Titanik gemisi neden battı

Forumlar › Forumlar › Taraftar › Serbest Kürsü › Titanik gemisi neden battı

9 yazı görüntüleniyor – 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1183416
    pusucukurt
    Katılımcı

      Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanik, herkes tarafından bir deniz faciası
      nedeniyle tanınır oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem
      saklı.
      Titanik’in akıl almaz öyküsünü sunarken uyarıyoruz. Bir düşünün, Titanik’i
      batıran gerçekten bir buz dağı mıydı?
      Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını
      bilmiyordu. Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı; Morgan Robertson´du,
      Amerikalıydı, 1861´de doğdu, gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas
      eksperi oldu ve New York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü
      okudu ve yazar olmaya karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı, daha sonra
      yazdığı 10 öyküden ise 1000 $ kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı
      geliyordu. 1897 yılının bir kış gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir
      deniz öyküsü yazmayı planladı. Bu bir uzun öykü olacaktı.
      Hayali “Titan Kazas
      Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı, asla batmayan bir gemi. Bir aşk teması
      üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip, İngiltere´den
      ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti.
      Ama öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve
      bir deniz kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı.
      Robertson´un teması buydu, oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi;
      "Futility"yani "Nafile" ve "Titan Kazası"… Evet, yanlış okumadınız;
      Titan… Şimdi beraberce Robertson´un romanından bİr bölümü; "Titan"ın batış
      sahnesini okuyalım.
      "Gözcü haykırdı; ´buzdağı! Birinci subay, kaptana haber verdi ve derhal
      makine dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi
      durmuyordu, hızını kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen
      buzdağı yaklaşıyordu. Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri
      duyuluyordu. Sonra buzdağı gemiye ulaştı, bu arada gemi ters çalışan
      pervanelerin gayretiyle yan dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla
      yardımcılarının çaresiz bakışları arasında buzdağı Titan´ın sancak tarafına
      çarptı. Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi, kaptan o anda ucuz atlattık
      diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi birden yan yattı, buzdağı
      asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı, yara öldürücüydü çünkü uğursuz
      buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek, parçalamıştı."
      Daha sonra Robertson öyküye; gemi hızla su aldığını. Alarm verildiğini,
      filikaların indirilerek, önce kadınlar ve çocuklar bindirildiğini, yardım
      çağrıları yapılırken, Avrupa´nın en ünlü ve zengin ailelerinin mensuplarnın
      birbirlerine ebediyen veda ederken, dev yolcu gemisi Titan’ın buzlu kutup
      sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu.
      İnanılmaz kehanet gerçekleşiyor…
      Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap
      onu çok daha sonra ölümsüz yapacaktı, dünyanın en çar***ı ve en dehşet
      verici kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın
      adı gibiydi yani "Boşyere" Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda, başka
      bir gemi, asla batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi
      Titanik, İngiltere’nin Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize
      açıldı. Sonra, 1912 yılında 14 Nisan´ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler
      arasından birden ortaya çıkan bir buzdağı batmaz denen Titanik’in katili
      olacaktı. Yukarda okuduğunuz Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen
      gerçekleşti. Sadece o kadar mı? Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl
      önce yazdığı romanında daha neleri bilmişti;
      Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından yola
      çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanik de aynı limandan yola çıktı.
      Romandaki gemi ile, Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248
      metre, Titanik 252 metreydi.
      İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı 70.000
      ton ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanik ise 66.000 tondu.
      Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000’er yolcu
      taşıyorlardı. Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanik´e
      Avrupa´ nın sayılı zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi.
      Daha da ötesi var;
      Robertson´un romanındaki dev Titan, New Foundland yakınında; Kuzey Atlantik´
      de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek; Talihsiz
      Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta, aynen romandaki benzeri gibi bir
      buzdağına çarparak okyanusa gömüldü.
      Ve her iki gemide de; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson
      romanındaki gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika
      vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.
      Sonra…Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu.
      Aynen 14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi… Robertson´un romanındaki
      Titan´da ise 1500 kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e
      2224 kişi binmişti.
      Aynı asla batmaz denen gemi,
      Aynı yerden aynı yere yolculuk,
      Aynı tarihte, aynı yerde kaza,
      Aynı buzdağı ve aynı tür batış,
      Aynı yolcu ve ölü sayısı,
      Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar…
      Bir kez daha okuyun ve düşünün…
      Büyük kehanet farkedilmiyor…
      Morgan Robertson başarılı olamadı, kitabı satmadı, daha sonra yazdıkları da
      ilgi görmedi. Bunalıma girerek, bir hastanede psikolojik tedavi gördü. Sonra
      yeni biröykü yazdı, bir Fransız dergisinde yayınlanan bu öyküde de,
      denizaltılardan söz ediyor ve periskopu tarif ediyordu. Ama yine ilgi
      görmedi. Başarısız bir yazar olarak, Mart 1915´de bir otel odasında ayakta
      geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti. Asıl inanılmaz olay burada
      çünkü Robertson mart 1915´de öldü. Yani gerçek Titanik´ in batışından üç yıl
      sonra…Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi, yine kimse farketmedi ve hiç
      kimse onun 14 yıl önce Titanik´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi.
      Kimse onu anımsamadı, ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili
      araştırmalar yapılıncaya kadar… Morgan Robertson;Titanik batmadan 14 yıl
      önce, gemiyle ve kazayla ilgili herşeyi tıpatıp aynen nasıl yazmıştı ?
      Raslantımıydı? O, başarısız bir yazar olarak tarihin karanlıkları arasında
      kayboldu, şimdi ise ruhu hatırlanmanın sevinci içinde olmalı… Kehanet
      sıradan bir iş değil, ve asıl gizem kendi yapısında, ne zaman ve nerede
      ortaya çıkacağı hiç belli olmuyor; oysa gelecekte nelerin olacağı konusunda
      çevremiz sayısız ipucu dolu; yeter ki görmek için çaba gösterelim. Titanik´
      in gizemi burada da bitmiyor. Biri daha var;
      "Denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz…"
      Kanada, Winnipeg´de Rosedale Metodist Kilisesi´ndeyiz, Rahip Charles Morgan
      bir pazar sabahı erkenden kalkmış, o günkü ayin için hazırlık yapıyordu.
      Okunacak ilahinin numarasını karatahtaya yazdı. Tüm hazırlıklarını
      bitirdikten sonra, ayine kadar biraz uyumak amacıyla odasına çekildi ve
      derin bir uykuya daldı. Birden kendini çok canlı ve etkin bir rüyanın içinde
      buldu. Karanlıkların içinde, dev bir kütle vardı, dalgaların sesleri
      duyuluyordu, çanlar çalıyor ve Rahip Morgan´ın çok uzun yıllardır işitmediği
      bir ilahi duyuluyordu. Rüya o kadar etkili ve rahatsız ediciydi ki, Morgan
      uyandı, ilahi ve çan sesleri kulağından gitmiyordu. Saatine baktığında,
      fazla zaman geçmemiş olduğunu gördü, rüyanın kötü etkisinden kurtulmaya
      çalışarak yeniden uyumaya çalıştı ve yeniden uykuya daldı. Rüya tekrar
      başladı, ilahi, çan sesleri, karanlık, dalga sesleri ve devrilen dev kara
      kütle. Morgan bu kez, panikle uyandı ve kendini boş kiliseye attı,
      karatahtaya giderek o bir türlü kulaklarından gitmeyen ilahinin numarasını
      yazdı. Ayin saati gelmişti, cemaat toplanıyordu, Rahip Morgan ilahiyi
      başlattı, notalar kilisede çınlarken, aynı anda binlerce mil ötede okyanusun
      ortasında aynı ilahi buzlu denizi çınlatmaktaydı; "Duy, Kutsal Baba, Sana
      denizde tehlikede olanlar için dua ediyoruz." İlahi biterken, Rahip
      Morgan´ın gözlerinden yaşlar akıyordu. Aynı günün sonraki saatlerinde, Rahip
      ilahiyi okudukları sırada Atlas Okyanusu´nun derinliklerinde büyük dramın
      yaşandığını öğrendi. O gün, 14 Nisan 1912´idi ve Atlantik´in kuzeyindeki
      buzlu sularda Titanik suların içinde yokolmuştu.
      Titanik’de bir gariplik var…
      Titanik battığında, ünlü İngiliz gazeteci William T. Stead gemide
      bulunuyordu.1892 yılında Stead hikayeler yazarak yaşamını kazanıyordu.
      Gazeteciliğinin yanısıra Stead, ölüm ötesi ve Spiritüaliizm ile yani
      Ruhçuluk’la da ilgileniyor, araştırmalar da bulunuyordu. O yıl yazdığı kısa
      hikayelerden birinin adı neydi biliyormusunuz? "Titanik" ve yine Titanik´den
      20 yıl önce…YineTitanik´de olduğu gibi, Stead´ın hikayesindeki Titanik´de
      bir buzdağına çarparak batıyordu. Ve Stead´ın yazdığı hikayede, Stead
      kendisini kazadan kurtulan biri olarak anlatıyordu. Ve; 20 yıl sonra gerçek
      Titanik batarken, o buzlu ve soğuk denize gömülenlerden birisi Stead´ ın
      gerçekten kendisiydi. Ama; sonu romandaki gibi olmadı çünkü
      kurtulamayacaktı. Zira bu roman gerçekti ve başka bir romancı tarafından
      yazılmıştı. O anda Stead ne düşünmüştü? 20 yıl önce yazdığı hikayeyi
      düşünüp, kurtulacağına inanıyormuydu? Bunu asla bilemiyeceğiz…
      Biri daha var. Ama çok daha sonra; 1935´ de… William Reeves adlı bir
      denizci bu; İngiltere´den Kanada´ya giden "Titanian" adlı kömür yüklü
      buharlı gemi; soğuk bir Nisan gecesinde Kuzey Atlantik´de seyrediyordu.
      Bütün denizcilerin ezbere bildikleri o uğursuz yere; Titanik´in battığı
      noktaya varmışlardı. Reeves, güverteden denize bakarak yıllar öncesindeki
      olayları düşlüyordu. Ve o gün Reeves ´in doğum günüydü, olabilir ama Reeves´
      in doğduğu tarih çok önemliydi, çünkü Reeves 14 Nisan 1912´ de doğmuştu.
      Yani Titanik´in battığı günde. İşte tam o günde; Titanik´in battığı günde
      Reeves doğum gününü; Titanik´ in battığı yerde kutluyordu. Ve birşey oldu…
      Reeves birden, suların kaynaştığını ve dev bir buzdağının geminin yolu
      üzerinde belirdiğini gördü. Tam o anda da, köPage Ranküden alarm verildi. Uzaklık
      yeterliydi. Mürettebat gemiyi zamanında durdurdu, buzdağının yanından
      geçeceklerdi ama olmadı… Çünkü bir saat içinde çevreleri; yüzlerce buz
      kütlesi tarafından sarıldı. Artık hareket etmelerine imkan yoktu. Reeves ve
      arkadaşlarının içinde bulundukları Titania adlı gemiyi, ancak 9 gün sonra
      yetişen buz kırma gemileri kurtardılar

      #1825449
      VeysTube
      Katılımcı

        enteresan . bazıları sallama olduğuna ve hristiyanlığa teşvik amaçlı yazılar olduğuna inanmaya başladım :)

        #1825450
        pusucukurt
        Katılımcı

          :D :D

          ama şöyle bir gerçek var insan düşüncesi birçok şeyi yaptırabilir.. oyüzden düşünce çok tehlikelidir…

          Bir insan kendi düşnücesiyle başka bir insanı tepe taklak bile yapabiliyo :D bunun olma ihtimal ivar sonuçta yine bir düşnücenin esiri

          #1825474
          ilkeres26
          Katılımcı

            Yalan önlerine kuş çıkmış çarpmamak için kırmışlar diresiyonu buz dağına çarpmışlar :D

            KİMSENİN BATIRMAYA GÜCÜ YETMEZ DEDİKLERİ GEMİ İLK SEFERDE BYE BYE

            #1825482
            pusucukurt
            Katılımcı

              ilki gemide turk yoktu yoksa tum fatura turke çıkardı

              #1825837
              UuRCaN
              Katılımcı

                TANRI BİLE BATIRAMAZ DEDİLER SİMDİDE HRİSTYANLIK DERSİ VERMEYE ÇALIŞIYOLAR ALLAH CEZALARINI VERDİ….

                #1826049
                asparagas
                Katılımcı

                  ne olursa olsun üzücü bir olay

                  #1826084
                  pusucukurt
                  Katılımcı

                    ki oakda rüzücü bir olaydıki yıllarca bir efsane oalrka kaldı ve kalmaya devam ediyor

                    #1832845
                    gator1903
                    Katılımcı

                      cidden enteresan ama bu kadarda rastlantı bir arada olur mu yaw:S

                    9 yazı görüntüleniyor – 1 ile 9 arası (toplam 9)
                    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                    Yayımlandı

                    kategorisi

                    yazarı:

                    Etiketler: