Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2007, 14:56   #151
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

GATT uluslararası ticarette uygulanacak davranış kuralları getirmesinin yanı sıra birkaç çok taraflı ticaret görüşmesi turuna da destek oldu ve bu görüşmelerin tümüne aktif bir biçimde katılan Birleşik Devletler çok kez önderlik rolü üstlendi. Uruguay’ın Punta del Este kentindeki görüşmelerde başlatıldığı için Uruguay Turu diye bilinen 1990’lardaki süreç sırasında ticaret daha da liberalleştirildi.

AMERİKAN TİCARET İLKELERİ VE UYGULAMALARI

Birleşik Devletler hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı bir açık ticaret sistemine inanmaktadır. Amerikan başkanları İkinci Dünya Savaşı’ndan beri dünya ticaretine katılmanın Amerikalı üreticilerin büyük yabancı piyasalara girme ve tüketicilere de seçebilecekleri daha çeşitli ürünler sağlama fırsatı yaratacağını ileri sürdüler. Amerikalı liderler daha yakın yıllarda yabancı üreticilerden gelen rekabetin çeşitli malların fiyatını da düşüreceğini ve enflasyon baskısını önleyeceğini belirttiler.

Amerikalılar serbest ticaretin diğer ülkelere de yaradığını iddia etmekte ve ekonomistler de ticaret sayesinde ülkelerin en etkin biçimde sağladıkları mal ve hizmetleri üretmeye yoğunlaştıklarını ve böylelikle tüm uluslar topluluğunun üretkenlik düzeyinin yükseldiğini uzun süredir ileri sürmektedirler. Amerikalılar, buna ek olarak, ticaretin her ülkede ekonomik büyümeyi, toplumsal istikrarı ve demokrasiyi teşvik etmesinin yanı sıra tüm dünyada gönenci, hukukun üstünlüğünü ve uluslararası ilişkilerde barışı geliştirdiğine inanırlar.

Açık ticaret sistemi ülkelerin birbirlerinin piyasalarına adil koşullarda ve ayırım gözetilmeden erişebilmelerini gerektirir. Bu amacın sağlanabilmesi için Birleşik Devletler çok taraflı ya da iki taraflı anlaşmalar uyarınca ticaret engellerini azaltarak karşılıklılık gösteren ülkelerin ABD piyasalarına girebilmelerine izin vermeye hazır bulunmaktadır. Ticaretin liberalleştirilmesi amacıyla geleneksel olarak ticaretin önünde bulunan gümrük tarifesi engellerinin ve belirli tarife dışı engellerin azaltılmasına odaklanılmışsa da son yıllarda bazı diğer uygulamalar da bunlar arasına alındı. Amerikalılar sözgelimi her ülkenin ticaret yasalarının ve uygulamalarının şeffaf olması, yani herkesin kuralları bilip eşit koşullarda rekabet edebilmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Birleşik Devletler ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Organization for Economic Cooperation and Develpoment - OECD) üyeleri 1990’larda yabancı ülke yetkililerinin ticari çıkar elde etmek amacıyla rüşvet almalarının yasalara aykırı olduğunu kabul ederek şeffaflık konusunda yeni bir adım attılar.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:56   #152
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Birleşik Devletler ayrıca yabancı ülkeleri endüstriyel düzenlemeleri gevşetmeleri, geri kalan düzenlemeleri de şeffaf konuma getirecek önlemleri almaları, yabancı şirketlere karşı ayırımcılık yapmamaları ve uluslararası uygulamalara uymaları konusunda sık sık zorlamaktadır. Amerika’nın bu ilgisi bazı ülkelerin bahis konusu düzenlemeleri ihraç mallarının piyasalarına girişini engelleyecek dolaylı bir araç olarak kullanabilecekleri kuşkusundan kaynaklanmaktadır.

Başkan Bill Clinton (1993-2001) yönetimi ABD ticaret politikasına bir boyut daha eklemiştir. Yönetim ülkelerin asgari çalışma ve çevre standardlarına uymalarını istemektedir. Amerikalılar ülkedeki göreli olarak daha yüksek çalışma ve çevre standardlarının ABD kökenli malların maliyetini yükseltebileceğinden ve bu nedenle de yerli endüstrilerine daha gevşek düzenlemeler uygulayan ülkelerin şirketleriyle rekabet edemeyeceklerinden korktukları için kısmen böyle bir tutum içine girmekte, ayrıca, yabancı ülkelerdeki işverenler uluslararası piyasalarda daha etkili bir rekabete girebilmek amacıyla işçilerini istismar eder ya da çevreye zarar verirlerse o ülkelerin serbest ticaretin sağladığı çıkarlardan yararlandırılmayacaklarını da söylemektedirler.

Clinton yönetimi söz konusu konuları 1990’ların başlarında dile getirdi ve Amerika’nın NAFTA’yı onaylamasına karşılık Kanada ve Meksika’nın çevre sorunlarına ve çalışma standardlarına uyacaklarını belirten ek anlaşmalar yapmalarında ısrar etti. Birleşik Devletler Başkan Clinton yönetimi sırasında Uluslararası Çalışma Örgütü ile işbirliği yapıp gelişmekte olan ülkelerin güvenli işyerleri kurmalarına ve temel işçi haklarını güvence almalarına yardımcı oldu ve bu konumdaki çok ülkede çocuk işçiliğinin azaltılmasına yönelik programları finanse etti. Yine de Clinton yönetiminin ticaret anlaşmalarını çevrenin korunmasına ve çalışma standardlarına bağlama çabaları diğer ülkelerde ve hatta Birleşik Devletlerde bile çelişkili bir konu olarak kalmaktadır.

Birleşik Devletler ayırımcılık yapmama ilkelerine genelde uymakla birlikte belirli tercihli ticaret düzenlemelerine de taraf olmuştur. Sözgelimi Genelleştirilmiş ABD Tercihler Sistemi yoksulluk çeken ülkelerin Birleşik Devletler’e ihraç ettikleri bazı mallardan gümrük vergisi almayarak bu ülkelerin ekonomik kalkınmalarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır; belirli bir mal üreticisinin ABD piyasalarında rekabet için yardıma gereksinimi kalmayınca söz konusu tercih de ortadan kalkmaktadır. Bir başka tercihli ticaret programı olan Antiller Havzası Girişimi ekonomik bir çabalama içinde olan ve Birleşik Devletler için politik açıdan önem taşıdığı düşünülen bölgeye ekonomik destek sağlamak amacıyla yaratılmıştır; program Antillerden Birleşik Devletler’e dokumalar, belirli deri ürünleri, şeker ve petrol ürünleri dışında yapılacak tüm ihracattan gümrük vergisi alınmamasını öngörmektedir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:56   #153
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Birleşik Devletler politik amaçlarla serbest ticareti teşvik etmeye yönelik genel politikasından zaman zaman ayrılmakta ve insan haklarını ihlal ettiğine, terörizmi desteklediğine, uyuşturucu kaçakçılığına göz yumduğuna ya da uluslararası barış karşısında bir tehdit oluşturduğuna inanılan ülkelere yapılan ihracatı sınırlamaktadır. Sözü edilen ticaret yasakları uygulanan ülkeler arasında Küba, İran, Irak, Libya, Kuzey Kore, Sudan, Suriye ve Birmanya bulunmaktadır. Ayrıca Kongre her yıl Çin’le “normal ticari ilişkiler” sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vermekle yükümlüdür ve bu karar ticaret politikası kadar en azından Amerikalıların bu ülkenin insan hakları konusundaki uygulamalarına nasıl baktıklarına da bağlı olmaktadır.

Birleşik Devletler’in politik amaçlarla ticaret yaptırımları uygulaması yeni bir olgu değildir. Amerikalılar 200 yılı aşkın bir süre önce yaşanmış olan Amerikan Devrimi günlerinden beri yaptırımlara ve ihracat kontrollerine başvurmaktadırlar. Yine de Kongre ve federal kuruluşlar dış politika amaçlarına erişmekte ticaret politikasının etkili bir araç olup olmadığını hala yoğun bir biçimde tartışmaktadırlar.

ÇOK TARAFLILIK, BÖLGECİLİK VE İKİ TARAFLILIK

Birleşik Devletler’in ticaret alanında geleneksel olarak izlediği diğer ilke ise çok taraflılıktır. Bahis konusu ilke yıllar boyunca ABD’nin birbirini izleyen uluslararası ticaret görüşmeleri turlarına katılmasının ve onlarda önderlik yapmasının temelini oluşturdu. Kennedy Turu denilen çok taraflı ticaret görüşmelerine katılma yetkisi veren 1962 tarihli Ticaretin Genişletilmesi Yasası uluslararası ticaretin yüzde 80’ini temsil eden 53 ülkenin gümrük tarifelerini ortalama yüzde 35 düşürmeyi kabul etmeleri sonucunu doğurdu. 1979’da Tokyo Turu’nda da bir başarı sağlandı ve Birleşik Devletler ve yaklaşık 100 diğer ülke gümrük tarifelerinin daha da düşürülmesine ve kotalar ve lisans uygulaması gibi gümrük tarifesi dışı önlemlerin azaltılmasına karar verdiler.

Daha yeni bir uluslararası ticaret görüşmeleri dizisi olan Uruguay Turu’na Eylül 1986’da başlandı ve yaklaşık 10 sonra da endüstri mallarına uygulanan tarifelerin ve tarife dışı engellemelerin azaltılması, bazı tarımsal destek alımlarının ve tarifelerin kısılması ve fikri mülkiyet için yeni korunma önlemleri alınması karara bağlandı. Uruguay Turu’nun belki de en önemli özelliği uluslararası ticaret anlaşmazlıklarının çözümünde bağlayıcı bir mekanizma olan Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) yaratılmasına yol açmasıydı. Birleşik Devletler adil olmayan ticaret uygulamalarına ilişkin olarak 1998 yılı sonuna kadar DTÖ’ye 42 kez başvurdu ve diğer bazı ülkeler de aralarında Birleşik Devletler’in de bulunduğu başka ülkelerden şikayetçi oldular.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:56   #154
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Birleşik Devletler çok taraflılık ilkelerine olan bağlılığına karşın geçtiğimiz yıllarda kısmen dar çerçeveli sözleşmelere ilişkin görüşmeler daha kolay yürüdüğü ve çok kez daha büyük bağlantılara yol açtığı için bölgesel ve iki taraflı ticaret anlaşmaları da yaptı. Birleşik Devletler’in imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşması 1985’te yürürlüğe giren ABD-İsrail Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması ve ikincisi de 1989’da yürürlüğe giren ABD-Kanada Serbest Ticaret Anlaşmasıdır. Söz konusu ikinci anlaşma Birleşik Devletler, Kanada ve Meksika’yı bir araya getiren 1993 tarihli Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması olup aralarında aşağı yukarı 8,5 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üreten yaklaşık 400 milyon kişiyi kapsamaktadır.

Coğrafi yakınlık Birleşik Devletler, Kanada ve Meksika arasında canlı bir ticaret doğmasını teşvik etti. Amerikan mallarına Meksika’nın uyguladığı ortalama gümrük tarifesi oranı NAFTA sayesinde yüzde 10’dan yüzde 1,68’e ve Meksika mallarına uygulanan ortalama ABD gümrük tarifesi oranı da yüzde 4’ten yüzde 0,46’ya düştü. Anlaşmanın Amerika açısından taşıdığı özel önem ABD’li patent, telif hakkı, ticaret markası ve ticaret sırrı sahipleri için belirli güvenceler getirmesiydi; Amerikalılar son yıllarda bilgisayar yazılımlarından ve sinema filmlerinden ilaçlara ve kimyasal maddelere kadar yayılan ABD ürünlerinin karşılaştığı korsanlık ve sahtecilik uygulamalarından gittikçe daha büyüyen bir endişe duymaya başladılar.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:57   #155
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

YÜRÜRLÜKTEKİ ABD TİCARET GÜNDEMİ

Elde edilen belirli başarılara karşın dünya ticaretini liberalleştirme çabaları günümüzde de çok büyük engellerle karşı karşıyadır. Özellikle Amerikalı üreticilerin büyük bir rekabet gücüne sahip oldukları hizmet ve tarım sektörlerindeki ticaret engelleri yüksek kalmaktadır. Uruguay Turu sırasında belirli hizmet ticaretine ilişkin sorunlar ele alındıysa da hizmet sektörünün yaklaşık 20 kesimini ilgilendiren ticaret engellerinin görüşülmesi ilerde yapılacak toplantılara bırakıldı. Bu arada bilim ve teknolojideki hızlı değişmeler ticarette yeni sorunlar yaratmaktadır. Sözgelimi Amerikalı tarımsal ürün ihracatçıları Birleşik Devletler’de giderek yaygınlaşan genetik olarak değiştirilmiş organizma kullanımını yasaklayan Avrupa kuralları karşısında gittikçe daha büyüyen bir düş kırıklığı yaşamaktadırlar.

Elektronik ticaretin ortaya çıkışı da bir takım yeni ticaret sorunlarına neden olmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü bakanları 1998’de ülkelerin gümrük vergisi uygulayarak elektronik yayınlara müdahale etmemeleri gerektiği yolunda bir açıklama yapmalarına karşın pek çok sorun henüz çözümlenememiştir. Birleşik Devletler İnternet’in gümrük tarifeleri dışında bırakılmış bir alan olmasını, dünya çevresinde rekabetçi telekomünikasyon piyasaları oluşturulmasını ve dijital ürünlerde fikri mülkiyeti koruyucu küresel önlemler alınmasını istemektedir.

1999 sonlarında Washington eyaletinin Seattle kentinde yapılan toplantıya katılan delegeler Başkan Clinton’un dünya ticaretine ilişkin yeni bir tur görüşme yapılması önerisi üzerinde anlaşamayınca Başkan’ın bu yoldaki umudu kırıldı. Birleşik Devletler yine de Dünya Ticaret Örgütü çalışmalarını daha şeffaflaştırarak kuruluşu güçlendirecek yeni bir uluslararası anlaşma yapılacağını ummaktadır. Amerikan hükümeti ayrıca tarımsal ürünleri etkileyen ticaret engellemelerinin azaltılması konusunda yeni görüşmeler yapılmasını istemektedir; Birleşik Devletler günümüzde ülkedeki tarım arazisinin her üç hektarından birinden aldığı ürünü ihraç etmektedir. Amerika’nın bunlara ek olarak hizmetlerde daha liberal bir ticarete gidilmesini, fikri mülkiyetin korunması için daha güçlü önlemler alınmasını, endüstri ürünlerine uygulanan tarifelerin ve tarife dışı engellerin azaltılmasına yönelik bir tur daha yapılmasını ve uluslararası çerçevede benimsenmiş çalışma standardlarının geliştirilmesini amaçlamaktadır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:57   #156
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Yeni bir tur çok taraflı ticaret görüşmesi yapılacağını uman Birleşik Devletler bir yandan da yeni bölgesel ticaret anlaşmaları yapmaya çalışmaktadır. Gündemin başında Küba dışında kalan Batı Yarı Küresi’nin tümünü temelde bir serbest ticaret bölgesi konumuna getirecek olan bir Amerikalar Serbest Ticaret Anlaşması’nın gerçekleştirilmesi yer almaktadır; böyle bir anlaşma imzalanmasına yönelik görüşmeler 1994’te başlamış olup 2005 yılına kadar sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Birleşik Devletler ayrıca Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği kuruluşunu kullanarak Asya ülkeleriyle de ticaretin liberalleştirilmesini amaçlayan görüşmeler başlatmaya çalışmaktadır; kurucu üyeler 1990’ların sonlarında bilişim teknolojisi konusunda bir anlaşma imzalamışlardır.

Amerikalılar bunlardan ayrı olarak Atlantik Aşırı Ekonomik İşbirliği çerçevesinde ABD-Avrupa ticaret sorunlarını da tartışmaktadır. Birleşik Devletler Afrika ile olan ticaretini arttıracağını da ummaktadır. Ekonomik Büyüme İçin Ortaklık ve Afrika İçin Fırsat adı verilen ve 1997’de başlatılan bir programla Sahra Güneyi’nden gelecek ithalata ABD piyasalarına giriş kolaylığı gösterilmesi, Afrika’da özel sektörün gelişmesi için ABD desteği sağlanması, Afrika içinde bölgesel ekonomik birleşmenin desteklenmesi ve her yıl yapılacak bir ABD-Afrika forumunda ticaret konusunda hükümetten hükümete diyalogun kurumsallaştırılması amaçlanmaktadır.

Birleşik Devletler bunların yanı sıra belirli ülkelerle bireysel ticaret sorunlarını çözümlemeye de çalışmaktadır. Japonya ile ticaret ilişkileri 1970’lerden beri sorunluydu ve ABD’den yapılan tarımsal mallar, otomobil ve otomobil yedek parçaları gibi çeşitli ithalata uygulanan ticaret engelleri konusundaki endişeler 1990’ların sonlarında da sürmekteydi. Amerikalılar Japonya’nın Birleşik Devletler’e piyasa fiyatının altında çelik ihraç ettiğinden (damping diye bilinen uygulama) de yakınıyor ve Amerikan hükümeti ekonomisinin telekomünikasyon, konut yapımı, finans hizmetleri, tıp gereçleri ve ilaçlar gibi alanlarındaki düzenlemeleri gevşetmesi amacıyla Japonya üzerinde baskı uygulamayı sürdürüyordu.

Amerikalılar ayrıca Kanada, Meksika ve Çin gibi diğer ülkelerle de belirli ticaret düzenlemeleri izliyorlardı. 1990’larda ABD’nin Çin karşısındaki ticaret açığı Japonya ile olanı bile aşacak düzeye geldi. Amerika açısından Çin girilmesi çok güç muazzam bir olası ihracat piyasasıdır. Kasım 1999’da iki ülke Çin’i resmen DTÖ içine alacak bir ticaret anlaşması imzaladılar. Amerikalı yetkililerin görüşüne göre bu anlaşma daha yakın ticaret ilişkileri yönünde atılan büyük bir adımdı. Görüşülmesi 13 yıl süren anlaşmanın bir parçası olarak Çin bir dizi piyasa-açma ve reform önlemleri almayı kabul ediyor ve sözgelimi ABD şirketlerinin Çin’de otomobil alımlarını finanse etmelerine, Çin telekomünikasyon şirketlerinde yüzde 50'’e kadar pay sahibi olmalarına ve sigorta poliçesi satmalarına izin verme vaadinde bulunuyordu. Çin ayrıca tarımsal gümrük tarifelerini indirmeyi, devletin ihracat desteklerine son vermek için harekete geçmeyi ve bilgisayar yazılımları ve sinema filmleri gibi alanlarda fikri mülkiyet korsanlığını engelleyecek önlemler almayı da kabulleniyordu.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:57   #157
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Ticaretin liberalleştirilmesine yönelik bu yaygın çabalara karşın yüzyılın sonlarında bu faaliyet karşısında Kongre’nin politik muhalefeti büyüyordu. NAFTA Kongre tarafından onaylanmış bulunmakla birlikte anlaşmanın adil olmadığı görüşüne sahip belirli sektörlerin ve politikacıların eleştirilerini çekiyordu.

Kaldı ki Kongre başkana yeni ticaret anlaşmaları yapmayı başarmanın temelini oluşturan görüşmelerde bulunmak için özel yetki vermeyi de reddetti. NAFTA benzeri ticaret anlaşmaları “hızlı işlem” (fast-track) denilen bir yöntemle görüşülüyor ve bahis konusu yöntem çerçevesinde Kongre onay oylamasını belirli bir süre içinde gerçekleştirmeyi ve önerilen andlaşmada değişiklik önergesi getirmemeyi vaad ederek yetkisinin bir kesiminden vazgeçiyordu. Yabancı ülkelerdeki ticaret yetkilileri ise Birleşik Devletler’de hızlı işlem yöntemi uygulanmazsa ABD ile görüşmelere başlamaktan ve kendi ülkelerinde politik muhalefetle karşılaşma riski altına girmekten kaçınıyorlardı. Hızlı işlem yöntemi uygulanmayınca da Amerikalıların Amerikalar Serbest Ticaret Anlaşması’nı geliştirmeye ve Şili’yi de alarak NAFTA’yı genişletmeye yönelik çabaları zayıfladı ve diğer ticareti liberalleştirme önlemleri konusunda ilerleme sağlanması da belirsizliğe düştü.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:57   #158
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

ABD TİCARET AÇIĞI

XX. Yüzyıl’ın sonunda gittikçe büyüyen ticaret açığı Amerikalıların liberalleştirilmiş ticaret konusundaki kararsızlıklarına katkıda bulundu. Birleşik Devletler İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yılların çoğunda bir ticaret fazlası sağlamıştı. Buna karşılık 1973-1974 ve 1979-1980 petrol fiyatı şokları ve ikinci petrol fiyatı şokunu izleyen küresel ekonomik gerileme uluslararası ticarette durgunluğa neden oldu. Aynı zamanda ABD uluslararası rekabette de değişmeler görmeye başladı. 1970’lerin sonlarında çok sayıda ülke, özellikle de yeni endüstrileşmekte olan ülkeler uluslararası ihracat piyasalarındaki rekabet güçlerini gittikçe arttırıyorlardı. Sözgelimi Güney Kore, Hong Kong, Meksika ve Brezilya çelik, dokuma, ayakkabı, otomobil yedek parçaları ve pek çok tüketim malının etkin üreticisi durumuna gelmişlerdi.

Diğer ülkeler giderek daha başarılı oldukça ihracatçı endüstrilerde çalışan ABD işçileri diğer ülkelerin piyasalarını kapalı tutup Birleşik Devletler’i kendi mallarına boğmalarından endişelenmeye başladılar. Amerikalı işçiler ayrıca diğer ülkelerin çelik benzeri seçilmiş endüstrilere doğrudan destek vererek ve ithalat karşısında ihracatı gereğinden çok teşvik eden ticaret politikaları uygulayarak üçüncü ülkelerde haksız yollardan pazar kaptıklarını iddia ediyorlardı. Bu dönemde ABD’de yerleşik bir sürü çok uluslu şirketin üretim tesislerini deniz aşırı ülkelere taşımaya başlaması da Amerikalı işçilerin kuşkularını arttırıyordu. Teknolojideki ilerlemeler bu gibi yer değiştirmeleri daha elverişli duruma getiriyor ve bazı şirketler üretim maliyetini azaltmak amacıyla yabancı ülkelerdeki düşük ücretlerden, daha gevşek kontrollerden ve diğer koşullardan yararlanmaya çalışıyorlardı.

ABD ticaret açığının aşırı büyümesine yol açan daha büyük bir öge ise dolar değerindeki sıçrama oldu. 1980-1985 arasında ABD’nin başlıca ticaret ortaklarının paraları karşısında doların değeri yüzde 40 dolayında yükseldi. Söz konusu gelişme yüzünden göreli olarak ABD’nin ihracatı pahalılaşırken ithalatı ucuzladı. Doların değeri niçin yükselmişti? Bunun yanıtı ABD’nin 1981-1982’deki küresel ekonomik daralmadan kurtulmasında ve büyük federal bütçe açıkları vermesi nedeniyle Birleşik Devletler’de büyük bir yabancı sermaye gereksinimi doğmasında bulunabilir. Anılan gelişme de ABD’deki faiz oranlarını yükseltti ve doların değerini arttırdı.

1975’te ABD ihracatı ithalattan 12,4 milyar dolar daha fazla oldu; ancak bu XX. Yüzyıl’da görülen son ticaret fazlasıydı. 1987’ye gelindiğinde ABD’nin ticareti açığı 153,3 milyar dolara erişmişti. Bunu izleyen yıllarda doların değerinde görülen azalma ve diğer ülkelerdeki ekonomik büyümenin ABD ihraç malları karşısındaki talebi arttırması nedeniyle ticaret açığı da düşmeye başladı. Buna karşılık 1990’ların sonlarında Amerika’nın ticaret açığı yeniden arttı. ABD ekonomisi bir kez daha en başta gelen ticaret ortaklarınınkinden daha hızlı büyüyor ve bu nedenle de diğer ülkelerdeki bireylerin Amerikan mallarını daha az almalarına karşın Amerikalılar yabancı kökenli malları çok daha fazla alıyorlardı. Buna ek olarak, Asya’da patlak veren mali bunalım yüzünden dünyanın o kesimindeki ülkelerde para değerleri hızla düşmeye başladı ve üretim maliyetleri Amerikan mallarına oranla çok düştü. 1997’ye gelindiğinde Amerika’nın ticaret açığı 110 milyar dolar olmuştu ve giderek yükseliyordu.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:57   #159
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Amerikalı yetkililer ticaret dengesini karmaşık duygularla izliyorlardı. Ucuz ithal malları bazı politika yapıcıların 1990’ların sonlarında olası bir tehdit gibi gördükleri enflasyonun önlenmesine yardımcı oluyordu; fakat, bazı Amerikalılar da yeni bir ithalat akınının yerli endüstrilere zarar vereceğinden korkuyorlardı. Sözgelimi Amerikan çelik endüstrisi çevreleri Asya’daki talebin küçülmesi yüzünden yabancı üreticiler Birleşik Devletler’e yönelmeye başladıkları için ucuz çelik ithalatının artmasından çekiniyorlardı. Yabancı liderler Amerikalıların ticaret açıklarını kapatmak için gereksinim duydukları parayı sağlamaktan büyük mutluluk duymakla birlikte Amerikalı yetkililer bu hevesin zamanla yitirilmesinden korkuyorlardı; çünkü, böyle bir gelişme doların değerini düşürebilir, ABD faiz oranlarını yükselmeye zorlayabilir ve böylelikle de ekonomik canlılığı durdurabilirdi.

AMERİKAN DOLARI VE DÜNYA EKONOMİSİ

Küresel ticaret büyüdükçe döviz kurlarında istikrarı sürdürebilecek ya da hiç olmazsa değişikliklerin önceden kestirilebilmesini sağlayacak uluslararası kuruluşlara duyulan gereksinim de arttı. Buna karşılık bahis konusu gereksinimin doğası ile ona karşı uygulanacak stratejilerin biçimi İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden beri önemli bir değişime uğradı. XX. Yüzyıl’ın sonlarında bu değişim hala sürüyordu.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde dünya ekonomisi altın standardına bağlı olarak işliyor, yani her ülkenin parası belirli bir değer oranı içinde altına çevrilebiliyordu. Söz konusu sistem döviz kurlarının da sabit olmasına, diğer bir deyimle ülkelerin paralarının belirli ve değişmeyen bir oranda birbiri ile değiştirilmesine yol açtı. Sabit döviz kuru uygulaması dalgalı kurların getirdiği belirsizlikleri ortadan kaldırdığı için dünya ticaretini teşvik ettiyse de en azından iki sakıncası vardı. İlk olarak, altın standardı uygulandığında ülkeler kendi para arzlarını kontrol edemiyorlardı; aksine, her ülkenin para arzı diğer ülkelerle olan hesaplarının kapatılması için ne kadar altın kullanıldığına bağlı kalıyordu. İkinci olarak da, tüm ülkelerin para politikaları altın üretimindeki artış hızından büyük ölçüde etkileniyordu. Altın üretiminin düşük olduğu 1870’lerde ve 1880’lerde dünyadaki altın arzı ekonomik büyümeye ayak uyduramayacak kadar yavaş yükseliyordu; bunun sonucunda deflasyon doğdu yani fiyatlar düştü. Daha sonra 1890’larda Alaska’da ve Güney Afrika’da altın bulunması üzerine altın arzı büyük bir hızla arttı; bu da enflasyon başlattı yani fiyatlar yükseldi.

Birinci Dünya Savaşı ertesinde altın standardının canlandırılmasına çalışıldı; fakat, 1930’lardaki Büyük Bunalım bu yoldaki çabaları tümüyle boşa çıkardı. Bazı ekonomistlere göre altın standardına bağlı kalınması yetkililerin altın arzını ekonomik faaliyeti canlandıracak ölçüde hızlandırmalarını engelledi. Sonunda dünyadaki belli başlı ülkelerin çoğunun temsilcileri yeni bir uluslararası para sistemi yaratmak amacıyla 1944’te New Hempshire eyaletinin Bretton Woods kasabasında bir araya geldiler. Birleşik Devletler o sıralarda dünyadaki imalat kapasitesinin yarısından fazlasına sahip olduğu ve altın stoklarının çoğunu elinde bulundurduğu için liderler dünyadaki paraların dolara bağlanmasına ve doların da onsu (31,01 gram) 35 sentten altına çevrilebilmesine karar verdiler.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 14:57   #160
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bretton Woods sistemi çerçevesinde Birleşik Devletler dışındaki ülkelerin merkez bankalarına kendi paralarıyla dolar arasında sabit bir kur sürdürmeleri görevi verildi. Bunu yabacı döviz piyasalarına müdahale ederek gerçekleştirdiler. Bir ülkenin parası dolar karşısında çok yüksek değer kazanırsa o ülkenin merkez bankası dolar karşılığında kendi parasını satıp değerini düşürecekti. Aksine, yerel paranın değeri çok düşük olursa ülke kendi parasını alarak değerini yükseltecekti.

Bretton Woods sistemi 1971’e kadar sürdü. Söz konusu yıla gelindiğinde Birleşik Devletler’de yaşanan enflasyon ve ABD ticaret açığında süren artış doların değerini düşürmeye başlamıştı. Amerika ödemeler dengeleri olumlu durumda bulunan Almanya ve Japonya’yı paralarının değerini yükseltmeleri için sıkıştırdı; fakat, kendi mallarının fiyatlarının yükselip ihracatlarına zarar vereceğini düşünen bu iki ülke paralarının değerini yükseltmeye pek yanaşmadılar. En sonunda Birleşik Devletler sabit değer uygulamaktan vazgeçti ve dolar “dalgalanmaya”, yani diğer paralar karşısındaki değeri değişmeye bırakıldı. Dolar hemen değer yitirdi. Dünya liderleri 1971’de Bretton Woods sistemini canlandırmak için Smithsonian Anlaşması diye adlandırılan sistemi kurmaya çalıştılarsa da bunda başarılı olamadılar. 1973’e gelindiğinde Birleşik Devletler ve diğer ülkeler döviz kurlarını dalgalanmaya bırakma kararı aldılar.

Ekonomistler böylece doğan sisteme “gözetimli dalgalanma rejimi” demektedirler ve bu yöntem çerçevesinde çok kez dövizlerin dalgalanmasına izin verilmekle birlikte merkez bankaları ani değişiklikleri önlemek amacıyla müdahale etmektedirler. Büyük ticaret fazlası olan ülkeler değer kazanıp ihracata zarar vermesini önlemek için 1971’de olduğu gibi sık sık kendi paralarını satarlar; bunun aksine, büyük ticaret açığı veren ülkeler de değer kazanıp iç fiyatları yükseltmemsi için kendi paralarını satın alırlar; fakat, özellikle çok büyük ticaret açığı bulunan ülkelerin söz konusu müdahale ile elde edebilecekleri yarar sınırlı kalmaktadır. Parasına destek sağlamak amacıyla müdahale eden bir ülke sonuçta döviz rezervlerini tüketip bu amacına erişemez ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getiremez bir konuma girebilir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 02:42 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580