Usta’dan bu gün…

Forumlar › Forumlar › Taraftar › Gündem Dışı › Kültür ve Sanat › Usta’dan bu gün…

8 yazı görüntüleniyor – 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1186598
    Karetta2002
    Katılımcı

      SEVİYORUM SENİ

      Seviyorum seni
      ekmeği tuza banıp yer gibi
      Geceleyin ateşler içinde uyanarak
      ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
      Ağır posta paketini
      neyin nesi belirsiz
      telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
      Seviyorum seni
      denizi ilk defa uçakla geçer gibi
      İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
      içimde kımıldayan birşeyler gibi
      Seviyorum seni
      Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

      sair.gif NAZIM HİKMET:dancing:

      #1869958
      SahEmre
      Katılımcı

        Teşeklkürler. Ustayı anıyoruz bu vesile ile.

        #1869972
        mrtblt
        Katılımcı

          NAZIM HİKMET RAN:1920 Selanik doğumlu.1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet)ile Moskova'da yaşadı.3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir.

          #1869978
          Karetta2002
          Katılımcı

            Btsin artık bu ayrılık,hani mezarı türkiye ye getirilecekti..O tüm zamanların en iyi 3 şairinden biri..Ve herkes kadar o da ülkesinde yatmayı hakediyor..

            #1869983
            semra
            Katılımcı

              teşekkürler:)

              #1877542
              tiryakinargilecafe
              Katılımcı
                Karetta2002;764693 wrote:
                Btsin artık bu ayrılık,hani mezarı türkiye ye getirilecekti..O tüm zamanların en iyi 3 şairinden biri..Ve herkes kadar o da ülkesinde yatmayı hakediyor..

                Ama ülkesinde yatamıyor! Sizce bu çelişkinin içinde Nazım sevenlerinin suçu yokmu? Yeteri kadar sahip çıktı(k)nız mı? Sevgi eylem, fiil olmadıkdan sonra ne kadar gerçekçiliğini koruyabilir?

                #1877545
                Karetta2002
                Katılımcı
                  tiryakinargilecafe;773493 wrote:
                  Ama ülkesinde yatamıyor! Sizce bu çelişkinin içinde Nazım sevenlerinin suçu yokmu? Yeteri kadar sahip çıktı(k)nız mı? Sevgi eylem, fiil olmadıkdan sonra ne kadar gerçekçiliğini koruyabilir?

                  Kesinlikle haklısın,Ben burada hergün bir şiirini yazıp en azından sanatını insanlara gösterebilmeyi amaçladım..

                  Ama bu çelişkide daha dün kadar onu yasaklayan zihniyetin suçu daha büyük bence..Belki de çocuklarımıza şiirin ne olduğunu,Nazım ın şiirin neresinde olduğunu anlatamamamızın da payı var..

                  #1877554
                  tyler durden
                  Katılımcı

                    Ustanın kendi kaleminden otobiyografisi

                    1902'de doğdum
                    doğduğum şehre dönmedim bir daha
                    geriye dönmeyi sevmem
                    üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
                    on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
                    kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
                    ve on dördümden beri şairlik ederim

                    kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
                    ben ayrılıkların
                    kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
                    ben hasretlerin

                    hapislerde de yattım büyük otellerde de
                    açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

                    otuzumda asılmamı istediler
                    kırk sekizimde Barış Madalyasının bana verilmesini
                    verdiler de
                    otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
                    elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Prag'dan Havana'ya

                    Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
                    961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

                    partimden koparmağa yeltendiler beni
                    sökmedi
                    yıkılan putların altında da ezilmedim
                    951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
                    52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

                    sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
                    şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
                    aldattım kadınlarımı
                    konuşmadım arkasından dostlarımın

                    içtim ama akşamcı olmadım
                    hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
                    başkasının hesabına utandım yalan söyledim
                    yalan söyledim başkasını üzmemek için
                    ama durup dururken de yalan söyledim

                    bindim tirene uçağa otomobile
                    çoğunluk binemiyor
                    operaya gittim
                    çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
                    çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
                    camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
                    ama kahve falıma baktırdığım oldu

                    yazılarım otuz kırk dilde basılır
                    Türkiye'mde Türkçemle yasak

                    kansere yakalanmadım daha
                    yakalanmam da şart değil
                    başbakan filan olacağım yok
                    meraklısı da değilim bu işin
                    bir de harbe girmedim
                    sığınaklara da inmedim gece yarıları
                    yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
                    ama sevdalandım altmışıma yakın
                    sözün kısası yoldaşlar
                    bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
                    insanca yaşadım diyebilirim
                    ve daha ne kadar yaşarım
                    başımdan neler geçer daha
                    kim bilir

                    1961

                  8 yazı görüntüleniyor – 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                  Yayımlandı

                  kategorisi

                  yazarı:

                  Etiketler: