OPTİK BAŞKAN’ı TanıyaLım…

Forumlar › Forumlar › Taraftar › Serbest Kürsü › OPTİK BAŞKAN’ı TanıyaLım…

13 yazı görüntüleniyor – 1 ile 13 arası (toplam 13)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1174550
    ozthen
    Katılımcı

      optkbakanzthen1ge0.jpg
      Tribünden bi anı;
      dsc07643tr7xa8.jpg
      news_manset_resim_vi_optikbaskan_001.jpg
      Vefat Edmeden Önce Abbasağada bi Foto;
      optikbaskance0sa4ss1.jpg
      35699478gp7jw6.jpg
      baskan7tz4.jpg
      Ahh Abi Ah tam kavuştuk tüm hersey 0 dan yeniden başlıo derken Bu kadar erkenmiydi…
      Amaaa Yine ''OPTİK BAŞKAN'' ÖLMEDİ kalbimizde yaşıyor…



      OPTİK BAŞKAN (MEHMET IŞIKLAR) Kimdir ?
      Güle Güle Son Holigan
      Taraftarı olmadığım bir kulübün, hiç tanımadığım bir taraftarı öldü. Ve ben çok üzüldüm.
      Bolu cezaevindeydi. Çıkmasına daha aylar varken taraftar forumlarında şafağı sayılmaya başlanmıştı. İnönü’nün müdavimlerinden olan bir arkadaşımdan dinlemiştim hayat hikayesini. Çok sevmiştim “Son Holigan” lakaplı bu tribün emekçisini. İçerden çıkar çıkmaz röportaj yapmak istiyordum Mehmet Işıklar’la… Nam-ı diğer Optik Başkanla.
      Seçimlerde oy kullanmak için bir haftalığına memlekete gitmiştim. İşte ne olduysa o hafta oldu. Özgürlüğüne kavuştuğunu işitemeden geçirdiği kalp kriziyle göğe kanat açtığını öğrendim. Bana Optik Başkan’ı sevdiren arkadaşım kısa bir mesaj atmıştı cepten.
      “Son holigan da gitti görüyor musun, hayatı kim ters köşeye yatıracak şimdi?”
      ressimlz4.jpg
      Dededen Beşiktaşlı
      1969 İstanbul Kadırga doğumlu Mehmet Işıklar. Babası Arap, annesi Arnavut kökenli. Kendini bildi bileli Beşiktaş için olmuş deli. Aşkının müsebbibi gençliğinde Beşiktaş’ın Taksim stadında oynanan hiçbir maçını kaçırmayan dedesi. Dedesinin Mehmet’in üzerinde bıraktığı etki ömür boyu silinmemiş, henüz 6 yaşındayken gittiği bir maçla başlayan renk aşkı ise hiç eksilmemiş.
      1974-75 sezonunda babasından yalvar yakar izin kopararak dükkanlarının çırağı ile birlikte numaralıda izlediği ilk maçında, Beşiktaş Trabzon’a yenilince küçük Mehmet başlamış ağlamaya. Yanındaki koltukta maç boyunca cep kanyağı içip çikolata yiyen yaşlı bir adam susması için Mehmet’e çikolata ikram etmiş ama nafile. Mehmet ikramı geri çevirmese de gönlüne söz dinletememiş, gözyaşlarını dindirememiş. Ta ki yaşlı adam Beşiktaş’ın büyük takım olduğunu, bir sonraki maçı kazanacağını söyleyene kadar…
      Ortaokulu Ortaköy Gaziosmanpaşa’da okurken Mehmet, tribünleri hiç ihmal etmemiş. Kaşkolu boynunda, darbukası koynunda neredeyse her maçına gitmiş Beşiktaş’ının. Sevilmek için sevmese, sevdiği kadar sevilmişte. Tribünlerde adeta bir maskot haline gelmiş kalın siyah çerçeveli, şişe dibi misali camları olan gözlüğüyle. O zamanda nüktedanmış Beşiktaş tribünleri ve Mehmet’e ömrünün sonuna kadar adının önünde taşıyacağı lakabı takmış: “Optik”
      En Enteresan Öğrenci
      Vakti zamanında aralarında ortaokul öğrencisi Mehmet’in de olduğu tutkulu Beşiktaş taraftarları bazı maçlar öncesinde stat çevresinde sabahlarlarmış. Mehmet’in annesi bu gecelerde telaş içinde oğlunu arar, karşına çıkan taraftarlara bir hışımla “Mehmet’imi verin” diye yakarırmış. O kadar insan içinde annesinin Mehmet’i, tribünlerin Optik’i bulunur, kulağından çekilerek teslim edilirmiş annesine. Bir daha böyle haylazlıklar yapmaması da sıkı sıkı tembihlenerek. Ama ne fayda, “Optik” sevmiş bir kere. En fazla bir saat sonra tekrar evden kaçarak katılırmış fanatik grupların eğlencesine.
      Sabahlamayla sınırlı kalmazmış Beşiktaş’ı için yaptıkları. Deplasmana kalkan otobüslerde usulca saklanırmış arka beşlinin ardına. Tribün liderlerinden dayak yiyip evine gerisin geri gönderilmemek için, otobüs az biraz yol aldığında çıkarmış ortaya.
      Ortaokulu bitirince İstanbul’un gözde okullarından Kabataş Erkek Lisesine kaydını yaptırmış ailesi biricik oğulları Mehmet’in. Lise öğrencisi Mehmet ne yardan vazgeçmiş ne de serden. Beşiktaş’ını içerde dışarıda desteklerken okulu da yarıda kesmemiş. Deplasman maçları sonrası Pazartesi’yi pas geçse de, Salı’dan devam etmiş öğrenciliğine.
      Kabataş Erkek Lisesi yıllığında arkadaşları onu şöyle anlatıyor:
      “343 Mehmet Işıklar
      Mehmet Işıklar, belki de, Kabataş tarihinin gelmiş geçmiş en enteresan öğrencisidir. Koyu bir B.J.K taraftarıdır. Deplasmanlarda B.J.K’nın tüm maçlarına gider. Bu arkadaşımız pek zeki olmasına karşın ders çalışmaz. Genellikle derslerde uyumayı sever. Sınıfımızın en renkli simasıdır. Neşe kaynağıdır. İlerde iyi bir ekonomist olacağına inandığımız bu arkadaşımıza yaşamında başarılar diliyoruz.”
      Vakitle birlikte tribünlerdeki etkinliği de ilerlemiş Optik’in. Beşiktaş semtinde örgütlediği gençlerle birlikte Çarşı grubunu kurduktan kısa bir süre sonra adı “Optik Başkan”a çıkmış. Böylece çocukluğundan beri hayalini kurduğu tribün önderliğine de adım atmış.
      Galatasaray Lisesi Öğretmeni
      Liseyi bitirince Mimar Sinan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmış. İkinci sınıftayken ailesine Tarih okumak istediğini söyleyip tekrardan üniversite sınavına girmiş. Halihazırda bir üniversitede okuduğundan puanı düşürülse de derece yaparak girmiş İstanbul Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne. Taziye ziyaretine gittiğim ailesinden öğrendiğime göre sene kaybetmeden birincilikle bitirmiş Üniversite’yi.
      Tüm bunlar olurken Beşiktaş’ını yağmur çamur demeden içerde dışarıda desteklediğini söylememe gerek var mı acaba?
      Üniversite’yi bitirmesinin ardından bir ara akademisyenliği aklından geçirse de lise öğretmenliğinde karar kılmış. Öğretmenlik öncesi stajını ise kimselerin bilmesini istemediği bir yerde yapmış. Her gün okula giriş ve çıkışlarda birileri görecek diye kaygı duyarmış. Çünkü her gün gittiği lisenin adı Galatasaraymış!
      Öğretmenlik stajını tamamladıktan sonra tayininin çıktığı Ankara Çubuk’a tarih öğretmeni olarak gitmiş Optik. Çubuk Yatılı lisesinde girdiği ilk derste kimin hangi takımı tuttuğunu öğrenip aklına not etmiş. İki yıl sürdürdüğü öğretmenlik boyunca Galatasaray ve Fenerbahçelilere hakkını, siyah beyaz renklere gönül verenlere ise gönlünden kopanı yani bir not fazlasını vermiş Mehmet öğretmen. Takım farkı gözetmeksizin de ihtiyacı olana cebindeki parasını.
      Dayanamamış Hasretliğe
      Bu iki sene boyunca ayrı düşmüş Beşiktaş’ından. Kimi zaman okuldaki öğrencileriyle birlikte izlemeye gelse de aşkını, kesmemiş bu gelmeler Optik Başkan’ı. Askerliğini İzmir’de tamamladıktan sonra bir daha dönmemiş mesleğine. Ailesi “oğlum ilerde tayinin İstanbul’a çıkar dese de” yetmemiş bu vaat, hasretinden çılgına dönen Mehmet’e. Vurmuş kendini semtine. Serencebey’e, Balık pazarına, Köyiçine.
      Sonrası yürek burkan, gözleri bir dolduran bir hikaye. Akılla değil kalple yapılan bir tercihin bedeli. Öğretmenlikten eski mesleği tribün liderliğine dönen yakışıklı bir holiganın meşum kaderi. Ailesi üzülse de, tribünler ve belki de en çok başıboş hayvanlar sevinmiş altın kalpli holiganın dönüşüne. Sahipsiz sokak köpeklerine kimlik kartı çıkartan, onların karınlarını doyuran güzel bir adammış. Ölmeden beş gün önce cezaevinden elinde iki küçük kediyle çıkmış ve arkadaşlarının söylediğine göre evine gitmeden önce onlara ev aramış Optik Başkan. Yalnız köpeklerin değil, durumu yettiğince cebinde parası olmayan herkesin yardımına koşmuş “Son Holigan”. Durumu daha iyi anlamak için gelin İnönü’de sık duyulan şu tezahürata kulak verelim.
      “Sabahtan beri hiçbir şey yemedik..
      Karnımız acıktı bizim..
      Optik Başkan bize yemek ısmarlasana…
      Parasını alırsın sonra.”
      baskan7tz4.jpg
      Her Yanda Başka Bir Anı
      Sol görüşlü olduğu herkesçe bilinen, Çarşı grubuna fikirleri ile yön veren, sıradanlığı bile sıra dışı olan bu enteresan adamla İnönü’ye yolu düşen herkesin neredeyse bir anısı var.
      baskan81iv0.jpg
      Kimisi, o dönem iskeleti Beşiktaş’ın as oyuncularından oluşan Türk Milli Takımı’na karşı yedeklerle sahaya çıkan Beşiktaş’ı desteklemesini anlatıyor, kimisi Kazan’ın önünde öfkeli kalabalık tarafından tartaklanan Fenerbahçe formalı genci kurtarıp, cebinde parası olmadığını öğrenince cebine para koyup taksiyle oradan uzaklaştırışını.
      Bu anılardan en ilginci “guybrush threepwood” adlı Ekşi Sözlük yazarının yaşadığı.. Bu satırları Tempo Dergisinde Cem Dizdar da yazmıştı. Ben de aynen aktarıyorum..
      “Yıllar önce bir arkadaşımın, ‘Gel lan maça gidelim’ demesi ile Beşiktaşlı olmadığım halde İnönü’ye gittim. Kapalıda güzel bir yere konuşlandık. Önümde bir adam var. Belli sevilen biri, arkadan laf atıyorlar, gelen selam seviyor, geçen selam veriyor. Koca bir ilk yarı boyunca muhabbet ediyoruz. Futbolculardan başlayan muhabbetimiz çok farklı konularda devam ediyor.İlk yarı sonuna doğru ‘Bir zamanlar biz Alen’le iki kişi inletirdik bu stadı, şimdi on kişi var beceremiyor’ deyince, anlıyorum amigolardan bir kendisi. Neyse yarı bitiyor, ‘Kusura bakma arkadaşım, geliyorum birazdan’ diyor. O sıra bir adam geliyor tribüne, kucağında 3-4 yaşlarında bir çocuk. Çocuk siyah beyaz Beşiktaş armalı eşofman giymiş, kafasında Beşiktaş armalı şapka, sırtında da bir Beşiktaş çantası. Yanakları ağlamaktan al al olmuş, babasının kucağında. ‘Optik’i gören oldu mu?’ diye sordu adam. O sıra anladım biraz önce muhabbet ettiğim adamdan bahsettiğini.’Buradaydı ağabey’ dedim ‘Gelir birazdan’. Arkadan bir sordu.’Hayrola ağabey?’ diye. ‘Ya evde seyredecektim maçı, başladı ağlamaya çocuk,’Optik Optik’diye.. Kalktım maça getirdim’ dedi adam.’Yok artık o kadar da değil’ diye düşündüm ben. Tesadüf, ölüm haberini aldıktan sonraki ilk tepkim de aynı oldu. O çocuk belki 11-12 yaşında şu an ve belki en çok ağlıyor yine.” Yazısını ise şu cümleyle bitirmiş ‘guybrush threepwood’:
      “İkinci yarıyı, kucağında o çocukla izledi Optik”
      Ve Hataları…
      Hiç mi yanlış yapmamış peki Optik Mehmet ömrü hayatında, ne de olsa bir amigo değil mi eninde sonunda, amma da abarttın ha diyenlere vakti zamanında uyuşturucu kullandığını ve hapiste bu nedenle yattığı söyleyeyim. Ayrıca Optik Başkan tribün kavgalarının zirve yaptığı dönemde bir çok olaya da karışmış. Yakın arkadaşlarından Ayhan Güner’in anlattığı bir anıyı nakledeyim.
      “Bir gün barda oturuyoruz. Yanımıza emanet almamışız aniden baskın yedik Fenerlilerden. Üzerine kılıçla gelen Fenerliye baktı. Bir sağına elini attı, bir soluna elini attı baktı ki boş… Boynundaki zinciri koparıp öyle meydan okudu elinde kılıçla gelen herife. Tam bir efsaneydi. ”
      Lakin yaptığı hatalara rağmen bu dünya da hoş bir seda bırakıp gittiğini de eklemeden geçmeyelim. Her tribün emekçisini çapulcu zannedenleri boş verelim ve Optik Başkan’dan incilerle yazıyı bitirelim.
      -Beşiktaş dışında özel hayatım yoktur.
      -Sen babadan kalma miras değil, doğacak çocuğuma borcumsun, canım Beşiktaş’ım!
      -Ben Beşiktaş’ı Ali Veli için sevmiyorum, onların hepsi gidicidir ama ben tribünde kalıcıyım
      -Benim adım Optik Başkan on bin tane deplasmana gittim.
      Hasılı kelam Allah taksiratını affetsin Optik Başkan.
      Rahat uyu yufka yürekli Holigan
      Taziye Ziyareti
      Vefatının ardından Mehmet Işıklar’ın evine taziye ziyaretine gittim. Ailesi keder içindeydi. Eski bir gazeteci olan babası Abdullah Bey’in acısı yüzünden okunsa da metanetini korumayı başarıyordu. Annesi de benzer bir haldeydi. Ablası Emine Hanım dahil tüm aile çok bitkindi. Lakin hepsi birkaç gün önceki cenaze töreninde Mehmet’e gösterilen sevgi nedeniyle müteşekkirdi. Cenaze’ye yüzlerce insanın katıldığını ve etraftan geçenlerin cenazenin kime ait olduğunu merak ettiğini gururla söylediler. Bir gün önce Beşiktaşlı futbolcuların da baş sağlığına geldiğini belirttiler. Ben de cenazeye ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ile Beşiktaş eski başkanı Serdar Bilgili’nin çelenk gönderdiğini söyledim kendilerine.
      Ablası adli tıpta çalışan bir kimya mühendisi. Baş sağlığı için gelenlere ikramda bulunuyordu kendisi. Babası ve annesi ile konuşurken bana da eksik olmasın börek ve tatlı ikram etti. Hayatımda ilk defa evladını kaybeden insanlar görmenin etkisiyle önümdeki güç bela didiklerken annesi bana dönerek: “Oğlum çekinme yesene, Mehmet çok cömert bir çocuktu, yemeni isterdi.” deyince babası dayanamadı ve;
      “Bir gün eve dönerken köşedeki bakkalın önünde gördüm Mehmet’i. Elinde koca bir kaşar peyniri… Yanı başında hep beslediği sokak kedilerinden bir tanesi.. O kadar yedirmiş ki kediye Mehmet ayakta zor duruyordu. O ise hala beslemeye çabalıyordu “ diyerek bu hoş anıyı nemli gözlerle anlattı.
      Ben gördüklerin ve duyduklarım karşısında çok etkilenmiştim. Ne de olsa hayatımda ilk kez evlat acısı çeken insanlarla yüz yüze gelmiştim. Önümdekini zar zor bitirdikten sonra teşekkür edip, müsaade istedim.
      Buradan kederli ailesine tekrar baş sağlığı dilerim.
      Biri cikip gelse hersey yalan dese
      Bu kapali sensiz mezar olur bize
      Gittigin yerlerden yer tut Optik Baskan
      Unutmayacagiz seni SON HOLIGAN
      Sensiz Geçen GünLErin ''EDİT'' :'( :'( :'(



      Yusuf kardesimizin OPTİK BAŞKANA yaptığı süper bi parça…
      Klip =>> uploaded.to – Free File Hosting, Free Image Hosting, Free Music Hosting, Free Video Hosting, …
      Müzik =>> uploaded.to – Free File Hosting, Free Image Hosting, Free Music Hosting, Free Video Hosting, …
      Youtube Link =>> YouTube – Yusuf Araba – Son Holigan
      ŞArkı SözLeri
      SON HOLİGAN!..
      Mehmetimi verin velakin bitmez özlemim
      Çok sevdik be abi ses verir misin?
      Ölümle yaşamı ayıran o ince noktadan
      Kollarını açmış yükselir son holigan

      Otuzsekiz yılın telafisiz yürek savaşçısı
      Yirmibeş yılın yıkılmayan bir pençe Çarşısı
      1903 te başlar ilk doğumun sancısı
      Son nefeste yine var siyah beyaz

      Kefen rengi hayat şekli erkeklerin semti
      Aşık eder herkesi bu bayrağımın gölgesi
      Cennetin transferi ve şampiyonluk isteği
      Gururla gitti takım zaten renk muadili

      1 Ağustos 2007 sende kapalıdaydın
      Mehmet hocam tarih attı önce notumu aldım
      Temmuz alacağın olsun Optik, Adem, Barış
      İki buçuk yıl artı altı nedir ulan yarışş

      Karış karış deplasman parası olmayan mı var
      Yardım elimiz abimiz taraftar yada değil
      Hatta sokak köpeklerinin umut mercii
      Gün doğdu onlar aşsız! Omuz omuzayız

      Mehmetimi verin velakin bitmez özlemim
      Çok sevdik be abi ses verir misin?
      Ölümle yaşamı ayıran o ince noktadan
      Kollarını açmış yükselir son holigan

      Tanışmıyordum kendisiyle görmedim hiç bizzat
      Beşiktaşlı olmak yeter sözlerimize izah.
      Babadan emanet değil ki evladımıza miras
      İdrak edemeyecek bu aşkı hissetmeyen insan

      Tepkiliyiz zamana, isyan etmişiz hayata
      Endüstriyelleşen futbola titresin onunla
      Üç ve sekiz hece ve harf her akşam tavaf
      Taraftarlık ansiklopediye sığmaz sanat

      Eski açıktan eşlik edicem hindi babaya ben yine
      Yadigarımız olsun, ölüm adın kalleş olsun
      Acımı paylaşan kulüple düşmanlığım durulsun
      Provatör Ali Sami'ler bizimle sus-pus olsun

      Yer tut başkan gidince bizlere
      Her söz baştan inattı mateme
      Gel gör aşkın bembayaz rengine
      Simsiyah bir plan yaptık ÖLÜMÜNE!..

      Mehmetimi verin velakin bitmez özlemim
      Çok sevdik be abi ses verir misin?
      Ölümle yaşamı ayıran o ince noktadan
      Kollarını açmış yükselir son holigan…



      Optik Başkan a yapılan süper parça Rap Tarzında hersei Annatan we ders Weren…
      çArşı BerLin in yaptığı;
      KLİP =>> Son Holigan optik başkan.flvaT … at uploaded.to – Free File Hosting, Free Image Hosting, Free Music Hosting, Free Video Hosting, …
      Müzik =>> uploaded.to – Free File Hosting, Free Image Hosting, Free Music Hosting, Free Video Hosting, …
      Youtube Link =>> YouTube – Son Holigan optik başkan
      Şarkı SözLeri
      Son Holigan optik başkan Cok Sevdik Be Abi cArsi
      dostum öldü dün topraga indirdim,
      kendim gömdüm anlatmasi bir hayli zor
      acisi sönmeyen bir kor yanar bu kalpte sonunda sende çekip gittin hee!!
      yarim kalan hayallerinle mahkûm ettin maziye biz ayni yerdeyiz yine
      sense bizsiz simdi nerde kapali
      gözlerinle terk ettigin evin ailen kederde
      bense dertle suskunum ve saskin halde beklide yalandir diye umutluyum
      kizginim birazda sana onca yilin hatrina vedasiz ayrilmakmi reva
      kalkip baksana arkadaslarin kabir basinda
      helal olsun varsa hakkim bir degil de bin defa
      yirmi üç yasinda umutlara zamansiz elveda
      sararmisti yüzün dönüp baktigimda son defa
      acelemizmi vardi sanki gömdük tam bir dakikada
      kaçacak miydin ki dostum çaktik dokuz tane tahta
      vefasiz olma arada bir misafir ol rüyama
      eskilerden lafla varsin senden olsun her bir tafra
      bir yani bos ve tadida yok sensiz kurdugumuz sofra
      rabba isyan degil bu mektup yazdim ben bi dosta
      arada gözlerim dolar gülüsünü hatirladikça dostum elveda
      sende terk edipte gitme görürsen aglarken üzülme
      biryani mezara gömdük senle çok severmisiz megerse
      sen yasarsin bu kalpte artik geriye dönmesende
      dün yanimda bugün nerde adina dünya denen kahpe
      çekti yüzüne perde iste burasi böyle sahte
      bir gün güldürürse elbet aglatir bir günde yüzün hüzünlü son resimde
      kabrinde kar var gözümde yas içimde yanar ates
      gömüp döndük seni ve sen soguktan üsümedin mi kardes
      hayatta sirt dönenlerin simdi alayi es
      bes kurusluk maskelerinin ardi maskeden beles ve
      rast gelirsen sen yüzles utanmadan kisner kalles
      birkaç gebes duayi kesip yolda dedikoduyla pes
      yarami desme der sorunca hazir gözlerinde yas
      üzülme sen dostlarin var özleyip içten seven
      isminin telaffuzunda kâh gülüp hüzünlenen
      yakismamis son elbisen büyük sanki iki beden
      beni avuntu söyleten dört bayram sensiz geçen ve yok nesem
      son nefeste yüzünü dahi görmeden ansizin çekip giden bedende
      sen yoktun neden eceldi dostu gömdüren ölümdü kefeni giydiren
      geri dönülmez diyarlarda tek bi basina senmisin ?
      biz hasretinle kahrolurken sende bizi özlermisin biyerden
      izlediysen sayet aglayip gülermisin saka yapipta assam siniri
      sirt dönüp gidermisin dün neseyken ortaminda bugün bize kedermisin
      saysam bütün dertlerimi bikmadan dinlermisin
      elalemin kalemi düzgün bizimkisi kadermisin
      Sende terk edipte gitme görürsen aglarken üzülme
      Biryani mezara gömdük senle çok severmisiz megerse
      Sen yasarsin bu kalpte artik geriye dönmesende
      Dün yanimda bugün nerde adina dünya denen kahpe
      Çekti yüzüne perde iste burasi böyle sahte
      Bir gün güldürürse elbet aglatir bir günde yüzün hüzünlü son resimde
      ALAYINA ISYAN ULAN


      ''ALEN MARKARYAN''
      'Mehmet'imi verin
      Geberiyorum diye haykırmak istersin ya kahrından, hani soğuk bir duş alırsın ateşler içinde. Ve mazi film şeridi gibi geçer önünden. Sonra gözünün kıyılarında yaşlar birikir fütursuzca. Ve titreme gelir vücudunun her yanına. Bütün mazi, her hatıra bedenine saplanan bir mermidir aslında. Kapatırsın gözlerini, delik deşik olmuşsundur. En garibi de hiç kan akmaz vücudundan. İşte o koyar adama. Sevda ambarlarının en dolusuydu. Ilıman motifli bir hasretin en ince sesiydi belki de. Hoyrat geçen gecelerin yenilmez tribünlerinde hepimizin optiğiydi. Gecenin sessiz karanlığını bir acıklı ses bozardı bazen. "Mehmetimi verin." "Anne" derdik. "Bu kadar adam içinde nereden bulalım şimdi 'Optik'i. Şeyy Mehmet'i." Sesimiz titrerdi konuşurken. Çünkü Optik denmesini istemezdi oğluna. Tamam anasının 'Mehmet'iydi ama bizim de biricik 'Optik'imizdi. Dünyamız Beşiktaş etrafında dönerken, tam göbeğimizden canı canımızdan bir edebiyat öğretmeni çıkartmanın gururunu taşıdık o dönemlerde. Optik öğretmen olmuştu Ankara'da. Lakin Beşiktaşsızlık ona göre değildi. İstanbul hasret, Beşiktaş gurbetti onun için. Ve döndü. Uzun bir kitap gibi anlatmak ister aslında. Sayfa sayfa ağlarsınız. 'Optik başkan' yine gitti. Duramadı durduk yerde ve yine siyahını seçti Beşiktaş'ın. Ah be çocuk bugün sezonun merhabasındaydık. Hani hindi baba vardı menüde. Hani omuz omuzaydık ya artık. Neyse… Ne 'Optik' biter anlatmakla ne de onun için bu yazı.


      Nihayet tayin olmuştu.Beklediği gün gelmişti işte,girecekti sınıfına öğrencileriyle tanışacaktı.Belki yabancılayabilirlerdi bücürler…Rahatsızlığı nedeniyle mesleği bırakan Aysel hoca hanımın yerine girecekti derslere…Heyecanla ilk İstiklal Marşı'nı okurken bir yandan da afacanları süzüyordu…En arka sırada bir ufaklığın hazır olda durmayıp ellerini pençe gibi havaya kaldırdığını gördü…Gözleri hariç yüzü siyah-beyaz bir kaşkolla kaplanmıştı…Birden içi ısındı bu çakır gözlü çocuğa…Bir zamanlar kendi de böyle gezerdi semtte,ama işte öğretmen olmuş kader onu buralara sürüklemişti…
      Tören bitti girdi ilk dersini vereceği 5-B sınıfına heyecanla…
      -Günaydın
      -Sağol
      -Oturun
      Bir sessizlik çöktü sınıfa.Öğrencilerine göz gezdiriyordu…Derken mütjiş birşey oldu…Az önceki çakır gözlü çocukla yine kesişti gözleri,içi sevinçle doldu…Hemen kontağa geçmek istedi onunla…İlk ders tanışmaya ayrılacaktı.Önlerden bir çocuğa verdi ilk sözü…
      -Adın?
      -Serdar öğretmenim…
      -Baban ne iş yapıyor?
      -Bir inşaat şirketinde genel müdür…
      -Neler yaparsın boş zamanlarında?
      -Kitap okuyorum,İngilizce öğreniyorum…
      -Hangi takımı tutuyorsun sen?
      -fenerbahçe…
      -Büyüyünce ne olacaksın Serdar?
      -Astronot…
      Başka bir çocuğa kayıyor gözü…Saçları özenle taralı,giysileri yepyeni
      -Sen,adın?
      -Hakan
      -Senin baban ne iş yapıyor?
      -Bankacı…
      -Sen nasıl geçiriyorsun vaktini?
      -Babamla ata binerim golf oynarım…
      -Sen hangi takımlısın bakalım?
      -galatasaray…
      -Ne olacaksın büyüyünce?
      -Mühendis…
      ''Bu kadar yeter'' dercesine o çakır gözlü çocuğa veriyor sözü
      -Söyle bakalım çakır,benim adım Mehmet ya seninki?
      Çocuk şaşkın çünkü en sevdiği futbolcunun ismi bu…Ayrıca İstanbul'daki amca hala çocukları hep bahseder maçlardan tribünlerden ve o tribündeki bir kahraman Mehmet'ten,nam-ı değer ''Optik Başkan''dan…Kanı ısınıyor birden bu öğretmene…
      -Adım Metin Tekin Kara…
      -Baban ne iş yapıyor Metin?
      -Kapıcı…
      Sınıfta gülüşmeler…Aldırmıyor Mehmet Hoca
      -Sen neler yaparsın boş zamanlarında Metin?
      -Babama yardım ederim genelde,top oynamayı severim ama ayakkabılarım eskiyor…
      -Ne olacaksın bakalım büyüyünce?
      -Babam önce adam ol dedi öğretmenim…
      Gözleri doluyor Mehmet Hoca'nın…Havayı dağıtmak istercesine
      -Hangi takımı tutuyorsun sen peki?
      -Takım tutmuyorum öğretmenim…
      Şaşırıyor Mehmet Hoca zihninden geçiriyor gözlemlerini…İsmi Metin Tekin,ya o boynundaki kaşkol?Peki nasıl takım tutmaz bu çocuk? Şaşılacak şey doğrusu…
      Üstelemiyor zaten ders zili de çalmak üzere…
      İlk kez gördüğü bu çocukların durumunu bilmek istiyordu Mehmet Hoca…Bir seviye tespit sınavı hazırladı.Karma sorulardan oluşacaktı bu sınav.Öğrencilerinin hangi derslere nelere eğilimli olduklarını görmek açısından çok olumlu olacaktı…Babası Kemal öğretmen hep yapardı bu testi…
      Sınavı bitirip çıktı okuldan,evine gitti…Akşam yemeğinin ardından sınav kağıtlarını okumaya koyuldu.Çok ilginç cevaplar vardı gerçekten…Zehir gibi olanlar da vardı öğrencilerin içinde,bilgiye çok aç olan da…Derken olan son kağıtta oldu..Neredeyse dilini yutacaktı Mehmet Hoca…Bu nasıl bir sınav kağıdıydı?
      Soru 1:Birleşik kelimeye örnek veriniz…
      Cevap 1:BEŞİKTAŞ
      Soru 2:Asal sayılara örnek veriniz…
      Cevap 2:1903
      Soru 3:Atatürk'ün kişisel özelliklerinden birini yazınız…
      Cevap 3:M.Kemal Atatürk en büyük Beşiktaşlıdır…
      Soru 4:Balkan Savaşı'nın önemi nedir?
      Cevap 4:Beşiktaşımız Balkan Savaşı'nda şehitler verince kırmızı-beyaz olan renkleri siyah-beyaz olarak değiştirilmiştir…
      Soru 5:Ana renkler nelerdir?
      Cevap 5:Siyah ve beyaz yüm renklerin çıkış noktasıdır…
      Buraya kadar okuyabildi Mehmet Hoca…Metin'in kağıdıydı bu.Ama hani bu çocuk takım tutmuyordu?
      Ertesi gün okulun merdivenlerinde yakaladı Metin'i çağırdı yanına…
      -Sen bana takım tutmuyorum demiştin değil mi Metin?
      -Evet…
      -Ama kağıdın hasta Beşiktaşlı gibi…
      -Ben de öyleyim zaten
      -Hani takım tutmuyordun?
      -Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz…Bizimkisi farklıymış,aşkmış babam öyle dedi…
      Bundan sonra daha da çok sevecekti Mehmet Hoca'sı Metin'i…Onun o çakır gözlerinde sanki kendi çocukluğunu görüyordu…Artık her adımını takip eder olmuştu Mehmet'in…Beden dersindeydiler şimdi.Maç yapacaklardı…Herkeste takımının forması Metin'de ise beyaz bir atlet,üzerine Metinin çocuksu harfleriyle siyah bir BEKO yazısı…
      Maç bitmişti ve maçın yıldızı Metin olmuştu attığı gollerle…
      Maçı okul müdürü de izliyordu…Maç sonu çağırdı Metin’i…
      -Aferin çocuk,iyi oynadın…
      -Teşekkür ederim…
      -Gel seni galatasaraya transfer edelim…
      -Hayır,olmaz Beşiktaşlıyım ben…
      -Olur olur,hem bak forma da alırım ben sana…En kral formadan..9 numara ha?
      -İstemiyorum,Beşiktaşlıyım ben…
      -Ama bir forman bile yok…
      -Babamın parası yok çünkü…
      İşte burada kopuyordu film.Sınıf arkadaşlarının kahkahalarına dayanamadı Metin…Ağladığını kimse görmesin diye uzaklara doğru koşmaya başladı.Tabi Mehmet Hoca da peşinden…
      En sonunda bir köşebaşına çömeldiler.Hoca nefes nefese,Metin ise hıçkırıklarla doluydu…
      -Yok işte formam,yok ama formam olmasa da Beşiktaşlıyım ben,Beşiktaşlıyım…
      -Üzülme Metin,aferin sana…
      Sarıldı öğretmenine ve devam etti hıçkırmaya…Ne vardı sanki babası zengin olsaydı,ne vardı istediği formayı alabilseydi ona,ne vardı kapıcı değil de diğer babalar gibi genel müdür,avukat,doktor olsaydı…
      Mehmet Hoca burada bir ders daha verdi öğrencisine… Maddiyatın önemli olmadığını,babasının ona bulunmaz bir miras olan Beşiktaşlılığı bıraktığını anlattı durdu yol boyu…Evinin kapısından içeri girerken Metin yarın karşılaşacağı sürprizi tahmin bile edemiyordu…
      Ertesi gün çıkışa kadar bekleyemedi Mehmet Hoca…Derste,dün Metin’e gülen arkadaşlarının gözleri önünde verdi hediyesini…
      Şaşkındı Metin,heyecanla açtı paketi…Açtığında ise kavuşmuştu hayallerine…Mehmet Hoca’sının hediyesi-tam da babasının anlattığı meşhur Sarı Fırtına Metin’in forması gibi-11 numaraydı…Armaya baktı bir kez daha…Mehmet Hoca’sının çocukluğuna dair anılarda anlattığı gibi sıkıca tuttu ve öptü armayı…Minnet dolu gözlerle bakıyordu Mehmet Hocasına…
      -Teşekkür ederim öğretmenim,çok sağolun…
      -Bundan sonra gollerini bu formayla atarsın tamam mı Metin?Attıkça da beni hatırlarsın artık…
      -Hiç unutmayacağım sizi ve formamı…Beşiktaşlı vefalıdır…
      Yine günlerden Cuma olmuş beden dersi gelmişti…Metin’i apayrı bir heyecan sarmıştı şimdi…Yeni formasıyla ilk gollerini sıralamak için bekliyordu sabırsızlıkla…
      Maçın başlamasıyla bitmesi bir olmuştu sanki…5-2 Metin’in takımı kazanırken,Metin tam 3 gol atmıştı yeni formasıyla ve her gol sevincinde Mehmet Hoca’sına koşmuştu Metin…Hele maçtan sonra müdür beyin gözlerinin içine bakarak çektikleri siyah beyaz yok mu işte o ömre bedeldi doğrusu…
      Ama bu güzel günler çabuk bitti.Daha mütevazi bir okula yazılacaktı Metin ortaokul için…Zaten Mehmet Hoca’nın da tayini çıkmıştı.Ayrılacaktı Metin çok sevdiği öğretmeninden ama Metin o siyah beyaz formayı unutmayacaktı hiç…
      Yıl 2010…
      Doktor Metin Bey’in sözü vardı oğluna…Matematik sınavından aldığı güzel notun ödülü olarak maça götürecekti onu…Protokol tribününde locası vardı profesörün ama ufaklık tutturmuştu ‘’ille de kapalı’’diye…Haklıydı da…Ruh da oradaydı,kaşkollu ağabeyler de…
      Güzel gidiyordu maç…Son dakikalara girilmişti ve 3-1 galipti takım…Ufaklık çok mutluydu.’’Kartal gol gol’’e eşlik edip arkasından da gol gelince daha bir sevinçle sarılmıştı babasına…Arka sıralardan gelen bir ses bütün büyüyü bozdu ufaklık bunları düşünürken…Kapalı ambulans istiyordu…Belli ki biri rahatsızlanmıştı…
      Profesör anında sesin geldiği yöne doğru fırladı…Doktor olduğunu anlattı etrafa…Hemen hastanın göğsünü açıp ilk müdahaleyi yaptı…Spazm durmuş görünüyordu ama hastaneye gitmeleri gerekliydi…İhtiyarın yanındaki ufaklık da çok korkmuştu belki ona da bir sakinleştirici iyi gelecekti…
      Çalıştığı hastaneye götürdü hemen.Sedyeyle kardiyolojinin acil servisine götürdüler hastayı…Gereken yapıldı ritim normale dönmüş,solunum düzelmişti…Ufaklık da daha iyi gibiydi,ikisi arkadaş olmuşlardı…
      Derken açtı gözlerini ihtiyar
      -Neredeyim ben?
      -Maçta ufak bir rahatsızlık oldu heyecandan,ben doktorum,şimdi iyisiniz merak edilecek bir durum yok…
      Bu çakmak çakmak bakan çakır gözlüyü tanımıştı ihtiyar…Üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala hatırladığı çakır gözlerdi bunlar…
      -Hangi takımı tutuyorsun sen bakalım?
      Profesör şoktaydı…Beraber maçtan gelmişlerdi hastaneye…Öyleyse neydi bu soru?Derken o bariton sesi hatırladı…Siyahına beyaz diyen sesi…
      -Takım tutmuyorum Mehmet Hoca’m…Bizimkisi farklı…
      Hasretle sarıldılar eski günleri yad ettiler.Çocuklar pek bir şey anlamamışlardı ama bu iki adamın birbirlerini çok sevdikleri belliydi…Profesör kapıcı babasından oğluna kadar bir çırpıda anlatıverdi geçen zamanı…Hoca ise artık torun torba sahibi olmuştu…
      Oğlunu çağırdı yanına Profesör:
      -Bak oğlum bu amca benim öğretmenimdi hadi öp elini…
      İhtiyar da diğer çocuğu çağırdı yanına:
      -Bak oğlum bu amca da senin gibiydi ben son gördüğümde.Maşaallah büyümüş doktor olmuş.Sen de doktor olmak istiyordun değil mi?
      Sessiz durdu çocuklar…Sessizliği yine Profesör bozdu…
      -Hadi tanışın çocuklar…
      Çocuklar birbirlerine doğru yürüdüler.İlk hamleyi profesörün oğlu yaptı
      -Merhaba,ben Mehmet…
      -Memnun oldum ben de Metin…
      Burası sözün bittiği yerdi işte…İki adam da saklamıyorlardı artık gözyaşlarını…
      Metin Hoca doğru öğrenmişti Beşiktaşlılığı…
      -Haydi hocam dedi,bir kez daha…Siyahhhhhhhhhh
      -Beyazzzzzzzzzzzz…….

      #1733004
      crazy_chemist
      Katılımcı

        çok güzel ya tşkler paylaşım için…özellikle
        "Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz…Bizimkisi farklıymış,aşkmış.." burda çok duygulandım ya …we bu yazıyı okuduktan sonra BEŞİKTAŞKLI olduum için tekrar gurur duydum kendimle…

        #1733011
        burock fun
        Katılımcı

          teşekkürler..:(:(

          #1733012
          ozthen
          Katılımcı
            crazy_chemist;598570 wrote:
            çok güzel ya tşkler paylaşım için…özellikle
            "Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz…Bizimkisi farklıymış,aşkmış.." burda çok duygulandım ya …we bu yazıyı okuduktan sonra BEŞİKTAŞKLI olduum için tekrar gurur duydum kendimle…

            önemli değil herkesin okumasını isterim ben OPTİK BAŞKAN ı görmedim hayatına taptım ama HERKESTEN FARKIMIZ WAR BİZİM…

            #1733015
            ozthen
            Katılımcı
              burock fun;598579 wrote:
              teşekkürler..:(:(

              OPTİK BAŞKAN öLmedi Kalbimizde Yaşıyor…

              Sensiz Geçen GünLerin ' Edit '

              Sensiz Doğacak Güneşimin B**ısını EDİT

              #1733020
              ishakbjk
              Katılımcı

                paylsım için tşklr çok güzlmıs

                #1733028
                waitforme
                Katılımcı

                  süper bi yazı gerçekten satırı satırına okudum her satırındada gurur duydum teşekkür ederim .

                  #1733034
                  RespecT Me
                  Katılımcı

                    ''ALEN MARKARYAN''
                    'Mehmet'imi verin
                    Geberiyorum diye haykırmak istersin ya kahrından, hani soğuk bir duş alırsın ateşler içinde. Ve mazi film şeridi gibi geçer önünden. Sonra gözünün kıyılarında yaşlar birikir fütursuzca. Ve titreme gelir vücudunun her yanına. Bütün mazi, her hatıra bedenine saplanan bir mermidir aslında. Kapatırsın gözlerini, delik deşik olmuşsundur. En garibi de hiç kan akmaz vücudundan. İşte o koyar adama. Sevda ambarlarının en dolusuydu. Ilıman motifli bir hasretin en ince sesiydi belki de. Hoyrat geçen gecelerin yenilmez tribünlerinde hepimizin optiğiydi. Gecenin sessiz karanlığını bir acıklı ses bozardı bazen. "Mehmetimi verin." "Anne" derdik. "Bu kadar adam içinde nereden bulalım şimdi 'Optik'i. Şeyy Mehmet'i." Sesimiz titrerdi konuşurken. Çünkü Optik denmesini istemezdi oğluna. Tamam anasının 'Mehmet'iydi ama bizim de biricik 'Optik'imizdi. Dünyamız Beşiktaş etrafında dönerken, tam göbeğimizden canı canımızdan bir edebiyat öğretmeni çıkartmanın gururunu taşıdık o dönemlerde. Optik öğretmen olmuştu Ankara'da. Lakin Beşiktaşsızlık ona göre değildi. İstanbul hasret, Beşiktaş gurbetti onun için. Ve döndü. Uzun bir kitap gibi anlatmak ister aslında. Sayfa sayfa ağlarsınız. 'Optik başkan' yine gitti. Duramadı durduk yerde ve yine siyahını seçti Beşiktaş'ın. Ah be çocuk bugün sezonun merhabasındaydık. Hani hindi baba vardı menüde. Hani omuz omuzaydık ya artık. Neyse… Ne 'Optik' biter anlatmakla ne de onun için bu yazı

                    Çok özlüycez seni optik başkan

                    #1733035
                    OzzY
                    Katılımcı

                      çok saol…

                      #1733037
                      taKi_bJk
                      Katılımcı

                        teşekkürler güzel paylaşımın için..

                        #1733053
                        HandaN
                        Katılımcı

                          çok teşekkürler bu paylaşım için…

                          #1733954
                          ozthen
                          Katılımcı

                            BuLdukçA ELerim ÖnemLi DeğiL GüzeL oLan Sey PayLaşMaktır…

                            #1738557
                            Playboy_trk
                            Katılımcı

                              Sadece untulanlar ölür!!! Paylasım ıcıın saol

                            13 yazı görüntüleniyor – 1 ile 13 arası (toplam 13)
                            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                            Yayımlandı

                            kategorisi

                            yazarı:

                            Etiketler: