soN. . .

1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1205510
    Mehmet
    Katılımcı
      Bir sabah acı bir zil sesiyle uyanacaksın
      Gözlerinde bir mahmurluk kapıya varacaksın
      Yaşlıca bir postacı bir mektup verecek sana
      Şaşıracaksın
      Kekeleyerek teşekkür edeceksin
      İçinde bir heyecanla mektubu açacaksın.
      Ellerin titreyerek okurken yazdıklarımı
      Bilmeyeceksin artık yaşadığımı,duygulanacaksın
      Beni sevmiş olduğunu hissedeceksin birden
      Kaybettiğin zamana ağlayacaksın,pişman olacaksın
      İmzam dikkatini çekerek,tüm dikkatinle bakacaksın
      Kuru bir kan okşayacak parmaklarını
      Olmaz, yapamaz diye haykıracaksın
      Koşmak isteyeceksin bana koşamayacaksın
      Sonra adresimi bile bilmediğin gelecek aklına
      Ağlıyacaksın zavallılığına
      O akşam uyuyamıyacaksın,karabasanlar uyutmayacak seni
      Bir rüya mı diye yorumlayacaksın
      Ama yanı başında mektup
      Herşeyin gerçek olduğunu anlatacak sana
      Bir gazete alacaksın gazeteci adamdan
      Hıçkırıklara boğulacaksın
      Soluk resmime tüm duygusallığınla bakacaksın
      Tabiki bu resmime sarılamayacaksın
      Çıplak ayaklarınla teninle koşacaksın
      Herkes hayret dolu bakışlarla süzecek seni
      Sonra bir bilet alıp arabayla yanıma geleceksin
      Arabadan inerken bir selâ sesi çınlatacak kulaklarını
      Koşarak camiye geleceksin
      Soğuk musalla taşında boylu boyunca beni göreceksin
      Esen rüzgar saçlarımı oynatınca bir an kalkacağımı
      zanneteceksin
      Haydi kalk diyeceksin bir zamanlar ne söylüyordun
      ''Sen ölmeden ölmem'' diyordun diyeceksin
      Eskiden tutmak istemediğin ellerimi şimdi öpeceksin
      Buz gibi olduğumu,hissedecek,irkileceksin
      Cenaze namazımı kılarken neden diyeceksin
      Başını taşlara vurmak,ellerinle göğsünü yırtmak
      Kalbini parça parça etmek isteyeceksin
      Yüzlerce insan aşkımın yüceliği karşısında diz çökerken
      sende çökeceksin
      Herkes benim için dua ederken sen kendini lanetliyeceksin
      Birbirinden yıpranık taşlar,göğe uzanan selvi dalları
      Simsiyah göz yüzü korkutacak seni
      Mahsun gözlerle tabutuma bakacaksın
      İçinden birşey kopar gibi olacak,eski günlerimiz gelecek aklına
      Herşey ne kadar güzeldi diye düşünecek,zaman ne çabuk geçti diyeceksin
      Kazma kürek sesiyle uyanırken rüyandan,yanında olmadığımı farkedeceksin
      Dünyanın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu farkedeceksin
      Arkadaşlarım; iyi insandı diyecekler, sevdalıydı birine delicesine
      Onu çok seviyordu zaten bu sevgi öldürdü onu diyecekler.
      Sen suskun, sen pişman, sen gözü yaşlı olacaksın
      Yanına gelip başın sağ olsun kardeşinmiydi diyecekler
      Sen cevap veremeyecek başını sallayıp hayır demek isteyeceksin
      Hemen anlayacaklar neden geldiğini buraya
      Sen o kızsın diyecekler gözlerini bir öfke bürüyecek
      Seni linç etmek isteyecekler
      Korkuyla mezarıma sarılacak beni kurtar diye yalvaracaksın
      Yanına gelip yüzüne tükürerek evimin adresiyle anahtarını verecekler
      Sana sırtlarını dönüp gidecekler
      Sonra bomboş mezarlıkta kalacaksın
      Koyu bir karanlıktan sonra ayrılacaksın yanımdan
      Sora sora evimi bulacaksın, kapının önüne geldiğinde
      Dizlerinin bağı çözülecek ağlayacaksın
      Anlayacaksın ben ölmeden önce bir tek sen eksikmişsin
      Duvarlarda boy boy resimlerin ve sana yazdığım şiirler
      Dikkatini çekecek
      Sonra can verdiğim köşeyi göreceksin
      yerler kan lekeleriyle dolu olacak
      Masanın üzerinde yarım kalmış bir vokta şişesi,kanı
      silinmemiş bıçak ve ilk verdiğin resim duracak
      Kütüphanemde senin için yazılmış binlerce şiir bulacaksın
      Teybi açacaksın senin adını söyleyen şarkıyı duyacanksın
      Daha da yokluğumu hissedeceksin, evimin her köşesi beni
      sana hatırlatacak
      Gözlerinden yağmur gibi yaşlar akmaya başlayacak
      Yanağından süzülüp yere damlayacak
      Bütün gece ağlıyacaksın
      Kapıyı kapatıp çıkarken, son kez arkadana bakacaksın
      Ya elveda diyeceksin herşeye
      Ya da yavaş yavaş yürümeye başlayacaksın
      Farkına varmadan mezarlığa varacak mezarımın yanına
      geleceksin
      İşte geldim diyeceksin ay bir daha parlayacak
      Sonra elindeki bıçağı kalbinin üzerine getireceksin
      Soğuk çelik yavaşça saplanacak göğsüne
      Acıdan yüzün buruşacak
      Birşeyler söylemek için aralanacak dudakların
      Gözlerinle son bir defa bakarken havaya
      Toprak seni kucaklayacak
      Yıllarca ağızlardan silinmeyecek garip aşkımız
      İşte bu mezar taşında noktalanacak.

      soN. . .
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

    Yayımlandı

    kategorisi

    yazarı:

    Etiketler: