Tekil Mesaj gösterimi
Alt 09-12-2006, 00:28   #17
zibidikartal
 
zibidikartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Çekirdekçiler!

18-09-2004


70'li yılların sonlarına doğru başlamıştı her şey. Delikanlı duyguların maceraya bakan penceresindeydik. Aslında maceradan öte idi. Çok önemli bir kesitti hayatımızı biçimlendiren. Ta bugünlere uzanan hayat biçimi. Maçlara bilet alabilmek derbilerde tribünde olabilmek için yaşadığımız zorluklar vardı. Maç girişlerinde ise manevi eziyetler çekerek büyüdük. Stat kapılarındaki hengame, bir tek kapıya yapılan 5'li, 6'lı kuyruklar, polisin kapının önünde belirip "Son 10 kişiyi alacağız, bilet bitti" demesi ve diğer kuyrukta kalanların can havli ile kapıya hücum etmesi. Ve biletlerin önceden satılmamasından doğan kaoslar. Ve gün geçtikçe güçlenen bir taraftar imajı. Hoş o günleri inanılmaz arıyorum ya... Derken tribün hareketleri başladı. Maçlara geceden gelmeler oldu. İnönü Stadı'nın kapalısında yer ve söz sahibi olabilmek adına mücadeleler verildi. Bir sezonda 20'ye yakın maçta sabahlardık. Deliler Kupası olurdu, Donanma Kupası olurdu, lig olurdu o olurdu, bu olurdu. Ha bire sabahlardık. O zamanlardı derbi. 40 binler yarıya bölünürdü. Kim güçlüyse onun sesi çıkardı. Yiğit başına. Polis kapalıyı jandarmayla beraber tam ortadan bölerdi. 3 adım fazla koltuk için neler yapardık bir bilseniz. Sonra 3 büyük kulüp de kendi statlarında maç yapmaya başlayınca tribün mücadeleleri ve derbiler daha bir salt durumda kaldı. Sonraları tribünlere Avrupalılaşma anlamında ve bağlamında numaralar kondu. Ama yalnızca kondu!!! 80'lerin sonlarına doğru olan bu gelişmeyi hiç kimse sevemedi. Çünkü bu strateji cefakar taraftar profilini siliyordu. Maksat çekirdekçiyi maça çekmekti. Gelenekleriyle görenekleriyle yaşadığımız bu ülkenin her karış toprağında maneviyatçılık yatmaktadır. Sevmenin yalnızca gönülden sevmenin bazı cezalarını biz zaten "modernleşme" adıyla bu dünyaya ödüyoruz. Derken 90'ların başında derbilerdeki o büyük coşkuyu yaratan kitleler, derbiyi derbi yapan denk kuvvet stratejisi ortadan kaldırıldı. Maçlara deplasman seyircisinin gitmemesi bile istendi. Düşünsenize tuttuğunuz takım 70 binlerin, 50 binlerin, 30 binlerin önünde çırılçıplak. Oysa bu süreç zarfında tribün liderleri kimsenin istemediği bir iş yapıyordu. Barış!!! Medya ortamı gerecek haberler bulamayacaktı. Sanal ortamda hayal tacirlerine hep yenik düştük. Taraftarı sindirdiler, derbileri bitirdiler. Ve kendi çıkarları uğruna yanlışa prim tanıdılar. Sülükler vampir oldular. Gelinen nokta şudur ki, 70'lerin sonunda yakaladığımız derbi coşkusu ve taraftar imajı bir şekilde çürütülmek istenmektedir ve çürütülmüştür. "Paralı kulüp, borçsuz kulüp" sloganı altında ülke federasyonlarına baskı yapan UEFA ve FIFA gerçek ve sadık taraftarı bir kenara itmiştir. Paralı taraftarlar locaları ve VIP'leri doldurmuşlardır doldurmasına ama tuttukları takıma manevi desteğin zerresini bile vermemişlerdir. FIFA ve UEFA ülke federasyonları aracılığıyla kulüplere zengin taraftar profili çizmiştir. Yani taraftar maça gelecek, şapka, atkı, forma alacak, kola içip, tost yiyecek, tuvalete girip para ödeyecek. Ve kulübüne para kazandıracak. Zengin taraftarların statlara gelmesi ile futbol tamamen tiyatro vari bir havaya bürünmüştür. Bu bağlamda UEFA tiyatro sahnelerine de el atmalıdır. Bu kadar tiyatro meraklısı ve izleyicisi varken, tiyatrolarımızın iflas eşiğinde olması düşündürücüdür.
zibidikartal Ofline   Alıntı ile Cevapla