Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Taraftar > Medya

Medya Bu Bölümde Televizyon Radio vb. Beşiktaş Hakkındakı Yayınlar Tartışılır.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17-01-2007, 10:38   #1
Kıdemli Kartal
 
özgür_1903 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mükremin Abi'den şık goller !..

Mükremin Abi'den şık goller !..


Röportaj sözünü aslında “2 dakika” diye aldık Yılmaz Erdoğan’dan ama bu sözü biz vermedik. Kendisi verdi 2 dakika diye! Gelin görün ki tam yarım saat sürdü sohbetimiz. Biz bir hayli keyif aldık, çoğu zaman gülmekten konuşamadık ama bizimle birlikte kendisi de güldü.


Teknik direktör semineri ve MHK seminerinde sahne almak üzere Antalya’da bulunan Yılmaz Erdoğan bize de 30 dakikalık bir stand-up yaptı.
Bir Beşiktaşlı’yı ortamıza aldık, bir Fenerbahçeli ve bir Beşiktaşlı olarak.
Sözü Tigana’ya getirdik, fikrini sorduk, lafı yapıştırıverdi: “Bir de bu lavuk çıktı dedirtmem kendime” (Lavuk: Gereksiz konuşan kimse)
Fenerbahçeli olan Genel Yayın Yönetmenimiz Cem Kurel’e takıldı: “Pancu’dan sevgilerle”
Beşiktaş Menajeri Ali Gültiken yanımıza geldi, Yılmaz Erdoğan'ın hedefi bu kez hedef Haber Müdürümüz Erdem Erol’du: “Bu Erdem tehlikeli biri değil mi”
Kısacası her söylediğimizin bir cevabı vardı Yılmaz Erdoğan’da...
Zaman zaman güldüren, zaman zaman düşündüren.
Click the image to open in full size.

İşte Yılmaz Erdoğan’ın doyumsuz futbol sohbeti:
Yılmaz Erdoğan: Ne güzel lan bütün kahramanlar burada. Arif’i (Kocabıyık) gördüm çok heyecanladım.
-Neden heyecanlandın?
Arif lan. Nasıl neden? Türkiye’nin en teknik,1 numaralı oyuncusu oydu herhalde. Senin yaşın tutar değil mi? Seyrettin Arif’i.
-40 yaşındayım.
Aynı yaştayız, tutar.
Click the image to open in full size.“PANCU’DAN SEVGİLERLE”
-İyi topçuyu takımına göre ayırt etmiyorsun yani, Beşiktaşlı olması gerekmiyor.

Yok, hiç, hiç, hiç... Yani ben Beşiktaşlıyım ama herşeyi Beşiktaş’a yontmak demek değildir bir takım tutmak.
-Cem Fenerli, ne olacak o zaman?
Yani Fener için de, her takım için de bunun sınırlarını zorlayanlar vardır ama ben önce futbol aşığıyım.
-Röportaja başladık bu arada.
Buyrun buyrun.
-Biraz önce Cem’i beklerken ben kendisinin Fenerli olduğunu söyleyince, “O’na gerek yok o zaman, biz yaparız röportajı” dediniz.
Bu işin şakası. Çocukluğumdan beri, Beşiktaş yenilmişse biz sokağa çıkmazdık, Fener yenilmişse onlar çıkmazdı. Bu işin eğlencesi, güzelliği.
-Siz biraz daha fazla sokağa çıkamayan tarafsınız.(Cem Kurel konuşuyor)
Valla senelerdir biz her Pazartesi sokaktayız, bekleriz kardeşim. Pancudan sevgilerle... (Gülüyoruz)
Click the image to open in full size.“TİYATRO, OKUL VE FUTBOLDAN BİRİNİ BIRAKMAK ZORUNDAYDIM”
-Her soruya açık mısınız?

Evet.
-Top deyince aklınıza ne geliyor?
Her soruya açığım dedim ama böyle saçma sorulara değil yani. Futbol topu geliyor aklıma (Gülüyor)
-Sadece futbol topu mu geliyor?
Sadece futbol topu.
-Futbola olan yakınlık sadece oynamayı sevmenizden mi yoksa futboldaki heyecandan mı?
Ya hocam, ben 5 yaşında Hakkari’den Ankara’ya taşındım, ailem daha doğrusu bir kısmı gittik oraya. Ben orada futbol topuyla tanıştım ve 6 yaşından beri de futbol oynuyorum. Aslında 20-21 yaşındayken bıraktım. Tiyatroya başladım, okul vardı, bir de futbol. Üçünden birini bırakmak zorundaydım. Aktif futbolu bıraktım ama kimse futbolu bırakamaz, eğer ona tutkunsanız. Ben hep seyrettiği kadar da üstüne düşünen birisiyim. Yani futbolu sadece bir izleyici olarak izlemem. Yani o oyunun olanakları, içindeki gelişimleri, dünya futbolunun geldiği yer falan... Benim en büyük hobim futboldur.
“İSKARPİNLE DAHA İYİ TOP OYNARIM”Click the image to open in full size.
-“Ankara’ya geldim futbol topuyla tanıştık” dediniz.

İlk tanıştığım top, futbol topu değildi. Naylon kaplayıp oynuyordukya onlardan. Halen onun tadını ararım yani. Mesela ben iskarpin ayakkabıyla hala daha iyi top oynarım.
-Neden?
Hep onunla oynadım. Asfaltta.
-Bir teknik gibi bir şey yani.
Tabi tabi. Gerçekten de öyledir. Çünkü bunlarla çok sert vurabilirsin. Krampon sertliğindedir bunlar (Ayakkabısını göstererek konuşuyor). Diğer kesler bizi biraz kesiyordu hakikaten.
“SAHADA HERKES ARTİSTTİR”
-Bir tiyatro oyuncusu olarak zaman zaman sahada futbolcu olsun, teknik direktör olsun, yönetici olsun, kendinize güçlü rakipler görüyor musun; oyunculukta?

Sahada herkes birer artisttir. Ya siz bir şey yapıyorsanız ve birileri seyrediyorsa siz neticede artistlik yapıyorsunuz demektir. Penaltıyı yedirmek iyi bir artistlik midir, tabii ki aslında oyunculuk odur. Ama sahte penaltıdan hiç hoşlanmam. Sahada öyle artistlik güzel değil. Seyirci, samimi misiniz değil misinizi siz oynarken bile anlar. Çünkü bu bir yalan söyleme işidir. O yalanı söylerken ne kadar dürüst olduğunuza bakar. Yani sahadaki adamlarda, sınıfı geçenlerin hepsi fazla artistlik yapmayanlardır. Ergün (Penbe) mesela aklıma o geliyor şimdi, Rıza (Çalımbay) geliyor bizim. Yani hayatı boyunca hiç bu işlere girmemiş ve böyle de futbolu tamamlamış insanlar var. Çünkü orada yaptığın yanılgı çok saçma şeylere yol açabiliyor. Birinin felaketi olabilir. Onun için sahadaki artistliklerden hoşlanmam. Hala bu anlamda en ciddi aday Fatih (Terim) hocadır.
-Biraz açar mısın bunu?
Yani kameraların sürekli kendisini izlediğini bilir. Bilmelidir de bir teknik direktör zaten.
Click the image to open in full size.ALİ GÜLTİKEN GELİYOR, KAHKAHA TUFANI BAŞLIYOR
Sohbetimizin tam bu anında yanımıza Beşiktaş Menajeri Ali Gültiken geliyor ve Yılmaz Erdoğan anında konuyu Ali Gültiken’e bağlıyor:
Ama kralı Ali abidir. Kralı Ali’dir. (Hep beraber gülüyoruz)
Hal hatır sormalardan sonra sohbet dörtlü olarak devam ediyor: Yılmaz Erdoğan, Erdem Erol için, “Bu Erdem tehlikeli biri değil mi” diye Ali Gültiken’e soruyor.
Ali Gültiken’in cevabı ilginç:
“Ben de ilk defa görüyorum, bilmiyorum yani.”
Yılmaz Erdoğan, Ali Gültiken’e takılıyor:
-Senin buraya magazinden gelmiş bir halin var ama neyse. Onlar kardeş gruplardır diyelim. (Gülüyoruz) Jön arıyorum bak, herkes beyanat veriyor erkek jön yok diye bundan daha yakışıklı adam mı var?
Click the image to open in full size.
Ali Gültiken “Bu akşam da burada mısın?” diye soruyor.
Yılmaz Erdoğan’ın cevabı:
“Şeye gidiyorum, bu hakemlerin olduğu yere gidiyorum (MHK seminerini kastediyor). Bu hakemlerin olduğu yere götürüyorlar beni ya.”
Ali Gültiken’in yorumu:
“Ha sen federasyonun bütün şeylerine gidiyorsun”
Erdoğan: “Sorma ya, suyuna çorba diye hakemlere götürüyorlar.”
Click the image to open in full size.Erdem Erol fırsatı yakalamışken Ali Gültiken’e gönderme yapıyor:
“Uzun zamandır Ali Gültiken’le konuşuyoruz ama benim sorularıma cevap vermiyor. Sen sorar mısın ne olacak bu Beşiktaş’ın hali?”
Yılmaz Erdoğan: “Biz Beşiktaş’ın meselelerini senin yanında konuşmayız. Biz Beşiktaş artisti değiliz, biz Beşiktaşlıyız”
Ali Gültiken: “Bravo gel seni bir öpeyim” diyor.
Yılmaz Erdoğan hemen espiriyi patlatıyor:
“Ama sonra bir iki sorum olacak Ali’cim” (Gülüyoruz)
Ali Gültiken masamızdan ayrılıyor ve sohbetimize kaldığımız yerden Cem Kurel devam ediyor:
Click the image to open in full size.
“TAKIM ARKADAŞLARIMA FIRÇA ATARDIM”
-Ben biraz da şunu kastetmiştim, “Futbol dünyasında rakiplerin çok” derken. Takım yeniliyor, teknik direktör düşünüyor “5 dakika sonra basının karşısına çıkacağım, yarın da şehirde sokağa çıkacağım. Ben şimdi ne yapsam, ne söylesem de yarın yolda rahat yürüsem.”

Aslında iyi hoca şunu bilir yani. Bu 3 ihtimalli bir maçtır. Her ihtimalde önceden ne söyleyeceğini bilir aslında. Maçın sonucuna göre tavır değiştirmez, iyi hocaların hepsi böyledir. Mesela çok usta yabancı hocalarda hep gördüğüm şey, anlık coşkulara fazla kaptırmazlar kendilerini. Çünkü futbol hergün değişen bir iklim. Gerçi bu, aşırı bir ruhsuzluk da getiriyor, ondan hiç hoşlanmıyorum. Benim sevdiğim hoca maçın içinde olan, benim gibi maç seyredendir yani. Bence oyunculuk da budur. Herkes bilir, pozisyon geçer, seni çekerler. Futbolcu da bunu bilmelidir aslında. Yani şutu çektin, yakından gitti, onun arkasından burnunu temizleme kardeşim!.. Bil artık, bu kamera seni çekecek. Bunu ustası bilir. Bu iş artistik bir iştir. Tabii ki canım ben bunları söylüyorum ama “Futbolcuyken herkese sinirli olmayın” diyordum ama sahada en çok ben sinirliydim.
-Mesela?
Kendi arkadaşlarıma fırça atan türde bir futbolcuydum ben. En kötüsü...
-Rakibe değil yani.
Daha çok kendi arkadaşlarıma çünkü hani mahallede vardırya o şımarıklık iyi topçularda. Bir de arkadaşlarıma futbol öğretiyordum kendimce o aralar.
Click the image to open in full size.
“BÖYLE YAPARSA DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE OYNAYAMAZ”
- Birkaç sene önce Rıdvan (Dilmen) hocayla bir sohbetimiz esnasında dedi ki, “İleri 2’linin arkasına bir kişi koyuyorlar ben ona pop star” diyorum.

İşte artık, sarkık, serbest.... Çünkü bir futbolcu var. Bütün sınırların üstünde. O adama söyleyecek hiçbir şey yok. O adamın moralini, oyun iştahını ayakta tutmaktan gayri yapacağı hiçbir şey yok. Tabii ki kondisyon mondisyon gibi meseleler, e o adamı nereye bağlayacaksın. “Gel sağda çizgide oyna” denir mi yani? O adamı nereye koysan o zaten serbest oynar. Yani herkesle eşit ilişkide olacak, bir yere koyacaksın; orası da ortadır. E ortaya koyduğun adam da serbest oynuyor demektir. Her iyi oyun kurucu serbest oynar. Ona verirsin topu o bakar. Bir gün bakarsın korner çizgisinin orada bir mücadele içindedir, bir bakarsın kaleci olmuştur. Yani virtüöz dediğin, adama göre çalar orkestra. Mesela şimdi Beşiktaş’a bakıyorum ben kimdir bu takımın virtüözü? Ona bakılıp top oynanan kimdir? Aslında Ricardinho böyle bir futbolcu. Ama nedense bu formayı ona bu güvenle vermediler.
-Kleberson ilk geldği haftalarda oynadığı maçlarda bunu yapar gibiydi.
Hem oynadığı yer, hem oynayış şekli olarak bu kadar pas hatası yaparsa, dünyanın hiçbir yerinde oynayamaz Kleberson. Hem çok efendi bir adamdı, çok temiz bir futbol anlayışı vardı. Çok düzgün bir adamdı, fakat çok pas hatası yapıyordu. İnanılmaz derecede pas hatası yapıyordu ki ilk topu kullanan adam olduğu için de bütün takımın oyununu etkileyen bir posizyon orası. Yani orada Aurelio’nun sağlamlığında bir adama ihtiyaç var bence.
-Biz sonuç olarak hep hata ararız. Takım kazanır seviniriz, yenilir hata ararız. Hatalı kişi veya kişiler ararız. Siz hatalı kişi ya da kişiler arıyor musunuz?
İşler iyi gitmediği zaman hataları aramaya da gerek yok zaten. Olayın tamamı hata pozisyonuna geliyor. O şekle bürünüyor.
“BEŞİKTAŞ’I SKORA GÖRE TUTMAM”Click the image to open in full size.
-Bunu Beşiktaş için mi söylüyorsunuz?

Beşiktaş için de söylüyorum, genel olarak da söylüyorum. Bana sorarsan bir Beşiktaşlı olarak rahatsız olduğum tek şey, ben skora göre takım tutan bir Beşiktaşlı değilim. Yani ben Beşiktaşlıyım ve Beşiktaşın skorlarını ayrıca değerlendiririm. Ama iyi bir futbol oynamıyor Beşiktaş. Beşiktaş’ın bir planı olduğunu ve oyun planını uygulamaya çalıştığını görmüyorum. Belki de bu benim futbol bilgimin yetersizliğinden de olabilir ama görmüyorum. Beşiktaş ne üzerine bir hesap yapıyor mesela şimdi bakıyorum Serdar hiç de kötü oynamıyor Beşiktaş’ın orta sahasında. Ama normal bir Beşiktaş’ta Serdar’ın 11’i zorlayan bir orta saha elemanı olması gerekir benimdüşünceme göre. E şimdi Beşiktaş’ın 11’ini hala kimse sayamıyorsa, sayarken de gönül rahatlığıyla saymıyorsam tabii ki oturmamış demektir. Ama Beşiktaş gibi bir takımın da oturmak için çok fazla vakti yok. Ben yabancı hocalarla iletişim konusunda ciddi sorun olduğunu düşünüyorum ki iletişim herşey demektir. Beşiktaş’ın kadrosu çok iyi. Çünkü hepimiz biliriz Beşiktaş’a trasfer olmak, Beşiktaş’a gidip 11’e girmek çok zor birşeydir her dönemde. Ama o iletişim melesinin ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum, çünkü yabancılar futbolcuları profesyonel olarak değerlendirirler. “Profesyoneldir, benim onunla sevgili olmam gerekmez” diye düşünür. “Arkadaş olmam gerekmez” diye düşünür, olamaz da. Oysa olması gerekir. Bildiğin ağabey-kardeş ilişkisidir bizimki. Yani abisine güvenmezse o çocuk, zaten kendine güveni tribün tarafından hırpalandığı için de güvenecek bir şey arar yani. Komutanına güvenecek asker.
Click the image to open in full size.“KENDİME LAVUK DEDİRTMEM”
-Komutanı konuşalım o zaman. Komutan Tigana. Ama komutanlığını yapabiliyor mu?

Tigana’nın da diğer hocaların da yeterince eleştirmen problemi varken, “Bir de bu lavuk çıktı” dedirtmem kendime (gülüyoruz). Tabi ki Beşiktaş tribünleri ne hissediyorsa ben de aynısını hissediyorum ama kimseye de işini öğretecek, koca Tigana’yı yere vuracak değilim. Ama ben şunu biliyorum, komutanımız çok iyi bir komutan, askerlerimiz çok iyi bir askerler... Ben, bunların iletişiminde bir sorun olduğunu düşünüyorum. Bu şu demektir; savaşı kazanmanın en önemi kısmı hakikaten bu birlikteliktir. Sahaya çıktığında bir takım gol attığında hocaya koşuyor mu, hocayla paylaşılıyor mu, hoca maç sonrası ben mi hatalıyım, futbolcular mı hatalı meselelerine giriyor mu, buna benzer bir sürü şey. Tigana’nın aklına hayaline gelmeyece şeylere bozulabiliriz biz. Çünkü biz Türk’üz. Onun için, bu olay biter, Fransa’ya gider yine haberi olmaz. Ona çocuklardan bir bozulmuştur. Bu başka bir kültürel meseledir.
-Bozuluruz ve söylemeyiz.
Evet. Ya bir kulüp bu boşluğu kendi insanlarıyla yeterince doldurur, ya da yerli hocayla çalışır.
-Artık Beşiktaş konusunu kapatalım.
Hepsini kapat. Gideceğim ben.
GALİP GELEN KAZANSIN !!!
-Yok yok gitmeyin. Bir senarist olarak gözlem sizin en büyük silahınız. Sonuçta herşeye malzeme gözüyle bakıyorsunuz, ileride futbol üzerine bir şey yaparsınız, sizi besleyen isimler kimler olacak?

Futbol aleminden mi?
-Evet. Yani belli isimler var mı, yoksa belli tavırlar mı?
Aslında belli tavırlar demek daha doğru. Çünkü futbolu şöyle görüyorum, aktif futbolu yani, biz her hafta aynı haftasonunu yaşıyoruz. Bu Al Pacino’nun bir filmi vardı, Any Given Sunday yani Her Allah’ın Pazar Günü diye çevirisi daha doğru olur. Hep aynı şeyi yaşıyoruz biz. Konuşmalar aynı. Futbolcular şeyi biraz öğrendiler, “Önümüzdeki maçlara bakacağız” geyiğinin artık baydığını...
-Çok uzun yıllar sürdü ama.
Evet çok uzun sürdü, hala da bir ölçekde devam ediyor. Ama önümüzdeki maçlara bakacağız tabii ki geçmiş maçları değerlendirmenin bir yararı yok. Zor olacağını biliyorduk. Hatta bir yönetici bence asrın son sözünü söyledi “Galip gelen kazansın” dedi (Gülüyoruz) Konuştu, konuştu, konuşru en sonunda dedi ki, “Ama” dedi, “Tek dileğimiz galip gelen kazansın.” Ben de dedim ki “Epeydir öyledir, icadından beri galip gelen kazanır”. Kesin bir dilekti, gerçekleşti nitekim, o hafta hep galip gelenler kazandı. (Gülüyoruz)
“FUTBOLCULAR HOCALARINI ELEŞTİREBİLMELİ”
-Bunlara siz de gülüyorsunuz yani.

Yok be bunlar normal şeyler, adamın dili sürçtü yani. Biraz da şu var; her söylediğinden sana hesap soracak 45 kişi de var. O çocukların salak olduğu anlamına gelmiyor. Hakiki şeyleri konuşamıyorsun. Bir, hocanın taktiğiyle ilgili sen inandın ki hocanın taktiği sonucunda yenildiniz. Nasıl söyleceksin bunu? Mesela bunu Hooijdonk falan söylüyordu. Çünkü batıda gelişmiş bir birey ve söyler. Söyler abi. Söylemelidir bence. Hatta hoca da çıkıp kendi görüşünü söylemelidir. “Vay hocayı nasıl eleştirirsin” diye bir şey yok. Hatta o görüş dikkate alınmalı. Yani bu mümkünse önce içeride söylenmelidir tabi.
-Ama onu söylersem ben haftaya kesik yerim...
Yersin. Ama bu, o uygulamanın doğru olduğu anlamına gelmez. Sen eğer terbiyesizlik yapmıyorsan, yani şimdi mesela diyor ki hocalar, yüzde 90 ı bunu söyler: “:Ben çekilin demedim” hatta derler ki “Hiçbir hoca çekilin demez”. Peki neden çekiliyorlar? Bunu oturup o kulübün bir tartışması gerekmez mi? Demek ki bir noktadan sonra hocanın kontrolünden çıkıyor o oyun. Kendi kontrolünden çıkıyorsa bir oyun zaten hocayla ilgili tartışılacak nokta da budur. Ama daha buna engel olacak hoca da icat edilmedi. Çekilirler, 2-0’dır en kötüsü, 2-1 olana kadar çekilirler (Gülüyor). Sonra “Allah golü yedik” derken öbürleri 2-2 yaparlar. 2-0’lar 2-2 olur hemen hemen. Bundan dolayı. Ligse eğer. Çünkü haftaya da gidip Zonguldak’la oynayacaksın anladın mı? Onları 7-0 yensen ne olacak? Bu kontrol meselesidir. Hocaları mocaları eleştiriken, hakikaten futbolcu empatisiyle de yapılamalıdır. Futbolu bilmeyen adamlar bunu yapamazlar. Sahada oynamamış adamlar, o empatiden hep eksik kalırlar. Sahayı düz bile görmez o, hep tribünden görür. Oysa bütün futbol alemi düz görür. Düz de bambaşka bir kafadır yani. Çünkü hani şey diyor, “Şuraya atsana” diyor. Düz baktığında o görüşü kapatan 4 tane adam var yani, onu ancak Sergen atar. Çünkü hem yukarıdan hem aşağıdan seyreder maçı.
-Uzun boylu değil o kadar, yukarıdan nasıl bakıyor?
Zekasıyla yapar o işi. Rıdvan, Sergen.. Onlar öyle yaparlar.
“FUTBOL FİLMİ YAPACAĞIM”Click the image to open in full size.
-Komedi, abartı üzerine kuruludur. Futbolcu tiplemesi yapsanız, hangi yönlerini abartırdınız? Hangi yönleri komik gelir size?
Aslında abiler, benim peşinde olduğum şey genellikle komik olan değildir, aksayan şeydir. Benim mizahıma iyice baktığınızda hep bir şey söylemek için şaka yaparım ben. Önce aksiliği bulur, onunla ilgili şaka yaparım.
-Mesela şu sıralar dizilere kafayı taktınız. Saçma diyaloglar, boşluklar...
Böyle mizah yaptığın zaman da reaksiyon almayı göze alacaksın. Çünkü hiciv her zaman rahatsız eder bir ölçekte. Şimdi ettiği gibi. Mesela futbolla ilgili benim şakasından öte anlatmak istediğim dertler var. Onunla ilgili bir film hazırlığı içindeyim. Tümüyle futbol filmi olacak yani.
-Biraz ipucu verebilir misiniz?
O kısmını anlatmayayım, sonra seyrediyorum ben daha doğrusu seyretmiyorum 3 hafta sonra bir haber okuyorum, filan kişi futbol filmi yapıyormuş diye. Yani futbol filmi benim tekelimde değil, onu herkes yapabilir, detayları söylemesem daha iyi olur. Benim daha bu sene futbol hayatınla tiyatro hayatım eşit oldu. 20’şer yıl oldu. Çünkü ilk 20 yıl futbol oynadım, ikinci 20 yılda sahnede oynadım. Amatör dünyayı biliyorum. Futbolu haşa Türkiye’de bilenler kadar bilmiyorum ama fena değilim yani.
“KIZIM GALATASARAYLI”
-Spor yazarlarına da bir giriş yapabiliriz aslında.

Ben yazarım. Ben yazarlığa giriş yapmam ki ben zaten yazarım, futbol da yazıyorum. Eleştirmen daha çok oluyor. Hele reyting savaşlarına girince sevimsiz sonuçları olduğunu da görüyoruz.
-Galatasaray’ın Avrupa’daki başarısında bir nesil Galatasaraylı olarak yetişti.
Kızım da dahil olmak üzere.
-Yıllarca Bir Demet Tiyatro’da Mükremin tiplemesiyle bir nesile Beşiktaşı sevdirdiniz.
İnsanların bir takımı tutması için o takımın başarılı olması lazım. Bir de sizin gibi insanları da örnek alıyorlar. Özellikle çocuklar tabi. Başarı, birisinin bir takımı tutmasında etki unsurudur ama başarının kendisi kadar değil. Çünkü hatırlayın o dönem hepimiz bir ölçek Galatasaraylı olduk. Netice itibariyle yani.
Click the image to open in full size.“MÜKREMİN’E BEŞİKTAŞLILIK YAKIŞIR”
-Şimdi Mükremi’nin Beşiktaşlılıkla ilgili bir görevi var mı?

Var tabii ki. Bir karakter yazdığın zaman bu karakterin temel özelliklerinden biri de hangi takımı tuttuğudur. Mükremin Beşiktalıdır ama bütün seyircilerin seyrettiği gerçeğini de unutmadan karşıtlarını da koyarsın. Mesela karşısındaki birisi de Fenerlidir. Ama ben Beşiktaşlı olmasaydım da Mükremin tipinde bir adam Beşiktaşlı olurdu. Mesela şöle bir şaka yazmıştım dizide, sonra çıkardım. Dizide bir tane tip var, Tirbuşon diyor ki “Bu tip tutmadı niye her hafta bu var”. Diyorum ki “Kaç senedir Kleberson Beşiktaş’ta oynuyor oğlum” (Gülüyoruz). Ne yazık ki eleştiri alemi o kadar sertleşti ki senin yaptığın şakalar da ortadan kaltı . Aslında bu işin en güzel yumuşatıcısı mizahtır.
-Mizahı da kaldıramıyoruz artık.
Yok, yok. Hiç şakanın sırası değil yani herkes çok sinirli.
“DİĞER TAKIMLARI TUTMAMAYI ABARTMAMAK LAZIM”
-Yılmaz Erdoğan mı Mükremin mi daha çok Beşiktaşlı?

Ben daha Beşiktaşlı’yım. Çünkü Beşiktaş odaklı bir mevzu değil ama bir yerde Beşiktaş mevzusu açılırsa Mükremin benden daha fazla Beşiktaşlı olur tabii ki. Bir takım tutmak vardır, bir de diğer takımı tutmamak diye birşey vardır. Bu ikinci unsuru çok abartmamak gereklidir. Yani bir İngiliz, Alman olmadığı için mutlu değildir. İngiliz olduğu için mutludur. Beşiktaşlı olmak, Fenerli olmamak, Galatasaraylı olmamak anlamına gelir ama bu anlam çok abartılmamalıdır. Karşılıklı olarak diyorum. Artık böyle sarı kırmızı benzinciden benzin almamaya kadar vardırılan şeyi zevkli bulmuyorum. Ama mizahı güzel, bizim Beşiktaşlıların Ortega numarası gibi. Çok zekice, güzel. Böyle şeyler yapmak gerekir.
(Ortega’nın Fenerbahçe’de oynadığı sezon, Fenerbahçe-Beşiktaş maçı öncesi bir grup Beşiktaşlı, Fenerbahçeli kılığına girmiş ve stada giren bir grup taraftara “Biz Ortega için bir pankart yaptırdık ama maça giremiyoruz. Bunu size verelim, siz asın” demişlerdi. Bu teklifi kabul eden Fenerbahçeliler de pankartı stada asmışlardı. Ancak daha sonra pankarttaki İspanyolca cümlenin “Korkak tavuk Ortega” anlamına geldiği ortaya çıkmıştı)
“YILMAZ ERDOĞAN DERİN BEŞİKTAŞLIDIR”
-Ben Beşiktaşlı olarak Yılmaz Erdoğan’ı değil Mükremin’i gördüğümde daha bir Beşiktaşlılığımı yaşıyorum.

Çünkü Yılmaz Erdoğan daha derin Beşiktaşlıdır. Aslında sağlam taraftarlar genellikle söylemezler “Vay ben Beşiktaşlıyım, vay ben Fenerliyim” falan diye. O abiyi herkes daha fazla ciddiye aldığı için daha pasif durur. Aynen futbolu çok iyi bilenlerin o kadar futbol hastası olamaması gibi. Yani Sergen senin benim kadar futbolu seviyor mu emin değilim. Çünkü onunla ilgili bir meselesi yok, çok kolay yaptığı bir iş onun için. Bu ona benzer yani. Yoksa Yılmaz bayağı Beşiktaşlıdır.
“SERGEN, BEŞİKTAŞ DEMEKTİR”
-Sergen belki kafa yormuyor futbola, düşünmüyor.

E ama yormadan da 4 tane gözü var görüyor yani. Hala Sergen’in ne olursa olsun Beşiktaş’ta olmaması büyük bir acıdır, büyük bir kayıptır. Sergen futbol oynasa da oynamasa da o statta olmalıdır. Sergen bunun için gerekenleri yapmıyor olabilir, Sergen’in bazı tavırlarını belki eleştirebiliriz ama Sergen, Beşiktaş demektir. Yani bu sezon da Beşiktaş’ta olsa varlığı bile çok şey kazandırırdı. Çünkü o bizim Maradonamız. Ona biz sıradan bir haylaz gibi davranamayız yani, haylazlık yapsa bile. Sergen o ya. Maça çıkmadan Sergen’den sadece şöyle yararlanabilirsiniz, Beşiktaş her idmanda 3-5 kişiyi dener, Sergen baksın anlar, o çocuk kaç paralık topçu. Öyle yetenek hakikaten milyonda bir gelir.
cem.kurel@ligtv.com.tr
erdem.erol@ligtv.com.tr
__________________
iLk ÇıĞLıĞıM SoN NeFeSiM TeK AşKıM BEŞİKTAŞ'ım....
HeRşEyİn BiR sOnU vAr AmA BEŞİKTAŞ SeVgİsİnİn AsLa...!
özgür_1903 Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 17-01-2007, 17:12   #2
Yardımcı Admin
 
Meric - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

teşekkürler paylaşım için
__________________


http://img81.imageshack.us/img81/9771/topmain8dd3mg5.jpg
Meric Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 17-01-2007, 18:18   #3
Banned
 
dicesare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Teşekkürler özgür...
__________________
Beşik'den Mezar Taş'ına
dicesare Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 17-01-2007, 18:25   #4
Banned
 
tthotht - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

tskkrlr paylasım ıcın
__________________
ZORU sewerim İMKANSIZ waktimi alır...
tthotht Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 17-01-2007, 18:36   #5
 
kartallaryuvası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

güzel paylaşım(hepsini okumadım)
__________________
Ölümüne BEŞİKTAŞ.Uzatmaya Gerek Yok...
kartallaryuvası Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 05:31 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580