Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2007, 13:43   #31
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

HÜKÜMET MÜDAHALESİ

Amerika tarihinin ilk yıllarında politikadaki liderlerin çoğunluğu federal hükümetin, ulaştırma alanı hariç, özel sektöre pek fazla karışmasında isteksiz davranmışlardır. Genelde “bırakınız yapsınlar” doktrinini benimsemişlerdir; anılan doktrin yasaların ve düzenin korunması dışında hükümetin ekonomiye müdahale etmesine karşıdır. XIX. Yüzyıl’ın ikinci yarısında, küçük işletmeler, çiftlikler ve işçi hareketleri hükümetlerin onlar adına müdahalesini istemeye başlayınca bu davranış da değişmeler gösterdi.

Yüzyılın sonlarına doğru hem iş çevreleri liderlerine hem de Orta Batı ve Batı’daki çiftçilerin ve işçilerin oldukça köktenci siyasal hareketlerine kuşkuyla bakan bir orta sınıf gelişti. İlericiler olarak anılan bu kişiler hükümetin rekabeti ve serbest teşebbüsü güvence altına almak için iş yaşamını düzenlenmesinden yanaydılar. Ayrıca, özel sektördeki yolsuzluklarla da savaştılar.

Kongre 1887’de demiryolu işletmeciliğini düzenleyen bir yasa (Eyaletlerarası Ticaret Yasası) ve 1890’da da, büyük şirketlerin tek bir endüstriyi kontrol etmesini engelleyen bir yasa (Sherman Antitröst Yasası) kabul etti. Ancak, 1900-1920 yılları arasında Cumhuriyetçi Başkan Theodore Roosevelt (1901-1909), Demokrat Başkan Woodrow Wilson (1913-1921) ve ilericilere yakınlık duyan diğerleri iktidara gelinceye kadar bu yasalar kararlı bir biçimde uygulanmadı. Aralarında günümüzün Eyaletlerarası Ticaret Komisyonu, Gıda ve İlaç İdaresi, Federal Ticaret Komisyonu da bulunan pek çok düzenleyici kuruluş bu dönemde yaratıldı.

Ekonomiye hükümet müdahalesi en önemli yükselişini 1930’ların Yeni Düzen döneminde elde etti. 1929’da sermaye piyasasının çöküşü ülke tarihindeki en ciddi ekonomik karışıklığı, yani Büyük Bunalım’ı (1929-1940) yaratmıştı. Başkan Franklin D.Roosevelt (1933-1945) bu olağanüstü durumu aşmak amacıyla Yeni Düzen’i başlattı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:43   #32
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Amerika’nın modern ekonomisini belirleyen en önemli yasaların ve kurumların çoğu Yeni Düzen döneminde yaratılmıştır. Yeni Düzen yasaları federal hükümetin yetkisini bankacılık, tarım ve sosyal güvenlik alanlarına yaydı. Ücretlere ve çalışma saatlerine ilişkin asgari standardları belirledi ve çelik, otomobil ve kauçuk ürünleri gibi endüstri alanlarında işçi sendikalarının yayılmasında aracı rolü oynadı. Günümüzde ülkenin modern ekonomisinin işlemesi için vazgeçilmez sayılan programlar ve daireler yaratıldı: menkul sermaye borsasını düzenleyen Hisse Senetleri ve Senet Borsası Komisyonu; banka mevduatını güvence altına alan Federal Mevduat Sigortası Kurumu; belki de en önemli kurum sayılan ve yaşlıların işgücünün bir parçası çalıştıkları sırada yaptıkları katkılara dayanarak onlara emekli maaşı sağlayan Sosyal Güvenlik İdaresi gibi.

Yeni Düzen liderleri iş çevreleriyle hükümet arasında daha yakın bağlar kurma konusunda belirli bir heves gösterdiler; fakat, bu çabaların bazıları İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yok oldu. Kısa ömürlü bir Yeni Düzen programı olan Ulusal Endüstriyel Güçlenme Yasası ile iş çevresi liderlerinin ve işçilerin aralarındaki anlaşmazlıkları hükümetin gözetimi altında çözümlemeye teşvik edilmelerine ve böylelikle üretkenliğin ve etkinliğin arttırılmasına çalışıldı. Amerika’daki bu işveren-işçi-hükümet düzenlemelerinde hiçbir zaman Almanya ve İtalya’da görüldüğü gibi faşizme gidilmediyse de Yeni Düzen girişimleri bu üç anahtar ekonomi aktörü arasındaki güç paylaşımını yeni bir yöne döndürdü. Savaş sırasında ABD hükümetinin ekonomiye büyük müdahalesi sonucu bahis konusu güç birleşmesi daha da yoğunlaştı. Savaş Üretimi Kurulu savaş önceliklerinin karşılanabilmesi için ülkenin üretim yeteneklerinde eşgüdüm sağladı. Yapısı değiştirilen tüketim malı fabrikaları pek çok askeri siparişi karşıladı. Otomobil yapımcıları tank ve uçak üreterek Birleşik Devletler’i “demokrasinin silah deposu” haline getirdiler. Ulusal gelirin artmasının ve tüketim mallarının yetersiz kalmasının enflasyona neden olmasını önleyebilmek amacıyla kurulan Fiyat Yönetim Bürosu belirli yerleşim birimlerinin kiralarını kontrol altına aldı; şekerden benzine kadar pek çok tüketim malını vesikaya bağladı ve daha başka önlemler uygulayarak fiyat artışlarını engellemeye çalıştı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:44   #33
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

SAVAŞ SONRASI EKONOMİSİ: 1945-1960

Çok sayıda Amerikalı İkinci Dünya Savaşı’nın sona erip büyük askeri harcamaların azalması sonucu Büyük Bunalım dönemindeki sıkıntılı günlerin geri geleceğinden korkuyorlardı. Bunun aksine, savaş sonrası dönemde yoğun tüketici talebi olağanüstü güçlü bir ekonomik büyümeyi besledi. Otomotiv endüstrisi başarılı bir biçimde yeniden araç üretmeye döndü ve havacılık ve elektronik gibi yeni endüstriler büyük bir gelişme gösterdiler. Kısmen askerden dönenlere sağlanan ipotek kolaylıklarının yarattığı teşvik sayesinde hızla büyüyen inşaat sektörü de bu gelişmeye katkıda bulundu. Ulusun 1940’ta yaklaşık 200 milyar dolar olan gayri safi milli hasılası 1950’de 300 milyara ve 1960’ta da 500 milyar doları aşan bir düzeye yükseldi. Aynı zamanda, savaş sonrası doğumlarda gerçekleşen ve “bebek patlaması” denilen büyük sıçrama da tüketici sayısını yükseltti. Her geçen gün daha çok sayıda Amerikalı orta sınıfa katıldı.

Savaş malzemesi üretme gereksinimi büyük bir askeri-endüstriyel karma (1953-1961 arasında ABD Başkanlığı yapmış olan Dwight D. Eisenhower tarafından ortaya atılan bir deyim) doğmasına yol açtı. Bahis konusu karma savaş sona erince ortadan kaybolmadı. Demir Perde Avrupa’nın üzerine çöküp Birleşik Devletler de kendisini Sovyetler Birliği’ne karşı bir soğuk savaşa girmiş bulunca hükümet önemli bir savaş gücü bulundurmayı sürdürdü ve hidrojen bombası benzeri gelişmiş silahlara yatırım yaptı. Savaşta yıkılmış bulunan Avrupa ülkelerine Marshall Planı çerçevesinde ekonomik yardım aktı ve bu da çok sayıda ABD malı için piyasa yaratılmasına yardımcı oldu. Hükümet ekonomik konularda odak rolü oynadığını anladı. Hükümet politikası çerçevesinde “en yüksek istihdamı, üretimi ve satın alma gücünü yaratmak” için 1946 tarihli İstihdam Yasası kabul edildi.

Savaş sonrası dönemde uluslararası parasal düzenlemelerin yeniden yapılandırılması gerektiğini fark eden Birleşik Devletler açık ve kapitalist bir uluslararası ekonomi kurulmasını güvence altına alacak Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi kurumların yaratılmasında öncülük yaptı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:44   #34
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bu arada işletmeler de birleşmelerin simgelediği bir döneme girdi. Şirketler büyük ve çeşitli alanlara el atan konglomeralar oluşturmak için birleştiler. Sözgelimi, Uluslararası Telefon ve Telgraf A.Ş. (ITT), Sheraton Otelleri’ni, Continental Bankacılık’ı, Hartford Yangın Sigortası’nı, Avis Kiralık Otomobil’i ve diğer başka şirketleri satın aldı.

Amerikan işgücü de önemli ölçüde değişti. 1950’lerde, hizmet sağlayan işlerde çalışan işçi sayısı önce mal üretimindeki işçi sayısına yetişti sonra da bu sayıyı geçti. 1956’da ABD çalışanlarının çoğunluğu imalattan (mavi yakalılar) daha çok hizmette (beyaz yakalılar) yer alıyordu. Aynı zamanda işçi sendikaları da üyeleri için uzun vadeli iş sözleşmeleri gerçekleştirdiler ve daha başka çıkarlar sağladılar.

Buna karşın çiftçiler sıkıntılı günler geçirdiler. Çiftçiliğin büyük işletmelere dönüşmesiyle etkinliğin artması tarımda aşırı üretime yol açtı. Küçük aile çiftlikleri, her geçen gün rekabet etmekte daha çok zorlandılar ve gittikçe artan sayıda çiftçi toprağından ayrıldı. Bunun sonucu olarak tarım sektöründe çalışanların sayısı 1947’de 7,9 milyon iken bu sayı gittikçe azaldı; 1998’e gelindiğinde ABD’deki çiftliklerde sadece 3,4 milyon işçi çalışıyordu.

Başka Amerikalılar da yer değiştirdiler. Tek ailenin oturduğu evlere olan talebin artması ve otomobil sahipliğinin yaygınlaşması, çok sayıda Amerikalının kentlerden banliyölere göç etmesine yol açtı. Hava soğutma aygıtlarının icadı gibi teknolojik yenilikler de buna eklenince ortaya çıkan göç dalgası güney ve güneydoğu eyaletlerinde Houston, Atlanta, Miami ve Phoenix benzeri “Güneş Kuşağı” (Sun Belt) kentlerin geliştirilmesini teşvik etti. Federal hükümetçe desteklenen otoyollar banliyölere erişimi kolaylaştırdığı için işyeri biçimleri de değişmeye başladı. Alışveriş merkezleri çoğaldı ve sayıları İkinci Dünya Savaş’ı sonunda 8 iken 1960’da 3.840’a erişti. Kısa bir süre sonra, kentleri bırakıp daha az kalabalık kesimlere yerleşen çok sayıda endüstri kuruluşu da bunları izledi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:44   #35
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

DEĞİŞİM YILLARI: 1960’LAR VE 1970’LER

Amerika’da 1950’ler çok kez bir rahatlık dönemi olarak tanımlanır. Bunun aksine, 1960’lar ve 1970’ler büyük bir değişmeler dönemi oldu. Dünya çevresinde yeni ülkeler ortaya çıktı; mevcut hükümetleri yıkma amacı güden ayaklanmalar görüldü; daha önce kurulmuş ülkeler büyüdüler ve Birleşik Devletler’e rakip ekonomik dinamolar haline geldiler; askeri gücün tek büyüme ve yayılma aracı olmadığının gittikçe daha açık bir biçimde anlaşıldığı dünyada ekonomik ilişkiler başat bir konum kazandı.

Başkan John F.Kennedy (1961-1963) yönetime daha etkin bir yaklaşım başlattı. 1960 seçim kampanyası sırasında Amerikalıları “Yeni Ufuklar”ın gereksinimlerini yerine getirmeye çağıracağını söyledi. Başkan olarak, hükümet harcamalarını arttırıp vergilerde kısıntı yaparak ekonomik büyümeyi hızlandırmayı hedef aldı; yaşlılara sağlık yardımı yapılmasını, kent merkezlerine parasal yardım verilmesini ve eğitime daha fazla ödenek ayrılmasını sağlamaya çalıştı. Bahis konusu önerilerinin büyük kesimi yaşama geçirilmedi; ancak, Barış Gönüllüleri’nin yaratılmasıyla Kennedy’nin Amerikalıları kalkınmakta olan ülkelere gönderip onlara yardımcı olmak düşü gerçekleşti. Kennedy ayrıca Amerika uzay araştırmalarını da hızlandırdı. Ölümünden sonra Amerikan uzay programı Sovyet başarılarını geçti ve Temmuz 1969’da Amerikalı astronotlar aya indiler.

Kennedy’nin 1963’te öldürülmesi Kongre’yi harekete geçirdi ve oluşturduğu yasama projelerinin büyük kesimi onaylandı. Ardılı Lyndon Baines Johnson (1963-1969) başarılı Amerikan ekonomisinin kazanımlarını daha çok sayıda vatandaşa yayarak bir “Büyük Toplum” kurmayı amaçladı. Hükümetin Medicare (yaşlılara sağlık yardımı), Yiyecek Pulları (yoksullara besin yardımı) ve çok sayıda eğitim girişimi (öğrencilere yardımın yanı sıra okullara ve üniversitelere bağış) nedeniyle federal harcamalar dramatik ölçüde çoğaldı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:44   #36
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Vietnam’daki Amerikalıların sayısı arttıkça askeri harcamalar da yükseldi. Kennedy döneminde küçük bir askeri harekat olarak başlayan müdahale Johnson’un başkanlığı sırasında büyük bir askeri girişime dönüştü. İşin garip yanı, hem yoksulluğa karşı savaş hem de Vietnam savaşı için yapılan harcamalar kısa vadede gönencin artmasına yardımcı oldu. Buna karşılık, 1960’ların sonuna doğru hükümetin bu harcamaları karşılamak için vergileri yükseltmedeki başarısızlığı gittikçe artan bir enflasyon yarattı ve bu da ekonomik gönenci aşındırdı. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyelerinin 1973-1974 yıllarındaki petrol ambargosu enerji fiyatlarını hızla yükseltti ve yakıt kısıntıları ortaya çıktı. Ambargo sona erdikten sonra bile fiyatlar aynı kalarak enflasyonu arttırdı ve giderek işsizlik oranını yükseltti. Federal bütçe açıkları arttı, yabancı rekabet yoğunlaştı ve menkul kıymetler borsasında gerilemeler oldu.

Vietnam Savaşı 1975’e kadar sürdü; Başkan Richard Nixon (1969-1973) meclis soruşturması açılması talepleri karşısında istifa etti; bir gurup Amerikalı Tahran’daki ABD büyükelçiliğinde rehine alındı ve bir yıldan uzun bir süre serbest bırakılmadı. Ulus, ekonomik durum dahil, olaylarla başa çıkamıyormuş gibi görünüyordu. Otomobillerden çeliğe ve yarı-iletkenlere kadar ucuz ve çok kez de yüksek nitelikli ithal malları Birleşik Devletler’e aktıkça Amerika’nın ticaret açığı büyük ölçüde arttı.

Yeni ekonomik hastalığı - bir yandan enflasyon sürerken bir yandan da ekonomik durgunluk olması ve aynı zamanda işsizlik oranının artması - tanımlamak için “stagflasyon” terimi kullanılıyordu. Enflasyon kendi kendini besliyor gibiydi. Halk fiyatların sürekli artacağını beklediği için da daha fazla mal almaya başladı. Artan talep fiyatları, fiyatlar ücretleri, ücretler fiyatları daha da yükseltti ve durmadan yükselen bir sarmal doğdu. İş sözleşmelerine yaşam standardına ilişkin maddelerinin otomatik olarak konulması giderek yaygınlaştı; hükümet te sosyal güvenlik ödemeleri gibi belirli kalemleri enflasyonun bilinen en iyi ölçütü sayılan Tüketici Fiyat Endeksine bağlamaya başladı. Söz konusu uygulamalar işçilerin ve emeklilerin enflasyonla başa çıkabilmelerine yarım etti ama enflasyonu da kalıcı konuma getirdi. Hükümetin gittikçe artan gelir gereksinimi bütçe açığını büyüttü ve daha çok borçlanılmasına yol açtı ve bu da faiz hadlerini yükselterek iş çevrelerinin ve tüketicilerin yükünü daha ağılaştırdı. Enerji maliyetinin ve faizlerin yüksekliği yüzünden yatırımlar zayıfladı ve işsizlik de huzursuzluk yaratacak oranda çoğaldı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:45   #37
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Çaresiz kalan Başkan Jimmy Carter (1977-1981) hükümet harcamalarını arttırarak ekonomik durgunluk ve işsizlikle savaşmaya çalıştı ve enflasyonu durdurmak için gönüllü ücret ve fiyat kontrolü yöntemleri geliştirdi. Her iki konuda da başarısız oldu. Enflasyonla savaşta belki bir parça daha başarılı ancak dramatik olmayan atılım yapılarak, aralarında havayolu, kara taşımacılığı ve demiryolu şirketlerinin de bulunduğu bazı endüstrilerde “düzenlemelerin azaltılması”na gidildi. Anılan endüstriler güzergahları ve taşıma ücretleri hükümet tarafından denetlenerek sıkı bir düzenleme altında tutuluyordu. Düzenlemelerde yumuşama uygulaması Carter yönetiminden sonraki yıllarda da desteklendi. Hükümet 1980’lerde banka faiz oranlarındaki ve şehirlerarası telefon hizmetlerindeki düzenlemeleri gevşetti ve 1990’larda da yerel telefon hizmetlerindeki düzenlemeleri yumuşatmaya başladı.

Bunlara karşın, 1979’dan başlayarak para arzını sıkı bir denetim altında bulunduran Federal Rezerv Kurulu enflasyonla savaştaki en önemli öge oldu. Enflasyonun perişan ettiği ekonominin gereksinim duyduğu paranın tümünü vermeyi reddeden Federal Rezerv böylelikle faiz oranlarını yükselmesine neden oldu. Bunu sonucu olarak da tüketici harcamalarında ve ticari kredi taleplerinde büyük düşüşler görüldü. Kısa zamanda ekonomide önemli bir daralma gerçekleşti.

1980’LERDE EKONOMİ

1982 boyunca ulus büyük bir daralma yaşadı. İflaslarda bir önceki yıla oranla yüzde elli artış görüldü. Tarım ürünleri ihracatı azaldığı, ürün fiyatları düştüğü ve faiz oranları yükseldiği için özellikle çiftçiler büyük sıkıntıya uğradılar. Buna karşın, hızlı daralma ilacı yutulması zor olmakla birlikte ekonominin kapıldığı yıkıcı döngüyü kırdı. 1983’e gelindiğinde enflasyon yavaşlamış, ekonomi yeniden toparlanmış ve Birleşik Devletler sürekli bir ekonomik büyüme dönemine girmişti. 1980’li yılların çoğunda ve 1990’larda yıllık enflasyon artışı % 5’in altında kaldı.

1970’lerdeki ekonomik tepkilerin önemli siyasal sonuçları olmuştu. Amerikan halkı federal politikalara yönelik hoşnutsuzluğunu 1980’de Carter’i görevden uzaklaştırıp yerine eski Hollywood aktörü ve California valisi Ronald Reagan’ı başkan seçerek sergiledi. Reagan (1981-1989) ekonomik programını arza yönelik ekonomi kuramına dayandırdı. Anılan ekonomi kuramı halkın kazancının daha büyük bir bölümünü kendisine ayırabilmesine yol açması için vergi oranlarının düşürülmesini öngörüyordu. Daha düşük vergi oranları bireyleri daha yoğun ve daha uzun süreli çalışmaya özendirir ve bu da giderek daha çok tasarrufa ve yatırıma ve bu da daha çok üretime yol açar ve genel ekonomik büyümeyi teşvik ederdi. Reagan’dan esinlenen vergi oranı indirimleri genelde daha zengin Amerikalıların yararına sonuçlar verdiyse de bunun dayandığı ekonomik kuramda ileri sürüldüğüne göre, yükselen yatırımlar yeni istihdam alanları yaratılmasına ve daha yüksek ücretlere yol açacağı için bu gelişmelerden daha düşük gelirli bireyler de yararlanırdı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:45   #38
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bunlara karşın, Reagan’ın ulusal gündeminin temelinde federal hükümetin gereğinden fazla büyüdüğü ve müdahaleci olduğu inancı yatmaktaydı. 1980’lerde Reagan bir yandan vergileri indirirken bir yandan da sosyal içerikli programlarda büyük kesintiler yapıyordu. Reagan görev süresi boyunca tüketiciyi, işyerini ve çevreyi etkileyen hükümet düzenlemelerini kısmak ya da tümüyle ortadan kaldırmak için de çaba gösterdi. Bunun yanı sıra, Vietnam Savaşı’ndan sonra Birleşik Devletler’in silahlı kuvvetlerini ihmal ettiğinden korktuğu için savunma harcamalarının arttırılmasına çalıştı ve bunda başarılı oldu.

Vergi oranlarının indirilmesi ile birlikte askeri harcamaların da artması yüzünden iç programlarda yapılan sınırlı kısıntılar büyük ölçüde aşıldı. Bunun sonucu olarak, federal bütçedeki açıklar 1980’lerin başlarındaki ekonomik daralma dönemindeki oranları bile geçti. 1980’de 74 milyar dolar olan bütçe açığı, 1986’da 221 milyar dolara yükseldi. 1987’de 150 milyar dolara düştü, ancak yeniden yükselmeye başladı. Bazı ekonomistler federal hükümetin gerçekleştirdiği büyük harcamaların ve borçlanmaların enflasyonu yeniden canlandıracağından korktular; fakat, Federal Rezerv Kurulu fiyat artışlarını denetleme konusundaki duyarlılığını sürdürdü ve bir tehdit görülür görülmez faiz oranlarını hemen yükseltti. Federal Rezerv, Paul Volcker ve ardılı Alan Greenspan’ın yönetiminde ekonomik trafik polisliği baş rolünü sürdürdü ve ülke ekonomisinin yönlendirilmesinde hem Kongre’yi hem de başkanı gölgede bıraktı.

1980’lerin başlarında hız kazanmaya başlayan ekonomik iyileşme sırasında da sorunlar görüldü. Özellikle küçük aile çiftlikleri işleten çiftçiler yaşamlarını sürdürmekte önemli güçlüklerle savaşmaya devam ettiler. 1986’da ve 1988’de ülkenin orta bölgelerinde karşılaşılan ciddi kuraklık ve birkaç yıl sonra oluşan büyük seller sıkıntıları daha da arttırdı. Bazı bankalar ve özellikle de tasarruf ve kredi birlikleri denilen kuruluşlar, üzerlerindeki denetimin kısmen azaltılması üzerine sorumsuz bir borç verme kampanyası sürdürdükleri için sıkı para politikaları ve akıllıca olmayan kredi uygulamaları sonucu büyük sıkıntıya düştüler. Federal hükümet bu kuruluşların pek çoğunu kapatmak ve mevduat sahiplerinin alacaklarını vergi mükelleflerinin sırtından ödemek zorunda kaldı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:45   #39
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1970’lerde ülkeyi sarmış olan ekonomik hastalık, Sovyetler Birliği’ndeki ve Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin çöktüğü yıllarda başkanlık yapan Reagan ile ardılı George Bush (1989-1992) döneminde yani 1980’lerde de tümüyle iyileşmedi. 1970’lerde 10 yılın yedisinde ticaret açığı gerçekleşti ve bu açık 1980’ler boyunca daha da büyüdü.

Asya’da birer ekonomik dinamo gibi hızla büyüyen ekonomiler Amerika’ya meydan okur konumuna geldiler; özellikle, uzun vadeli planlamaya ve şirketler, bankalar ve hükümet arasında yakın eşgüdüme ağırlık veren Japonya ekonomik büyümede alternatif bir model gibi görülmeye başlandı.

Bu sırada Birleşik Devletler’de “şirket baskıncıları” hisse senedi değerleri düşen çeşitli şirketleri satın alıp ya belirli işletmelerini satarak ya da parçalara bölerek onları yeniden yapılandırıyorlardı. Bazı durumlarda şirketler kendi hisse senetlerini almak ya da baskıncılara ödemede bulunmak için büyük paralar harcadılar. Eleştirmenler bu çatışmaları endişeyle izliyor ve baskıncıların iyi şirketleri yok ettiklerini ve şirketlerin yeniden yapılandırılması sırasında pek çoğu açıkta kalan işçiler arasında huzursuzluk yarattıklarını ileri sürüyorlardı. Buna karşın diğer bazıları da baskıncıların ya kötü yönetilen şirketleri devralıp küçülterek yeniden karlı duruma geçirdiklerini ya da onları satıp hisse senedi sahiplerinin kar paylarını daha üretken şirketlere yatırmalarını sağladıklarını ve böylelikle de ekonomiye anlamlı katkılarda bulunduklarını söylüyorlardı.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2007, 13:45   #40
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1990’LAR VE ÖTESİ

1990’lar yeni bir başkanla, Bill Clinton’la (1993-2000) başladı. Dikkatli ve ılımlı bir Demokrat olan Clinton, kendinden önceki başkanların belirli yaklaşımlarını dile getirdi. Clinton, sağlık sigortasının kapsamının genişletilmesine yönelik iddialı önerisinin Kongre tarafından yasalaştırmasını başardıktan sonra, Amerika’da “büyük hükümet” döneminin sona erdiğini ilan etti. Belirli kesimlerde piyasa güçlerinin devreye sokulmasına çalıştı ve Kongre ile işbirliği yaparak yerel telefon hizmetlerinin rekabete açılmasını sağladı. Sosyal yardım ödemelerinin azaltılması konusunda da Cumhuriyetçilerle işbirliği yaptı. Buna karşın, Clinton her ne kadar kamu çalışanlarının sayısını azalttıysa da hükümet ülke ekonomisinde yaşamsal bir rol oynamayı sürdürdü. Yeni Düzen döneminde yaratılan yeniliklerin çoğunluğu ve Büyük Toplum dönemindekilerin de pek çoğu olduğu gibi kaldı. Enflasyonun yeniden başladığı izlenimi yaratabilecek gelişmeleri yakından izleyen Federal Rezerv sistemi de ekonominin genel hızını düzenlemeyi sürdürdü.

1990’lar boyunca ekonomide de giderek artan sağlıklı bir gelişme sağlandı. 1980’lerin sonlarında Sovyetler Birliği’nde ve Doğu Avrupa’da komünist rejimlerin çökmesi sonucu ticaret olanakları büyük ölçüde arttı. Teknolojik gelişmeler çok sayıda yeni ve gelişmiş elektronik ürünler ortaya çıkardı. Telekomünikasyon ve bilgisayarla haberleşme ağı konusundaki yenilikler geniş bir donanım ve yazılım endüstrisi geliştirdi ve pek çok endüstrinin çalışma yöntemlerinde devrim yarattı. Ekonomi hızla büyüdü ve şirket gelirleri de büyük ölçüde arttı. Düşük enflasyon ve düşük işsizlikle bir araya gelen büyük karlar menkul kıymetler borsasında patlama yarattı; 1970’lerin başında sadece 1.000 olan Dow Jones Endüstri Endeksi 1999’da 11.000’e yükseldi ve böylece, herkesin değilse bile, pek çok Amerikalının zenginliği arttı.

1980’lerde Amerikalılar tarafından bir model olarak görülen Japon ekonomisi uzun süreli bir daralmaya girdi ve bu gelişme de pek çok ekonomistin gerçekte daha esnek, daha az planlanmış ve daha rekabetçi Amerikan yaklaşımının yeni ve küresel ölçüde birleşmiş bir ortamda ekonomik büyüme için daha iyi bir strateji oluşturduğu sonucuna varmasına yol açtı.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 03:18 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580