Forumlar › Forumlar › Eğitim Öğretim › Dersler – Ödevler – Tezler – Konular › Madencilik › Türk Linyit Yatakları
- Bu konu 49 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son 18 yıl 11 ay önce
edademirel96 tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
Şubat 6, 2007: 12:14 pm #1145055
imparator
1. GİRİŞ
70’li yılların ortalarında rüzgar ve dalga enerjisi, biomas ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının araştırılması için yapılan bütün çalışmalara rağmen, kömür dünyanın bir numaralı yakıtı olarak giderek azalan ve pahalılaşan petrolün yerini alabilecek en kuvvetli aday olma özelliğini her zaman korumuştur. Kaynaklarının çok çeşitli ve büyük olmasının yanı sıra diğer yakıtlara kıyasla daha ucuz olması nedeniyle kömür uzun vadede önemli avantajlara sahiptir. İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda kömür talebinde meydana gelen düşüşten sonra kömüre yeniden önem verilmeye başlanması, kömürle ilgili çeşitli araştırmalar yapılmasına yol açmıştır. Bunların en önemlilerinden biri de kısaca WOCOL diye bilinen “Dünya Kömür Araştırmasıdır”. Söz konusu araştırmaya göre bu yüzyılın sonlarına doğru kömür talebinde çok büyük bir artış olacaktır.
Son yıllarda ekonomide meydana gelen durgunluk ile enerji tasarrufu ve sanayideki yapısal değişiklikler sonucunda enerji talebinde eğilimlerinde de değişiklikler olmuştur. Dolayısıyla geçici etkileri kalıcı etkilerden ayırt etmek son derece zorlaşmıştır. Yine de 1970’li yılların ortalarında kömür kullanımının arttırılması gerektiği yolunda öne sürülen görüşler hala geçerliliğini korumaktadır. Kömür sanayiindeki gelişme sadece son iki yıldır durgunluğa göre değil de daha uzun bir perspektif içinde ele alınacak olursa, geleceğe iyimser gözlerle bakmaya devam edebilir.
Şubat 6, 2007: 12:14 pm #1441617imparator
2. KÖMÜRÜN OLUŞUMU
Yerkabuğu içinde oluşan kömür, çok büyük bir enerji kaynağıdır. 320 milyon yıl önce yeryüzünde ilk bitkilerin gelişmesinden kısa süre sonra, kömür damarları oluşmaya başladı. Karbon devrinin son çağlarında dünyadaki bütün kömürün % 80’i turba tabakaları halinde bulunuyordu. Kalınlığı 0,6 ile 2,5 m arasında değişen ve 12 ile 50 m derinlikte bulunan kömür damarları, işletilebilir yatakları oluşturdu. Günümüzde Kuzey Amerika’nın orta ve doğu bölgeleri, İskoçya, İngiltere, Galler bölgesi, Fransa, Almanya ve Polonya’da yer alan yataklar kuşağı, BDT’den geçerek Çin’e kadar uzanır.
Kömür yatakları giderek ağırlaşan tortul kütleler altına gömülürken, su ve öteki uçucu maddeler, karbon, oksijen ve hidrojen bileşiği olan kömürden ayrılır. Bitkisel madde, yani selüloz, yüksek nitelikli kömür haline gelmeden önce, turba, linyit, taşkömürü evrelerinden geçer. Kömürleşme süreci boyunca, bileşiklerin fiziksel özellikleri de değişir. Turba, henüz bitki kalıntısı niteliğini bütünüyle taşıyan bir maddedir; linyit az çok sertleşmiş, ama tutarsız bir kütledir; taşkömürü, sert ve kırılgandır; antrasite taşkömüründen daha sert ve daha kırılgan bir nitelik gösterir. Kömürün antrasit haline dönüşmesi için, çok derinde olması zorunludur; yerin basıncı yada çevredeki erimiş kayaçlardan gelen yüksek sıcaklık, bu oluşuma yardımcı olabilir. Antrasit oluşumunu izleyen bir gelişme evresi daha vardır ve bu evrede arı karbon olan grafit ortaya çıkar. Grafit, oluşması için yüksek basınç ve sıcaklık isteyen bir maddedir; bu koşulların yer kabuğunun çok derin tabakaları altında bulunması nedeniyle, söz konusu kömür türüne ancak derin ocaklar açılarak ulaşılabilir.
Alloktan Oluşum Kuralı (Deltalar Kuramı): Kömürlerin bitkisel artıklarının tatlı veya acı sulu göller veya denizlerin oluşturduğu tortullaşma bölgelerine taşınarak çökelmesiyle oluştuğunu açıklayan kuramdır. Kömür damarlarının kalınlıkları az yayılımları sınırlıdır.Şubat 6, 2007: 12:14 pm #1441618imparator
Otoktan Kuramı: Kömür oluşumunun esasını teşkil eden bitkisel kalıntıların yerinde kömürleşmesidir. Bu duruma göre taşınma olayı söz konusu değildir. Geniş yayılımlı ve kalın damarlıdır.
Kömür oluşumu, limrik ve paralik havzalarda olabilir. Paralik yatakların sahile yakınlığı az ve denize bağlılığı vardır. İrili ufaklı teknelerden oluşur. Kapsadıkları kömür damarlarının düzensiz, yer yer kesintili ve mercek şeklindedir.
Limnik yatakları ise kıta içindeki kuvvetle oluşurlar. Büyük teknelerde oluşan kömürün kalınlığı fazladır. Birçok havzada kömür havzanın ortasında oluşur. Bu tip yataklara santral tip yataklar adı verilir. Havzanın kenarında çökelmiş yataklar ise marjinal tipe girer.
Türkiye’de paralik ve limnik havzalara rastlanmaktadır. Paralik oluşuma örnek olarak Ağaçlı linyitleri gösterilebilir. Limnik yataklarına Soma’yı örnek verebiliriz.
Bataklıklarda ve ormanlık alanlarda akarsular vasıtasıyla gelen organik maddelerin sığ göllerde birikerek kömürleşmeye başlaması (A), yer hareketleri ile tortulların su yüzüne çıkması, (
akarsuların aşındırdığı kesimlerde kömür damarlarının yüzeylenmesi (Şekil-1).
Kömürün, jeolojik devirlere bakıldığında, çoğunlukla Birinci Jeolojik Zaman’ın (Paleozoik) Karbonifer devrinde ve Üçüncü Jeolojik Zaman’da (Tersiyer) oluştuğu görülmektedir. Karbonifer’de yeryüzünde şimdiki durumla kıyas edilmeyecek derecede zengin bir orman örtüsü gelişmiş ve günümüzde ot halinde bulunan eğreltilere benzeyen dev ağaçlar yetişmiştir. Bu dönemde çok fazla olan organik prodüktiviteden oluşan çeşitli organik artıklar, karasal karbonifer arazilerinde taşkömürü-antrasit yatakları şeklinde bulunmaktadır. Üçüncü Jeolojik Zaman’ın Miyosen-Pliyosen (Neojen) döneminde de zengin orman örtüsünün varlığına bağlı olarak linyit kömürleri oluşmuştur. Örneğin ülkemizde, Soma neojen göl havzası civarında tropikal ormanları andıran gür ve çok yoğun bir orman örtüsü yaygın duruma gelmiştir. Bu ormandan taşınan ve bataklık ortamlarında yetişen bitki artıklarının göl ortamında birikmesi sonucu, çok zengin ve kaliteli olan Soma linyitleri oluşmuştur.Şubat 6, 2007: 12:15 pm #1441619imparator
3. KÖMÜRÜN GENEL ÖZELLİKLERİ
3.1. Kömürün Fiziksel Özellikleri
Gözeneklilik: Gözeneklilik teriminden, gözeneklerin işgal ettiği hacim yüzdesi anlaşılır. Kömürün gözenekliliğinin fazla olması halinde depolandığında, atmosferik oksijenle temas yüzeyi artacağından oksitlenmelere yol açabilir. Bu nedenle gözeneklilik ekonomik önem taşır.
Kömürün diğer fiziksel özellikleri ise; gaz eme, plastiklik, özgül ağırlık, mikrosertlik ve refleksiyondur.
3.2. Kömürün Kimyasal ÖzellikleriHidrojenasyon, koklaşma, nem, uçucu madde, sabit karbon, kül, kükürt, hidrojen, oksijen, azot ve kalori değer miktarlarının tayini kimyasal özelliklerdir.
3.3. Kömürün Petrografik ÖzellikleriKömürleri oluşturan makroskopik ve mikroskobik yapı maddeleri yunlardır;
Maseroller: Kömürlerin elementer petrografik yapı maddeleridir. 10 çeşit maserol vardır. Bunlar; kollimit, pelinit, sparonit, rezinit, füzinit, alginit, mikrinit, sömifünizit, skleromittir.
Maserol Grupları: Petrografik özellikleri birbirine benzeyen maseroller maserol grupları olarak adlandırılır. Bunlar; vitrinit, ekzinit ve inertinittir.
Mikrolitotipler ve Litotipler: Kömürlerde mikroskopla saptanan maserollerin birleşmesinden oluşmuş, kalınlığı en az 50 mikron dolayında olan katmanlar mikrolitotip adını alırlar. Yedi tane mikrolitotip vardır. Vitrit, vitrinertit, klarit, dura-klarit, klaro-durit, durit, füzit. Mikroskobik olarak görünen mikrolitotiplerin bileşiminden oluşan katman ve kısımlar ise litotiptir.Şubat 6, 2007: 12:15 pm #1441620imparator
Kömürde bulunan mineral maddeler ise; kil (illit, serisit), karbonatlar (siderit, dolomit) sülfürler (makrosit, pirit, galen), oksitler (limonit, hematit) ve kuvarstır.
4. KÖMÜR ÇEŞİTLERİBitki örtüsünün türüne, kömürün yaşına, sıkışma miktarına ve yerkürenin hareketine göre kömürün karakteri de değişik olmaktadır.
4.1. LinyitBileşiminde % 60 ile 73 oranında karbon bulunan kahverengi veya siyah fosil kömür; tozu kahverengidir.
Linyitin oluşum süreci taşkömürününkine benzer; linyit, bataklıklardaki bitki kalıntılarının bozuşması, sonra da yavaş yavaş alüvyon çökeltileriyle örtülmesi sonucu oluşur. Taşkömürü yataklarının büyük bir kısmı Birinci zamandan kalmadır; oysa linyit yatakları, genellikle, çok daha yenidir (İkinci ve Üçüncü zaman). Bitki kalıntılarını kömüre dönüştüren fiziko kimyasal olayların gerekli etkime süresi, taşkömürü için uzun, linyit için daha kısadır. Linyitin birçok çeşidi olmakla birlikte hepsinin ortak özelliği, bileşimlerinde yüksek oranda su (ortalama % 20 ile % 60’ın üstünde) ve uçucu maddeler (% 15’ten fazla, hatta % 60’ın üstünde) bulunmasıdır. Isı değerleri, kilogram başına 7.000 kaloriye ulaşmaz. Genellikle bir ton linyitin 0,3 ton taşkömürüyle eşdeğerli olduğu kabul edilir. Bu özellikleri, birçok linyit yatağının neden işletilmediğini ve hala bazı ülkelerde linyit rezervlerinin neden değerlendirilmediğini açıklar. Dünyadaki linyit rezervlerinin yaklaşık olarak 1.700 milyar ton olduğu sanılmaktadır.Şubat 6, 2007: 12:15 pm #1441621imparator
Bununla birlikte, yatakların az derinde oluşu ve üzerindeki katmanların kolayca kaldırılabilmesi, linyit yataklarının açık havada işletilmesine imkan verir. Bu şartlar taşkömürüne oranla linyitin maliyetini düşürür ve iktisadi alanda linyit üretimini çekici hale getirir. Ayrıca termik santrallerde linyitten yararlanılması ucuza iletilebilen bir enerjinin üretilmesini sağlar. Uçucu madde bakımından zengin olması, linyitin kimyasal sanayinin başlıca hammaddesi haline gelmesini sağlamıştır. Nihayet yeni teknik buluşlar, linyitten taşkömürü yapmak ve dökme demir sanayiinde linyitten yararlanma imkanını yarattı.
4.1.1. Linyitlerin Renklerine Göre SınıflandırılmasıSarımtırak Linyitler
Bu linyitlerde **** nesci seçilebilecek kadar bariz olup ateşte odu gibi çıtırdayarak yanarlar. Yeşile kaçar sarı renktedirler. Özgül ağırlıkları 600 kg/m3, ısıl değerleri ise 2.500 Kcal/kg civarındadır. Bileşimlerinde ise % 60 karbon, % 5 hidrojen, % 30-40 oksijen ve azot bulunur.
Esmer Linyitler
Bu linyitlerde **** nesci sarımtırak linyitler kadar bariz değildir, esmer görünüşlü, oldukça keşif olup kolayca toz haline gelebilirler. Hafifçe yağlı olurlar, kükürt ihtiva etmezler fakat rutubetli olurlar. Umumiyetle oldukları gibi mahrukat olarak kullanılırlar, oldukça fena yanar ve az ısı çıkarırlar, ısıl değerleri 3.000 ile 5.000 Kcal/kg civarındadır. Alçak sıcaklıkta karbonizasyon ile % 6 ile 7 katran verirler ve ısıtıldıktan sonra kolayca briket haline gelirler.Şubat 6, 2007: 12:15 pm #1441622imparator
Siyah Linyitler
Bu linyitler daima kükürt ihtiva ederler; özgül ağırlıkları 750 kg/m3 olup ısıl değerleri 5.000 ile 6.000 Kcal/kg civarındadır. Bileşimleri ise genellikle şöyledir:
Karbon % 70
Hidrojen % 5-6
Oksijen ve Azot % 22-25
Kükürt % 3
Toprak Linyitleri
Bu linyitler koyu esmer mat renkli olur, ekseriyetle pek fazla “pirit” ihtiva ederler.
4.2. TaşkömürüEn değerlisidir. Linyitten yüksek oranda karbon, az su ve oksijen, önemli oranda gaz içerir.
4.3. AntrasitSert ve parlaktır. Saf karbon içeriği yüksektir.
4.4. TurbaÇamurlu öl ve bataklıklarda, çeşitli bitki artıklarının yığılması ile çok yakın bir geçmişte yani birkaç bin yıl önce oluşmuş bir kömür çeşididir. Yumuşak olan ve bitki kalıntıları bulunduran bu kömürlerin su ve uçucu madde içeriği yüksek ve bileşik karbon miktarı düşüktür.
Şubat 6, 2007: 12:15 pm #1441624imparator
5. GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÖMÜRÜN TARİHÇESİ
Kömürün ilk defa nerede ve nasıl kullanıldığı hakkında kesin bilgimiz olmamakla beraber, kömürün Çin’deki Mançurya’da bakırı ergitmek için M.Ö. 110 yıllarında kullanıldığı ve porselenlerin pişirilmesinde faydalanıldığı belirtilmektedir. Buradan anlaşılacağı gibi insanların ısınması amacıyla kömürün çok önceleri kullanıldığına kesin gözle bakılabilir.
16. yy’ın başlarından itibaren kömürlerin kökeni ve oluşumuyla ilgili çeşitli varsayımlar ortaya atılmıştır. Agricola (1544), kömürün petrolün katılaşmasından oluştuğunu ileri sürmüş, daha sonra Scheuchzer (1778) kömürün bünyesinde bulunan bitki kalıntılarını teşhis etmiştir. Hutton (833) ve Linkin (1838) mikroskopla yaptıkları çalışmalar ve Gümbel’in 1838’de yayınladığı bitkilerin mikroskobik yapıları üzerindeki etütleri ile kömürün kökeni aydınlatılmıştır.
1750’li yıllarda başlayan Sanayi Devrimi’nde kömür enerji kaynağı olarak buharlı makinelerin çalıştırılmasında kullanılmıştır. Sanayinin gelişmesinde de büyük katkıları olmuştur. ABD’de sanayi kömür yataklarının varlığıyla gelişme göstermiştir.
5.1. Türkiye’de Linyit Kömürünün TarihçesiLinyitin memleketimizde büyük miktarda kullanılması ilk defa 1914-1918’de Büyük Harp sırasında düşünülmüş ve başta Soma linyitleri olmak üzere, Anadolu’nun birçok bölgelerinde linyit işletmeleri kurulmuştur. Bu arada, Ağaçlı-Çiftalan Linyit Havzasında da muntazam bir işletme faaliyete geçerek ve 1917 senesinde üretim yılda 650 tona kadar yükselmiştir.
Şubat 6, 2007: 12:16 pm #1441625imparator
Mütareke yıllarında, linyit işletmelerinde bir durgunluk olmuş ve işler olduğu gibi bırakılmıştır.
Kısa bir duraklamadan sonra, Soma işletmesi yeniden faaliyete geçmiş ve bunu 1927 senesinde, Çeltik Havzasındaki üretim faaliyeti takip etmiştir. Bunlardan bir iki sene ara ile Tavşanlı, Değirmisaz, Yerköy ve Gerenez linyit ocakları, özel teşebbüslerle, verimli sayılabilecek çalışmalara başlamışlardır. O senelerin kömür ihtiyacına paralel olarak bu hal, 1935 senesine kadar devam etmiştir.
Maden zenginliklerimizin bilimsel esaslara dayanılarak inceleme ilk defa, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından yapılmış ve linyit yatakları işletme değerlerine göre bir sınıflamaya öre tutularak, durum ilgili bakanlığa 1939 yılında sunulmuştur.
Çeşitli arama ruhsatnameleri ve çeşitli özel teşebbüs işletmeleri tarafından, ilkel ve gayri fenni bir şekilde çalışmakta olan Değirmisaz, Tunçbilek ve Soma işletmelerinden, evvela 16 Şubat 1938 tarihinde Değirmisaz Linyit İşletmesi, Etibank Genel Müdürlüğü tarafından, devlete bağlı olarak, hakiki işletmecilik esasları ile kurulmuş; buna 18 Mayıs 1938 senesinde Tunçbilek linyit İşletmesi katılmış, 23 Eylül 1939 tarihinde de Soma Linyit İşletmesinin imtiyazı devir alınmak suretiyle bu camiaya dahil olmuştur. 1 Ocak 1940 tarihinde, üç işletme birleştirilerek, Etibank Mahdut Mes’uliyetli Garp Linyitleri İşletmesi Müessesine devredilmiştir.Şubat 6, 2007: 12:16 pm #1441626imparator
Garp Linyitleri Müessesesi, 31.08.1957 tarihinden itibaren, 01.09.1957 gün ve 6974 sayılı kanun ile yeni teşekkül eden Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna geçmiştir.
Yukarıda ismi geçen üç işletmeye ilaveten, Seyitömer Havzası da 01.06.1960’da, müessesenin bir mıntıkası olarak işletmeye açılmış ve 22.08.1960 tarihinden itibaren linyit istihsaline başlanmıştır.
6. DÜNYADA BAZI ÖNEMLİ LİNYİT HAVZALARI6.1. ABD ve Kanada Linyit Havzaları
ABD ve Kanada’da dünya rezervlerinin % 52’sini ihtiva eden linyit yatakları bulunmaktadır. Bu büyük linyit basenleri Avrupa kıtasında bulunanlara nazaran daha az işletilmekte ve dolayısıyla daha az tanınmaktadır. ABD’nin en önemli linyit yataklarından biri Kuzey Dokata ve Montana devletleri arasında paylaşılmış olan havzada verilmiştir.
6.2. Almanya Linyit YataklarıToplam rezervlerinin 40 milyar tonu aştığı tahmin edilen Almanya linyit yatakları stratigrafik olarak şöyle sınıflandırılabilir:
Eosen: Saksonya, Thüringen, Brunschwig, Aşağı Hesse ve Yukarı Ren vadisi yatakları;Şubat 6, 2007: 12:16 pm #1441627imparator
Oligosen: Alpin kıvrımlarının önünde çökelmiş basenlerdir. Yukarı Ren ve Aşağı Main vadisi jizmanları;
Alt Miosen: Aşağı Ren vadisi basenleri;
Üst Miosen: Almanya’nın doğu ve kuzeydoğusunda bulunan, Doğu Saksonya’da, Süddetler’in kıyısında görülen linyitler, Lusace, Silezya, Pomeranya ve Oberpflaz yatakları;
Pliyosen: Ren vadisinde bulunan linyitler.
Yukarıda yaşlarına göre ayrılan yataklardan bazılarının ayrıntılı olarak incelenmesi yararlı olacaktır.
6.2.1. Saksonya ve Thüringen LinyitleriElbe ırmağının Saale ve Mulde kolları arasında bulunan bu linyit havzası, 100 km uzunlukta ve takriben 50 km genişliktedir.
Havzada linyitli formasyonların stratigrafik ayırımı, alttan üste doğru şöyledir:
Taban: Trias yaşlı kayaçlardan ibaret olup, yatağın güneybatısında Paleozoik’e dahil edilen kristalin şistlerden meydana gelmiştir.
Eosen: “Eski linyit formasyonları”nı teşkil eden tabakalarla temsil olunur. Bu eski formasyonlarda iki damar bulunmaktadır. Alt damar, basenin güneyinde 12-14 m kalınlığa ulaşır. Ortalama kalınlığı 5-6 m’yi bulan üst damar, alt damardan daha az bir alana yayılmıştır. Bu iki damar güneyde takriben 6 m kalınlık gösteren bir sediman ile ayrılırlar; kuzeyde ise birleşerek tek bir damar hasıl ederler.
Havzanın batısında uçucu madde oranı çok yüksek, bitümlü, sarı veya kahverengi kalınlığı 1,5-2 m civarında olan bir “Schwelkohle” bankı vardır. Bu bank, yatay olarak, bilhassa Leitz şehri civarında işletilen piropisitlere geçer.
Oligosen: Karasal formasyonlardan ibaret olup, prodüktif bir formasyona sahip olmadığından, ekonomik değeri haiz değildir.Şubat 6, 2007: 12:17 pm #1441628imparator
Miosen: “Üst linyitleri” kapsayan formasyondan müteşekkildir. Leipzig şehrinden sonra görülmeye başlar. Üst linyitler ekonomik yönden ehemmiyetsiz olup, az miktarda işletilmektedir. Burada marnlarla ve Miosen yaşlı kumlarla örtülü 6 ile 15 m kalınlıkta bir damar bulunmaktadır.
Kuaterner: Buzul formasyonları ihtiva eder. Bazen üst linyitlerin hemen üstüne, bazen ise bu damarların tavan formasyonundan sonra gelir. Buzulların hareketi, üst damarda, daha önce tektonik bahsinde incelenen oldukça mühim deformasyonlara yol açmıştır. Bu deformasyonlara (kıvrımlara) özellikle Borna şehri civarında rastlanır.
Açık olarak işletilen Saksonya ve Thüringen linyitlerinin karakteristikleri şöyledir:
– “Eski linyitler”de: % 54 su, % 4 kül (orijinal kömürde), % 21-30 uçucu madde vardır.
– Üst linyit damarlarında: % 44 su, % 8-12 kül (orijinal malzemede) ve % 23 civarında uçucu madde bulunmaktadır.
6.2.2. Senftenberg Linyit YataklarıMiosende teşekkül etmiş olan Senftenberg linyit yataklarında marnlı ve kumlu çökellerle birbirinde ayrılmış iki damar bulunmaktadır:
Şubat 6, 2007: 12:17 pm #1441629imparator
a. Alt Damar: Ortalama olarak 12 m kalınlıktaki bu damar aktif olarak işletilmektedir.
b. Üst Damar: Alt damardan daha az yayındır. Bazı bölgelerde işletilmektedir. Kalınlığı 30 ile 35 m arasında oynar. Bu üst damarda, Saksonya linyitlerinde olduğu gibi buzulların etkisinde meydana gelen kıvrımlar görülür.
Alt ve üst damarlar arasında kalınlığı 30 metreden 60 metreye kadar gidebilen kumlu ve marnlı seviyeler bulunmaktadır.
6.2.3. Ren Vadisi Linyit HavzalarıDamarların kalınlığı ile meşhur olan bu yataklar bütün Ren vadisi boyunca dizilmişlerdir. Ville şehri yakınında, Köln’ün batısında Alt Miosen yaşlı linyit damarlarının kalınlığı yüz metreyi geçmektedir. Bir çökme çukurunda teşekkül etmiş olan bu yatak kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanmakta ve faylarla sınırlanmaktadır.
Bonn ve Krefeld şehirleri arasında, Ren nehrinin batı kıyısında, uzunluğu 45 km, genişliği ise 5-6 km olan diğer bir havzada birçok yatak işletilir. Burada ortalama damar kalınlığı 30 ile 40 m arasında değişmektedir. Kum ve çakıllardan ibaret olan örtü tabakası ise 9-18 m kalınlığındadır.Şubat 6, 2007: 12:17 pm #1441630imparator
6.3. Fransa Linyit Havzaları
İhtiva ettikleri rezerv bakımından Almanya yataklarından daha az önemli olan Fransa linyit jizmanlarını, stratigrafik pozisyonlarına göre aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
a. Batonien: Larzac (Aveyron) ve Trevezel (Comtat);
b. Orta Kretase: Sarladais (Dordogne), ile d’Aix, Sougraigne (Aude), Bagnols-sur-Cèze ve Saint-Lou;
c. Üst Kretase: Fuveau (Bouches-du-Rhône) ve Piolene (Gard);
d. Eosen: Saint-Chinian, Minervois, Uzès ve Vénéjean;
e. Oligosen: Manosque, Alès ve Armissan;
f. Miosen: Lac d’Annecy, La Tour-du-Pin (Isère) ve Estavan;
g. Pliosen-Kuaterner: Laluque, Larquiès, Hostens, Arjuzanx ve Voglans.
Yukarıda işaret edilen yataklar arasında Fuveau ve Manosque havzaları en büyük ekonomik değere sahiptir.
6.3.1. Fuveau Baseni75 km uzunluğunda ve 15-20 km genişliğinde olan bu linyit havzasında damarları ihtiva eden seviye Mestrihtien yaşlı olup, kırmızımsı marnlardan ibarettir. Kalınlığı 0,80 ile 3,10 m arasında oynayan bir alt damar ve 0,20 ile 1,10 m arasında değişen bir üst damar vardır.
Fuveau linyiti siyah ve parlak bir görünüşe sahip olup, taşkömürünü andırır. Nitekim, kimyasal özellikleri taşkömürüyle linyit arasındadır: % 8-9 su, % 30-39 uçucu madde, % 34-43 sabit karbon, % 6-20 kül ve % 3 kükürt ihtiva eder. Orijinal ısı değeri 4.500-6.800 Kcal/kg’dir.
Basenin toplam rezervi, son olarak yapılan çalışmalara göre 120.000.000 tondur.Şubat 6, 2007: 12:17 pm #1441633imparator
6.3.2. Manosque Baseni
Batı-güneybatı-doğu-kuzeydoğu doğrultusunda uzanan ve Luberon antiklinali ile ikiye ayrılan Manosque havzasında önemsiz birkaç yatak ihtiva eden Üst Eosen’den sonra göl kökenli bir Oligosen gelmektedir.
Jurasik ve Kretase yaşlı kalkerlerle çevrilmiş olan gölsel Oligosen’de iyi gelişmiş ve üç seviyeden ibaret önemli bir linyit yatağı vardır.
a. Alt Linyit Seviyesi: Toplam kalınlığı 4-6 metreyi bulan 5-6 adet damar ihtiva eder.
b. Orta Linyit Seviyesi: Ortalama kalınlığı 0,60 m dolayında olan birçok ince damardan meydana gelmiştir;
c. Üst Linyit Seviyesi: Toplam kalınlığı 0,50-1 m arasında değişen değişik seviyedeki damarlardan ibarettir.
Alt linyit seviyesinde görülen damarların kalitesi yüksektir (yağlı linyit).
6.4. Moskova Karbonifer BaseniMoskova şehrinin güneyinde, doğu-batı doğrultusunda Smolensk şehrinden aşağı yukarı Riazhsk’a kadar uzanan Moskova baseninde Karbonifer yaşlı sedimanlar Devonien tabakaları üzerine konkordan olarak gelir. Basen, fasiyes değişikliklerine dayanılara ikiye ayrılabilir:
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.