Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2007, 14:48   #121
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Buna karşın çiftçiler doğanın temel kurallarının bazılarından kurtulamamışlardır. Günümüzde bile kontrolleri dışında kalan özellikle hava koşulları gibi güçlerle savaşmak zorundadırlar. Kuzey Amerika’da hava koşulları genelde ılımlı olmakla birlikte sık sık sel ve kuraklık görülür. Hava koşullarındaki değişiklikler tarımda çok kez genel ekonomiyle ilgisi olmayan kendi ekonomik dönemler yaratır.

Ögeler çiftçilerin başarılarını engelleyecek konuma gelince hükümet yardımı almak için talepler başlar; zaman zaman bu ögeler birleşip çiftçileri başarısızlığın sınırına itince de bahis konusu çağrılar yoğunluk kazanır. Sözgelimi 1930’larda aşırı üretim, kötü hava koşulları ve Büyük Bunalım bir araya geldi ve pek çok Amerikan çiftçisine aşılamaz engeller gibi görünen bir ortam oluşturdu. Hükümet yaygın tarım reformları gerçekleştirerek söz konusu soruna karşılık verdi; bunlar arasında en önemlisi fiyat destekleri sistemiydi. Destek programlarının çoğu Kongre tarafından 1990’ların sonunda uygulamadan çıkarılıncaya kadar daha önce benzeri görülmemiş olan bu büyük müdahale sürdü.

ABD tarımının kendisine özgü iniş ve çıkış dönemleri 1990’ların sonlarında değin devam etti; 1996 ve 1997’de büyük bir gelişme oldu; sonraki iki yıl içinde de yeni bir daralma başladı; ama yüzyılın başındakine benzemeyen bir tarım ekonomisi oluşmuştu.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:48   #122
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

İLK YILLARDAKİ TARIM POLİTİKASI

Amerika tarihinin koloniler dönemi sırasında Britanya Tahtı araziyi büyük bölümlere ayırdı ve bunları özel şirketlere ya da bireylere bağışladı. Bağış alanlar da bu toprakları daha küçük parçalara bölüp başkalarına sattılar. 1783’te İngiltere’ye karşı bağımsızlık kazanılınca Amerika’nın Kurucu Ataları yeni bir arazi dağıtım yöntemi geliştirmek zorunda kaldılar. O güne kadar yerleşime açılmamış olan tüm toprakların federal hükümetin mülkiyeti altına alınmasına karar verdiler; hükümet de bu toprakları hektarı 6,25 dolardan satabilecekti.

Bahis konusu yeni topraklara yerleşmenin yarattığı büyük tehlikelere göğüs geren bireylerin çoğunluğu yoksuldu ve buralara ellerinde çiftliklerinin bir tapusu bile bulunmadan “işgalci” (squatter) olarak yerleştiler. Birleşik Devletler’in ilk yüzyılı boyunca çok sayıda Amerikalı çiftlik kurmayı ya da uzun süreyle oturmayı kabul etmeleri koşuluyla yerleşimcilere bedava arazi verilmesi gerektiği inancındaydı. En sonunda Batı bölgesindeki arazinin büyük kesimlerini yerleşime açan 1862 tarihli Çiftçi Yerleştirme Yasası ile bu amaca erişildi. Aynı yıl kabul edilen bir başka yasa ile de arazisi bağışlanmış tarım ve teknoloji kolejleri (land grant colleges) sistemi geliştirilmesine yönelik gelir elde etmek amacıyla belirli eyaletlere federal arazi ayrılması kabul edildi. Morrill Yasası aracılığıyla kamu kolej ve üniversiteleri kurulması sonucunda pratik sanatlar denilen ve aralarında çiftçiliğin de bulunduğu alanda öğretim ve eğitim yapılmasına yol açıldı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:48   #123
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Birleşik Devletler’in geri kalan bölgelerindeki gibi çok sayıda orta boy çiftlik sahibi olma düşüncesi Güney’de geçerli değildi. İç Savaş’tan (1861-1865) önce bol miktarda tütün, pirinç ve pamuk üretmek amacıyla binlerce değilse bile yüzlerce hektar yüzölçümü olan büyük çiftlikler kurulmuştu. Söz konusu çiftlikler az sayıda zengin aile tarafından sıkı bir yönetim altında tutulurlardı. Çalışanların çoğunluğunu köleler oluşturuyordu. İç Savaş’tan sonra kölelik kaldırılınca eski kölelerin pek çoğu önceki sahipleriyle anlaşıp kiracı çiftçi (ortakçı – sharecropper) olarak bu topraklarda kaldılar.
Amerika’nın ilk endüstrileşme yıllarında değirmenlerde, fabrikalarda ve atölyelerde çalışan işçiler için bol besin maddesine gereksinim vardı. Geliştirilen suyolu ve demiryolu ağları tarımsal malların uzun mesafelere taşınmasına yol açtı. Çelik saban uçları (Ortabatı’nın katı toprağını sürebilmek için gerekliydi), hasat makinesi (tahıl biçmekte kullanılıyordu) ve biçer-döver (tahılı biçen, döven ve ayıklayan bir makine) çiftçilerin üretkenliklerini arttırmalarına yardımcı oldu. Ülkede yeni kurulan değirmen ve fabrikalardaki işçilerin çoğunluğu bu gibi icatlar sonucunda çiftlik ailelerinin çiftliklerde çalıştırılmalarına gerek kalmamış olan oğulları ve kızlarıydı. 1860’a gelindiğinde ülkedeki 2 milyon çiftlikten bol ürün alınıyordu. Gerçekten de 1860’ta tarım ürünleri ülke ihracatının yüzde 82’sini oluşturuyordu. Tarım Amerikan ekonomik kalkınmasının ardındaki gerçek güç olmuştu.

ABD tarım ekonomisi büyüdükçe çiftçiler hükümet politikalarının geçimlerini gittikçe daha fazla etkilediğinin farkına vardılar. Çiftçileri savunan ilk politik gurup olan “Grange” 1867’de kuruldu. Gurup hızla büyüdü ve onu Çiftçiler İttifakı ve Popülist Parti gibi benzerleri izledi. Sözü edilen guruplar yüksek taşıma ücreti uygulayan demiryolu şirketlerini, çiftçiler tarafından “aracılık” yaparak dürüstlük dışı kar sağladıkları düşünülen tüccarları ve ağır kredi koşulları uygulayan de bankaları hedef alıyorlardı. Çiftçilerin politik alanda hareketlenmeleri belirli sonuçlar sağladı. Demiryolları ve tahıl yükleme istasyonları hükümet düzenlemesi altına alındı; yüzlerce kooperatif ve banka kuruldu. Buna karşılık çiftçi gurupları ülkenin politik gündemine şekil vermek amacıyla 1896’da ünlü konuşmacı ve Demokrat William Jennings’i başkan adayı olarak desteklediler ve başarısızlığa uğradılar. Kentliler ve doğu bölgesi iş çevreleri ucuz para ve kolay kredi taleplerinin yıkıcı bir enflasyona neden olacağından korktukları için çiftçilerin isteklerini kuşkuyla karşıladılar.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:48   #124
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Başkan Franklin D. Roosevelt 1933’te göreve başladıktan sonra ulusal tarım politikasını Hoover’in girişimlerinden çok daha öteye taşıdı. Roosevelt’in önerisi üzerine Kongre üretimi kısarak tarımsal ürün fiyatlarını düşürmeye yönelik yasalar onayladı. Hükümet ayrıca anılan fiyatları destekleyecek bir “parite” fiyatı sistemi de uygulamaya başladı. Böylelikle fiyatlar yaklaşık olarak piyasaların olumlu yıllarındaki düzeyinde tutulacaktı. Hükümet fiyatların paritenin altına düştüğü aşırı üretim yıllarında ürün fazlasını satın almayı kabul etti.

Yeni Düzen döneminde çiftçilere yardım etmek için başka girişimlerde de bulunuldu. Kongre elektrik hatlarını köylere kadar getiren Kırsal Elektrik Yönetimi’ni kurdu. Hükümet kırlardan kasabalara ve kentlere erişilmesini kolaylaştıran bir “çiftlikten pazara yol” ağı kurulup bakımının yapılmasına yardımcı oldu. Erozyonla savaş programları uygulanıp ekime elverişli toprakların etkili biçimde kullanılmasının önemi vurgulandı.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tarımsal ekonomi bir kez daha aşırı üretim sorunuyla karşı karşıya geldi. Benzin ve elektrikle çalışan makinelerin devreye sokulması ve zararlılarla savaş ilaçlarının ve kimyasal gübrelerin yaygın bir biçimde kullanılması sonucu hektar başına alınan ürün her zamankinden daha yüksek oldu. Kongre fiyatları düşüren ve vergi mükelleflerine yük getiren ürün fazlalarının tüketilmesi amacıyla 1954’te Barış İçin Besin programını yaratarak ABD tarımsal ürünlerini yoksul ülkelere ihraç etmeye başladı. Politika yapıcılar bu ihracatın kalkınmakta olan ülkelerin ekonomik gelişmesini teşvik edeceğini savundular. İnsancıl yardım yandaşları da Amerika’nın bu yolla bolluğunu paylaştığını ileri sürdüler.

Hükümet 1960’larda besin maddesi fazlasını Amerika’nın kendi yoksullarını doyurmak için de kullanmaya karar verdi. Başkan Lyndon Johnson’un Yoksullukla Savaş yıllarında hükümet federal Besin Pulu programını başlattı. Bu program çerçevesinde düşük gelirli kimselere besin kuponu verilmekte ve bu kuponlar besin maddesi alındığında bakkallar tarafından kabul edilmekteydi. Yoksul çocuklara okullarda parasız yemek verilmesi programı gibi ürün fazlalarını kullanan uygulamalar onları izledi. Bahis konusu besin maddesi programları uzun yıllar boyunca tarımsal destek alımları için kentlerden yardım sağlamış ve hem yoksullara hem de çiftçilere yönelik önemli bir sosyal yardım biçimi oluşturmuştur.

Buna karşılık, 1950’lerde, 1960’larda ve 1970’lerde tarımsal üretim gittikçe yükseldi ve hükümetim fiyat destek sisteminin bedeli de dramatik oranda arttı. Tarıma dayanmayan eyaletlerin politikacıları elde yeterli ürün bulunduğu, özellikle ürün fazlalarının fiyatları düşürdüğü ve daha çok hükümet yardımı gerektirdiği bir sırada çiftçileri daha fazla üretmeye teşvik etmenin akılcı olup olmadığını sorgulamaya başladılar.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:49   #125
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Hükümet yeni bir yol denedi. 1973’te ABD çiftçileri parite sistemi gibi yürütülmesi planlanmış olan ve “yetersizlik” ödemeleri denilen bir hükümet yardımı almaya başladılar. Anılan ödemelere hak kazanabilmek için çiftçilerin arazilerinin bir bölümünü üretim dışı bırakmaları ve böylelikle piyasada fiyatların yüksek tutulmasına yardımcı olmaları gerekmekteydi. 1980’lerin başlarında uygulamaya konulan Malla Ödeme programı çerçevesinde hükümetin elindeki çok masraflı tahıl, pirinç ve pamuk stoklarının eritilmesi ve piyasadaki fiyatların güçlendirilmesi amaçlandı ve tarımsal arazinin yüzde 25’inin üretim dışı bırakılması sağlandı.

Fiyat destekleri ve yetersizlik ödemeleri yalnız tahıl, pirinç ve pamuk gibi belirli temel ürünler için uygulandı. Bunlar dışındaki pek çok ürün destek dışında tutuldu. Limon ve portakal benzeri birkaç ürünün pazarlanmasında açık kısıtlamalar uygulanmaktadır. Pazarlama emirleri denilen bu uygulamada üreticinin her hafta pazara getirebileceği taze ürün miktarı kısıtlanmaktadır. Satışlara sınırlama getirilerek çiftçilerin elde ettikleri fiyatın yükseltilmesi amaçlanmaktadır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:49   #126
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1980’LERDE VE 1990’LARDA

1980’lere gelindiğinde sözü edilen programların maliyeti ve vergi mükelleflerine getirdiği yük zaman zaman yılda 20 milyar doları aşıyordu. Çiftlik bölgeleri dışında oturan pek çok seçmen bu harcamalardan üzüntü duyuyorlar ve federal hükümetin çiftçilere ekim YAPMAMALARI için para ödemesinden yakınıyorlardı. Kongre bu nedenle yeniden yön değiştirme gereği duydu.

1985’te Başkan Ronald Reagan genelde daha küçük bir hükümet konusunda çağrıda bulunduğu sırada Kongre ABD tarım ürünlerinin uluslararası rekabet gücünü arttırmak için yeni bir tarım yasası kabul etti. Anılan yasa destek alımlarını kıstı ve çevre koşullarına duyarlı 16-18 milyon hektar genişliğinde tarım arazisini 10-15 yıl süreyle ekim dışı bıraktı. 1985 tarihli yasa hükümetin tarıma yaptığı yardımın yapısını pek az etkilediyse de ekonomide elde edilen gelişmeler sayesinde destek yardımları düşük bir düzeyde tutuldu.

Buna karşılık 1980’lerin sonlarında bütçe açıkları büyük ölçüde kabarınca Kongre federal harcamaları kısma yolları aramayı sürdürdü. 1990’da çiftçileri geleneksel olarak yetersizlik ödemesi kapsamına girmeyen ürünleri yetiştirmeye teşvik eden ve anılan ödemelere uygun arazi alanlarını azaltan yasalar onayladı; fakat, yeni yasalar belirli ürünlere uygulanan yüksek ve katı destek alımlarını koruyor ve belirli tarımsal ürün piyasaları üzerindeki yaygın hükümet yönetimini de sürdürüyordu.

Bahis konusu durum 1996’da çarpıcı değişikliklere uğradı. 1994’te seçilmiş olan yeni Cumhuriyetçi Kongre çiftçilerin hükümet yardımlarına bağlı kalmalarına son vermeye çalıştı. Çiftçilik Özgürlüğü Yasası ile maliyeti en yüksek olan fiyat ve gelir destek programlarına son verildi ve çiftçiler dünya piyasaları için istedikleri ürünleri yetiştirmekte hiçbir sınırlama getirilmeden özgür bırakıldı. Yasaya göre çiftçilere piyasa fiyatlarıyla bağlantısı olmayan sabit destek ödemeleri yapılacaktı. Yasa ayrıca süt ürünlerine uygulanan desteğe de giderek son verilmesini gerektiriyordu.

Yeni Düzen döneminin politikalarından böylesine ayrılmak pek kolay olmadı. Fiyatlar o günlerde yüksek düzeylerde olmakla birlikte Kongre geçiş dönemini kolaylaştırmak amacıyla çiftçilere yedi yıllık bir süre içinde 36 milyar dolar ödeme yapılmasını kararlaştırdı. Yer fıstığı ve şeker için yapılan fiyat destekleri korundu ve soya fasulyesi, pamuk ve pirinç için yapılanlarsa arttırıldı. Portakal ve diğer bazı ürünlere uygulanan pazarlama emirleri pek az değiştirildi. Çiftçilere söz konusu politik ödünlerin verilmesine karşın daha az kontrollü bir sistemin dayanıklı olup olmayacağı konusundaki kuşkular sürüyordu. Eğer Kongre piyasa fiyatlarıyla destekleme ödemelerini birbirinden ayırmaya karar vermezse yeni yasa uyarınca 2002 yılında hükümet desteklerinde eski uygulamaya dönülecekti.

Asya’nın önem taşıyan ve finansal sıkıntı çeken bölgelerinde ABD tarım ürünlerine karşı talep çökünce 1998’de yeniden kara bulutlar belirdi; tarımsal ürün ihracatında büyük bir azalma oldu ve tarla ürünleri ve canlı hayvan fiyatları hızla düştü. Fiyatlar düşük olmakla birlikte çiftçiler daha fazla üreterek gelirlerini arttırma çabalarını sürdürdüler. Kongre 1998 ve 1999’da yıllarında 1996 tarihli yasanın sona erdirmeye çalıştığı tarımsal destek alımlarını geçici olarak teşvik eden kurtarma yasaları onayladı. 1999 yılında gerçekleşen 22,5 milyar dolarlık destek alımı yeni bir rekor oluşturdu.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:51   #127
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

TARIM POLİTİKALARI VE DÜNYA TİCARETİ
Dünya piyasaları arasındaki karşılıklı bağımlılığın gittikçe artması karşısında dünya liderleri 1980’lerde ve 1990’larda uluslararası tarımsal ticareti düzenleme konusuna daha sistematik bir yaklaşım aramaya başladılar.

Tarımsal üretimi olan hemen her ülkede çiftçilere bir tür hükümet desteği sağlanmaktadır. 1970’lerin sonlarında ve 1980’lerin başlarında dünya tarımsal ürün piyasası koşulları giderek artan bir biçimde değişkenleşti ve tarımsal üretime bağlı pek çok ülkede çiftçileri çok kez yabancı bozukluğu gözüyle bakılan gelişmeye karşı korumak için ya uygulanmakta olan programlar güçlendirildi ya da yeni projeler geliştirildi. Bahis konusu politikaların dış tarımsal ürün piyasalarının küçülmesinde, uluslararası mal fiyatlarının düşmesinde ve çok sayıda ihracatçı ülkede tarımsal ürün fazlasının artmasında katkısı olmuştur.

Bir ülkenin aşırı üretim sorununu çözmek amacıyla ürün fazlasını serbestçe ihraç edip ithalatı sınırlamaya çalışması dar anlamda anlayışla karşılanabilir. Buna karşın uygulamada böyle bir stratejiye olanak yoktur; diğer ülkelerin de kendi pazarlarını yabancılara açmayan ülkelerden ithalat yapmaya hevesli olmamaları anlaşılabilecek bir davranıştır.

1980’lerin ortalarında hükümetler destek alımlarını azaltmak ve tarımsal ürün ticaretinin daha serbest olmasını sağlamak için çalışmalar başlattılar. Birleşik Devletler Temmuz 1968’de Uruguay Turu çok taraflı ticaret görüşmelerinin bir parçası olarak kapsamlı bir uluslararası tarımsal ticaret reformu yapılmasına yönelik yeni bir plan açıkladı. Birleşik Devletler dünyadaki en önemli uluslararası ticaret anlaşması olan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Andlaşması’nın (GATT) üyesi 90’ı aşkın ülkeden tarımsal piyasalarda fiyat, üretim ve ticaret bozuklukları yaratan tüm tarımsal desteklere ve diğer politikalara giderek son verilmesini görüşmelerini istedi. Birleşik Devletler özellikle Avrupa’da uygulanan tarımsal destek alımlarının giderek kaldırılmasını ve Japonların pirinç ithalatı yasaklarını sona erdirmelerini sağlamak peşindeydi.

Başka ülkeler ya da ülke gurupları tarafından da çeşitli öneriler getirildi. Ülkelerin büyük çoğunluğu ticareti bozan desteklerden uzaklaşılması ve daha serbest piyasalara yönelinmesi üzerinde anlaşıyorlardı. Bundan önce de çok kez karşılaşıldığı gibi tarımsal desteklerin kesilmesine yönelik teşebbüslerde başlangıçta bir anlaşma sağlanmasının çok güç olduğu ortaya çıktı. Yine de 1991 ortalarında belli başlı endüstrileşmiş Batılı ülkelerin liderleri desteklerin kaldırılması ve daha serbest piyasalar sağlanması amaçlarına yönelik yeni bir yükümlülük üstlendiler. Uruguay Turu en sonunda 1995’te tamamlandı ve katılımcılar tarım ve ihracat desteklerini sınırlama ve ithalat kotalarını daha kolayca düşürülebilecek gümrük tarifelerine dönüştürmek gibi daha serbest bir ticarete yönelik başka değişiklikler de yapma yükümlülüğü altına girdiler. Katılımcılar bu sorunu yeni bir görüşme turunda da (1999 sonlarında Seattle’de yapılan Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar toplantısı) ele aldılar. Söz konusu görüşmeler ihracat desteklerinin tümüyle kaldırılmasını sağlamak amacıyla yapıldıysa da heyetler bu kadar ileri gitme konusunda anlaşamadılar. Bu arada Avrupa Topluluğu [Çevirmenin notu: 1994’ten sonra Avrupa Birliği oldu] ihracat desteklerini kesmek için harekete geçti ve ticaretteki gerilim 1990’ların sonlarında azaldı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:51   #128
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Tarımsal ticarete ilişkin anlaşmazlıklar yine de sürüyordu. Amerikalılara bakılırsa Avrupa Topluluğu tarımsal destek alımlarını azaltmak yolundaki vaadini yerine getirmemişti. 1995’te GATT’ın ardılı olmuş olan Dünya Ticaret Örgütü Avrupa’da sürdürülmekte bulunan tarımsal destekler karşısında Birleşik Devletler’in yaptığı şikayet başvuruları konusunda olumlu kararlar verdiyse de Avrupa Birliği bunları kabul etmedi. Bu arada Avrupa ülkeleri yapay hormon kullanılarak üretilmiş ya da genetik yapıları değiştirilmiş olan Amerikan besin maddeleri ithalatına engeller koydular. Bu davranış Amerikan tarım sektörüne karşı önemli bir baş kaldırma oluşturdu.

ABD Başkan Yardımcısı Al Gore 1999 başlarında tüm dünyada tarımsal destek alımlarının azaltılması ve gümrük tarifelerinin büyük ölçüde indirilmesi için yeni bir çağrıda bulundu. Japonya’nın ve Avrupa ülkelerinin daha önce Uruguay Turu sırasında yaptıkları gibi bu önerilere de direnmeleri olasılığı vardı. Bu arada dünyada serbest bir tarımsal ticarete erişilmesi çabaları 1990’ların sonlarında ihracatın azalması yüzünden bir engelle daha karşı karşıya geldi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:51   #129
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

BÜYÜK İŞLETMELER OLARAK TARIM
Amerikan çiftçileri XX. Yüzyıl’da karşılaştıkları sorunların belirli bir kesimini de taşıyarak XXI. Yüzyıl’a doğru ilerlediler. Bunlardan en önemlisi ise süregelen aşırı üretimdi. Ülkenin kuruluşundan beri izlendiği gibi tarım makinelerindeki gelişmeler, iyi tohumlar, iyi kimyasal gübreler, yaygın sulama ve zararlılara karşı başarılı bir savaş sayesinde çiftçiler işlevlerini daha etkin bir biçimde yerine getirmelerine karşın para kazanamadılar ve bir yandan fiyatları arttırmak için toplam üretimin azaltılmasını desteklerken öbür yandan kendi üretimlerini kısmaya karşı direndiler.

Endüstriyel bir girişimin daha büyüyüp etkinleşmek yoluyla karını arttırmaya çalışması gibi Amerika’da çok sayıda çiftlik de hem gittikçe büyüdü hem daha yalın olmak için faaliyetlerini birleştirdi. Gerçekten de Amerikan tarımı giderek artan bir biçimde “tarımsal işletme”lere (agribusiness) dönüşmektedir. Bahis konusu deyim çağdaş ABD ekonomisindeki büyük ve şirketleşmiş tarımsal teşebbüslerin bu özelliğini yansıtmak için geliştirilmiştir. Tarımsal işletmeler arasında küçük tek aile şirketlerinden başlayıp pek geniş toprak sahibi olan ya da çiftçilerin kullandıkları malları ve gereçleri üreten büyük konglomeralara ya da çok uluslu firmalara kadar yayılan çiftçilikle ilgili çeşitli kuruluş vardır.

Tarımsal işletmelerin XX. Yüzyıl sonlarında elde ettiği ilerlemeler az sayıda çok büyük çiftlik kurulması anlamına geldi. İşletmeye karışmayan hisse senedi sahiplerine de ait olabilen şirketleşmiş bazı çiftliklerde çok fazla makine ve çok az işçi kullanılmaktadır. 1940’ta ortalama 67 hektar toprağa sahip 6 milyon çiftlik vardı. 1990’ların sonlarında ortalama yüzölçümü 190 hektar olan 2,2 milyon çiftlik kalmıştır. Aşağı yukarı aynı dönemde toplam ABD nüfusu yaklaşık iki katına ulaştığı halde tarım işçilerinin sayısında önemli bir azalma görülmüş ve 1930’da 12,5 milyonken 1990’da 2,9 milyona gerilemiştir. 1900’de işgücünün yarısını çiftçiler oluşturmaktaydı; buna karşın, yüzyılın sonuna gelindiğinde sadece yüzde 2’si çiftliklerde kalmıştı. Yüzyılın sonlarında ise çiftçilerin yaklaşık yüzde 60’ı yarım gün çalışıyordu; çitlik gelirlerini desteklemek amacıyla tarım dışı işlere yönelmişlerdi. Toprak ve gereçler gibi sermaye yatırımlarının pahalı olması çok kişinin tam gün çiftçilikle uğraşmasını zorlaştırmaktadır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:51   #130
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Yukarıdaki sayıların gösterdiği gibi ülkenin tarihinde kökleşmiş bulunan ve sağlam yapılı küçük çiftçilere ilişkin destanlarda dile getirilen Amerikan “aile çiftliği” ağır ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır. Kentlerde ve banliyölerde yaşayan Amerikalıların güzel görünümlü ahırları ve geleneksel kırsal manzaralı işlenmiş tarlaları çoşkuyla anlatmalarına karşın, kendi beslenmeleri ya da hükümet destek alımları için daha fazla para ödeyerek aile çiftliğini korumanın yükünü çekmeyi isteyip istemeyecekleri belirli değildir.
BÖLÜM IX
AMERİKA’DA ÇALIŞMA: İŞÇİLERİN ROLÜ
Amerikan işgücü ülkenin tarımsal bir toplumdan çağdaş bir endüstri toplumuna dönüşmesi sırasında büyük bir değişiklik geçirdi.

Birleşik Devletler XIX. Yüzyıl’ın sonlarına kadar genelde bir tarım ülkesi olarak kaldı. ABD ekonomisinin ilk yıllarında niteliksiz işçiler yoksuldular; zanaatkarların, el sanatçılarının ve motor onarımcılarının aldığının yaklaşık yarısı kadar ücret elde ediyorlardı. Kentlerde çalışanların aşağı yukarı yüzde 40’ını dokuma fabrikalarındaki düşük ücretli işçiler ve dikişçiler oluşturuyor ve genellikle çok kötü koşullar altında yaşıyorlardı. Fabrikaların kurulmaya başlamasıyla makineleri kullanmak için çocuk, kadın ve yoksul göçmen kullanımı olağan bir uygulama konumuna geldi.

XIX. Yüzyıl’ın sonlarında ve XX. Yüzyıl’da endüstride önemli bir büyüme oldu. Çok sayıda Amerikalı seri imalata göre uyarlanan, sıkı bir aşama (hiyerarşi) düzeni uygulanan, niteliksiz işgücüne ve düşük ücretlere dayanan fabrikalarda çalışmak amacıyla çiftliklerden ve küçük kasabalardan ayrıldılar. Sözü edilen ortamda sendikalar da giderek güçlenmeye başladılar ve sonunda çalışma koşullarında önemli ilerlemeler elde ettiler. Amerikan politikasını da değiştirdiler; çok kez Demokrat Parti’yle uyum sağlayan sendikalar 1930’larda Başkan Franklin D. Roosevelt’in Yeni Düzen’inden 1960’lardaki Kennedy ve Johnson yönetimleri günlerine kadar çıkarılan toplumsal yasalarda anahtar rol oynayan bir seçmen gurubu oluşturdular.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 21:21 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580