Beşiktaş Forum  ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi


Geri git   Beşiktaş Forum ( 1903 - 2013 ) Taraftarın Sesi > Kültür , Sanat Turizm, Gezi ve Seyahat Rehberi > Tiyatro - Edebiyat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-10-2009, 11:34   #1
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
allan poe-kızıl ölümün maskesi..

'Kızıl Ölüm' uzun süredir ülkeyi kırıp geçiriyordu.Hiçbir salgın böylesine öldürücü, böylesine çirkin olmamıştı.Totemi kandı ve mührü de kanın kızıllığı ve dehşeti.Keskin sancılar, ani bir başdönmesi vardı ve hemen ardından bütün gözeneklerden fışkıran kan ve ölüm.Bedende ve özellikle baştaki kızıl lekeler kurbanını hemcinslerinin yardımından ve sevgisinden yoksun kılan hastalık belirtileriydi.Ve hastalığa tutulma, hastalığın ilerlemesi ve sonra ermesi yarım saatlik bir işti.
Ancak Prens Prospero mutlu, korkusuz ve akıllıydı.Ülkesinin nüfusu yarıya inince sarayındaki şövalyelere leydiler arasından sağlığı ve neşesi yerinde olan bir arkadaşını huzuruna çağırarak bunlarla birlikte şatoyu andıran manastırlarından birine çekildi.Burası prensin fantezi ama yüce zevkinin ürünü olan büyük ve görkemli bir manastırdı.Yüksek ve sağlam bir duvarla çevriliydi.Duvarda demir kapılar vardı.İçeri giren maiyeti yanlarında getirdikleri demirci ocakları ve kocaman çekiçlerle sürgüleri eritip kaynattılar.Böylece manastıra giriş de ani bir umutsuzluk ya da çılgınlık durumunda çıkış da imkansızdı.Manastırda yiyecek boldu.Saraylılar bu önlemlerin sonunda salgın hastalıktan korunmuş olacaklardı.Bu arada üzülmek ya da düşünmek saçmalık olurd.Prens her türlü eğlence imkanını sağlamıştı.Soytarılar, şarkıcılar, balerinler, müzisyenler vardı, Güzeller vardı ve şarap vardı.İçerde bütün bunlar ve güvenlik, dışarda da 'Kızıl Ölüm' vardı.
Prens Prospero manastıra çekilişinin beşinci ya da altıncı ayının sonuna doğru, dışarda salgın bütün şiddetiyle devam ederken bir arkadaşına olağanüstü görkemlikte bir maskeli balo düzenlendi.
Her türlü şehevi duyguyu ortaya çıkaran bir baloydu bu.Ama size önce balonun yer aldığı salonları anlatayım.Yedi oda vardı-tam bir imparatorluk dairesi.Pek çok sarayda bu tür daireler uzunlamasına ve yanyanadır, öyle ki, aralarındaki kapılar kayarak iki yana açılınca ortaya büyük bir salon çıkar.Prensin acayip şeylere olan sevgisinden bekleneceği gibi burada durum farklıydı.Odalar o kadar düzensiz bir şekilde yerleştirilmişti ki, bir bakışta birden fazlası görünmüyordu.Her yirmi ya da otuz metrede bir keskin bir dönüş vardı ve her dönüş yepyeni bir etki yaratıyordu.Sağdaki ve soldaki duvarların ortasında uzun ve dar bir Gotik pencere dairenin girinti ve çıkıntılarını izleyen bir koridora bakıyordu.Bu pencerelerde renkli camlar vardı ve bunun rengi de açıldığı odanın döşemesine hakim olan renkle uyumluydu.Örneğin doğu uçtaki maviyle döşenmişti ve camlar da maviydi.İkinci odanın döşemesi ve perdeleri mor, pencerenin camları da mordu.Üçüncü oda baştan aşağı yeşildi.Dördüncü turuncuya döşenmiş ve aydınlatılmıştı, beşinci beyaz, altıncı menekşe rengiydi.Yedinci dairenin tavanında ve duvarlarında yerdeki aynı renk halıya kadar inen siyah perdeler vardı.Ancak bu odada camların rengi süslemelere uymuyordu.Bu camların rengi kızıldı-koyu kan rengi.Tavanlarından altın süsler sarkan ve öte beriye altın eşyalar yerleştirilmiş olan bu odaların hiçbirinde bir lamba ya da avize yoktu.Odaların içinde herhangi bir lamba ya da mumdan gelen ışık da yoktu.Ancak odaların yanındaki koridorda pencerenin tam karşısına yerleştirilmiş üç ayaklı bir mangal içinde yanan ateş ışığını camdan içeri göndererek odayı aydınlatmaktaydı.Böylece ortaya bir sürü olağanüstü ve çok renkli şekiller çıkmaktaydı.Ancak batı odasında ya da siyah odada kan rengi camlardan giren ışığın siyah perdeler üzerindeki etkisi aşırı derecede korkunçtu ve içeri girenlerin yüzlerinde öylesine çılgın bir ifade yerleştiriyordu ki, konuklardan pek azı o odaya ayak basacak yürekliliği göstermekteydiler.
Yine bu odada batı duvarı önünde abanoz ağacından dev bir ayaklı saat vardı.Saatin rakkası ağır, tekdüze ve kunt bri şakırtıyla ileri geri sallanırdı; yelkovan kadaranı bir kere dönüp de saat çalınacağı sırada saatin tunç ciğerlerinden berrak, yüksek ve çok müzikal birses çıkardı.Ancak bu ses o kadar garip ve dokunaklıydı ki, her saat başında müzisyenler sesi dinlemek için bir anlığına aletlerini bırakırlar ve vals yapanlar salonda dönüşlerini keserlerdi.Böylece tüm neşeli insanlar bir durgunlaşırlardı ve saat çalarken en coşkunların sararsığı ve daha yaşlı ve daha ağırbaşlı olanların sanki hayale ve derin düşüncelere dalmış gibi ellerini alınlarından geçirdikleri görülürdü. Sesin yankıları sona erdiğinde topluluk hemen gülmeye başlar, müzisyenler sanki kendi sinirlilikleriyle ve saçmalıklarıyla alay edermiş gibi birbirlerine bakıp gülümserler, saatin bir daha çalışında böyle bir duyguya kapılmayacakları konusunda birbirlerine fsıldaşarak söz verirlerdi.Ancak altmış dakika (ki bu uçup giden zamanın üç bin altın yüz saniyesini kapsar) sonra saat çalarken yine aynı tedirginlik, aynı iç titremesi ve hayallere dalış görülürdü.
Ancak bütün bunlara rağmen neşeli ve görkemli bir eğlenceydi bu.Prensin zevkleri bir garipti.Renkleri ve etkilerini çok iyi anlıyordu.Moda olanın kalıplarını önemsemezdi.Tasarıları cesur ve ateşliydi, fikirlerinde barbarca bir perıltı sezilirdi.Onun deli olduğunu düşünenler de vardı.Ama çevresindekiler bunu kabul etmezlerdi.Deli olmadığından emin olmak için onu dinleyip görmek, dokunmak gerekliydi.
Prens bu şölen için yedi odanın da süslenmesini kendisi yönemişti ve maskeli baloya katılaların karakterlerini kendisi seçmişti. Bunların garip oldukları kesindi.'Hernani'den u yana pek çok kere görüldüğü gibi parıltı ve ışık ve hayalleri çalıştırıp ruhlara işleyen her şey yer almıştı.Kolları bacakları uyumsuz arabesk figürler vardı.Ancak bir delinin hayalinden doğabilecek çılgınca fantaziler vardı.Güzel çoktu,şehvet çoktu, garip çoktu ve insanda tiksinti duygusunu uyandıran şeyler de az değildi.Yedi salonda aslında bir resmi düşler geçidi vardı.Ve bunlar -bu düşler- girip çıktıkça, odaların rengini aldıkça orkestranın çılgın müziği de onların adımlarının yankılanmasını andırıyordu. Ve sonra kadifeli odadaki abanoz saat çalıyordu.Ve o anda bir anlık sessizlik oluyor, saatin çalışı dışında herkes susuyordu. Düşler donuyordu.Ama saatin sesi hafiflerken -zaten hepsi hepsi bir an sürmüştü- sesin ardından hafif, alçak sesli bir kahkaha onu izliyordu.Müzik yeniden yükseliyor, düşler canlanıyorlar ve eskisinden daha büyük bir neşeyle ileri geri dans ediyorlar, renklerini mangallardaki ateşin rengarenk camlardan giren ışınlarından alıyorlardı.Ancak yedi odanın en batısındaki olan yedinci odada maskelilerden hiçbiri yoktu artık; çünkü gece uzaklaştıkça kan renkli camlardan daha da kızıl bir ışık girer ve matem perdelerinin karalığı insanları daha bir ürkütür ve ayakları matem rengi halıya kulakları abanoz saatin boğuk sesi diğer salonların eğlecelerine kendilerini kaptırmış olanlara kıyasla çok daha ciddi bir şekilde vurgulanmış olarak gelir.
Ancak diğer salonlar çok kalabalıktı ve bunlarda yaşamın kalbi büyük bir canlılıkla atmaktaydı.Eğlence saatin gece yarısını çalmaya başlamasına kadar devam etti.Daha önce de söylediğim gibi, o anda müzik durdu, vals yapanlar dönmez oldular ve daha önce de olduğu gibi herşey huzursuz bir şekilde kesildi.Şimdi saatler ön iki kere vuracaktı ve vuruşlar devam ederken daha çok zaman olduğu için kendini eğlenceye vermiş olanların düşüncelilerinin akıllarından daha fazla şey geçecekti.Ve sonuncu vuruşun yankıları kaybolmadan kalabalık içinde eğlenenlerin pek çoğu daha önce bir tek kişinin bile dikkatini çekmemiş olan maskeli birinin varlığını farkettiler.Ve bu yeni kişinin varlığının dedikodusu kulaktan kulağa yayılırken kalabalıktan hoşnutsuzluk ve şaşkınlık belirtisi olan bir mırıltı ve sonra da bir dehşet, korku ve tiksinti homurtusu yükseldi.
Size resmini çizmeye çalıştığım bu hayaller topluluğunda sıradan birinin ortaya çıkmasının böylesine bir heyecan uyandırmayacağı tahmin edilebilir.Gerçeği söylemek gerekirsi gecenin maske kullanımındaki hoşgörüsü hemen hemen sınırsızdı.Ancak söz konusu kişi bunların hepsini aşmış, hatta prensin bile sonsuz olan tahammülünün ötesine geçmişti.En umursamaz kimselerin yüreklerinde bile duygusuz olmayan noktalar vardır.Yaşamın da ölümün de birbirinden farksız şakalar olduğu o tümden kayıp kişiler için bile şaka edilemeyecek konular vardır.Balodaki herkes yabancının kostümünde ve tavırlarında herhangi bir şakadan ya da zarafetten eser olmadığını ta yüreklerinde hissediyorlardı.Adam uzun boylu ve zayıftı ve tepeden tırnağa kadar kefene bürünmüştü.Yüzünü gizleyen maskesi kaskatı kesilmiş bir ölüye öylesine benzetilmişti ki, bunun gerçek olmadığı ancak çok yakından incelenerek anlaşılabilirdi. Çevresinde çılgın eğlenceye kendilerini kaptırmış olan insanlar bütün bunlara - onaylamasalar bile- katılabilirlerdi.Ancak yabancı Kızıl Ölümün kişiliğine girecek kadar ileri gitmişti.Üstü başı kana bulanmıştı ve yüz hatlarının tümü ve geniş alnı o kızıl dehşetle leke lekeydi.
Prens Prospero gözleri bu düşsel yaratığa yaratığa takılınca (o da sanki rolünü daha gerçekçi oynamak istermiş gibi ağır ve ciddi bir hareketle vals edenlerin arasında dolaşıyordu) ilk anda ya korku ya da hoşnutsuzlukla titredi, ama bir an sonra alnı öfkeden kıpkırmızı kesildi.
Yanındakilere, "Bize bu lanet şakayla hakaret etmeye cesaret eden de kim?" diye sordu kısık bir sesle. "Hemen şunu yakalayıp maskesini çıkarın da güneş doğarken surlara kimi asacağımızı bilelim!"
Prens Prospero bunu doğu ya damavi odada söylemişti.Kendisi cesur ve sağlıklı bir insan olduğundan ve elini sallayınca müzük kesildiğinden sesi yedi odada da gayet net olarak duyulmuştu.Prens yanında maiyetiyle mavi odadaydı.Konuşmaya başladığında bu grup o anda yakınlarda olan ve prense doğru yaklaşmaya başlayan yabancıya karşı yürüdü.Ancak yabancının o çılgın kıyafeti herkeste öylesine belirsiz bir korku yaratmıştı ki, kimse kendisine el sürmeye kalkışmadı. Yabancı hiçbir engelle karşılaşmadan prensin bir metre yanından geçerken bütün odalardaki insanlar sanki tek bir vücutmuş gibii haraket ederek odaların ortasından duvarlara çekildiler.
Yabancı kendisini daha ilk başta diğerlerinden ayıran o ağır ve ciddi adımlarla mavi odadan mor odaya, mor odadan yeşile, yeşilden turuncuya, turuncudan beyaza ve oradan menekşeye geçti tek bir el bile kendisini durdurmak için uzanamadan.İşte tam bu anda kendi bir anlık korkaklığından utanan ve öfkeden çılgına dönmüş olan Prens Prospero altı odanın içinden koşar adımlarla geçmeye başladığında herkesin üzerine çüken o ölümcül korku nedeniyle ardından kimse gelmemişti.Prens hançerini çekmiş olarak uzaklaşmakta olan yabancının bir iki metre yakınına kadar geldi.Yabancı kadife odanın girişine vardığı anda birden dönüp kendisini kovalayan prense baktı.Tiz bir çığlık duyuldu ve hançer parıltılar çıkararak kara halıya düştü ve hemen ardından Prens Prospero'nun ölüsü hançerin üzerine devrildi.O zaman umutsuzluğun verdiği çılgın cesaretle o dakikaya kadar çılgıncasına eğlenen insanlar abanoz saatin gölgesinde dimdik duran yabancının üstüne atıldılar ve öylesine kaba bir haraketle ele geçirdikleri ölüm maskesiyle kefenin ardında elle tutulabilir birşey olamadığını görerek tarif edilemez bir dehşete kapıldılar.
Kızıl Ölümün varlığı artık kabul edilmişti.Gece bir hırsıız gibi gelmişti aralarına.Ve saraylılar eğlencelerin kanlı salonların birer birer yere yığılıp her biri düştüğü şekilde öldüler.Ve onların sonuncularıyla birlikte abanoz ağacın yaşamı da tükendi.Mangallardaki alevler söndü.Ve Karanlık ve Çürümüşlük ve Kızıl Ölüm hepsini o sınırsız boyunduruğu altına aldı.
__________________
TO LİVE İS TO DİE...

Konu mezarkabuL tarafından (06-11-2009 Saat 12:14 ) değiştirilmiştir..
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2009, 11:52   #2
BeŞiKtAşKımM..
 
MeHLiKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Teşekkürler Kübra paylaştığın için.
Harika bi hikaye,kurgusu,anlatımı her şeyi mükemmel.
__________________
Kalbimin en orta yerinde büyük bir yangın var,
Alevler içinde...
Beşiktaş sana yemin olsun,
Bitmeyecek sevdan...

/▌\
/ \



/▌\
/ \Siyah!






/▌\
/ \ Beyaz!





/▌\
/ \ Hep Seninleyiz!






☻/
/▌Beşiktaş!:)
MeHLiKa Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2009, 11:54   #3
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

rca edermbn de sana teşşekkür ederm cnm yorumun için(:
en sevdiimi okumuşsun
öyle ya allan poe 10 numara
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 01-10-2009, 11:59   #4
BeŞiKtAşKımM..
 
MeHLiKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Evet 10 mumara.. : )
__________________
Kalbimin en orta yerinde büyük bir yangın var,
Alevler içinde...
Beşiktaş sana yemin olsun,
Bitmeyecek sevdan...

/▌\
/ \



/▌\
/ \Siyah!






/▌\
/ \ Beyaz!





/▌\
/ \ Hep Seninleyiz!






☻/
/▌Beşiktaş!:)
MeHLiKa Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2009, 19:43   #5
 
onursemih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Bu hikaye niye mutlu sonla bitmedi ya şaka bir yana çok güzel bir hikaye, bi düşündüğümüz zaman sadece boş bir hikaye değil, çok şey anlatıyor, emeğine sağlık ablacım..
__________________
Click the image to open in full size.

Mekanın Cennet Olsun Küçük Şifo..
onursemih Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2009, 22:40   #6
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Alıntı:
onursemih´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu hikaye niye mutlu sonla bitmedi ya şaka bir yana çok güzel bir hikaye, bi düşündüğümüz zaman sadece boş bir hikaye değil, çok şey anlatıyor, emeğine sağlık ablacım..
walla ben yazmadım allan poe'nn suçurica ederm canım(:
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2009, 22:44   #7
çarşı ulann
 
forza_bjk34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

__________________
Click the image to open in full size.



AŞK DENEN MERET
SİYAH BEYAZ'DAN İBARET..
forza_bjk34 Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 00:47   #8
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

noldu bekir abi
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-11-2009, 22:38   #9
çarşı ulann
 
forza_bjk34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

yarısına kadar okuyabildim
__________________
Click the image to open in full size.



AŞK DENEN MERET
SİYAH BEYAZ'DAN İBARET..
forza_bjk34 Ofline   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-11-2009, 20:07   #10
david silva
 
mezarkabuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

o da bi başarı
teşekkürler efenim(: ne düşünüosunuz bari
__________________
TO LİVE İS TO DİE...
mezarkabuL Ofline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Türkiye`de Saat: 18:55 .

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2

Sitemiz CSS Standartlarına uygundur. Sitemiz XHTML Standartlarına uygundur

Oracle DBA | Kadife | Oracle Danışmanlık



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580