Pkk Katliamı

6 yazı görüntüleniyor – 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1146489
    imparator

      Arkadaşlar Lütfen Bu Yazıyı Satır Atlamadan Okuyun…

      33 erin şehit olduğu 12 yıl önceki katliamdan sağ
      kurtulan üç asker, yaşadıklarını anlattı.
      Yıl 1993. Malatya’dan iki sivil midibüse
      biniyorlar. Hepsi sivil giysili. Üniforma ve
      postalları çantalarında. Hiçbirinde silah yok,
      kendilerine refakat eden tek bir askeri personel
      de. Saat 18.00. Bingöl’e 10 kilometre var. Dağlık,
      dar bir yol. Birden silah sesleri yankılanıyor.
      İlk virajı geçtiklerinde, 50 PKK’lının karşı
      yönden gelen Bingöl Tur’a ait bir otobüsü
      durdurup, çoğunluğu terhis olmuş ya da dağıtıma
      giden sivil erlerden oluşan 50 yolcuyu esir
      aldığını görüyorlar. Şoföre bağırırlar; ‘Geri
      dön!’ Şoför oralı olmaz. Zaten 4 saatlik yolda 3
      mola vermiş… Otobüsün kapısını, ‘Orada ben
      yoktum’ diyen Şemdin Sakık, o zamanki adıyla
      ‘Parmaksız Zeki’ açıyor.
      OSMAN PARTAL ANLATIYOR
      Trabzonluyum. İki midibüsteki toplam 50 askerden
      biriydim. Van-Özalp’taki birliğime gidiyordum. Yol
      boyunca gereksiz molalar veren şoför bir ara
      lastik patladığını söyleyip durdu. Lastiğin
      patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm. Aksın
      altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını
      duydum. Galiba telsizle konuşuyordu. Şemdin Sakık,
      şimdi Hürriyet’te yayımlanan açıklamalarında
      ‘Eylem planlanırken buradan askerlerin geleceğini
      bilmiyorduk’ diyor. Yalan söylüyor. Çünkü ilk
      otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum. Yolumuzu
      kestiklerinde şoförün kapısını bizzat Sakık açtı.
      Toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı renk
      kasketi ters takmıştı. Omuzundaki tüfeğin namlusu
      yere bakıyordu. Şoföre, diğer otobüsün nerede
      olduğunu sordu. ‘Arkada, geliyor’ cevabını aldı.
      İki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya. Yani
      bizi bekliyorlardı.

      #1457099
      imparator

        DOĞULU-BATILI DİYE AYIRDILAR
        Geceyarısına kadar teröristlerle yürüdük. Mola
        verildiğinde niçin kaçırdıklarını, amaçlarını
        sorduk. ‘TC ateşkes ilan edince, iki gün içinde
        sizi serbest bırakacağız’ dediler. Saat 01.00
        sularıydı. Sakık’ın talimatıyla tek sıra olduk.
        Şemdin Sakık nereli olduğumuzu sorup,
        Doğulu-Batılı diye bizi iki gruba ayırdı. Sakık,
        doğulu olmayan benim de içinde olduğum 34 kişinin
        eğitim kampına ….ürülmesini söyledi. Dağda koşar
        adım yürümeye başladık. Bize eşlik eden
        teröristler sürekli değişiyordu. Toplam 300
        kişiydiler. Bir köye gittik. Kapısını çaldıkları
        evlerden başka teröristler çıkıp gruba katıldı.
        Kimi terörist evlere gidip istirahat etti. Bir
        ahıra soktular bizi öldürmek için. Sonra
        vazgeçtiler. Tekrar yürümeye başladık. Sabahı
        göremeyeceğimi düşünüyordum. Yıldızlara son kez
        bakıp annemi, babamı, köyümü düşündüm. Bir
        ırmaktan geçerken su içtik. Dağ yoluna çıktık.
        Davranışları sertleşti. Durdurdular. Saat 03.00
        sıralarıydı. Yolun kenarına dizilmemizi istediler.
        Kolkola girip sıklaşmamızı istediler. Yanımdaki
        arkadaşıma ‘Devrem bizi vuracaklar’ dedim.
        DEVREMİ ÖLÜ GÖRÜNCE BAYILDIM
        Tir tir titriyordum. Kalaşnikof, Bixi ve
        Kanvasların emniyetlerini açtılar. Sonumuzun
        geldiğini anladım, kelimeyi şahadet getirip
        kendimi yere attım. Taramaya başladılar. Dizime
        bir mermi isabet etti. Vurulanlar üzerime
        düşüyordu. Kafamı koruyordum. Hepimizin öldüğünden
        emin olmak için yüzlerce mermi yağdırdılar.
        Gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından anladım.
        Altı yedi arkadaşım sağdı henüz. Diğerleri
        paramparçaydı. Can çekişenler, hırıldayanlar,
        ağlayanlar, inleyenler… Su istiyorlardı. ‘Anne,
        anne’ diye bağırıyorlardı. Öldüğümü zannediyordum.
        Kendimi çimdikledim, ölmemişim. Devremi beyni
        parçalanmış görünce bayılmışım.
        Bizi yan yana dizip 1570 mermi sıktılar
        Ayılınca şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim.
        Dokunduğum her uzuv elimde kalıyordu. Beyin,
        ayak… Yardım aramak için yukarı doğru koşmaya
        çalıştım. Kan kaybediyordum. Asfalta çıktım, bir
        kamyonla yakındaki Elmalı Karakolu’na gittim.
        Olanları anlattığımda dinleyen jandarmalar
        ağlamaya başladı. Helikopter, tanklar geldi.
        Şehitleri aldık. Olay yerinde 1570 mermi kovanı
        bulundu. Yani silahsız erlerin herbiri için 50
        mermi kullanmışlardı…
        Şoför biliyordu

        #1457100
        imparator

          ERKAN OMAY ANLATIYOR
          Adanalı hemşerim Mehmet Tura’yla
          Manisa-Kırkağaç’ta acemi eğitimimi tamamladım. 24
          Mayıs sabahı, jandarma komando olarak Siirt’teki
          birliğimize gitmek üzere Malatya’dan iki sivil
          midibüse bindirildik. 50 askerin hiçbirinde silah
          yoktu. Bizi koruyan refakatçı da. Bingöl’e 10
          kilometre kaldığını belirten tabelayı geçtik, ilk
          dönemeçte silah sesleri duyduk. Saat 18.00’di.
          Karşı yönden gelen Bingöl Tur otobüsünü tarayan 50
          kadar PKK’lı, çoğunluğu bizim gibi asker olan
          yolcuları indirmişti. Şoföre geri dönmesi için
          bağırdım. Duymazdan geldi. Zaten tuhaf şekilde, 4
          saatte 3 mola vermişti. Bizi indiren PKK’lılar
          ‘Geleceğinizi biliyor, sizi bekliyorduk’ dedi. O
          sırada feryat figan, yaşlı bir adam çıktı
          karanlıklardan. ‘Oğluma ne yaptınız’ diyordu.
          Adını söyleyince oğlunun otobüslerde olmadığı
          anlaşıldı. Çok yaşlı olduğu için babaya
          dokunmadılar. Geldiği gibi gitti. O baba sayesinde
          kurtulduk. Hepimizin öldüğü sanılıyordu. Askere
          gidip sağ kalanlar olduğunu söylemeseydi
          teröristler hepimizi öldürecekti.
          YANLIŞLIKLA 9 ŞEHİT DAHA
          Sürekli yürüyorduk. Ertesi gün 12.00’de silah
          seslerinden askerlerin yaklaştığını anladım. Asıl
          harekat 16.00’da başladı. Sikorsky ve F-16’lar
          uçuyordu tepemizde. PKK’lılar kazma kürek çıkarıp
          siper kazdı, kayalıklara saklandı.

          #1457101
          imparator

            Bizi hedef olarak ortada bıraktılar. Askerimiz,
            yanlışlıkla içimizdeki 9 eri şehit etti bu yüzden.
            Müthiş bir yağmur vardı. Bizi kalkan olarak
            kullanan Şemdin Sakık bir ara yanımıza geldi, sağ
            kaldığımızı görünce şaşırdı. Teröristler geri
            çekiliyordu. 13 kişi kalmıştık. Kurşuna
            dizilenlerin arasından kurtulan Osman Partal da
            aramızdaydı. Ellerimizi çözmeyi başardık. Kaçmaya
            başladık. Karşılaştığımız birkaç teröriste ‘Bizi
            serbest bıraktılar’ dedik. İnandılar.
            Birbirimizden ayrılmış, askerlerin bulunduğu yöne
            koşuyorduk. Bulduğum bir dala beyaz mendil
            bağladım, bir yandan bağırıyordum. Tükendiğim anda
            korucular ve askerlerden oluşan timle karşılaştım.
            Mavi berelileri görünce ağlamaya başladım. Komutan
            ‘PKK’lı var mı içinizde?’ diye sordu. Sonra
            sarılıp hepimizi tek tek öptü. Bingöl
            Cezaevi’ndeki bir koğuşa ….ürdüler bizi.
            Elbiselerimizi değiştirdik. Evlerimize telefon
            edebileceğimizi söylediler. Kafam durmuştu
            yaşadıklarımdan sonra. Evin telefon numarası bir
            türlü aklıma gelmediği için arayamadım.
            ERKAN UMAY ANLATIYOR
            10 kişilik yakın korumaları arasındaki, ‘hemşire’
            diye hitap ettikleri kadın bizimle alay etti.
            Sakık, ‘Sorunumuz rütbelilerle, size bir şey
            yapmayacağız’ dedi. Her birimize nereli olduğumuzu
            sordu. Aramızda Denizli ve Konya’dan olanlar
            çoğunluktaydı. Hemşerilerden oluşan timler daha
            başarılı olur, tehlikelidir diye bir kenara
            ayırdılar. Şehit olan 33 arkadaşımızın çoğunun bu
            iki ilden olmasının nedeni bu. Bu arada bir er
            ‘Ben Kürt’üm’ deyince PKK’lı ‘Kürt-Türk fark
            etmez. Asker askerdir. Biz askere düşmanız’ dedi.
            Tek sıra olmamızı istediler. En başta ben vardım.
            Mehmet Tura 6’ncıydı. Yan yana olalım diye gittim,
            7’nci oldum. ‘Baştan 6 kişi gelsin’ dediler. Diğer
            sıralardan aldıkları 6’şar kişiyle bir grup
            oluşturdular. ‘Kolkola girin’ deyip ….ürdüler.
            Arkadaşlarımız kolkola ölüme gittiler.
            SİLAHLAR 10 DAKİKA HİÇ SUSMADI
            Derken yer gök Kalaşnikof cayırtısına boğuldu.
            Kalaşnikoflar 10 dakika boyunca hiç susmadı.
            Mehmet’in bana son bakışını unutamıyorum. Sırada
            yer değiştirmesem, onun önünde dursam beni
            ….üreceklerdi, Mehmet ölmeyecekti. Adana’da
            ticaret lisesinde sevdiği bir kız vardı. Terhis
            olur olmaz evleneceklerdi.

            #1457102
            imparator

              Askerin üniformasını çıkartıp kendisi giydi
              ERKAN OMAY ANLATIYOR
              Sayıları 150’yi bulan PKK’lıların silah tehditi
              altında yürümeye başladık. Bir köyün alt tarafında
              durduk. 15 yaşındaki terörist ‘200 metreden
              sigarayı bile vururum’ diyerek böbürleniyordu.
              İçimizde komando olup olmadığını sordu. Tişörtümde
              ‘Kırkağaç-Komando’ yazıyordu. Beyaz gömleğimi
              çıkarmamı istediler.Devrem Konyalı Adnan Gebeş’in
              verdiği parkayı giyip, bunu sakladım. Bu sırada
              teröristler el koydukları çantalarımızda bulunan
              üniforma ve postallarımızı giydi. Türk askeri
              kılığına büründüler. Ellerimizi sicimle
              bağladılar. Mehmet Tura’yla kaçmaya karar
              vermiştik. Tuvalet bahanesiyle elimi çözdürdüm. O
              sırada korkunç suratlı bir terörist gelip
              Kalaşnikofu ağzıma soktu. ‘Bir daha kaçmayı
              aklından geçirirsen beynini dağıtırım’ dedi.
              Sabahın 02’sine kadar yürüdük. Elebaşı Şemdin
              Sakık, Türk askeri üniforması giymiş, elindeki
              telsizle emir yağdırıyordu.
              Üstün başarılı işsiz
              Erkan Omay, Diyarbakır Askeri Hastanesi’nde bir
              hafta psikolojik tedavi gördü. Hava değişiminden
              sonra havancı jandarma komando olarak Eruh’taki
              birliğine katıldı. Sevkiyatın yine korumasız
              otobüslerle yapıldığını görünce tepki gösterdi,
              birliğine uçakla gönderildi. Katıldığı
              operasyonlarda çok sayıda üstün başarı belgesi
              aldı. Şu anda işsiz olan Omay, ‘En ufak bir şey
              olsun, askere gönüllü giderim’ diyor.
              Kaynak: Hürriyetim

              #1457202
              Joaquin
              Katılımcı

                allah belalarını versin..:mad:

              6 yazı görüntüleniyor – 1 ile 6 arası (toplam 6)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

              Yayımlandı

              kategorisi

              yazarı:

              Etiketler: