Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Eğitim Öğretim > Dersler - Ödevler - Tezler - Konular > İktisat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-03-2007, 11:02   #1
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Gümrük Birliğinin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Süleyman UYAR
Araştırma Görevlisi
Pamukkale Üniversitesi
İ.İ.B.F.
Dünyada ve Türkiye’de ekonomik gelişmeler baş döndürücü bir hızla devam etmektedir. Günümüzde artan dünya ticaret hacmi ve gittikçe şiddetlenen rekabet ile birlikte, şirketlerin pazar paylarını yükseltme çabaları hızla artmaktadır. Bu rekabet ortamında ayakta kalabilmek uluslararası alanda başarılı olmaya bağlıdır. Bu durumdan en az kayıpla çıkmayı hedefleyen sanayileşmiş ve yeni sanayileşen ülkeler ekonomik güvenliklerine daha fazla önem vermeye başlamışlardır. Yaşanan globalleşme sürecinde uluslararası ticarette mal, miktar kısıtlaması gibi engellerin azaldığı ve bölgesel entegrasyonların güçlendiği görülmektedir. Ülkelerin konumları gerek küresel bazdaki organizasyonlarda (Dünya Ticaret Örgütü) yer almak ve gerekse bölgesel oluşumlara (Avrupa Birliği ve Gümrük Birliği) katılmakla sürekli değişmektedir. Bu bağlamda Avrupa ülkeleri arasında karşımıza çıkan en önemli ekonomik bütünleşme AB’dir. Çalışmamızın amacını, özellikle 1990 sonrasında belirginlik kazanan küreselleşme eğilimi ile birlikte ortaya çıkan bölgeselleşme hareketlerinin, bu hareketin bir parçası olarak Türkiye’yi nasıl etkilediğini tespit etmek oluşturmaktadır.
GB, Türkiye’nin Avrupa Topluluğu ile başlangıcı 1960’lara uzanan ortaklık ilişkisinin temel taşlarından biridir. GB’nin çerçevesi 1963 yılında yürürlüğe giren Ankara Anlaşması ile çizilmiş, detayları ise Katma Protokol ile belirlenmiştir. 6 Mart 1995 tarihli Ortaklık Konseyi Kararı ile 22 yıl süren geçiş dönemi tamamlanmış, taraflar GB’nin tesis edilmesi için gerekli koşulların oluştuğuna karar vermişler ve böylece 1 Ocak 1996 tarihi itibariyle Türkiye-AB arasındaki GB tamamlanmıştır. GB sadece sanayi ürünlerini ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsamakta, geleneksel tarım ürünleri GB’nin kapsamı dışında bulunmaktadır. GB ile Türkiye, AB’den gelen sanayi ürünlerine uyguladığı tüm gümrük vergileri ve eş etkili tedbirleri ortadan kaldırmış, uygulamakta olduğu miktar kısıtlamalarına da son vermiştir. Üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünler için ise, birliğin ortalama gümrük tarifesi kabul edilmiştir. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin almış olduğu Gümrük Birliği kararı, Türkiye ekonomisinin 1980’li yıllardaki liberalizasyonundan sonra, ekonominin tamamını etkileyen en önemli gelişme olmuştur. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe giren Gümrük Birliği, Türk ticaret ve rekabet mevzuatı ile politikalarında çeşitli değişikliklere yol açmış Türk ekonomisi için yeni fırsatlar yarattığı gibi çaba gerektiren unsurlar da doğurmuştur. GB’nin kabul edilmesinden sonraki süreçte dinamik ve statik etkileri çerçevesinde Türkiye ekonomisini etkilemesi kaçınılmaz olmuştur. Çalışmamızda da bu güne kadar geçen süre içerisinde GB’nin Türkiye ekonomisi üzerinde ne gibi sonuçlar doğurduğunu tespit etmeye çalışacağız.
1. Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri
Yürürlüğe girdiği 01.01.1996 tarihinden itibaren geçen yaklaşık dört yılı aşkın bir zaman zarfında getirmiş olduğu köklü değişimler ile GB, mikro düzeyde işletmeleri, makro düzeyde de genel ekonomik yapıyı etkilemiştir. Bu bölümde GB’nin Türkiye ekonomisi üzerinde ortaya çıkardığı olumlu ve olumsuz etkiler, dinamik ve statik etkiler çerçevesinde ortaya konmaya çalışılacaktır.
1.1. Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Sonuçlarının Statik Etkiler Açısından Değerlendirilmesi
Faktör donanım, teknolojik seviye ile talep yapısı gibi parametrelerin sabit kaldığı varsayımı altında gümrük birliğinin, birlik içinde kaynakların yeniden dağılımı sebebiyle ortaya çıkan etkilerine statik etkiler denmektedir. Çalışmamızın bu bölümünde GB’nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini tespit etmek için; statik etkiler kapsamında ele aldığımız ticaret yaratıcı etki, ticaret saptırıcı etki, gelir dağılımı etkisi ile kamu gelirleri etkisi ve işlem maliyetleri etkisi istatistiksel veriler çerçevesinde incelenecektir.
1.1.1.Üretim Etkisi
1.1.1.1. Ticaret Yaratıcı Etki
Ticaret yaratıcı etki GB dolayısıyla yüksek maliyetli üretimin yerini, birlik içinde daha verimli ülkenin almasıdır. Birliğe üye ülkeler arasındaki ticarete uygulanan tarife ve kotaların kaldırılması sonucu, ticarete konu olan malların fiyatı düşer. Birlik içinde ticaret yaratılmasına bağlı olarak birlik üyeleri, daha ucuz kaynaktan daha fazla tüketim yapma imkanına kavuşur. Böylece üyeler arasındaki ticaret hacmi yükselmiş olur. GB’nin uygulandığı ilk dört yıla ilişkin süreçte ticaret yaratıcı etki tablo 2-2 yardımıyla açıklanabilir.




  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:02   #2
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Tablo 1: Dış Ticarete Ait Temel Göstergeler (Milyon $)

1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
İhracat
13.593
14.714
15.345
18.106
21.635
23.122
26.261
26.881
26.587
İthalat
21.047
22.870
29.428
23.270
35.705
42.733
48.558
45.921
40.687
İhr-İth
-7.453
-8.156
-14.083
-5.163
-14.073
-19.611
-22.297
-19.039
-14.100
İhr+İth
34.640
37.585
44.773
41.376
57.344
65.856
74.819
77.802
67.274
İhr/İth
64.6
64.3
52.1
77.8
60.6
54.1
54.1
58.5
65.3

Kaynak: DPT, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler(1950-1998), s.33-38, www.dtm.gov.tr/türkiye-ab ilişkileri ilişkileri/dış ticaret, Şubat 2000.
Tabloya göre, 1995 yılında ihracat 21.635 milyon $ iken, 1999 yılında yaklaşık yüzde 20 artarak 26.587 milyon $’a çıkmıştır. Aynı yıllar arasında ithalat ise yüzde 13 artarak 35.709 milyon $’dan 40.687 milyon $’a çıkmıştır. 1995 yılında 14.073 milyon $ olan dış ticaret açığı, 1997’de 20.646 milyon $’a çıkarken, 1998’de 19.039 milyon $’a, 1999’da da 14.100 milyon $’a düşmüştür. Dış Ticaret hacmi ise 1995’te 57.344 milyon $’dan, yüzde 17 artarak 1999’de 67.274 milyon $’a çıkmıştır. İthalatın ihracatı karşılama oranı da 1995’te yüzde 60.6 iken, 1996 ve 1997’de yüzde 54.1’e düşmüş, 1998’de yüzde 56.6’ya, 1999’da ise yüzde 66.9’a çıkmıştır.
1998 yılında dış ticaret rakamlarında, 1997 yılına göre gerçekleşen iyileşmenin temelinde ekonomik krize bağlı olarak ithalat miktarında görülen gerileme yatmaktadır. Tablo 2-2 deki veriler, GB’nin ticaret yaratıcı etkisinin birlik lehine doğduğunu göstermektedir. Türkiye aleyhine ortaya çıkan bu etkide başlangıçta ithalatın ihracattan daha büyük bir paya sahip olduğu görülmektedir. Türkiye ekonomisinin AB ekonomisine göre rekabet gücü daha düşük olduğundan başlangıçta ithalatın ihracattan hızlı artması doğaldır. Zamanla ortak üretim, teknoloji transferi, bilgi akışı ve Ar-Ge faaliyetlerinin artmasıyla Türkiye ekonomisi daha iyi performans gösterecektir. Bu durumda ticaret yaratıcı etki daha çok Türkiye’nin lehine dönecektir.
1.1.1.2. Ticaret Saptırıcı Etki
Üçüncü ülke mallarına karşı konan ortak tarife sonucu bu ülkelerin mallarının pahalı hale gelmesi ticaretin birlik içine kaymasına neden olur. Ticareti birlik dışından birlik içine kaydıran bu etkiye ticaret saptırıcı etki denir. Bu etki sonucu birlik dışında kalan ülkelerle yapılan ticaret hacminde daralma ortaya çıkmaktadır. GB sonucunda ticaret saptırıcı etkinin ne ölçüde gerçekleştiğini tablo yardımıyla açıklayalım.
Tablo 2: Ülke Gruplarına Göre Dış Ticaret(Milyon $)

1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
İhracat








AB
9.362
9.769
9.501
11.215
13.831
14.427
15.583
16.913
D.OECD
2.014
1.832
1.902
2.580
2.753
2.878
3.335
3.475
Türk Cum.
132
334
605
559
742
958
1.136
1.073
O.Doğu
1.850
1.972
1.989
2.108
2.132
2.245
2.382
2.196
K.Afrika
692
632
597
725
900
985
980
1.500
D.Ülkeler
1.558
2.007
2.656
3.498
4.031
4.610
6.180
5.200
İthalat








AB
9.897
10.656
13.875
10.915
16.861
23.138
24.870
24.090
D.OECD
5.292
5.882
7.237
5.248
7.540
7.953
9.945
9.382
Türk Cum.
132
238
344
320
301
329
408
456
O.Doğu
2.491
2.968
2.799
2.530
2.687
3.243
2.726
1.956
K.Afrika
480
575
381
629
1.142
1.618
1.813
1.493
D.Ülkeler
2.755
3.051
4.793
3.628
7.176
7.345
8.797
8.543

Kaynak: İTO, Rakamlarla Türkiye Ekonomisi, Yayın No:1999/42, s.28-30.
Tablo 2’ye göre 1994 yılından sonra Türkiye’nin AB ile olan ihracat ve ithalatı önemli ölçüde artmıştır. Özellikle ithalattaki hızlı artış 1997 yılına kadar sürmüştür. 1995 yılında 16.861 milyon $ olan AB ithalatı 1997 sonunda yüzde 45 artarak 24.090 milyon $’a çıkmıştır. Aynı yıllar arasında ihracat ise, yüzde 19 artarak 13.831 milyon $’dan 16.613 milyon $’a çıkmıştır. 1995 yılında görülen ihracat-ithalat artışını ekonominin 5 nisan krizinden çıkıp gelişme göstermesine ve yüksek devalüasyona bağlamak mümkündür.
GB’den önce de dış ticaretin büyük kısmını AB ile yapan Türkiye’nin bu eğiliminde 1995-1999 yılları arasında bir değişiklik olmadığı gibi, üçüncü ülkelerle olan ticaretinde de önemli bir farklılık gözlenmemiştir. İlk dört yıla ilişkin dış ticaret verileri GB’nin ticaret sapmasına işaret etmemektedir. Türkiye’nin AB dışındaki diğer ülke ve ülke grupları ile de ikili ilişkileri olduğu için ticaret saptırıcı etkinin belirli şekilde ortaya çıkmadığı görülmektedir.
1.1.2. Tüketim Etkisi
GB sonucu gümrükler indirilince nispi olarak daha ucuza gelen yabancı mallar daha fazla talep edilmektedir. GB sonucu birlik içinde pahalıya üreten üye ülkenin ve OGT sonucu ürünleri pahalı hale gelen birlik dışı ülkelerin üretimi azalmaktadır. Üretim etkisindeki bu değişikliğe bağlı olarak birlik içi fiyat herhangi bir ülkenin fiyatının altında kalırsa, bu ülke vatandaşlarının satınalma güçleri artacağından birlik içi ithalat artacaktır. Bu ithalat artışı da GB’nin tüketim etkisini ortaya çıkarır.
Sermaye malları, ara mallar ve tüketim mallarına ilişkin ihracat 1994 yılından sonra düzenli bir şekilde artmıştır (bkz. Tablo 2-4). GSMH ve ithalat artışı aynı zamanda tüketim etkisini gösterir. GB’nin üretim ve tüketim etkisini tablo 2-4 yardımıyla açıklamaya çalışalım.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:03   #3
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Tablo 3: İhracat ve İthalatın Mal Gruplarına Göre Dağılımı (Milyon $)

1994
1995
1996
1997
1998
İhracat





Tüketim Malları
9.153
11.840
12.354
13.890
14.374
Ara Mallar
8.225
8.960
9.745
11.032
11.128
Sermaye Malları
721
830
1.105
1.314
1.363
İthalat





Tüketim Malları
1.381
2.416
4.226
5.334
5.325
Ara Mallar
16.565
25.077
28.736
31.871
29.574
Sermaye Malları
5.220
8.119
10.365
11.051
10.651

Kaynak: DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı-1998, s.503.
Tablo 3’e göre, 1994-1998 yılları arasında tüketim malları, ara mallar ve sermaye malları ihracatı önemli ölçüde artmıştır. 1994 yılında 9.153 milyon $ olan tüketim malı ihracatı yüzde 63 artarak 14.374 milyon $’a, aynı dönem 8.225 milyon $ olan ara malı ihracatı yüzde 35 artarak 11.128 milyon $’a, sermaye malı ihracatı da yüzde 89 artarak 721 milyon $’dan 1.363 milyon $’a çıkmıştır. İthalat ise istikrarsız bir seyir izlemiştir. Özellikle ara malları ithalatı olmak üzere tüketim ve sermaye malları ithalatı 1995 yılında hızla artmıştır. Tüketim ve sermaye malları ithalatı izleyen yıllarda azalan oranlı bir gelişme göstermiştir. Ara mallar ithalatı da 1997 yılına kadar artmış, 1998’de bir önceki yıla göre yüzde 7 azalarak 29.574 milyon $’a inmiştir.
Tüketim malları, ara mallar ve sermaye malları ithalatı GB’nin kabul edildiği ilk iki yılda önemli ölçüde artmıştır. Bu artış izleyen yıllarda da devam etmiştir. Bu gelişmeler GB’nin tüketim etkisinin ortaya çıktığını göstermektedir.
1995-1998 döneminde dış ticareti en hızlı gelişen sektörler elektrikli ve elektronik makine ve cihazlar, makine ve kimya sanayii olmuştur. Bitkisel ve hayvansal ürünler ithalatı artarken, su ve orman ürünleri ithalatı azalmıştır. Madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yer alan yakıt maddeleri ithalatı sürekli artmıştır. 1998 yılı içinde en önemli ihracatçı sektörler; hazır giyim, tekstil, gıda, tarım ve ana metal sanayidir. 1995 yılından sonra ithalat miktarında görülen dalgalanma, Türkiye’de ithalata dayalı sanayinin yeterince istikrar kazanmadığının, sanayiinin günlük politikalardan önemli ölçüde etkilendiğinin ve GB’nin uygulandığı ilk yıl ithalata dayalı sanayideki kararsızlığın bir göstergesidir.
1.1.3. Ticaret Hadlerine Etkisi
Ticaret hadleri birliğe üye ülkeler arasındaki iş bölümünün doğuracağı refah yükselişinden her ülkenin alacağı payı belirler. GB sonucu ticaretin artması birlik içi üretim ve geliri arttırırken, birlik dışında bunun tersi ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte birlik içinde ucuza üreten üye ülkenin üretim ve geliri artarken, pahalıya üreten ülkenin üretim ve geliri de azalmaktadır. Dolayısıyla gelir bir yandan birlik dışından birlik içine, diğer yandan pahalıya üreten ülkeden ucuza üreten ülkeye yeniden dağılırken, birlik içi ticaretin serbestleşmesiyle ihracata çalışan sektörlerin geliri nispi olarak artmaktadır.
Tablo 4: Dış Ticaretin Sektörel Dağılımı(Milyon $)

Tarım ve
Ormancılık
Maden. ve
Taşocakçılığı
Sanayi


İhracat
İthalat
İhracat
İthalat
İhracat
İthalat
1994
2.301
881
263
3.353
15.517
19.031
1995
2.133
1.901
391
4.090
19.089
29.706
1996
2.454
2.170
227
5.89
20.237
35.981
1997
2.679
2.419
404
5.138
23.132
40.907
1998
2.690
2.128
363
3.757
23.790
39.915

Kaynak: DİE, Haber Bülteni, Mart 1999, s.13.
Tablo 4’e göre 1994 yılından sonra Türkiye’nin tarım-ormancılık ve madencilik-taşocakçılığı dış ticareti fazla değişmezken, sanayi ürünleri dış ticareti hızla artmıştır. Bu dönemde sanayi ürünleri ihracatı 1994 yılında 15.517 milyon $ iken, bu değer yüzde 53 artarak 1998 yılında 23.790 milyon $’a çıkmıştır. İthalat ise aynı dönemde yüzde 109 artarak 19.031 milyon $’dan 39.915 milyon $’a çıkmıştır. 1994’te 3.514 milyon $ olan sanayi ürünleri dış ticaret açığı, 1998 yılında yüzde 588 artarak 16.125 milyon $’a ulaşmıştır. Bu rakamlar, GB’den sonra sanayi ürünleri ithalatındaki artışın, ihracat artışlarından daha hızlı gelişme gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu artışın üç önemli nedeni vardır. Bunlar;
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:21   #4
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

· Ekonminin GSMH’nin yüzde 6.1 oranında küçüldüğü 5 Nisan ekonomik krizinden çıkıp gelişme göstermesi,
· 6 Mart tarihinde imzalanan gümrük birliği anlaşmasından sonra piyasanın büyüyeceği, rekabetin ve dış ticaretin artacağı beklentisi,
· Sanayi mallarının üretim esnekliğinin diğer üretim alanlarına oranla daha büyük olması.
Tüm bunlar Türkiye’de gelirin sanayi sektörü lehine yeniden dağılmasının birer nedenidir. Türkiye’de sanayi sektörü ithalat miktarının ihracat miktarından daha hızlı artması; bu ürünleri birlik içinde ucuza üreten gelişmiş ülkelerin üretim ve gelirinin arttığını, gelir dağılımının gelişmiş ülkeler lehine, Türkiye aleyhine geliştiğini göstermektedir. Ticaret hadleri Türkiye aleyhine sonuçlanmıştır.
1.1.4. Kamu Gelirleri Etkisi
Üyeler arasında tarifelerin sıfırlanması üye ülkelerin vergi kaybını doğurur. Yine üçüncü ülkelere karşı uygulanan ortak tarife, üye olunmadan önceki tarifeden küçük olur veya bu ülkeden ithalat önemli ölçüde azalır ise bu durumda da vergi kaybı ortaya çıkar. GB öncesi Türkiye’de ithalattan gümrük vergisi ve toplu konut fonu olmak üzere iki tür vergi alınmaktaydı. GB ile bunların ikisi de kaldırılırken üçüncü ülkelere karşı OGT uygulanmaya başlanmıştır. Ancak tarım ürünleri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve EURATOM kapsamındaki ürünler bu uygulamanın dışında kalmış, buna rağmen GB kısa dönemde sadece kamu gelirlerini azaltmakla kalmayıp, kamu giderlerini arttırmasına da neden olabilir. İstatistiki veriler incelendiği zaman 1994’te yüzde 2.31 olan dış ticaret vergileri/GSMH oranı, 1995’te yüzde 2.48, 1996’da 2.58, 1997’de de 2.61 olmuştur. Bu sonuçlara göre GB’nin dış ticaret vergi gelirlerini azaltıcı etkisinin ortaya çıktığını söylemek oldukça zordur. Aksine GB sonrası ulusal üretimin artmasına bağlı olarak vergi gelirlerinin arttığını söylemek mümkündür.
1.1.5. İşlem Maliyetleri Etkisi
GB sonucu tarife ve kotaların kalkması nedeniyle, gümrüklerde çalışan personel sayısı, gümrükleme giderleri ve bürokratik engeller azalacaktır. O zaman dış ticaret işlemleri daha kısa zamanda gerçekleşecek ve dış ticaretle uğraşanların zaman maliyeti düşecektir. Aşağıdaki tablolarda gümrükleme giderleri ve gümrüklerde çalışan personel sayısına ilişkin istatistiksel değerler gösterilmiştir.
Tablo 5: Gümrükleme Giderleri (Milyar TL)

1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
Kanunları Uygulama
108
202
289
653
1,093
1,955
4,164
Kaçakçılık ile Mücadele
54
108
155
335
481
931
1,958
Kontrol Hizmetleri
9
13
21
48
77
143
247

Kaynak: Osman Demir, GB’nin Değerlendirilmesi, Dış Ticaret Dergisi, Yıl:3, Sayı:11, 1998, s.50.
Tablo 5’e göre 1991-1997 döneminde gümrükleme giderleri her yıl yaklaşık 2 kat artmıştır. Bu artış GB’nin uygulanmaya başlandığı yıllardan sonra da devam etmiştir.
Tablo 6: Gümrük Müsteşarlığı Personel Sayısı

1994
1995
1996
1997
Memur
10.102
10.102
10.102
10.102
Sürekli İşçi
202
89
89
89
Geçici İşçi
25
13
13
9
Sözleşmeli İşçi
-
-
78
88

Kaynak: Osman Demir, a.g.e. s.51.
Tablo 6’ya göre Gümrük Müsteşarlığı personel sayısı 1995 yılında, 1994 yılına göre biraz azalmış, bunun yanında izleyen yıllarda önemli bir değişme göstermemiştir. 1996 ve 1997 yıllarında sözleşmeli personel istihdam edilmiştir. Yukarıdaki iki tabloya göre GB’nin işlem maliyetlerini azaltıcı etkisinin doğmadığını söylemek yanlış olmaz. Ancak, eğer bürokratik işlemlerde bir azalma olmuş ve dış ticaretle uğraşanların zaman maliyetleri azalmışsa, o zaman ekonominin bütünü açısından işlem maliyetlerinin azaltıcı etkisi doğmuş olabilir.
Gümrükleme giderleri ve personel sayısında meydana gelen azalmanın nedeni, gümrük modernizasyonu ve otomasyonu kapsamında yapılan çalışmalardır. Bu çalışmalar tamamlanıp yeterli uzmanlaşma henüz sağlanamadığı için bu veriler, olması gerekenden büyüktür. Gümrük işlemlerinin otomasyonu için Fransa’dan SOFİX adlı yazılım satın alınmıştır. Pilot uygulama eğitim çalışmaları, Atatürk Havalimanı Giriş-Çıkış Gümrük Müdürlüklerinde başlamıştır. Pilot uygulamanın ardından Türkiye genelinde bilgisayar ağı kurulacaktır. Böylece 53 gümrük idaresi bilgisayarlı sisteme geçecek ve ihracat-ithalat işlemlerinin yaklaşık yüzde 95’i bu kapsama alınacaktır. Otomasyonun ileri aşamalarında ticaret çevresi ve gümrük idaresi arasındaki bilgi akışı elektronik ortamda gerçekleştirilecektir. Bu çalışmalar sonucunda işlem maliyetlerinde bir azalma gerçekleşecek, gümrükleme giderleri ve personel sayısı belli bir oranda azalacaktır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:22   #5
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1.2. Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Sonuçlarının Dinamik Etkiler Açısından Değerlendirilmesi
GB’nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri dinamik etkilerden olan; ölçek ekonomileri etkisi, rekabet etkisi, teknolojik gelişme etkisi, dışsal ekonomiler etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi başlığı altında değerlendirilecektir. Dinamik etkiler sürekli oldukları, orta ve uzun vadede ekonominin yapısında önemli değişmeler meydana getirdikleri için çoğu kez statik etkilerden daha önemli sayılırlar.
1.2.1. Rekabet Etkisi
Kamu teşebbüsleri ve ticari nitelikteki devlet tekellerinin, birlik vatandaşları ile Türk vatandaşları arasında ayrım yapmaz hale gelmesi, ticari nitelikli devlet tekellerinin yeniden düzenlenmesi, İhracatta Gözetim ve Koruma Önlemlerinin Değerlendirme Kurulu oluşturularak ithalatta haksız rekabetin önlenmesi ve Rekabet Kurulu’nun kurulması gibi çalışmalar aracılığıyla firmalara eşit rekabet koşulları sağlanarak tekelleşmenin önlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda özellikle otomotiv ana ve yan sanayii, tarım araçları, elektrikli ve elektronik eşya, makine, metal, ağaç ürünleri, mobilya, kağıt ve kağıt ürünleri ile basım sanayi dallarında rekabetin daha da artması beklenmektedir.
GB ile üyeler arasında tarife ve kotalar kalkınca yerli üreticiler dış rekabete açılmış olurlar. Böylece ülke içindeki eksik rekabetçi oluşumlar ortadan kalkar. Düşük verimle çalışan kalitesiz malları pahalıya üreten firmalar, ya bu sorunlarını ortadan kaldırırlar ya da endüstriyi terk etmek zorunda kalırlar. Her üye ister istemez mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu alanlarda üretime yönelir. Aşağıdaki tabloda Türkiye’de sanayi dallarına göre rekabet gücü gösterilmiştir.
Tablo 7: Sanayi Dallarına Göre Rekabet Gücü

Küçük
Ölçek
Orta
Ölçek
Büyük
Ölçek

Rekabet
Rekabet
Rekabet
Rekabet
Rekabet
Rekabet

Gücü(%)
Düzeyi
Gücü(%)
Düzeyi
Gücü(%)
Düzeyi
Taşıt Araçları
32.4
R
50.3
R
47.5
R
Elektriksiz Makine
34.5
-
57.4
R
21.3
R
Elektrikli Makine
27.8
-
42.9
R
75.6
R
Demir Çelik Dışı Metal
-
-
20.6
-
34.5
R
Metal Eşya
38.1
R
20.6
R
49.3
R
Taş+Toprak
87.0
R
81.8
R
61.3
R
Demir Çelik Ana Sanayi
41.9
-
70.8
R
27.2
R
Lastik-Plastik
12.0
-
51.7
R
58.6
R
Porselen Cam
-
-
24.1
R
54.4
R
Kimyasal Ürün
62.9
R
39.9
R
55.1
R
Petrol Ürünleri
-
-
76.2
R
36.2
R
Orman Ürünleri-Mobilya
0.0
-
5.6
R
84.8
R
Kağıt-Basım
0.0
-
43.2
R
74.4
R
Giyim
46.7
R
36.3
R
82.6
R
Kürk, Deri, Ayakkabı
0.0
-
36.9
-
44.4
-
Gıda, İçki, Tütün
13.8
R
58.3
R
48.2
R
Dokuma
43.1
R
55.2
R
68.7
R

Kaynak: Osman DEMİR, a.g.e. s.52.
(-) Rekabet Gücü Yok, (R) Eş Düzeyde Rekabet Gücü Var.
Tablo 7’ye göre Türkiye’de sanayi üretiminde küçük ölçekten büyük ölçeğe doğru gittikçe, rekabet gücü artmaktadır. Küçük ölçekli işletmelerde rekabet üstünlüğü olan sanayi dalları; taş ve toprağa dayalı bazı ürünler ile kimyasal ürünlerdir. Orta ölçekli işletmelerin rekabet üstünlüğü olan sanayi dalları; elektriksiz makine, taş ve toprağa dayalı ürünler, petrol ürünleri, gıda, içki, tütün ve dokuma’dır. Büyük ölçekli işletmelerin rekabet üstünlüğü olan sanayi dalları ise; elektrikli makine, taş ve toprağa dayalı sanayi, lastik-plastik, orman ürünleri, kağıt, basım, giyim ve mobilyadır. Türkiye’nin AB ülkelerine oranla mukayeseli üstünlüğü daha çok tarımsal ürünlerde olmasına karşın, tarımsal ürünler GB kapsamı dışında tutulmuştur. Yukarıda belirtilen rekabet gücü yüksek sanayi dallarında, GB sonrası verimlilik ve üretim artarken, rekabet gücü olmayan sanayi dallarında faaliyet gösteren işletmeler pazar paylarını kaybetmişler, üretimleri düşmüş, çoğu da kapanmak zorunda kalmıştır.
GB’nin Türk ticaret ve rekabet politikalarının AB ile uyumunu öngörmesi ve AB rekabet politikalarının çok büyük bölümünün Türkiye’yi de kapsaması nedeniyle, Türk ekonomisinde kapsamlı kurumsal değişiklikler meydana getirecektir. Özellikle rekabet kuralları ile fikri mülkiyet haklarının korunması alanlarındaki Türk mevzuatının iyileştirilmesi sonucunda, Türkiye’de ekonomik faaliyetlerin gelişebilmesi için daha uygun mevzuat çerçevesi oluşacaktır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:22   #6
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

1.2.2. Ölçek Ekonomileri Etkisi
Ölçek ekonomileri, firmaların büyüklüğünden kaynaklanan faktör maliyetlerinin düşmesi ve verimlilik ile üretimin artması sonucu ortaya çıkar. Geniş pazarlar, yeni satış teknikleri, makine ve donanım bolluğu, kaliteli işgücü ve uzmanlaşma ölçek ekonomisini oluşturur.
GB sonrası birlik içi piyasa genişlemesi sonucu, artan talebi karşılamak için firmaların üretimlerini arttırmaları gerekir. O zaman firmalar, eğer atıl kapasiteleri varsa, bu atıl kapasitelerini kullanarak ortalama maliyetlerini minimize edecek optimal ölçeğe varabilirler. Eğer atıl kapasiteleri yok ise, kapasite arttırıcı yeni yatırımlara yönelirler. GB sürecinde ölçek ekonomiler etkisinin ortaya çıkabilmesi için bu güne kadar geçen süre yeterli sayılamayacak kadar kısadır. Bu etki zamanla kendini gösterecek ve rekabet gücü yüksek çok sayıda büyük firma doğabilecektir.
1.2.3. Dışsal Ekonomiler Etkisi
Ölçek ekonomileri, rekabet ve teknolojik gelişme etkilerinin bir sonucu olarak bazı firmaların verimliliği ve ürünlerinin kalitesi artar. Bu firmalardan girdi alan diğer firmalar, daha ucuza ve daha kaliteli girdi elde ederler. Böylece ekonominin genel performansı artar. Örneğin AB ile yapılan Avrupa Kömür Çelik Topluluğu ürünleri ile ilgili anlaşmada, Türkiye’de kapasite fazlası olan uzun mamullerden yassı mamullere dönüşümle ilgili projeler sayesinde sektörün yeniden yapılanmasına yönelik yabancı yatırımların artacağı ve teknoloji transferinin gerçekleşerek dışsal ekonomilerin doğacağı, bu güne kadar gerçekleşmese bile uzun dönemde dışsal ekonomilerin ortaya çıkacağı beklenmektedir.
1.2.4. Teknolojik Gelişmeye Etkisi
1980’de ihracatın dörtte birinden fazlası mamul maddelerden, geri kalanı hammaddelerden oluşurken; günümüzde ihracatın dörtte üçü mamul maddelerine dönüşmüştür. Bu gelişmelere rağmen, Türkiye, emek-yoğun, ilkel mallar ihracatçısı bir ülke konumundan çıkamadığı, toplam ihracatının yüzde 40’ının tekstil ürünlerinden oluştuğu ve yaptığı ithalat üzerinden ihracat yapabilen tek sektörün tekstil olduğu bir konumdadır. OECD verilerine göre yüksek teknolojili mallarda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 10, orta- yüksek teknolojili mallarda yüzde 23, orta-ilkel teknolojili mallarda yüzde 77, ilkel teknolojili mallarda yüzde 225’tir. Yarıdan fazlasını KOBİ’lerin oluşturduğu tekstil sektöründe çalışanların büyük kısmı kayıt dışı ve vergisiz çalışan kadınlardır. Çünkü Türkiye yoksul ülkelerden pazara gelen mallarla fiyat rekabetini ancak böyle sağlayabilmektedir. Ar-Ge yatırımları büyük finansman ihtiyacı gerektirdiğinden, Türkiye gibi gelişme yolundaki ülkelerde Ar-Ge ve teknolojik gelişmeye yeterli önem verilmemekte ve gerekli kaynak ayrılmamaktadır. Örneğin Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ye oranı AB ülkelerinde yüzde 2, ABD’de yüzde 2.8, Japonya’da yüzde 3 iken, bu oran Türkiye’de sadece yüzde 0.5’tir. Türkiye gibi ileri teknolojileri henüz üretemeyen bir ülke için alternatif çözüm yolu, gelişmiş ülkelerdeki teknolojiyi veya gelişmiş teknolojileri taklit etmektir.
Birlik içinde pazarın büyüyüp rekabetin artması, firmaları teknoloji geliştirmeye, gelişmiş teknolojiye sahip diğer firmalarla ortak üretime ve daha çok Ar-Ge faaliyetlerine yöneltmektedir. Böylece bilgi akışı ve teknolojik gelişme hızlanacaktır. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması ülkelerin rekabet gücünü olumlu yönde etkiler ve daha ucuz, daha kaliteli üretim yapmak olanaklı hale gelir. GB ile Pazar payları genişleyen buna rağmen pazarda rakibi artan firmaların yapması gereken, üretim kalitesini ve verimliliği arttıracak, maliyetleri azaltacak yeni teknolojilerin hayata geçirilmesi, bunun içinde Ar-Ge yatırımlarının arttırılmasıdır..
1.2.5. Yatırımları Özendirme ve Sermaye Etkisi
Birlik içi ticaret serbestleşip pazarın büyümesi, bir yandan birlik içi sermayenin daha verimli ve daha karlı olan üye ülkelere, diğer yandan birlik dışı sermayenin birlik içine yönelmesine neden olur. Birlik içi yatırım, üretim ve gelir artar. Doymamış iç pazarı, ucuz hammadde ve işgücü, Ortadoğu, Karadeniz ve Asya ile olan bağlantıları Türkiye’yi yatırımlar için cazibe merkezi haline getirmektedir. Bu bağlamda GB’nin Türkiye’ye giren yabancı sermaye yatırımlarını uyarması beklenmektedir. Ayrıca GB içindeki Türkiye’den pay almak isteyen Japonya, ABD ve Uzak Doğu ülkeleri için de sermaye yatırımı açısından çok büyük öneme sahiptir. Son yıllarda Uzak Doğu’dan gelen yabancı sermaye artışı bunu doğrulamaktadır.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:22   #7
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Tablo 8: Yabancı Sermaye Yatırımları(Milyon $)

1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
İzin Verilen
1.967
1.820
2.125
1.488
2.938
3.837
1.687
1.645
Fiili Giriş
910
912
797
837
931
937
873
982

Kaynak: İTO, Rakamlarla Türkiye Ekonomisi, s.15.
Tablo 8’den de görüleceği gibi ülkemize giren yabancı sermaye yatırımlarının yıllara göre değişimi düzensiz bir seyir izlemektedir. Sadece 1995 ve 1996 yıllarında üst üste 2 yıl yabancı sermaye önemli ölçüde artış göstermiş, diğer yılarda bir yıl artarken bir yıl azalmıştır. Ayrıca GB’ye geçişten sonra yabancı sermaye girişinde beklenen patlama olmamıştır. 1991-1998 yılları arasında ülkemize giren yabancı sermaye yatırımları izin verilen sermayenin çok altındadır. Her ne kadar 1995 ve 1996 yıllarında izin verilen sermaye artsa da giren sermayede beklenen artış olmamıştır. Bunun en önemli nedeni AB teşvik mevzuatıdır. Çünkü AB’de hem devlet yardımları hem de topluluk fon ve kredileriyle sağlanan önemli teşvikler vardır. Örneğin geri kalmış bölgelerin kalkındırılmasında kullanılan Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu , mesleki eğitim, istihdam ve gençlere kariyer kazandırmada kullanılan Avrupa Sosyal Fonu, tarımsal yapıyı iyileştirmede ve tarımsal üretimi güvence altına almada kullanılan Avrupa Tarımsal Yön Verme ve Garanti Fonundan yapılan teşvik ödemeleri oldukça önemlidir. Türkiye AB’ye tam üye olmadığı için bu fonlardan yararlanamamaktadır. 1998 yılı itibariyle Türkiye’ye giren yabancı sermaye izinlerinin yüzde 98’ini imalat sanayi ve hizmet sektörüleri, geri kalan yüzde 2’sini de tarım ve madencilik sektörleri oluşturmaktadır. Yine 1998 yılında verilen toplam 1.645 milyon $’lık yabancı sermaye izinlerinin 1.562 milyon $’ını OECD ülkeleri bunun da yaklaşık yarısını AB ülkeleri oluşturmaktadır.
GB’nin uygulanmaya başlamasından bu güne kadar geçen süreç içerisinde GB’den beklenen olumlu sonuçlar tam anlamıyla sağlanabilmiş değildir. Türkiye’nin, GB’nin olumlu sonuçlarının ortaya çıkmasını engelleyen ya da geciktiren sorunları vardır. Bu sorunlar makro ve mikro ekonomik sorunlardır. GB’nin statik ve dinamik etkilerinin incelendiği yukarıdaki konularda genellikle makro ekonomik sorunlara değinilmeye çalışılmıştır. Mikro ekonomik sorunların en önemlisi de Türk işletmelerinin yönetim sorunlarıdır. İşletmelerin, iç sorunlarını halledip küreselleşen dünyada yoğun rekabet şartlarında ayakta kalabilecek politikalar üretmeden GB’nin tüm sorunları gidererek, bir sihirli değnek gibi pembe tablo ortaya koymasını beklemek doğru olmaz. Genel değerlendirmeye göre, statik etkiler açısından GB’nin Türkiye’nin lehine ya da aleyhine olduğunu kesin olarak söylemek güçtür. Çünkü ticaret arttırıcı etki ile üretim ve tüketim etkilerindeki olumlu değişmelerin GB’den mi, yoksa 5 Nisan ekonomik krizinden sonra yaşanan sıçramadan mı kaynaklandığını belirlemek olanaksızdır. Tarifelerin kaldırılmasına rağmen kamu, önemli gelir kaybına uğramamış, yukarıda statik etkiler başlığı altında verilen tablo ve yorumlardan da anlaşılacağı gibi GB’ye girildikten sonra Türk üreticisinin, güçlü AB üreticisi karşısında rekabet edemeyip iflas edeceği, dolayısıyla Türkiye’nin GB’den zarar edeceği tezi doğrulanmamıştır.
Dinamik etkiler göz ününde bulundurulduğunda, GB’nin uzun dönemde Türkiye’nin lehine olacağı söylenebilir. Çünkü doymamış iç pazarı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri ve stratejik coğrafi konumu ile Türkiye uzun vadede GB’yi kendi lehine çevirebilecektir. GB’nin dinamik etkileri diye adlandırılan ölçek ekonomileri etkisi, rekabet etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi Türkiye’ye bu şansı verebilecek güçtedir.
Türkiye’nin GB’den umulan yararı sağlayabilmesi için Ar-Ge’ye, ileri teknoloji istihdamına, ileri teknolojiye sahip yabancı firmalarla ortak üretime, bilgi akışına ve eğitime gereken önem verilmelidir. Devlet, özelleştirme sürdürülerek hantal ve politik müdahalelerle rasyonel olmayan yönetime zorlanan kamu işletmeciliğinden kurtulmalı; özel kesimin verimliliği ve rekabet gücü arttırılarak altyapı yatırımları gecikmeden yapılmalıdır. Tüm bunları gerçekleştirmek için her şeyden önce ekonomik ve siyasal istikrarın sağlanması gerekmektedir. Özellikle siyasal istikrar sağlanmadan ve buna bağlı olarak ekonomik iyileşme göstermeden GB’den sihirli reçete beklenmemelidir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-03-2007, 11:23   #8
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Sonuç
20. yy’da hızla gelişen küreselleşme eğilimiyle, ülkeler bir yandan bu eğilimin beraberinde getirdiği yoğun rekabetten korunabilmek ve dünya ile bütünleşme sürecini hızlandırabilmek amacıyla çeşitli zamanlarda ekonomik bütünleşme sürecine girmişlerdir. Bu süreç içerisinde dünya ticaretinde önemli değişimler yaşanmış, artan küresel rekabet ortamında ülkeler dış ticaret politikalarını yeniden düzenlemişlerdir. Özellikle dış ticareti kısıtlayan tarife ve kotalar giderek azalmış, serbest ticaret anlayışı uluslararası ticarete hakim olmuştur. İkinci Dünya Savaşından sonra özellikle sanayileşmiş batılı ülkeler, dünya ticaretinde çok yönlü denkleşmeye imkan sağlamak, dış ticareti canlandırmak amacıyla ekonomik bütünleşme sürecine girmişler ve çeşitli organizasyonlar kurmuşlardır. Bu bağlamda ortaya çıkan organizasyonların en önemlisi kuşkusuz Avrupa Birliği ve üyeler arasında uygulanan Gümrük Birliği’dir.
Cumhuriyetin ilanından sonra tüm alanlarda yönünü batıya çeviren Türkiye, özellikle ekonomik alanda AB ülkelerinin önemli bir partneri olmuş ve bu ülkelerin oluşturdukları organizasyonlar içinde yer almak istemiştir. Türkiye’nin 1963 yılında başlayan birlik macerası 1996 yılında GB’nin kabul edilmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. GB’nin uygulanmaya başlandığı yıllarda Türkiye için; üçüncü ülkeler aleyhine yüksek oranlı ticaret sapması olacağı ve özellikle Türk firmalarının açılan yüksek rekabete dayanamayacağı varsayımı ortaya atılmıştı.
Türkiye ekonomisi için GB’nin sonuçları değerlendirildiğinde, statik etkiler açısından, ikinci bölümde ele alınan istatistiksel veriler, ticaret yaratıcı etkinin birlik lehine Türkiye aleyhine ortaya çıktığını göstermektedir. Ticaret saptırıcı etkinin ise ortaya çıktığını söylemek güçtür. Çünkü Türkiye’nin dış ticaret hacminin yarısını hala AB ülkeleri oluştururken, üçüncü ülkelerle olan ticaret hacminde önemli farklılıklar gözlenmemiştir. Tüketim, sermaye ve ara mallara ilişkin ithalat rakamlarında görülen artış tüketim etkisine işaret ederken, özellikle sanayi malları ithalatında görülen büyük artış ticaret hadlerinin birlik lehine Türkiye aleyhine ortaya çıktığını göstermektedir.
Dinamik etkiler açısından ise olumlu sonuçların ortaya çıkması için geçen süre henüz yeterli değildir. Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğu KOBİ’lerden oluşmaktadır. Bu işletmelerin sermaye yapıları ve pazar payları, büyük çaplı Ar-Ge harcamalarıyla oluşacak teknoloji hamlesine, üretim artışına bağlı olarak ortaya çıkacak dışsal ekonomi ile ölçek ekonomisi etkisine ve uluslararası alanda çok büyük rekabet sağlayacak tekniklere olanak verecek seviyede değildir. Yabancı sermayede de bu güne kadar beklenen patlama yaşanmamıştır.
Çalışmamızda ele alınan GB’nin dinamik ve statik refah etkileri sonucunda, dört yıldan bu yana işlemekte olan Gümrük Birliği çerçevesinde özellikle rekabet alanında sözü edilen endişe verici sonuçlar ortaya çıkmamış, üçüncü ülkeler aleyhine büyük oranlı bir ticaret sapması oluşmamıştır. Bunun yanında son gelişmeler GB’nin potansiyel olumlu etkilerinin hayli geniş kapsamlı olduğunu ve yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığını göstermektedir.
Genel değerlendirmeye göre, statik etkiler açısından GB’nin Türkiye’nin lehine ya da aleyhine olduğunu kesin olarak söylemek güçtür. GB ile Türk üreticisinin, güçlü AB üreticisi karşısında rekabet edemeyip iflas edeceği, dolayısıyla Türkiye’nin GB’den zarar edeceği tezi doğrulanmamıştır. Dinamik etkiler göz ününde bulundurulduğunda, GB’nin uzun dönemde Türkiye lehine olacağı söylenebilir. Çünkü doymamış iç pazarı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri ve stratejik coğrafi konumu, uzun vadede GB’yi Türkiye’nin lehine çevirebilecektir. GB’nin dinamik etkileri diye adlandırılan ölçek ekonomileri etkisi, rekabet etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi Türkiye’ye bu şansı verebilecek güçtedir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 23:54 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580