Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Taraftar > islam

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-10-2009, 18:25   #1
 
Strike EagLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Icon16 Sünnet Kavramı

Sünnet kelime olarak tarz, metot, yol, tavır manalarına gelir. Sünnet kelimesi toplulukların devam edegelen davranışları manasında da kullanılır. Sünnet kelimesi Kuran’da en çok, tek geçerli sünnetin Allah’ın sünneti olduğu ve Allah’ın sünnetinde değişiklik olmayacağı şeklinde kullanılır.

Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın. Allah’ın sünnetinde dönüşüm de bulamazsın.

35- Fatr Suresi 43

Daha önceden gelip geçenler hakkında Allah’ın sünnetidir. Allah’ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.

33- Ahzab Suresi 62

Kuran’da sünnet kavramı bu şekilde kullanılırken, geleneksel İslam anlayışında sünnet Peygamber’in fiilerini anlatmak için kullanılır. Sünnetin üçe ayrılıp incelenmiş olduğunu görüyoruz. Fiil halinde sünnet (es sünnetul fiiliye), sözlü sünnet (es sünnetul kavliye) ve sessiz kalarak gerçekleşen sünnet (es sünnetul takririye). Birincisi Peygamber’in davranışını, ikincisi Peygamber’in sözlerini, üçüncüsü ise Peygamber’in yapılışını görüp de yasaklamadığı davranışları belirtir. Aslında sünnetle kastedilen hadislerdir. Hadisler Peygamber’in söylediği söz, sünnet yaptığı fiiller manasında kullanıldığı için arada bir fark olduğu zannedilebilir. Oysa sünnet olduğu iddia edilen tüm davranışları (Kuran’ın dışındakileri) bize ulaştıran tek kaynak hadis kitaplarıdır. Peygamber’in söylediği her hadis de sözlü sünnet sayıldığı için hadis yerine sünnet, sünnet yerine hadis kelimelerini koyduğumuzda aynı şeyleri anlarız. Dr. Subhi es Salih’in Hadis İlimleri ve Hadis İstilahları kitabının 1. sayfasında şöyle denir: “ Hadisçilerce, bilhassa müteahhirin hadisçilerce hadis ve sünnetin biri diğerinin yerinde kullanılan iki kelime olduğu kabul edilmiştir.” Kitabımızda, Peygamber’e iftiralarla dolu olan hadislere yaptığımız her eleştiriyi okurken hadis kelimesi yerine sünnet kelimesini de koyarsanız aynı neticeyi almış olursunuz. Bu yüzden bundan önceki bölümlerde Kuran’ın yeterliliğini, hadisin yani sünnetin Kuran’la, mantıkla, kendi içinde çeliştiğini, Peygamber’in ve 4 halifenin döneminde Kuran dışında bir dini kaynak yazdırılmadığını, Emeviler’in, Abbasiler’in zulüm döneminde hadis, sünnet gibi başlıklarla insanlara Arap örf ve adetlerinin, Emeviler’in ve Abbasiler’in hayata kısır bakış açısının din diye yutturulduğunu bir daha hatırlayın. Ayrıca mezhepçilere şu soruyu sorun. Madem ki Kuran’daki farzlar, anlatımlar dışında sünnet başlığıyla sevapların, ibadetlerin olduğunu iddia ediyorsunuz, niye Kuran’da sünnet kelimesi bu manada kullanılmıyor? Allah 6500 civarındaki Kuran ayetinden hiç değilse bir tanesinde sünnet diye sizin anlattığınız şekilde bir kavramı tarif edemez miydi? Kuran’da 30’dan fazla kez geçen hadis ve defalarca geçen sünnet kelimelerinin nasıl geçtiğini kitabımızda gördük. Bugün kullanılan manasıyla hiç alakası olmayan şekilde “hadis” ve “sünnet” kelimelerinin kullanılışı da mezhepçi İslam’ın, Kuran’da (dinde) olmayan kavramları uydurduğunun bir delilidir. Eğer bu kavramlar dinimizde olsaydı, hem isimleri hem nitelikleriyle Kuran’da tarifleri yapılırdı. Eğer Kuran, bize böyle en temel konuları bir tek ayetle bile açıklamayacaksa niye indi? Hiç şüphesiz Kuran kendi ifadeleriyle de belirttiği gibi her şeyi açıklar, tüm detayları verir, Allah’ın dininin tümünü kapsar. Bu kavramların Kuran’da olmayan tarzda ortaya konması, bu kavramların uydurulduğunun apaçık delilidir.
ARAP ADETLERİNİN SÜNNET BAŞLIĞIYLA YUTTURULMASI

Sünnet diye uydurulanların önemli bir kesimi Peygamber’e iftira olarak uydurulmuş sözlerdir. Bir kısım sünnetlerse Peygamber’in kavminin, Araplar’ın adetleridir veya Peygamber’in şahsi tercihlerinden dolayı işlediği fiiller olmasına rağmen, dinle alakası olmayan fiillerdir. Cübbe giymek, kabak yemek, yer sofrasında yemek yemek gibi. Bunlar Peygamber’e savaş açan müşriklerin, örneğin Ebu Cehil’in de davranış tarzlarıdır. Kimisi iklimden, kimisi örften, kimisi o yörede yetişen sebzelerden kaynaklanmaktadır. Kuran’ın belirtmediği bu fiillerde ilave bir sevap ummak veya dinle bir alaka kurmak Kuran’ın dinine ilave yapmak olur. Tüm bu hareketler Kuran’a yeterince güvenmemenin neticeleridir. Kuran kendisi her şeyi açıkladığını, tüm detayları verdiğini söylerken, Kuran’ın açıklamadığı tarzda sünnet başlığıyla sevap ummalar, makbuliyet edebiyatları da yine Kuran’ın dinine ilavelerdir. Allah isteseydi cübbeyi, kabağı, yer sofrasını ve sünnet başlığıyla dine yamanmaya çalışılmış gelenekleri Kuran’da belirtir ve bize nasıl daha çok sevap kazanacağımızı gösterirdi. Sünnetlere uymada sevap vardır, bunların uygulanmamasında günah yoktur yumuşatmaları da yapılan yanlışı gidermez. Çünkü ister sevap etiketiyle olsun, ister makbuliyet etiketiyle olsun, Kuran’da olmayan bir davranışı dini etiketle sunmak yine dine ilave yapmak olur. (34. Bölüm’de sünnet gibi başlıklarla dine sokulan ilavelerin insan yaşamını nasıl zorlaştırıp, yaşanmaz bir hale soktuğunu göreceğiz.) İnsanları Peygamber sünneti diye uydurmalara ve örflere çağıran ve kendilerini Peygamber yolunun takipçileri göstermek için kendilerine Ehli Sünnet adını takıp aslında Ehli Arabi-örf olanlara, Peygamber sünneti diye Peygamber’e ve dine iftiralarla dolu kaynaklara, Araplar’ın örf ve adetlerine, Emeviler’in ihanetlerine uyduklarını göstermemiz lazımdır. İftiraların dışında, bu uydurmaların bir sebebi de sahabelerin (Peygamber’i bir kez bile gören Müslümanlar’ın) hatasız kabul edilip, onların da hareketlerinin peygamberinkiler gibi sünnet olarak değerlendirilmesi olmuştur. Sırf Peygamber’e mal edilmeler neticesinde bile ortaya çıkan yorum hatalarını ve saptırmaları düşünürsek, sahabelerin bu işe katılmasıyla oluşan kaos inanılmaz boyuttadır. Bugün sünnet denince herkes Peygamber’in davranışları (Sünneti Resul) diye anlıyorsa da, aslında hadis kitapları ve diğer gelenekçi kaynaklarda anılanların bir bölümü Sünneti Medine, Sünneti Kufe, Sünneti Basra diye sahabelere dayandırılır. Kuran ile yetinmemenin ve Kuran’ın önüne ciltler yığmaya, örfleri dinselleştirmeye yönelik oyunun kutsala fatura edilişindeki başlık, ne yazık ki sünnet olmuştur.
SU DURULURSA ZEHİRLİ YILAN FARKEDİLİR

Bir yazarımız bu konudaki hatalı yaklaşımları şöyle eleştirmektedir: “Böyle bir ahmaklık olur mu? Sünneti adettir bu. Oturarak yemişsin, Ebu Lehep de oturarak yer. Arap’ın örfüdür bu. Peygamber’in getirdiği dinden kaynaklanmıyor. Arap’ın örfünden kaynaklanıyor. Şimdi bakın bunlar günlük hayatın basit meseleleri, bunlar yukarılara doğru gidiyor. Ve bakıyorsunuz hukuk hayatının, devlet hayatının en ciddi boyutlarında bile dindir diye ısrar ettikleri şeylerin büyük bir kısmı falan veya filan bölgenin örflerinden ibaret. Bunları Allah’ın dini diye savunmaya kalktınız mı hem kendinize zulmediyorsunuz, hem yaşadığınız ülkeye, hem de hukuk hayatına kötülük ediyorsunuz. Bakın bunlar bizi nereye götürüyor. Biz Allah’ın gönderdiği ve Peygamber’in gösterdiği İslam’la, o ad altında sahneye sürülen tarihin şurasından burasından devşirilmiş, örflerden ibaret adı İslam olan şeyi birbirinden ayırt etmek zorundayız. İnsanlık bunu yapmadıkça rahat edemez. İslam dünyası bunu yapmadıkça rahat edemez, biz de yapmadıkça rahat edemeyiz. Tabi bu büyük bir dirençle karşılaşıyor Türkiye’de. Çünkü bunun birbirinden ayrılmamasına bağlı çıkarlar var. Su bulanık olacaktır ki, birisi balık beslerken öbürü de orada zehirli yılanını beslesin. Su durulursa zehirli yılanlar fark edilir. Bunu istemeyenler vardır. Olay bu kadar basit. Bunu sadece dinci yobazlar yapıyor şeklinde de anlamayın sakın! Aslında dinci yobazlar burada kullanılıyor. Bunu büyük ölçüde dinsizlik ticareti yapanlar kotarıyor. İslam dünyasının hemen her yerindeki Kuran dışı yobaz dinciliği besleyenler, uluslararası İslam düşmanı odaklardır. fikir de, finansman da onlarındır.

Çünkü İslam’ı sahneden kovmanın en emin yolu çirkin göstermektir. Yobaz dincilik ise bu iş için biçilmiş kaftandır. Bağırıp duruyoruz: Müslümanlara tuzak kuruyorlar, bu tuzaklara düşmeyin. Biz düşmeyin dedikçe bir ayağını ökseye yakalatmak yerine iki kanadı, iki ayağı ile gidip düşüyor. Ondan sonra ne oluyor? Olan sizin nezih imanınıza oluyor. Sizin asil ve güzel dininize oluyor. Ondan sonra dinsizlik tüccarı: İşte İslam dediğiniz karanlık ve katran budur, yaşayanları da işte bunlardır, buyurun diyor. Sonuç? Sonuç bizim çocuklarımızın sistemli bir biçimde dinsizleştirilmeleri veya başka dinlerin kucağına itilmeleri.”
VEDA HUTBESİ BİLE ÇELİŞKİLİ

Ne yazık ki uydurma din en çok dinsizlerin işine yaramakta ve kaos olarak sunulan din yüzünden kitleler dinden uzaklaşmaktadırlar. Bu kitabı yazışımızın bir sebebi de işte bu dinden soğutulan kitlelere Kuran’ın İslam’ı ile uydurulan İslam’ın farkını göstermektir. Kuran’ın dışında ikinci bir kaynak türetmek isteyenler sünnet adıyla kutsala fatura ettikleri bu kaynağın gerekliliği için de hadisler uydurmuşlardır. Bu hadislerin en meşhuru Peygamberimiz’in veda hutbesinde söylediği hadistir. Fakat aynı hadisin üç ayrı şekilde nakledilmesi en doğru hadis olması beklenen veda hutbesine bile ne kadar güvenilebileceğini göstermektedir. Söylenenlere göre yüz bin kişinin dinlediği bir hutbede hadisler bu kadar değişiyorsa bir tek kişiden o da insan zinciriyle (4. Bölüm’de gördük) gelen diğer hadisleri siz düşünün.

1- Size bir emanet bırakıyorum: Allah’ın kitabı ki Allah’ın gökten yere uzanmış ipidir. Ona yapıştığınız taktirde asla sapmazsınız.

2- Size iki emanet bırakıyorum: Allah’ın kitabı ve sünnetim.

3- Size iki emanet bırakıyorum: Allah’ın kitabı ve Ehlibeyt’im.(Ev ahalim)

Bu üç hadisten en az ikisinin yanlış olduğu zaten bellidir. Ehli sünnet mezheplerin 2.’yi, Şii mezheplerin 3.’yü kabul ettiği hadislerin üç formu böyledir. Bizse, en doğru olması gereken, en çok kişinin şahit olduğu, sözlü sünnet olan veda hutbesinde bile böyle bir hata yapıldığını gördükten sonra, mana olarak 1. hadisin manasının doğru olduğunu anlıyoruz. Kuran’ın kendisinin açık, detaylı her şeyi açıklayan olduğunu hatırlayarak bu tabloyu Kuran’la yetinemeyenlere bir ibret vesikası olarak sunuyoruz.

Daha evvel de söylediğimiz gibi dinin tek kaynağı Kuran’dır. Hadis, sünnet tipi kaynaklar ne kadar mütevatir (Birçok ayrı hadisle, birçok hadis zinciriyle ulaşan) olurlarsa olsunlar dinin en ufak bir kısmı bile olamazlar. En mütevatir (kalabalık bir topluluğun naklettiği hadis) olan veda hutbesinin hali yukarıdaki örnekten bellidir. Hiç kimse yüzbin kişinin dinlediği veda hutbesinden daha mütevatiri olduğunu lütfen iddia etmesin. Kafamızdaki dini Kuran’da aramayalım. Kuran’ı açıp dinin ne olduğunu öğrenip, arta kalanları kafamızdan temizleyelim. İllaki falanca şeyi dinde bulacağız diye çırpınmayalım. Kuran dinin hepsidir. Allah isteseydi o kafalardaki falanca şeyleri de din yapardı. Allah’ın din yapmadığını dinde bulmak için bu telaş niye? Dinin tek yapıcısı Allah dinini Kuran’da açıklamıştır. Örfümüzün, saplantılarımızın dinini istemek yerine, Allah’ın bize indirdiğini anlayalım. Şeyhperestlikten, mürşidperestlikten, ancak falancalar Kuran’ı anlar ben de falancaları dinlerim diyen falancaperestlikten kurtulup Allah’ın insanlara indirip, korunmasını vaad ettiği, mantıksız ve çelişkili izahları olmayan Kuran’a yapışalım. Kuran’ın önüne yüzlerce cilt eser koyup, Kuran’ı yüzlerce dini kaynaktan biri yapıp, sonra Kuran’a uyduğumuzu sanmayalım.
KURAN SÜNNETİ DE KAPSAR

Peygamber’in sünnetine uymamız tabi ki gerekir. Fakat Peygamber’in sünneti (davranışları, tarzı) için de tek kaynak Kuran’dır. Kuran’dan, Peygamber’in vahye uyup kendisinden din uydurmadığını, başları çatlatırcasına dini anlattığını, üstün ahlakını, ibadetlere düşkünlüğünü, sürekli Allah yolunda mücadelede olduğunu öğreniyoruz. Kuran’ın belirttiği her husus, her ahlaki norm aynı zamanda Peygamber’in sünnetidir (davranış şekli, tarzıdır). Yani namaz, oruç, mallardan sarfetmek, sürekli Allah’ı anmak, Allah’ın yarattıklarını düşünmek, sürekli şükür, samimiyet, sabır, gereğinde hicret, güvenilir olmak, dürüstlük, cesaret, Allah’a sevgi ve saygı hep Peygamber’in sünnetleridir. Bunlar sünnettir çünkü bunlar Kuran’da geçer. Oysa Kuran’da geçmeyen sakal, cübbe, elbisenin rengi, yemek menüleri, Arap adetleri, dini olmayan şahsi tercihler gibi sünnet başlığıyla dine sokulmak istenenler Arap ırkçılığının, kısır bakış açısının, Kuran ile yetinmemenin sonucudur. Peygamber’in tek yazdırdığı ve Allah’ın vahiylerini içeren Kuran, Peygamber’in sünnetini göstermek açısından da yeterlidir. Eğer gerekli başka normlar, davranış şekilleri olsaydı, Kuran hiç şüphesiz onları da içine alırdı. Kuran kendisini detaylı diye tanıtırken nasıl olur da herhangi bir detayı atlar? Kuran’ın atladığı detaylar din olmayan, bizim de atlamamızın hiçbir sakıncası olmadığı, yapmamızda sevap umulmayacak şeylerdir. Bizi kurtaracak olan, Arapperestliğin din diye yutturulmaya çalışılmasının neticesi olan sarıklı, sakallı uydurma sünnetler değil; Kuran’da geçen iman, ahlak, fazilete dair çizilen tablolardaki sünnettir (tarz, metot, davranış tarzıdır).

Allah size kitabı detaylı bir şekilde indirmişken O’ndan başka hakem mi arayayım?

6-Enam Suresi 114
__________________

Türk gibi yaşar, gerekirse Türk gibi ölmesini bilirim
.

Ne bebek katilleri, ne yobazlar Ülkemi bölemeyecek.

Kan kırmızısı gökler, beni yakın sona doğru çekiyor.
Kanımın son damlasına kadar savaşmaya hazırım. Savaşarak batacağım.
Strike EagLe Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 21:03 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580