Devrim tarihi ve Toplu Bilim Atatürk

Forumlar › Forumlar › Eğitim Öğretim › Dersler – Ödevler – Tezler – Konular › Tarih › Devrim tarihi ve Toplu Bilim Atatürk

  • Bu konu 413 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son 19 yıl 8 ay önce imparator tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor – 136 ile 150 arası (toplam 414)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1445911
    imparator

      g) Aydınların küsmeleri ve kendilerini çekmeleri. Hiçbir düzen, toplumdaki
      aydınların desteği olmadan uzun dönemde yaşayamaz. Bir düzenin uzun dönemli
      yazgısı büyük ölçüde, aydınların davranışları ile belirlenir. Aydınlar mevcut
      düzenden desteklerini çekmiş ve küsmüşlerse, uzun dönemde o düzen, barışçı
      yollarla da olsa, şiddet yoluyla da olsa, mutlaka değişecek demektir.
      h) Toplumsal beklentilerin toplumsal olanaklara oranının yüksek oluşu. Bir
      toplumda her ne nedenle olursa olsun olanaklar, beklentilerin çok gerisinde
      kaldığı zaman, memnuniyetsizlik hemen artmaya başlar. Bu oranın değişme
      olasılığı yoksa, devrim olasılığı da yükselir. Hele durumun daha kötüye
      gittiği zamanlarda, yani, olanaklar ile beklentiler arasındaki uyumsuzluk
      azalma yerine arttığı zaman, devrim kaçınılmaz olur.
      ı) Toplumun tarihten ve coğrafyadan gelen farklı grupları içerme oranı. Bir
      toplum, farklı etnik, dinsel, kültürel gruplardan oluşuyorsa, mevcut
      memnuniyetsizliklerin, hemen bu eski farklılıkların kimliğine bürünerek
      yeniden ayrılıkçı eğilimleri körüklemeleri beklenir (Nieburg, 1970:155) . Bu
      durumun, mevcut düzen içindeki bütünleşmeyi sarsması ve bu yüzden de bir
      devrime yol açması son derece olağandır.

      #1445912
      imparator

        i) Bireylerin devrimci davranışa yönelmesi. Birey toplumdaki değer
        çatışmasını ve anomiyi algılıyor, kendini bireysel olarak güçsüz kabul ediyor
        ve sistemi de yetersiz görüyorsa toplumu düzeltme isteği, onu devrimciliğe
        iter (Ergil, 1980:183-190).
        :::::::::::::::::::
        3) Devrime Yol Açan Siyasal Koşullar
        a) Mevcut siyasal düzenin, toplumdaki en güçlü varlığı iktidara getirmemesi.
        Bir toplumda mevcut güç dengesinin gerçeğe en uygun biçimde siyasal iktidara
        yansıması gerekir. Bu yansıma, gerçeğe uygun değilse, gerçek güç dağılımına
        uygun bir siyasal iktidar mutlaka oluşur. Fakat bu süre, zorla ortaya çıkar.
        Bir başka deyişle, ister demokratik olsun, isterse olmasın, her siyasal rejim,
        mevcut dengede en güçlü olanın iktidara gelmesiyle işlevsellik kazanır. Bu
        işlevini yerine getirmeyen rejim mutlaka değişir.
        b) Siyasal iktidarın nasıl değişeceğinin belirlenmemiş olması. Bir toplumda
        mevcut siyasal rejim, yöneticilerin nasıl değişeceğini saptamamışsa, bu
        değişimin şiddet yoluyla olması en akla gelen olasılıktır.
        c) Siyasal iktidarın, toplumun tüm sınıf ve gruplarına açık olmaması.
        Siyasal iktidar, yalnızca belli bir grup ya da sınıfa dayalı ve yalnız bu
        bireylere bağımlı ise, bir süre sonra, toplumdaki öteki sınıf, grup ve
        kişilerin huzursuzlanması doğaldır. Üstelik bir süre sonra, muhalefetin
        birleşmesi ve bir –memnuniyetsizlik ittifakı– biçiminde, güçbirliği ile
        iktidara el koyması da beklenebilir. Burada söz konusu olan, hem sınıf ya da
        grup çıkarları, hem de bu sınıf ve gruplara mensup bireylerin –iktidar
        seçkinleri– arasında yer alıp alamamalarıdır.

        #1445913
        imparator

          d) Yöneticilerin, temsil ettikleri sınıf, grup ve kişilerle bağlarının
          kopması. Siyasal iktidarın, kendisini iktidara getiren kişi, grup ve
          sınıflarla temasının kesilmesi ya da başka çıkarların savunucusu durumuna
          düşmesi, onları, dayandıkları toplumsal güçlere karşı yabancılaştırır. Bu
          durumun, toplumsal güçleri siyasal iktidara karşı şiddete dayalı bir
          değiştirme işlemine iteceği açıktır (Brinton, 1965:40) .
          e) Yönetim mekanizmasının yetersizliği. Siyasal iktidarı elinde tutan
          kişilerden bağımsız olarak, yönetim mekanizması (bürokrasi, yürütme organı ve
          benzeri kuruluş ve mekanizmalar) , yetersiz ise, toplum, siyasal iktidardan
          beklediklerini bulamaz. Bu ise mevcut iktidara karşı güveni sarsar.
          f) Siyasal çatışmaların, ister doğrudan çıkarlara, isterse ideolojiler
          biçiminde dolaylı çıkarlara bağlı olsun, barışçı yollara kanalize edilememesi.
          Bir siyasal sistemin birinci işlevi, bir toplumdaki farklı ve çatışan
          çıkarlara sahip kişi, grup ve sınıfları birarada tutabilmektir. Bunun da
          birinci yolu, bu farklı çıkarların doğurduğu her türlü çatışmanın barışçı
          yollarla çözümüne ilişkin mekanizma ve kurumların varlığıdır. Siyasal olarak
          başta parlamentonun geldiği bu kurumlar, her çeşit etkileşim kurumlarını
          (mahkemeler, meslek kuruluşları, işçi ve işveren kuruluşları ve bunların
          etkileşimini sağlayan toplu pazarlık mekanizması gibi mekanizmaları)
          içerirler. Bu kurumların yokluğu ya da barışçı görevlerini yerine
          getirememeleri, siyasal açıdan hemen devrime yol açar.

          #1445914
          imparator

            g) Siyasal sistemin, kendine karşı olanlara meşru muhatefet olanağı
            tanımaması. Her düzenin içinde yalnız siyasal iktidara değil, düzene karşı
            olanlar da vardır. Bunların, mevcut siyasal iktidara karşı olanlarla birlikte,
            meşru muhalefet kanallarından yararlanıp yararlanmamaları, düzenin sürüp
            sürmemesini belirler. Muhalefete meşru kanallarla işlevini görme hakkı
            tanınmazsa, bu durum, tüm muhaliflerin, bir devrim çerçevesinde
            bütünleşmelerine yol açar.
            h) Mevcut siyasal düzenin, toplumun sorunlarına uzun dönemde yanıt
            verebilecek çözümleri oluşturamayacağına ilişkin inanç. Bir toplumdaki
            siyasal düzenin, toplumun sorunlarına alternatif çözümleri oluşturup
            oluşturamayacağı o düzenin yazgısını belirler. Mevcut düzen içinde, çeşitli
            ve özellikle çözümü güç yapısal sorunlara farklı görüş açılarına göre farklı
            çözüm önerileri oluşturulamıyorsa, toplumda umut azalır. Bunun bedeli de
            siyasal düzene ödetilir. Umut yaratmayan ve farklı çözüm önerileri üretemeyen
            siyasal düzen zor yoluyla değiştirilir.
            ı) Siyasal birliğin zorla ve yapay biçimde biraraya getirilen ögelerle
            oluşturulmuş bulunması. Özellikle İmparatorluk dönemlerinde görülen sömürgeci
            yaklaşımlar bu ögenin işlevselliği bakımından örnektir. Yirminci yüzyılda
            görülen ve önce Avusturya-Macaristan, Osmanlı gibi İmparatorlukları, sonra da
            İngiliz İmparatorluğunu yıkan olaylar bu ögeye bağlıdır. Çağını yaşamış olan
            siyasal rejim çökmeye mahkumdur.

            #1445915
            imparator

              i) Siyasal düzenin savaş ve benzeri nedenlerle zayıflamış olması. Düzen,
              doğal ya da dış nedenlerle güçsüzleşmiş olabilir. Doğrudan siyasetle ilgili
              olmayan bu tür nedenler, siyasal düzenin güçsüzleşmesine yol açtığından
              devrim için gerekli ortamın doğmasına yol açar.
              j ) Emperyalist bir dış baskının varlığı. Bir toplum, kendisinin ekonomik
              olanaklarını sömürmek isteyen bir başka ülke tarafından siyasal olarak
              denetleniyorsa, bu denetime başkaldırması oldukça beklenen bir olaydır.
              Üstelik böyle bir dış düşmanın varlığı, ülke içindeki farklı ve hatta karşıt
              güçleri devrim için ittifaka bile sürükler.
              :::::::::::::::::::
              II- BİR DEVRİM İÇİN GEREKLİ OLAN ÖZNEL KOŞULLAR
              Bir devrimin ortaya çıkması için nesnel koşulların varlığı her zaman
              yetmeyebilir. Ancak insanoğlunun, doğrudan doğruya kısa dönemde yönlendirdiği
              ve güdümlediği birtakım ögeler nesnel koşulları hazır olan bir devrimi su
              yüzüne çıkartabilir. Ya da yine doğrudan kısa dönemli yönlendirme ve
              güdümlemelerle, bir devrim öne alınabilir ya da geciktirilebilir. Öte yandan,
              kişilerin kısa dönemli (insan yaşamına sığan) etkinlikleri, belli devrimlerin
              yönlerinin ve niteliklerinin bile bir süre değişmesine yol açabilir.

              #1445916
              imparator

                Pek doğal olarak, bireylerin kendi yaşam dönemleriyle sınırlı olan öznel
                koşullar, tümüyle nesnel koşulların önüne geçemezler. Fakat nesnel koşullar
                olgunlaştığı zaman, devrimin gerek gerçekleşmesinde, gerek niteliklerinin
                belirlenmesinde etkili olabilirler. Fransız Devrimi'nde Napolyon'un, Rus
                Devrimi'nde Lenin'in ve Troçki'nin, Türk Devrimi'nde Mustafa Kemal'in rolleri
                hep böyle, –öznel– koşulları simgeleyen rollerdir.
                Öznel koşulları çok kabaca, liderlik, örgüt ve ideoloji olarak üç grupta
                toplamak olanaklıdır.
                Değerli araştırıcı Doğu Ergil, benim öznel koşullar dediğim koşulları
                –inanılır bir program, onu uygulayacak örgüt(lülük) ve sürükleyici, güvenilir
                bir liderlik– olarak sayıyor (Ergil, 1980:21). Program kavramını ben daha
                genişleterek –ideoloji– olarak ele aldım.
                Daha çok psikoloji, sosyal-psikoloji ve örgüt sosyolojisini de ilgilendiren
                bu ögeler, toplumbilim ile bu alanlar arasında disiplinler arası sınırlarda
                incelenmek zorundadırlar.
                :::::::::::::::::::

                #1445917
                imparator

                  1) Liderlik
                  a) Toplumda devrimci potansiyeli yönlendirecek simgesel bir liderliğin
                  varlığı. Nesnel koşulları devrime hazır olan bir toplumda birey ya da örgüt
                  olarak bu koşulları kişiliğinde ya da örgütünde simgeleştirecek bir kişinin
                  ya da grubun varlığı, olgunlaşmış olan koşulları devrime dönüştürebilir.
                  b) Genel devrimci güçleri bütünleştirecek, birleştirici bir liderliğin
                  varlığı. Toplumun çeşitli kişi, grup ve sınıflarında, farklı kesimlerinde
                  oluşmuş bulunan huzursuzluk ve memnuniyetsizlikleri belli ittifaklar içinde
                  birleştirecek ve güçbirliğini kuracak bir liderliğin varlığı devrimin ortaya
                  çıkışını hızlandırabilir.
                  c) Liderliğin, zamanlama konusundaki becerisi. Bir toplumda çeşitli süreç
                  ve oluşumları, tarih ve toplumsal güçler açısından doğru yorumlayabilecek ve
                  ne erken, ne de geç eyleme geçecek bir liderliğin varlığı devrimin zamanından
                  önce ortaya çıkarak bastırılmasını ya da gecikerek yozlaşmasını engeller.
                  d) Grup dinamiğini iyi kullanan bir liderin varlığı. Nesnel koşullar
                  olgunlaştığı zaman, bunların toplumsal ve tarihsel çözümlemelerini doğru
                  yaparak, doğru ittifaklar kurmak da yetişmez. Lider kadrosu içindeki ilişkiler
                  bakımından da gerçek bir liderin, kendi grubu içinde, grup dinamiği bakımından
                  da liderlik niteliklerini iyi kullanması gerekir.

                  #1445918
                  imparator

                    e) Toplumda karizmatik bir liderin varlığı. Bir toplumda, daha önceki
                    eylemleri ile, belli bir –efsane– yaratmış olan kişilerin varlığı, bir
                    eylemin başına geçtiklerinde, ona, gerek eylem, gerekse örgüt liderliği
                    açısından büyük ölçüde yardımcı olurlar. Bunun en güzel örneği, –Anafartalar
                    Kahramanı– Mustafa Kemal Paşa'nın Türk Kurtuluş Savaşı'nın da liderliğini
                    yüklenmiş olmasıdır.
                    f) Liderin, uzmanlık, cazibe, meşru güç ve ödül ve ceza verme yetkileri
                    bakımından, mevcut yapı içinde gücünün kanıtlanmış olması. Bu devrimin
                    oluştuğu dönemde ortaya çıkan liderlerin, toplumdaki geleneksel güç kaynakları
                    bakımından da, liderlik özellikleri taşımaları, hiç kuşkusuz kendi yerlerini
                    ve liderlik işlevlerini devrim açısından daha uygun duruma getirir.
                    g) Devrim koşullarının gerektirdiği somut durumlara uyum sağlayabilecek
                    esnek liderliğin varlığı. Her toplumdaki devrim koşulları, hiç kuşkusuz belli
                    soyut ve kuramsal modellere göre yorumlanır. Fakat, her toplumun, zaman
                    içindeki gelişme düzeyi ve kendine özgü nitelikleri, somut durumların bu
                    soyut modellere uygunluğunu bozar. Lider, bu somut durumlara uyum
                    sağlayabildiği, kuramsal bağnazlıktan ve katılıktan kendini kurtarabildiği
                    oranda, başarı oranı artar. Sosyalizm adına devrim yapılan her ülkedeki
                    uygulamanın birbirinden çok farklı olması, başarılı liderlerin –kendi
                    sosyalizmleri–ni kurmuş olmaları bu durumun sonucudur.

                    #1445919
                    imparator

                      2) Örgüt
                      a) Toplumda nesnel koşulların tek amaca yönlendirilmesini sağlayacak bir
                      örgütün varlığı. Nesnel koşullar oluştuğu zaman bile, bu koşulların tek
                      hedefe kanalize edilmesi, bu yolla da etkin bir biçimde devrim için
                      kullanılması ancak geniş kapsamlı ve tek hedefli bir örgütün varlığına
                      bağlıdır.
                      b) Örgütün temsil yeteneği. Toplumda, devrimci potansiyeli tek çatı altında
                      toplayacak örgüt, toplumun tüm muhalif kesimlerini temsil etmekte ise,
                      devrimin oluşması çok daha kolay olur. Böyle bir temsil durumunun eksikliği,
                      nesnel koşullar olsa bile, durumu, bir devrimden çok bir kargaşaya, kaosa
                      götürür. Bunun en güzel örneği, Fransız Devrimi'nin ilk yıllarıdır.
                      c) Devrim için gerekli uzmanlık bilgisine sahip olan bir örgütün varlığı.
                      Toplumdaki nesnel koşullar olgunlaşmış olsa bile, iktidarın nasıl ele
                      geçirileceğine ve daha sonra neler yapılacağına ilişkin beklentileri ve
                      bilgileri uygulayacak kişiler yoksa, örgüt, nesnel koşuların, somuta
                      dönüşmesinde işlev yapamaz. Buna karşılık, neyi nasıl yapacağını tarihten
                      gelen deneylerle de bilen uzmanlarla dolu bir örgüt, belli bir devrimi daha
                      öne alabilir ya da kargaşa durumunda, iktidara el koyarak, devrimi
                      gerçekleştirebilir.

                      #1445920
                      imparator

                        d) Örgütün gücü. Bir toplum, nesnel olarak devrim aşamasına gelmiş olsa
                        bile, devrime öncülük edecek örgütün siyasal, toplumsal, ekonomik ve askeri
                        gücü yeterli değilse, devrim olmaz.
                        e) İç işleyişi etkin olan bir örgütün varlığı. Toplumda, nesnel koşullar
                        oluşmuş olsa bile, belli bir örgüt, kendi içinde kesin bir, hiyerarşiye ve
                        etkin haberleşme kanallarına sahip değilse, bu koşulları eyleme dönüştüremez.
                        Ancak kargaşalığa yol açar.
                        :::::::::::::::::::
                        3) İdeoloji
                        a) Toplumdaki muhalefeti tek hedefe kanalize edecek bir ideolojinin varlığı.
                        Bir toplum, nesnel koşullar açısından devrim aşamasına gelmiş olsa bile,
                        insanları (devrim olayında, muhalifleri), birarada tutan ve onlara, eylemin
                        anlamını belirten bir ideoloji yoksa, devrim, bir toplumsal olay içinde
                        patlak vermez.

                        #1445921
                        imparator

                          b) Toplumu yalnız devrim öncesi değil, devrim sonrası da seferber edebilecek
                          bir ideolojinin varlığı. Bir ideolojinin yalnız devrimci güçleri seferber
                          ederek, iktidara el koyma aşamasında işlevsel olması yeterli değildir.
                          –Devrim sonrası– sürekli olarak, devrimci güçlerin kafasını işgal eder. Bu
                          açıdan, –yeni toplum– modelini huzursuz kesimlere sunamayan bir ideoloji,
                          nesnel koşullar hazır olsa bile, bir devrimi hızlandıramaz.
                          c) Başka zaman ya da başka mekanlarda başarıya ulaşmış bir ideolojinin
                          varlığı. Bir toplumun devrimci güçlerini seferber edebilecek bir ideolojinin
                          bu özeliği büyük ölçüde ya başka toplumlarda ya da aynı toplumda; başka
                          zamanlarda başarıya ulaşmış olmasında yatar.
                          d) Muhalif grupların çıkarlarına uygun bir ideolojinin varlığı. Bir
                          devrimin ortaya çıkmasının en önemli niteliği, toplumun güçlü kesimlerinin,
                          maddi çıkarları açısından geleceğe (devrim sonrasına) ilişkin olumlu
                          beklentilere sahip olmasıdır. Mevcut –devrimci ideoloji– bu beklentileri
                          yaratıyorsa, devrimin gerçekleşmesi çok daha kolay olur.
                          :::::::::::::::::::

                          #1445922
                          imparator

                            4) Öznel Koşullar Arasındaki İlişki
                            Buraya dek, bilimsel irdeleme amacıyla soyutlanan öznel koşullar, aslında
                            birbirlerine son derece bağlı ögelerdir. Bir başka deyişle, lider, örgüt ve
                            ideoloji, birbirlerinden çok zor ayrılabilirler. Çünkü, bu üçü arasındaki
                            ilişki, bir karşılıklı bağımlılık, bir karşılıklı belirleme ilişkisidir.
                            Lider, ideolojiyi ve örgütü, örgüt lideri ve ideolojiyi, ideoloji ise
                            lideri ve örgütü belirler. Böylece, öznel koşullar bir –lider-örgüt-ideoloji–
                            bütünü içinde gelişir.
                            Bu açıdan burada yapılmış olan ayırımın, yalnızca, inceleme ve irdeleme
                            amacıyla yapılan, gerçeğe tam uyamayan bir soyutlama olduğu hiçbir zaman
                            akıldan çıkarılmamalıdır.
                            :::::::::::::::::::
                            III- NESNEL KOŞULLAR İLE ÖZNEL KOŞULLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ
                            Hiçbir lider, örgüt ya da ideoloji, nesnel koşullar var olmadan, tek başına
                            bir devrime yol açamaz. Bunun en güzel ifadesi, –devrimciler ve devrimci
                            düşünceler, her an her toplumda vardır ama; her an, her toplumda devrim
                            olmaz– sözünde görülür.

                            #1445923
                            imparator

                              Buna karşılık, nesnel koşullar hazır olduğu, yeterince olgunlaştığı zaman,
                              mutlaka, toplumsal bir kargaşa ortaya çıkar. Bu toplumsal kargaşanın düzenli
                              ve tutarlı bir devrime dönüşebilmesi ise büyük ölçüde, öznel koşulların
                              varlığına bağlıdır.
                              Öte yandan, son bir söz, nesnel koşullarla, öznel koşulların birlikte
                              olgunlaştığı belirtilerek söylenebilir. Bir başka deyişle, birinin oluşması,
                              hiç kuşkusuz, ötekini de hızlandıracaktır. Çünkü, her iki ögeler grubu da
                              aynı toplumsal ve tarihsel ortam içinde ortaya çıkar.
                              :::::::::::::::::::
                              lV- DEVRİM AÇISlNDAN SİYASAL İKTİDAR VE ORDU
                              Her devrimin, nesnel koşullar oluştuktan sonra bile, belli bir oranda,
                              –hareket kuvveti–ne gereksinme duyduğu açıktır. Bu kuvvet, çağımızın modern
                              devletlerinde silahlı kuvvetlerden oluşur. Bu açıdan, nesnel ve öznel
                              koşullar birlikte olgunlaşsalar ve uyum içinde olsalar bile, ortada bir
                              –askeri harekat– sorunu olacaktır.
                              Bu noktada, bir ülkedeki silahlı kuvvetlerin durumu ile siyasal iktidarın
                              arasındaki ilişkiler büyük önem kazanmaktadır.

                              #1445924
                              imparator

                                Her şeyden önce, kendi içinde bölünmemiş bir silahlı kuvvetin ağırlığını
                                hangi tarafa koyarsa, o tarafın kazanacağının mutlak olduğu açıktır. Bu
                                durumda, nesnel ve öznel koşullar olgunlaşsa bile, son hesaplaşma, silahlı
                                kuvvetler tarafından, (belki önce kendi içlerinde) yapılacaktır. Mustafa Kemal
                                Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığı zaman, bölgenin en kıdemli
                                komutanı ve sivillere bile buyurma gücüne sahip bir asker olduğu
                                unutulmamalıdır. Yine unutulmamalıdır ki, Atatürk'ün askeri harekatı, yalnız
                                düşmana karşı değil, aynı zamanda, padişah yanlısı olanlarla kendisine askeri
                                olarak başkaldıranlara karşı da yürütülmüş ve kazanılmış bir harekattır.
                                Yine Mustafa Kemal'in gerek İttihatçılar zamanında, ordunun politikaya
                                karışmasına karşı çıkmış, gerekse kendisinin Cumhurbaşkanlığı sırasında
                                komutanları, politika ile askerlik arasında kesin bir tercih yapmaya zorlamış
                                olmasının altında –orduda siyasetle alakadar unsur bulunmasındaki mahzur–
                                yatmaktadır (Atatürk, tarihsiz:860). Çünkü, siyasal oyunların ve arenanın
                                içine giren ordunun, siyasal partilere koşut olarak kendi içinde de
                                bölüneceğini ve bu durumun, ülkenin uluslararası savunma gücünü yıpratacağını
                                Mustafa Kemal çok iyi biliyordu. Bu yüzden Atatürk, gerek devrime hazırlandığı
                                İttihatçılar döneminde, gerekse devrimi gerçekleştirdiği Cumhuriyet döneminde,
                                özenle orduyu siyasetin dışında tuttu.

                                #1445925
                                imparator

                                  Ordunun kendi içinde bölünmediği durumlarda, devrim açısından ordu ile
                                  siyasal iktidar arasında ilginç bir ilişki vardır:
                                  Sağlam bir iktidar ile bütünlüğünü sürdüren bir ordu, birbirlerini
                                  destekler. Ordu ile siyasal iktidarın uyumu bozulduğunda, siyasal iktidarın
                                  gücü büyük ölçüde zayıflamış olur. Bu konuda Arendt'in son derece ilginç bir
                                  gözlemi vardır. Tarih boyunca pek çok devrimi incelemiş olan Arendt şöyle
                                  diyor: Genel olarak devrimler, siyasal otoritenin gücünün ortadan
                                  kaldırılmasına neden olmazlar. Böyle bir güçsüzlüğün sonucu olarak ortaya
                                  çıkarlar (Arendt, 1965: 112).
                                  :::::::::::::::::::
                                  V) NESNEL KOŞULLAR AÇISINDAN TÜRK DEVRİMİ
                                  Bu çalışmanın esasını iki temel üzerine kurmaya çalıştım. Birinci temel,
                                  toplumbilim açısından Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Türk Devrimi'nin
                                  incelenmesidir. İkinci temel ise, Atatürk'ün ve Türk Devrimi'nin devrim
                                  tarihi açısından ele alınmasıdır.

                                15 yazı görüntüleniyor – 136 ile 150 arası (toplam 414)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                                Yayımlandı

                                kategorisi

                                yazarı:

                                Etiketler: