Forumlar › Forumlar › Kültür , Sanat Turizm, Gezi ve Seyahat Rehberi › Biyografi › Sanatçılar › Can Baba
- Bu konu 14 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son 18 yıl 9 ay önce
tyler durden tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
Ocak 8, 2008: 12:42 am #1169781
Can Yücel'ın Hayatı (1926 – 1999)
Yergici anlatımı ve kendine özgü dil örgüsüyle çağdaş Türk Şiiri’nde özgün bir yer edinen, eski milletvekili ve bakanlardan Hasan Ali Yücel'in oğlu Can YÜCEL, 1926'da İstanbul'da doğdu. Fakat kendisini Datça’lı kabul eden ünlü şairin mezarı Datça'dadır. Son üç kitabını da Datça üzerine yazmış, yarımadanın güzelliklerini, şiirinin güzellikleriyle buluşturmuştur. Bu yüzdendir ki, Can Yücel'i okumak, Datça havasını solumak duygusu verir insana. Taze… şaşırtıcı… farklı… düşündürücü…Orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi ile İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde tamamlayan Yücel, askerliğini Kore'de yaptı. Uzun süre Paris'te ve İngiltere'de kalan Yücel, BBC Radyosu Türkçe Yayınları Bölümü'nde spiker olarak da çalıştı. Ancak hayatında hep ilk sırada şiir yer aldı. İş dünyasında çok az zaman geçiren şair meslek olarak kendisine şairliği seçtiğini söyledi hep.
1962'de İngiltere'de, 1709'da Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabını bulması geniş yankı uyandırdı. Ertesi yıl yurda dönünce bir süre Bodrum'da turist rehberliği yaptı. Sonra İstanbul'a yerleşti. Çeviriyi uğraş edindi. Ve bir çevirisi nedeniyle 12 Mart döneminde hüküm giydi. 1974'te aftan yararlanarak serbest kaldı.
Yazın yaşamına üniversitede öğrenciyken yayımladığı şiirleriyle girdi. Şiir, yazı ve çevirileri 1945'ten itibaren Yenilikler, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Şiir Sanatı, Yön, Papirüs, Yeni Dergi, Yazko Edebiyat, Yeni Düşün, Vatan, Demokrat vs. dergi ve gazetelerde yayımlandı.
Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel'in 1974'te çıkan "Bir Siyasinin Şiirleri" kitabı, o döneme kadarki şiir macerasının dengeli bir bileşimi olarak görüldü. Bu şiirlerinde hapishaneden dışa ve orada yaşayanlara dönük izlenim, gözlem, duygu ve düşüncelerinin toplamını, kendi politik kimliğinin sorgulamasıyla birlikte verdi. Tarihsel olaylarla günlük olayları iç içe işleyen Yücel, günceli, taşlama yüklü bir ifadeyle, politik eleştiri düzeyinde ele aldı. Toplumsal olanı yansıtmada gülmece, şiirinin en önde gelen öğesi oldu.
Şiirlerinde, toplumcu bir bakış açısından yola çıkarak daha iyi bir dünyanın kurulması amacını savunan Yücel'in, sözcük oyunlarıyla ulaştığı dil ustalığı, şiirini "yeni anlam boyutlarıyla donatarak" etkili kıldı. Halk kaynaklarına, halk ağzına, daha çok da halk türkülerinin deyişlerine de yaslanan Yücel'in kullandığı günlük söylem, yöresel deyişler, deyimler ve argo sözcükler, şiirini etkili kılan diğer öğelerdir. Diyaloglar, atasözleri, benzetmelerle kendisine has bir üslup oluşturdu.
Yazma'dan başlayarak tüm şiirleri incelendiğinde Yücel'in şiirinin ironiden başka yönleri olduğu farkedilecektir. Örneğin, yoğun bir duygusallık ve sevgi arayışı; ustalıkla doruğuna ulaşmış bir dil işçiliği, entellektüel düzeye varmış bir biçim arayışı; yanlışa, haksıza karşı, yerleşik nizamdan öç alırcasına öfkeli ve bir o kadar da acılı bir direniş… bir başkaldırı…
En ağdalı ifadelerden, en acılı ağıtlara; en sert sokak ağızlarından en yoğun sevda ve sevgi şiirlerine; zeka parıltılarından en yalın, en sade söyleyişlere kadar her şeye yer verdiği şiiri, bir 'vazifeye adanmışlık' şiiridir onun. Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Weiss ve Brecht gibi yazarlardan yaptığı çevirilerde, yapıtları neredeyse yeniden yazarak değişik bir çeviri anlayışı getirdi edebiyat dünyasına.
Kitapları: Can Yücel'in şiir alanındaki başlıca yapıtları arasında "Yazma" (1950), "Sevgi Duvarı" (1973), "Bir Siyasinin Şiirleri" (1974), "Ölüm ve Oğlum" (1976), "Şiir Alayı" (1981), "Rengarenk" (1982), "Gökyokuş" (1984) ve "Beşibiryerde" (1985), "Canfeda" (1986), "Çok Bi Çocuk" (1988), "Kısa Devre ve Kuzgunun Yavrusu" (1990) yer alıyor.
Ve en sewdiğim şiiri;
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde
hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda
boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda
düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana…
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek…
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya
anlatmak…
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi…
Isırmazdım dilimin ucunu…
Özlemezdim seni yanımdayken…
Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten.
Islanmazdım yağmurlarda…
Yıldızlara aya dert yanmaz,
böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten
ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize…
Ve her kulaçta
haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…Ocak 8, 2008: 2:25 am #1690168kuzguncuklular senı cok ozluyor canbaba
Ocak 8, 2008: 2:32 am #1690169Nefeslerle sürüp giden yaşamımız
Bir su kenarına gelir durur;
Ekmekten,saraptan öte nimetler vardır;
Yürünmez öyle hep,bazen susulur.Can Baba
Ocak 8, 2008: 2:42 am #1690170okadarda onemlı degıldır bırakıp gıetmeler
arkalarında doldurulması
mumkun olmayan bosluklar bırakmasaydılar egerOcak 8, 2008: 2:47 am #1690172Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse…Ocak 8, 2008: 2:50 am #1690173ne renk olursa olsun kasın gozun
karsındakının gordududur rengınOcak 8, 2008: 2:58 am #1690176khvaltıdan once sıgaraya sarılmak sart olmazdı belkıde
dev bır ozlem dalgası meydana gelmeseydı egerOcak 8, 2008: 3:00 am #1690177Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım.Ocak 8, 2008: 3:13 am #1690178kurtarıcılar kurtardılar
kurtara kurtara memleketı memleket olmaktanOcak 8, 2008: 11:52 am #1690400HAYATI TERSİNDEN YAŞAMAK
Yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir..
Süphesiz ki yasami tersten yasamak daha güzel,
hatta mükemmel olurdu.
Nasil mi ?
Cami'de uyaniyorsunuz.Bir tahta sandik içersinde, herkes karsinizda saf durmus,
İyiliginize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.
Herkes etrafinizda, büyük bir itibar,iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor,
Aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne güzel, hazir maas, hazir ev….
Altmisli yaslara kadar hersey garanti,
Huzur içinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz gün
Size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin kol saati veriyor Patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan
Tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.
Herkes karsinizda elpençe divan…Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor.
Gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz.
Diger hormonal aktiviteler artiyor, fevkalade…..
Aman ne güzel günler basliyor…Derken birgün patron size artik
Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babaniz ortaya çikmis,
"Fazla çalistin" diyor "artik eve dön,
isi birak, okumaya basla, harçiligin benden olsun…"
Keyfe bakar misiniz ?Okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem basliyor.
Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor.Derken Anne ve Babaniz sizi götürüp getirmeye basliyor,
Araba kullanma derdi de yok artik….
Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar,
"evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna"diyorlar…Mamaniz agziniza veriliyor,
Zaman zaman altinizi bile temizliyorlar,
Hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve
Hiç tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.Derken Anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor ve
Baska bir keyifli dönem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir.Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için agzinizi açmaya dahi gerek yok,
Bir kordondan besleniyor, sicacik, yumusacik,
Gürültü ve patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.Ve günün birinde müthis bir orgazmla,
Hayatiniz bitiyor….Can Baba
Ocak 8, 2008: 2:06 pm #1690579tersten yaşamak çok ilginç…
😀Ocak 8, 2008: 2:47 pm #1690642bi kaç tane de benden
EĞERO kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğerYüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse…Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Ocak 8, 2008: 2:48 pm #1690644HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…
Can Yücel
Ocak 8, 2008: 2:49 pm #1690646ÖZLEDİM SENİ..
özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….
Can Yücel
Ocak 9, 2008: 12:30 pm #1691711başka türlü bir şey…
[youtube]9LZ2sVi9Ksw[/youtube] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.