Döviz Piyasası

10 yazı görüntüleniyor – 16 ile 25 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1436942
    imparator

      2. Cari İşlemler Dengesi
      2000 yılı başında uygulamaya konulan ve üç yıl içerisinde enflasyonu tek haneli rakamlara indirmeyi hedefleyen enflasyonla mücadele programı 2000 yılı ekonomik gelişmelerinde belirleyici olmuştur. 1997 yılında yaşanan asya krizini takiben 1998 yılı başında uygulamaya konulan daraltıcı maliye ve gelirler politikasının etkisiyle, yatırımlar ve özel tüketim harcamaları yılın ikinci yarısından itibaren gerilemeye başlamıştır. 1998 yılı Ağustos ayındaki Rusya krizi dış talebi daraltmış ve 1999 yılı Ağustos ve Kasım aylarında yaşanan depremler de ekonomideki daralmayı hızlandırmıştır.
      İç ve dış talep daralmasının yaşandığı 1999 yılının ardından kapsamlı ve kararlı bir şekilde uygulamaya konulan istikrar programının oluşturduğu olumlu beklentiler ve gelişmeler 2000 yılında Türkiye ekonomisinde canlanma sürecinin başlamasına neden olmuştur. Buna bağlı olarak, iç talepteki
      artış daha çok ithalatla karşılanmış, ihracat gelirlerinde sınırlı artış olmuş ve dış ticaret açığı hızla artmıştır. Dış ticaret açığındaki artışa başta ham petrol olmak üzere enerji fiyatlarındaki yüksek artış da önemli bir etken olmuştur. Turizm ile bavul ticareti gelirlerindeki artış dış ticaret açığındaki artışı kısmen telafi etmesine karşın cari işlemler açığı giderek artmış ve 9,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.
      2000 yılında cari işlemler açığının GSMH’ye oranı yüzde 4,8 ile en yüksek seviyesine
      ulaşmıştır. 2000 yılında cari işlemler açığı tarihi olarak en yüksek seviyesine ulaşmasına karşın, finansmanında herhangi bir zorlukla karşılaşılmamıştır. Hazine’nin uluslararası piyasalarda yüksek miktarda tahvil ihracı yoluyla borçlanması, banka dışı kesimin dış borç kullanımındaki artış ve rezervlerin yüksek seviyesini koruması cari işlemler finansmanında önemli etken olmuştur. Kurlarda görülen reel değerlenme ve tüketim talebindeki artış sonucunda dış ticaret açığının büyümesi cari işlemler açığı üzerinde risk unsuru oluşturmuştur.

      2.1. Dış Ticaret Gelişmeleri
      2.1.1. İthalat
      2000 yılında ithalat bir önceki yıla göre yüzde 34 oranında artarak 54,5 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bu artışın en önemli sebepleri şu şekilde özetlenebilir:

      – 1999 yılında GSMH’nın yüzde 6,4 oranında daralması sonucunda ithalat yüzde 11,4 oranında gerilemiştir. Bu nedenle 40,7 milyar ABD doları olan 1999 yılı ithalatı 2000 yılı ithalat rakamına düşük baz etkisi oluşturmuştur.

      – 2000 yılında uygulanmaya başlanan Enflasyonu Düşürme Programı’nın etkisiyle düşen faiz oranları, 1998 yılının ikinci yarısından itibaren, Rusya krizi ve deprem felaketleri sonucunda ertelenen tüketim talebinin hızlı canlanmasına katkıda bulunmuştur. Ekonominin canlanmaya başladığı bu dönemde, programın yarattığı olumlu beklentiler sonucu faizlerde hızlı ve yüksek oranlı bir düşüş gözlenmiştir. Düşük faiz hadleri tüketici kredilerine olan talebi artırmış ve özellikle dayanıklı tüketim malı ile otomobil satışları artmıştır. Ayrıca, programla birlikte ilk 18 ay için açıklanan döviz kurları, kur riskini ortadan kaldırmış ve enflasyon düşüşünün zaman içerisinde gerçekleşmesi Türk lirasının reel olarak değerlenmesi sonucunu doğurmuştur. Bunun sonucunda, artan talebin daha çok ithalatla karşılanması cazip hale gelmiştir. Tüketim malı ithalatı yılbaşından itibaren giderek hızlanmış ve 2000 yılında yüzde 42,0 oranında artmıştır.

      #1436943
      imparator

        – Toplam ithalatın yüzde 65,4’ünü oluşturan ara malı ithalatı, yılın ilk çeyreğinde yüzde 46 oranında artarak en yüksek artış gösteren mal grubu olmuştur. Yılın geri kalanında artış hızı giderek yavaşlamış ve yıl genelinde yüzde 33 oranında artış göstermiştir. Sermaye malı ithalatında ise en yüksek oranlı artışlar ikinci ve üçüncü çeyrekler itibariyle gerçekleşmiştir. Tüketim malı ithalatı yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 60 oranında büyümüştür. Böylece, tüketim malı ithalatının toplam ithalat içindeki payı 1999 yılında yüzde 12,4’den, 2000 yılında yüzde 13,2’ye yükselmiştir.

        – 2000 yılında imalat sanayi üretim endeksi yüzde 6,5 oranında artış göstermiştir. Ekonominin canlandığı bu dönemde döviz kuru artış oranının önceden belirlenmesi kur riskini ortadan kaldırmıştır. Ayrıca, enflasyonun hedeflenenin üzerinde gerçekleşmesi Türk lirasının reel olarak değerlenmesi sonucunu doğurmuş ve imalat sanayiinin artan girdi talebi daha çok ithalatla karşılanmıştır. 1990’lı yıllarda imalat sanayi üretim endeksi ve ithalat miktar endeksi arasındaki ilişki katsayısı ortalama olarak yüzde 82 iken, 2000 yılında bu ilişki yüzde 88’e ulaşmıştır.

        – 2000 yılında kara taşıtları ve bunların aksam ve parçaları ithalatı yüzde 76 oranında artış göstermiştir. Bu dönemde binek otomobil ithalatı yüzde 95,7 oranında artarken, dayanıklı tüketim malı ithalatı yüzde 36,1 oranında yükselmiş ve toplam ithalat artışına sırasıyla 9,4 ve 2,5 puan katkıda bulunmuştur.

        – 2000 yılında uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatlarının hızlı yükselmesi petrol ve petrol ürünleri ithalatını önemli ölçüde artırmıştır. Dış ticaret miktar endekslerine bakıldığında 12 aylık ortalamalara göre yüzde 0,5 oranında artış gözlenmiştir. Ancak, 1999 yılında varil başına ortalama 16,5 ABD doları olan ham petrol fiyatının 2000 yılında 27 ABD dolarına yükselmesine bağlı olarak fiyat endeksi ortalama yüzde 66,9 oranında artmıştır. Bu gelişmeler, 2000 yılında ham petrol ithalatının yüzde 52,8 oranında yükselmesine neden olmuştur. Ham petrolün yanısıra doğal gaz, motorin ve LPG ithalatındaki artışın etkisiyle mineral yakıt ve yağlar ithalatı da 2000 yılında yüzde 76,3 oranında artış göstermiştir. Bu artış, toplam ithalat artışının yüzde 30,9’unu açıklamaktadır.

        #1436945
        imparator

          – Ham petrol fiyatlarındaki artışla birlikte petrol, petrol ürünleri ve madencilik sektörü ithalat fiyatları yükselirken, tarım ve imalat sektörü ithalat fiyatları 2000 yılında ortalama olarak gerilemiştir. Madencilik sektörü ithalat fiyatlarında, ham petrol fiyatlarındaki yükselme sonucunda, görülen ortalama yüzde 56,1 oranındaki artış nedeniyle toplam ithalat fiyatları yüzde 4,5 oranında artmıştır. Nitekim, madencilik sektörü ithalatı 1999 yılı fiyatlarıyla hesaplandığında, 2000 yılı ithalatı yaklaşık 2,4 milyar ABD doları azalmaktadır. Madencilik sektörü ithalat fiyatlarının yanı sıra, imalat sanayi altındaki kağıt ve kağıt ürünleri ile ana metal sanayi ithalat fiyatlarında da sırasıyla yüzde 15,7 ve 8,4 oranında artış gözlenmiştir.

          – Türkiye tekstil ve konfeksiyon sanayindeki gelişmelere bağlı olarak özellikle 1990 yılından itibaren önemli ve giderek artan miktarlarda pamuk ithal etmeye başlamış ve net pamuk ithalatçısı bir ülke konumuna gelmiştir. Bunun en önemli sebebi 90’lı yıllarda gerileyen dünya pamuk fiyatlarına karşın iç piyasada fiyatların artma eğiliminde olmasıdır. Net ithalatçı olduğumuz 2000 yılında dünya pamuk fiyatlarının bir önceki yıla göre ortalama yüzde 11,3 oranında yükselmesi pamuk ithalatımızı artıran önemli bir etken olmuştur. Bu dönemde pamuk ve pamuk ipliği ithalatı yüzde 58,9 oranında artmıştır.

          – 2000 yılında özellikle tüketim malı ithalatının hızlı artışına karşı bazı tedbirler alınmıştır. LPG üzerinden alınan yüzde 17 ve motor hacmi 1600cc olan ithal otomobiller üzerinden alınan yüzde 25 oranındaki KDV yüzde 40’a çıkarılmıştır. Ayrıca, tüketici kredileri ve kredili ithalat üzerindeki KKDF oranları artırılmıştır.


          2.1.2. İhracat
          İthalatta 2000 yılında gözlenen yüksek oranlı artışın aksine ihracattaki artış odukça sınırlı kalmıştır. Bir önceki yıla göre yüzde 4,5 oranında artarak 27,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Çeyrekler itibariyle incelendiğinde, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 14,8 olan imalat sanayi ihracatı bir sonraki dönemde yavaşlamış ve son çeyrekte gerilemiştir. Buna karşın yıl genelinde gerileyen tarım sektörü ihracatında en büyük düşüşler birinci ve üçüncü çeyrekte gözlenmiştir

          #1436946
          imparator

            – Tarım ürünleri ihracat fiyatları 2000 yılında ortalama yüzde 3 oranında düşerken tarım ürünleri ihracat miktarı yüzde 21 oranında gerilemiş ve tarım ürünleri ihracatı 2000 yılında yüzde 17,9 oranında azalmıştır. Tarım ürünleri dışında kalan ihracat artışı ise yüzde 6,7 olmuştur.
            – Bu artışın kaynağı imalat sanayi ihracatındaki büyümedir. İmalat sanayi ihracat fiyatlarının 2000 yılında ortalama yüzde 4,3 oranında gerilemesine karşın miktarı yüzde 14,6 oranında artmıştır. Bu sektörde önemli yer tutan kara taşıtları ihracatı yüzde 7 oranında artış göstermiştir. Bu gelişmede uluslararası otomobil üreticisi iki firmanın birer modelinin sadece Türkiye’de üretilmesi ve Türkiye’den dünyaya ihraç edilmesi önemli bir etken olmuştur. Bununla birlikte kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ihracatı ile elektrikli makine ve cihazlar ihracatı da sırasıyla yüzde 9,6 ve 17,4 oranında artmıştır. İmalat sanayi ihracatında önemli yer tutan bu mal grupları, yukarıda bahsedilen ihracat fiyatlarındaki gerilemenin etkisinden arındırıldığında daha yüksek oranlı artışlar göstermektedir. Nitekim, kara taşıtları ve elektrikli makine ve cihazlar ihracatı reel olarak sırasıyla yüzde 27,6 ve yüzde 45,2 oranlarında büyümüştür.
            – 2000 yılında ihracat fiyatlarının ortalama yüzde 4,3 azalmasına karşın ithalat fiyatlarının yüzde 4,5 oranında artması sonucunda dış ticaret hadleri, 1999 yılının ikinci yarısından beri gösterdiği ihracat aleyhine eğilimini devam ettirmiştir. 1999 yılından gelen düşük fiyat eğilimi nedeniyle dış ticaret hadlerindeki gelişmelerin ihracat üzerindeki etkisi yaklaşık 890 milyon ABD dolarıyla sınırlı kalmıştır.
            – İhracatın sınırlı artış göstermesinin önemli bir sebebi, 2000 yılında euro/dolar paritesinin euro aleyhine gelişmesidir. 27,8 milyar ABD doları olan ihracat, 1999 yılı pariteleriyle hesaplandığında 29,7 milyar ABD doları seviyesine ulaşmaktadır.
            – İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’si Avrupa Birliği ülkelerine yöneliktir. Bu ülkelerle yapılan ticaret genelde euroyu oluşturan para birimleriyle yapıldığı ve dolar olarak kaydedildiği için 2000 yılında euro/dolar paritesinin dolar lehine gelişmesi, ihracatımızın dolar cinsinden değerini olumsuz etkilemiştir. Nitekim, euro bazında incelediğimizde, Avrupa Birliği ülkelerine olan ihracatımızın 2000 yılında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 oranında arttığı kaydedilmiştir. Aynı şekilde, söz konusu dönemde en büyük dış ticaret pazarımız olan Almanya’ya yapılan ihracat dolar bazında yüzde 6 oranında azalmasına karşın euro bazında yüzde 9 oranında artmıştır.
            – İhracatta gözlenen zayıf performansın bir diğer nedeni de bir önceki bölümde bahsedilen kurlardaki reel değerlenmedir.

            #1436947
            imparator

              Diğer Mal ve Hizmet Gelir ve Giderleri
              2000 yılında 22,3 milyar ABD dolarına ulaşan dış ticaret açığına karşın diğer mal ve hizmet giderlerinde 1999 yılına göre önemli bir farklılaşma gözlenmemiştir. Bu dönemde diğer mal ve hizmet dengesi yüzde 88 oranında iyileşme göstermiş ve bu daha çok turizm gelirlerindeki artıştan kaynaklanmıştır. 2000 yılında cari işlem gelirlerinin artışına en çok katkıda bulunan kalemler turizm ve bavul ticareti olmuştur (Tablo 23).

              Turizm açısından 1999 yılı oldukça olumsuz geçmiş ve hem gelen turist sayısı hem de turizm gelirleri önemli ölçüde gerilemiştir. 1999 yılında ülkemize en çok turist gönderen Avrupa Birliği Ülkelerinin Türkiye karşıtı kampanyaları ve turizmin en canlı sezonu olan Ağustos ayında yaşanan deprem felaketi bu gerilemeye neden olan başlıca unsurlardır. Bu nedenle 2000 yılı gelişmeleri incelenirken, 1999 yılı ile yapılan karşılaştırmaların yanıltıcı olabileceği düşünülmektedir.
              Turizm gelirleri hesaplanmasında ülkemizden çıkış yapan yabancı ziyaretçi sayısı ve yaptıkları ortalama harcama esas alınmaktadır. Buna göre, ülkemizden çıkan yabancı ziyaretçi sayısı 2000 yılında 1998 yılının aynı dönemine göre yüzde 13,2 oranında artmıştır. Bu dönemde ortalama harcama ise yüzde 1,1 oranında gerilemiştir. Bu nedenle, 2000 yılında turizm gelirleri 1998 yılına göre yüzde 6,4 , 1999 yılına göre ise yüzde 46,8 oranında artarak 7,6 milyar ABD doları seviyesine ulaşmıştır. Gelirlerde 1998 yılına göre kısıtlı artışın en önemli nedeni, ülkemize gelen yabancı ziyaretçilerin yarısından fazlasının Avrupa Birliği ülkelerinden olması ve euro/dolar paritesinin euro aleyhine gelişmesinin turizm gelirlerinin dolar bazındaki değerini olumsuz yönde etkilemesidir. Ayrıca, 2000 yılında Rusya’nın krizden çıkması ve yüksek seyreden petrol fiyatlarıyla gelirlerinin artması Bağımsız Devletler Topluluğundan gelen yabancı ziyaretçi sayısını artırmıştır. Aynı nedenden dolayı bavul ticaretinden sağlanan gelirler de geçen yıla göre yüzde 30,6 oranında artarak 2,9 milyar ABD doları seviyesine gelmiştir.
              2000 yılındaki euro/dolar paritesindeki gelişmeler başta dış ticaret ve turizm olmak üzere ödemeler dengesinin gelir ve gider kalemleri üzerinde etkili olmuştur. Son yıllarda cari işlem gelirlerinde euro’nun payı giderek artarken, cari işlem giderlerinde enerji fiyatlarından dolayı ABD dolarının payı yükselmektedir.8 Cari işlem gelir ve giderlerinin döviz kompozisyonunun 2000 yılı için parite etkisi hesaplandığında, gelirlerin düştüğü giderlerin arttığı gözlenmektedir. Buna göre 1999 yılı pariteleriyle hesaplanan cari işlem gelir ve giderleri 2000 yılı pariteleriyle hesaplanan gelir ve giderlere göre sırasıyla 2,9 ve 3,1 milyar ABD doları daha fazladır. Bu nedenle, cari işlemler dengesine parite etkisi 181 milyon ABD dolarıyla sınırlı kalmıştır.

              #1436948
              imparator

                Sermaye Hareketleri
                2000 yılı başında uygulamaya konulan Enflasyonu Düşürme Programının başarısı sermaye hareketlerinin yönünü, miktarını ve kompozisyonunu önemli ölçüde belirlemiştir. Yıl başında IMF'nin de desteğini alan çok kapsamlı bir programın uygulamaya konulması ve Hükümetin gösterdiği kararlılık yabancı yatırımcıların Türkiye'ye kaynak aktarımını hızlandırmıştır. Programın başarı ile sürdürüldüğü Ocak-Ağustos döneminde net sermaye girişleri 11,2 milyar ABD dolarına ulaşmış, ancak Eylül ayı ile birlikte programın sürdürülebilirliğine ilişkin beklentilerin olumsuza dönmesi nedeniyle sermaye çıkışları başlamıştır. Son üç ayda gerçekleşen çıkışlara rağmen, 2000 yılı genelinde toplam sermaye girişleri 1999 yılına göre iki katına çıkarak toplam 9,4 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu düzey Türkiye'nin gerçekleştirdiği en yüksek sermaye girişi rakamıdır (Tablo 26).
                Girişlerin kompozisyonu incelendiğinde, temelde Hazine'nin tahvil ihraçlarının belirleyici olduğu uzun vadeli girişlerin programın ilk yarısında ağırlıkta olduğu izlenmektedir. 2000 yılında Hazine toplam 7,5 milyar ABD doları tutarında tahvil ihraç etmiştir. Bu rakam tahvil ihraçlarının başladığı 1988 yılından itibaren yapılan en yüksek tahvil ihracıdır. Hazine 2000 yılı başında borçlanma imkanlarını artırırken, vadeyi uzatmış ve maliyetleri de düşürmüştür. Yıl içinde gerçekleştirilen 7,5 milyar ABD doları tutarındaki tahvil ihraçlarının 4 milyar ABD doları 30 ve 10 yıllık vadelerde yapılmıştır. Kasım krizinden sonra, Hazine 6 ay vadeli 1 milyon ABD doları tutarında sendikasyon kredisi temin etmiştir.

                #1436949
                imparator

                  Hazine tarafından yapılan yurtdışı tahvil ihraçlarının ikinci el piyasalardaki gerçekleşen faizleri gösterge olarak izlenirse, 2000 yılı Ocak-Ağustos döneminde Türkiye'nin performansı Arjantin ve Brezilya gibi diğer yükselen piyasaların üzerindedir. Bu dönemde, söz konusu diğer iki ülkenin tahvillerinin faizleri US $ ikinci piyasasında yaklaşık 700 baz puan iken, Hazine tahvillerinin faizi 500 baz puan düzeyinde seyretmiştir. Benzer gelişme Euro ikinci piyasasında da geçerlidir. Ancak, Eylül ayından itibaren para kurulu uygulamasında olan Arjantin'de meydana gelen olumsuz ekonomik gelişmelere paralel olarak faizler genelde tüm yükselen piyasalarda artma eğilimine girmiştir. Türkiye'de ise Kasım ayındaki kriz sonrasında artan ülke riskine bağlı olarak Hazine tahvillerinin faizi çok yüksek oranda artarak Arjantin ve Brezilya tahvillerinin üzerine çıkmıştır. US $ piyasasında bu eğilim yıl sonu ve sonrasında da devam etmiştir.
                  Benzer şekilde, JP Morgan tarafından yayınlanan Yükselen Piyasalar Bono İndeksi (EMBI) değerinin Türkiye için Ağustos ayına dek sürekli artış eğiliminde olduğu, ancak Ağustos ayı sonundan itibaren düşüş eğilimine girdiği ve Kasım ayı krizi ile birlikte en düşük seviyelere gerilediği görülmektedir. İndeks değeri Arjantin başta olmak üzere diğer Latin Amerika ülkelerinde de Ağustos ayından itibaren düşüş eğilimindedir.
                  2000 yılında Hazine'nin yurtdışı piyasalarda gerçekleştirdiği tahvil ihraçları yurtiçi yerleşiklerin taleplerini de artırmış ve yurtiçi yerleşiklerin yurtdışında yaptığı menkul alım-satım hacmi önemli oranda artmıştır. 1999 yılı ile karşılaştırıldığında, bu iki kalemde gerçekleşen işlem hacmi 10 milyar ABD doları iken 2000 yılında dört katına çıkmıştır. Diğer taraftan, yurtdışı yerleşiklerin yurtiçinde gerçekleştirdiği menkul alım-satım işlemleri Ocak-Eylül döneminde giriş yönünde bakiye verirken, Kasım ayında 5,3 milyar ABD doları tutarında menkul satışı gerçekleşmiş ve son üç ayda toplam sermaye hareketlerinin yönünü belirleyici olmuştur.
                  2000 yılı Enflasyonu Düşürme Programı çerçevesinde diğer uzun vadeli sermaye kalemi olan doğrudan yatırımlar incelendiğinde, programa duyulan güven çerçevesinde doğrudan yatırım girişlerinin de önemli oranda arttığı izlenmektedir. Türkiye, diğer gelişmekte olan ülkeler ile karşılaştırıldığında doğrudan yatırım girişlerinin çok düşük olduğu bir ülkedir. IMF tarafından yayınlanan istatistikler, 125 ülkenin kapsandığı "gelişmekte olan ülkeler" grubuna 2000 yılında 113,8 milyar ABD doları doğrudan sermaye girişi gerçekleştiği, bu rakamın 1999 yılı için 125,4 milyar ABD doları olduğunu göstermektedir. Türkiye ve Latin Amerika Ülkelerini de içeren bu grupta, 1999 yılında, Arjantin 23,6 milyar ABD doları, Brezilya 32,7 milyar ABD doları, Meksika 11,8 milyar ABD doları, Türkiye ise 813 milyon ABD doları doğrudan yatırım girişi sağlamıştır. Göreli olarak düşük düzeyde olmasına karşın, 2000 yılında yurtiçinde gerçekleşen doğrudan yatırım kaynaklı sermaye girişleri 1,7 milyar ABD dolarına yükselmiş ve bu artışın önemli bölümü imalat sanayii sektöründe gerçekleşmiş, ağırlıklı olarak da Avrupa Birliği ülkelerinin yatırımlarından kaynaklanmıştır.

                  #1436950
                  imparator

                    Enflasyonu Düşürme Programı çerçevesinde 2000 yılı için özelleştirme kaynaklı 7,6 milyar ABD dolarlık nakit gelir öngörüsü bulunmaktaydı. Ancak, GSM lisans satış gelirinin KDV ödemesi sorunu nedeniyle 2001 yılına sarkması, Türk Telekom’un özelleştirme ihalesine teklif gelmemesi ve programda yer almasına rağmen THY ve Petkim ihalelerine çıkılamaması, yaklaşık 3,3 milyar ABD dolarlık özelleştirme gelirinin elde edilmesine neden olmuştur. Özelleştirme performansındaki sözkonusu yavaşlama nedeniyle ödemeler dengesi kalemlerinden doğrudan yatırım girişlerinde beklenilen artış sağlanamamış ve programın uygulanmasındaki kararlılık konusunda tereddütler oluşmuştur.
                    2000 yılında, programın sermaye girişlerini sağladığı Ocak-Ağustos döneminde Merkez Bankası rezervlerinin sürekli artış eğiliminde olduğu, ancak ikinci yarıda sermaye hareketlerinin yönüne paralel olarak bu eğilimin tersine döndüğü, Kasım ayında gerçekleşen krizle birlikte 5 milyar ABD doları rezerv azalışı gerçekleştiği görülmektedir. Bu çerçevede likidite durumunu gösteren brüt rezervler ve kısa vadeli borçlar farkına bakıldığında, bu farkın 2000 yılında 1999 yıl sonuna göre azaldığı, ancak yılın ilk yarısında artış eğilimi gösterdiği görülmektedir. Sözkonusu artış programın ilk yarısında orta ve uzun vadeli sermaye girişleri kaynaklı Merkez Bankası rezervlerindeki artıştan kaynaklanmış, yıl sonunda yaşanan mali kriz nedeniyle döviz rezervlerindeki düşüş brüt rezervler ve kısa vadeli borçlar farkının önemli ölçüde azalmasına neden olmuştur. Ticari bankalar ve diğer sektörlerin likidite durumu ise, ağırlıklı olarak son üç ay olmak üzere, yıl genelinde bozulma eğilimi göstermiştir.

                    #1437134
                    Meric
                    Katılımcı

                      teşekkürler paylaşım için

                      #1437151
                      AyTeK54
                      Katılımcı

                        teşekkürler

                      10 yazı görüntüleniyor – 16 ile 25 arası (toplam 25)
                      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                      Yayımlandı

                      kategorisi

                      yazarı:

                      Etiketler: