunen kabul edilmeyen gider olarak yazılacaktır. [2]
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 12:07   #8
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1- Yabancı Para Cinsinden Alacaklar ve Borçlarda Reeskont

22.07.1998 tarih ve 4369 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi ile yabancı paralar cinsinden olan senetli alacakların reeskonta tabi tutulması imkanı getirilmiştir.

Yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların reeskonta tabi tutulmasında aşağıdaki şaratların aranması gerekmetedir.

- Yabancı para cinsinden olan alacak veya borcun senede bağlı olması,
- Senedin bir vade içermesi,
- Değerleme gününde senedin vadesinin gelmemiş olması,
- Reeskonta tabi tutulacak alacak senedinin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olması
- Alacak veya borç senedinin işletnin aktifine kayıtlı olması.
Bu şartların tamamının var olması halinde, yabancı para cinsinden düzenlemiş olan alacak veya borç senetlerinin değerlemesinde reeskont uygulaması yapılabilecektir.

Senette faiz oranının yazılı olması halinde bu faiz oranı esas alanır. Senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda ise değerlemede gününde geçerli olan Londra Bankalar arası Faiz Oranı (LIBOR) esas alınır.

TL cinsinden olan alacak veya borç senetlerinin reeskont uygulmasında olduğu gibi yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların reeskontunda da iç iskonto yöntemi kullanılır.

Bu türden alacakları için reeskonta tabi tutan işletmeler borçlarını da reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 12:07   #9
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1- Şüpheli alacak Durumundaki Senetli alacaklar

Şüpheli alacaklar senede bağlı olsun olmasın Vergi Usul Kanunu’nun alacaklarda ve sermayede amortismana ilişkin 323. Maddesine göre değerlemeye tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla daha önce hasılat unsuru olarak kayıtlara intikal etmiş olan bir alacak anılan maddedeki şartlar gerçekleşmiş olmak kaydıyla, zaten karşılık ayrılmak yoluyla giderleştirilmektedir. Bu nedenle karşılık ayrılmak suretiyle vergi matrahının hesabında gider olarak dikkate alınmış olan senetli şüpheli alacaklar için yeniden reeskont hesaplanması mümkün değildir.

2- 31.12.1998 Tarihi İtibariyle Reeskonta Tabi Tutulan Alacak ve Borçlar

31.12.1998 tarihi itibariyle alacak senetleri için hesaplanan reeskont gider ve borç senetleri için hesaplanan reeskont ise gelir yazılmıştır. Kural olarak bu şekilde gelir ve gider hesaplarına intikal ettirilen reeskont tutarı izleyen yıl ters kayıtla kapatılarak gider veya gelir yazılır. Bu şekilde dönemsellik ilkesi uyarınca her dönemin geliri ve gideri ilgili olduğu dönem kazıncı ile ilişkilendirilir.

Geçici vergi uygulaması açısından bu uygulama bazı özellikler ortaya çıkarmaktadır. Çünkü geçici vergi içinde bulunulan hesap döneminin üçer aylık kazançlarına göre hesaplanmaktadır. Geçii vergi açısından uygulama özetle aşağıdaki gibi olacaktır.

31.12.1998 tarihi itibariyle alacak ve borç senetleri için hesaplanan reeskont eğer, bu alacak ve borç senetlerinin vadeleri ilk geçici vergi tespit döneminde sona eriyorsa, hesaplanan reeskontun tamamı gelir veya gider yazılacaktır.

31.12.1998 tarihi itibariyle reeskont hesaplanan alacak ve borç senetlerinin vadeleri 6 aylık geçici vergi tespit dönemine de sirayet ediyorsa, o zaman 31.03.1999 tarihi itibariyle yeniden reeskont hesaplanması ve Ocak Mart 1999 dönemine isabet eden reeskont tutarının gider veya gelir yazılması gerekir. Bir başka ifade ile 31 Mart 1999 tarihi itibariyle yeniden reeskont hesaplanması takip eden döneme isabet eden tutarın gider veya gelir hesaplarında bıralması gerekir.

Hesap dönemi açısından kuralın korunması için 01.01.1999 tarihi itibariyle gelir ve gider yazılan alacak ve borç senetleri reeskontu geçici vergi dönem kazançlarının tespitinden aynen dikkate alınacaktır. Eğer geçici vergi dönem kazançlarının tespiti açısından reeskont uygulaması yapılmak isteniyorsa, bu bölümde anlatılan uygulamalar dairesinde işlem yapılabilecektir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 12:08   #10
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Reeskont Oranı


Reeskont hesaplanmasında iç iskonto yöntemi kullanılır.

İç iskonta yönteminde, reeskonta konu edilecek senedin net bugünkü (hali hazır değeri) esas alınarak hesaplama yapılır. Bunun için önce senedin hali hazır değerinin bulunması daha sonra bu değer iskonto oranının uygulanması gerekir.

İç iskonto formülü şöyledir:

K=A.nt/360

Burada;
F: İskonto tutarı,
A: Senedin değirini,
n: Faiz oranını ve
t: Senedin vadesini ifade etmektedir.

Bu formülü yazılı bir şekilde iç iskonto yöntemine göre açarsak; bu formül şu şekilde almaktadır.

Nominal Değer x Faiz Oranı x Gün Sayısı

Reeskont Tutarı=
36.000 + (Faiz Oranı x Gün Sayısı)

Örnek 1

500.000.000 TL nominal değerli 45 gün vadeli (Vadeye 30.06.1999 tarihinden itibaren 45 gün kalmış) olarak işletmeye bir senet verilmiştir. Söz konusu senette faiz oranı belirtilmemiştir. 30.06.1999 tarihi itibariyle hesaplanması gereken reeskont tutarı aşağıdaki gibidir.

500.000.000 x 80 x 45

Reeskont Tutarı=
36.000 + (80 x 45)


Reeskont Tutarı= 45.454.545 TL

Örnek 2

800.000.000 TL nominal değerli 72 gün vadeli (30.06.1999 tarihinden itibaren 72 gün vardır) bir borç senedi işletmenin pasifinde yer almaktadır. Söz konusu senette faiz oranı belirtilmemiştir. 30.06.1999 tarihi itibariyle hesaplanması gereken reeskont tutarı aşağıdaki gibidir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 01:27 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580