35 – İzmir

15 yazı görüntüleniyor – 1 ile 15 arası (toplam 48)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1186807
    MetiN
    Katılımcı

      300picture038ia.jpg
      kemeralti8uf.jpg
      kemeralti25kn.jpg
      300picture044br.jpg

      KEMERALTI

      İpek Yolu'nun batı ucundaki ticaret merkezi İzmir'de liman, Hisar Camii'nin bulunduğu bölgeye kadar gelirdi. Limanın ağzında ise, 12. yy'da Bizanslılar tarafından kurulan İzmir Liman Kalesi bulunmaktaydı. Kale tarafından korunan limanın sağ kıyısında ise Frenk tüccarlarının dükkanları ve limanın iç kısmında da kervansaraylar bulunurdu. İpek Yolu'nu takip eden deve kervanlarıyla İzmir'e getirilen mallar bu hanlara indirilir, Ceneviz tüccarları aracılığı ile de limandan gemilere yüklenerek ihraç edilirdi. İşte bu bölgede kurulu; birçok tarihi mekanı kucaklayan İzmir'in ünlü Kemeraltı Çarşısı'nın oluşumu da oldukça ilginç olaylara dayanıyor. Tarihte bir iç liman olan Kemeraltı bölgesini, kaleyi almak için Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlılar çeşitli saldırılar düzenlemişler, ancak başarılı olamamışlardır. İzmir Liman Kalesi'ni düşürmek, 1402 yılında, iç limanı taşlarla doldurarak kaleyi savunmasız bırakan Timurlenk'e nasip olmuştur. Timur'un askerleri, Kadifekale sırtlarından sürükleyip getirdikleri taşlarla limanı doldurmuşlar, böylece sonradan Kemeraltı denilen yerleşim bölgesi oluşmuştur. Zaman içinde bu bölgede yerleşim gelişmiş, hanlar, hamamlar, camiler, kiliseler, havralar, şadırvanlar inşa edilmiştir. Bölge, bir ticaret merkezi olarak gelişmiştir. Kemeraltı Çarşısı'nda halen tarihten süzülüp bozulmadan günümüze kadar gelen bir düzen ve yapı vardır. Tarihi mekanları görülmeye değerdir. Kaynaklar, çarşının ismini; ana caddeyi boydan boya aralıklarla süsleyen 'arasta' adı verilen kemerlerden aldığını bildiriyor.

      #1866068
      MetiN
      Katılımcı

        saatkules4xb.jpg

        Saat Kulesi

        Son derece zarif görünümüyle, Konak Meydanı'nı süsleyen Saat Kulesi bir sanat abidesidir. 1901 yılında Sultan Abdülhamit'in tahta çıkışının yıldönümü nedeniyle yaptırılmıştır. Saati, Alman İmparatoru 2. Wilhelm tarafından armağan edilmiştir.

        kizlaraasihani5ck.jpg
        kizlaraasihani25tz.jpg

        Kızlarağası Hanı

        İzmir için önemli yapılardan biri Kızlarağası Hanı'dır. Yapının 1745 yılında tamamlandığı sanılmaktadır. Yapımı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte, yaptıran kişinin Kızlarağası Hacı Beşir Ağa olduğu bilinmektedir. İzmir Liman Kalesi'nin hemen arkasında, 1744 yılında hanın inşasına başlanır ve 1745 yılında tamamlanır. Han, döneminde önemli bir boşluğu doldurmuştur. Bugünkü Yemişçiler ve Halim Ağa Çarşısı ile anılan yerde olup, ana cephesi Keresteciler Sokağı'na açılmaktaydı. Günümüzde burası 871 sokaktır. Osmanlı mimarisinin günümüze gelen, İzmir'deki nadir eserlerinden olan han, diğer hanlar gibi genelde kare bir forma sahiptir. Binanın içinde dikdörtgen ve geniş bir avlunun ortasında geleneksel olarak bir şadırvan ve havuz bulunması gerekmektedir. Günümüzde böyle bir alan mevcut değildir. Han, hemen her uzun mesafe hanında olduğu gibi iki katlı idi Üst katta galeriye açılan odalarda yatmak isteyenler konaklar, zemin katta ise üst kısmın sade yaşamının tam tersi görülürdü. Yükleriyle develer, tüccarlar ile hizmetkarların kalabileceği odalar, malların boşaltıldığı ve pazarlandığı dükkanlar ile pazarlık yapan insanlar bulunurdu. Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır. Han belli dönemde bir tür borsa gibi de çalışmış, özellikle iç avluya dönük dükkanlarda bu işler yoğun olarak yapılmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda, teknolojinin ulaşım alanında çeşitli değişikliklere yol açması ve ekonomik hayatın zaman zaman yer değiştirmesiyle birlikte Kızlarağası Hanı da yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Han, gece konaklamaların sona ermesinden sonra, sadece malların indirildiği ve depolandığı bir yer durumuna gelmiştir.

        1993 yılında restore edilerek günümüzde turistik bir çarşı olarak hizmete giren Kızlarağası Hanı'nda çok çeşitli el sanatları ürünlerini, halıları, deri kıyafetleri ve çarpıcı hediyelik eşyaları bulabilir ve hanın tam ortasındaki açık çay bahçesinde mistik havayı içinize çekerek yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

        İzmir'in eski anıtsal yapılarından bir diğeri de HİSAR CAMİİ'dir. Aydınoğlu (Molla) Yakup Bey tarafından 16. yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Belgelerde yapılış tarihi olarak 1592 ve 1598 olarak geçen Camii'nin ortasında merkezi büyük kubbe ve iki yanda uzunlamasına ikişer kubbe bulunmaktadır. Son cemaat kısmı 7 kubbeli bir revaktan oluşur.

        Bahçe duvarı ile öndeki iki şadırvanlı meydandan ayrılan dar uzun harimi, bir geçitle güneye uzar. 1813, 1881, 1927 ve 1980 yıllarında onarım gören cami, güneyden ve batıdan payanda kemerleri ve duvarlarıyla desteklenmiştir. Dekorasyon 18 ve 19. yüzyılların etkisi ile zenginleştirilmiştir. Sütun başlıklarında, pencere üzeri ve cephe süslemelerinde mihrap, minber ve vaiz kürsüsünde Avrupa sanatsal etkilerini görmek mümkündür.

        327picture013ow.jpg

        Alsancak

        Eski adı Punto olan Alsancak yıllar boyu İzmir'in simgesi olmuştur. Dünyaca ünlü birçok seyyah ve yazarın şiir ve eserlerinde yer almıştır. Victor Hugo 1829 yılında yayınlanan "Les Orientales" isimli kitabındaki "La Captive" isimli şiirinde ünü batıya yayılan İzmir'i bir prensese benzetir. Şiir şöyledir; "İzmir, bir prensestir çok güzel küçük şapkasıyla. Mutlu ilkbaharlar durmaksızın onun çağrısına yanıt verir. Nasıl vazo içindeki çiçekler gülümserse, O da denizler arasından ışıldar. Hatta Arşipel'in yaratılışından çok daha tutkulu…." Dünya edebiyatında silinmez izler bırakan şair Hugo, İzmir'e gelmemesine karşın kentin ününden efsaneli büyüsünden ve bir amazon kraliçesi tarafından kurulup isimlendirilmesinden etkilenmiştir. Bahsettiği ise İzmir'in yoksul ve çöküntü halindeki mahalleleri değil, Alsancak sınırları içindeki Frenk Mahallesi'dir. Alsancak'ta Levantenler Rumlar, Ermeniler, zengin diğer batılı kesimler oturmaktadır. Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nin iki tarafında uzanan bu dönemlerden kalma yapılar değişik ve özgün mimarileriyle halen bir inci gibi dizilir

        #1866070
        MetiN
        Katılımcı

          328picture011bb.jpg

          Kordonboyu

          Şiirlere, şarkılara konu olan İzmir'in ünlü Kordon'u, günün her saatinde cıvıl cıvıl, capcanlı bir mekandır. Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği rekreasyon düzenlemesi, yürürlüğe koyduğu "Kordon Yönetmeliği" ile bu ünlü mekan İzmir'in en önemli prestij alanı haline geldi. Temizlenmeye, rengi maviye dönmeye başlayan Körfez ile birlikte artık Kordonboyu daha bir yaşanılası oldu.

          ktphane1yu.jpg

          Milli Kütüphane – İzmir Devlet Opera ve Balesi

          Neo klasik tarzda inşa edilen Milli Kütüphane 29 Ekim 1933'te Cumhuriyet'in 10. yıl şenliklerinde, Elhamra Sinemasi ise 1926 yılında hizmete açılmıştır. Elhamra Sineması bugün İzmir Devlet Opera ve Balesi'ne evsahipliği yapmaktadır.

          329picture019li.jpg

          Atatürk Müzesi

          Kordonboyu'nda denize bakan 248 nolu iki katlı bina, 1862 yılında halı tüccarı Takfor tarafından konak olarak yaptırılmıştır. Bu tarihi bina, 1927 yılında İzmir Belediyesi tarafından Atatürk'e armağan edilmiştir. Atatürk, İzmir ziyaretlerinde bu evde kalmış ve çalışmalarını burada sürdürmüştür. 1941 yılında bina müzeye dönüştürülmüş, son yıllarda da Kültür Bakanlığı tarafından restore ettirilmiştir.

          Bornova

          Amazonlar, Hititler, İonlar, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar ve Bergama Krallığı'na evsahipliği yapan ilk yerleşim Helenistik Çağ'da başlamıştır. Bilinen ilk adı "Birun-u Abad'dır. 1071 yılında Malazgirt Savaşı'ndan zaferle çıkarak Anadolu'ya yayılan Türkler, Bornova'nın yönetimini 1076 yılında Emir Çakabey'e vermişlerdir.
          Bornova'da ilk belediye 1881 yılında kurulmuş, Türkiye'deki ilk futbol maçı 1890 yılında İzmir'e gelen İngiliz denizcilerle İzmirli gençler arasında Bornova'da yapılmıştır. Ülkemizdeki ilk atletizm yarışmaları da 1895 yılında yine Bornova'da gerçekleştirilmiştir.
          Verimli toprakları ile Bornova Ovası tarihte değişik kültürleri konuk etmiştir ve bunların izleri günümüze kadar gelebilmiştir. Çoklukla levantenlerin yaşadığı Bornova'da bugün hala birçok köşk ve tarihi yapı dimdik ayaktadır. Bunlara örnek olarak "Maltas Evi, Belhomme Evi, Peterson Köşkü, Steinbüchel Evi, Murat Evi, Bari Evi, Donald Giraud Evi, Kanaldaki Evi, Aliotti Evi, Bari Evi, Pandespanian Köşkü, Paggy Köşkü, Yeşil Köşk, Bornova Büyük Cami, St. Maria Magdelana Protestan ve Santa Maria Katolik Kiliseleri" gösterilebilir.

          #1866071
          MetiN
          Katılımcı

            Buca

            Adı Rumca "Köşede, kenarda kalan köy" anlamındaki "Bovios" sözcüğünden gelme Buca'nın ilk kuruluşu İ.Ö 630 yılına kadar uzanmaktadır.
            17. yüzyıl sonlarında bir sayfiye yeri olan Buca, tarihin izlerini günümüze dek taşıyan yapılara sahiptir. Eski dönemlerde üzüm bağları ile de ünlü Buca; hipodromu ve haraları ile de İzmir'in önemli ilçelerinden biridir.
            Köşkleri ve kiliseleriyle ünlü bu ilçeye girişte ziyaretçileri tarihten günümüze süzülüp gelen Kızılçullu Su Kemerleri karşılar.
            Hasanağa Bahçesi 107 bin 615 metrekarelik alana yayılan bahçenin ilk sahibi İtalyan Levanten işadamı Aliotti olduğu söylenir. Daha sonraları Ödemiş eşrafından Hasan Ağa bahçeyi satın almış. O dönemde bile düzenli bir altyapıya sahip oluşu yer altında bulunan su kanalları, bahçedeki havuz şelalesinin çalıştırılmasıyla tepeden bakıldığında gözlemlenebilen bir kadın silueti ile hayret uyandırır. Bahçe öyle dizayn edilmiştir ki gökyüzünden bakıldığında ağaçların dizilişi bir haç şeklini verir. Bahçede bir arada bulunan 12 selvinin ise 12 havariyi simgelediğine inanılır.
            Buca aynı zamanda ülkemizin Safranbolu, Maçka, Kula ve Milas'ta bulunan 3 katlı cumbalı eski Türk evlerinin halen ayakta olduğu bir yerleşim birimidir. Dutlu Sokak ve çevresindeki yapılar buna örnek gösterilebilir.

            bulvar2kf9.jpg
            balikcilarjc3.jpg
            carsigirisnq1.jpg
            girnegirisqv3.jpg
            havadanoc7.jpg
            havadan2sh1.jpg
            havadan3xb7.jpg
            havadan4xr1.jpg
            iskele3fj5.jpg
            mavisehirry2.jpg
            sahil2qj0.jpg
            sahil3xc2.jpg
            yunuslarfh5.jpg

            Karşıyaka

            İzmir Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Karşıyaka, körfezi bir gerdanlık gibi süsler. Eski Karşıyaka'dan günümüze eser kalmasa da, tarihi yalılarından hala ayakta olanları tüm görkemiyle sahil boyunca sizi karşılamaya hazır bekler. Karşıyaka bir efsanedir aynı zamanda ve efsaneye göre Zeus'un; oğlu Tantalos'u Yamanlar Dağı'ndaki bir yarıktan içeri attırarak yarığı kapattığı söylenir. Tantalos'un mezar kalıntıları da Bayraklı sırtlarındadır. Zeus'un Tantalos'u attığı yarığın ise, Karşıyaka'ya 24 kilometre uzaklıktaki Karagöl olduğu söylenir.
            Karşıyaka, bugünkü adını almadan önce Cordelio olarak anılırdı. Haçlı ordularının baskınları sırasında Aslan Yürekli Richard'ın askerlerinin, komutanlarına olan sevgilerini göstermek için buraya "Cocur de Lion" adını verdikleri, Çakabey döneminde de "Karşı Sahil" anlamında "Karşı – Yaka" haliyle son şeklini aldığı söylenir.

            #1866072
            MetiN
            Katılımcı

              FLAMİNGOLARIN DANSI
              flamngolarindansipb5.jpg

              İNSAN HAKLARI ANITI
              nsanhaklarianitiog5.jpg

              BOSTANLI SAHİL
              bostanlisahldj7.jpg

              KLAZOMENİA
              klazomeniayk0.jpg

              KONAK HAVADAN GENEL
              konakhavadangenelsg4.jpg

              ALSANCAK-KONAK SAHİL
              135alsancakkonaksahlfa4.jpg

              KONAK İSKELE
              konakskeleks9.jpg

              KONAK MEYDANINDA KAR
              konakmeydanindakarcu9.jpg

              #1866074
              MetiN
              Katılımcı

                KUŞ CENNETİ SU KUŞLARI
                kucennetsukularizz0.jpg

                KÜLTÜR PARK
                kltrparkcy7.jpg

                MELES YALI ÇAPKINI HEYKELİ
                melesyaliapkiniheykeloa9.jpg

                KUŞ CENNETİ
                kucennetwq5.jpg

                #1866075
                MetiN
                Katılımcı

                  SAHİL BULVARI
                  sahlbulvaritn1.jpg

                  SAAT KULESİ KAR ALTINDA
                  saatkuleskaraltindadi7.jpg

                  ŞİRİNCE EVLERİ
                  rnceevlerwi5.jpg

                  YASSICA ADA
                  yassicaadaav0.jpg

                  #2005039
                  ibrahm
                  Katılımcı

                    metin sana burdan selam ederim :) çook güzel bir çalışma müthiş fotolar güzel izmiri sadece fotolarla anlatmak mümkün değil ama neyse çok teşekkür paylaşım için…

                    #2005212
                    OzzY
                    Katılımcı

                      izmir i görmeden ölmeyin !

                      :D:D:D…

                      #2005219
                      Aplok
                      Katılımcı

                        ilginnccc güsel paylasım yavrum :D😀 izmire gitmek lazımm ..!!

                        #2005692
                        MetiN
                        Katılımcı

                          Begendiginize sevindim . Ozzy haklısın kardeşim İzmir gibi şehir mi var ya ….

                          #2007834
                          ibrahm
                          Katılımcı

                            buyrun bekleriz :D sabah fuarda koşu sonra güzel bi duş inciraltında kahvaltı sonra turkuaz turu oradan üçkuyulara gidip oradan feribotla bostanlıya geçip güzelce karşıyakayı geziceksin öle yemeğinide karşıyaka çarşıda yiyip geze geze 5 çayı için sahile gideceksin akşam olunca sahilde bi rakı balık keyfi yapcaksın ve geceyi alsancakta bi barda kapatıcaksın :D İzmirli olan anlamıştır:D

                            #2008955
                            MetiN
                            Katılımcı
                              ibrahm;926169 wrote:
                              buyrun bekleriz :D sabah fuarda koşu sonra güzel bi duş inciraltında kahvaltı sonra turkuaz turu oradan üçkuyulara gidip oradan feribotla bostanlıya geçip güzelce karşıyakayı geziceksin öle yemeğinide karşıyaka çarşıda yiyip geze geze 5 çayı için sahile gideceksin akşam olunca sahilde bi rakı balık keyfi yapcaksın ve geceyi alsancakta bi barda kapatıcaksın :D İzmirli olan anlamıştır:D

                              Bu söylediklerini yaparım :)

                              #2039419
                              ibrahm
                              Katılımcı

                                İZMİR

                                Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben.

                                Simite gevrek deriz biz…

                                Çekirdeğe çiğdem.

                                Kordon elektrik aleti değildir.

                                Kumru da kuş değildir bizim için…

                                Yengen’i yeriz.

                                Sen sigorta dersin… Biz asfalya deriz.

                                Uzatmayız… Gidiyom geliyom deriz.

                                Domates dediğin, domat işte.

                                Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60’ar 80’er midye yeriz, istifno severiz, cibez’e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz’a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır…

                                *

                                Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha… Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede… Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı… Erkekleriyle kahveye giderler çünkü… Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler… Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin… Gönül Yazar’ız, Sezen Aksu’yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’yız… Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

                                *

                                Erkeklerimiz de fena değildir hani… Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana… Ertuğrul Özkök’ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış… Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül’le Alişan’ı ayırt edemeyiz biz.

                                *

                                Gülümseriz.

                                *

                                Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri… 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald’s’ın bunalıma girdiği tek şehirdir… Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz… Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız… Pak Bahadur’u özleriz… Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız… Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir’de.

                                *

                                Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır… Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu’ndan alırız… Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi… Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20’de tiyatro başlıyor… 20.30’da geliriz… Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21’de filan başlar… Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu… Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir… 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202’dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.

                                *

                                35’imiz var.

                                35 buçuğumuz da var.

                                34 plaka gördük mü, kapışırız… Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.

                                *

                                Özetle, arızayız!

                                *

                                Erkek çocuklarına en çok "Efe" adı konulan şehirdir orası… Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize… Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız… Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi’dir… İstanbul’daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada… Ankara’daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek… Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı’nı teklif etmez hiç kimse.

                                *

                                Bakın, Tayyip Erdoğan dedim, aklıma geldi… Bugün İzmir’de miting yapacakmış Başbakan.

                                *

                                Kendisine ev sahibi olarak, Ayla Dikmen’in Kordon’da üstü açık otomobille gezerken söylediği ve Türkiye’nin anca yıllar sonra keşfettiği parçasını armağan ediyorum: "Ben söylerken gülmedin mi? Falımızda ayrılık var demedim mi? Anlamazdın, anlamazdın…"

                                #2039720
                                OzzY
                                Katılımcı

                                  yılmaz özdil in yazısıydı galiba…eyv saolasın…

                                15 yazı görüntüleniyor – 1 ile 15 arası (toplam 48)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                                Yayımlandı

                                kategorisi

                                yazarı:

                                Etiketler: