Yüreğimiz ruhunuzladır
02-10-2004
Geçmişe dönüp baktığımızda hep kahramanlık türküleri söylenir Beşiktaş tribünlerinde. Ve hep yiğitlik şarkıları ezberletilir bebelere. Zulamızda terleyen binlerce siyah beyaz resim vardır, arkadaşımıza göstereceğimiz. Ve duvarlarımıza en güzel siyah beyazı biz asarız. Beşiktaş kapalısı ve efsanesini yaratmak ve ona gıpta ile bakmak sırf siyah beyaz bir düşünce değildi. Taraflı tarafsız herkesin parmakla gösterdiği bir tribün yaratmıştık. Bu süreçte yüzlerce düşmanla savaştık. Aklınıza hangi türlüsü geliyorsa. Ve kafa tuttuk imparatorluklara. Asla yalnız yürümedik. Yüzlerce delikanlı davamıza ortak olmuştu. Beşiktaş aşkının verdiği güçle daha sıkı, daha sağlam, daha siyah, daha beyaz bağlanmıştık birbirimize. Ve onlarcası aramızdan ayrıldı. Göç ettiler bu dünyadan. Kritiği (Müfit) hala görürüm, İstanbul'un herhangi bir caddesinde. Elinde bayrağı, boynunda atkısı ve şapkası hiç eksik olmazdı kafasından. Belki şimdi gökyüzünde bize yukarıdan bakıyor ama ben hep görürüm onu. Öylesine siyah beyaz herhangi bir yerde. Çatal yürekli cüceyi (Ayhan) görürüm, Beşiktaş'ın herhangi ber sokağında. Hayatını adamış bir Beşiktaş bayrağına. Ve elinden düşmeyen o çanı ile bizlere seslenir: "Yürüyüüün laan!" Hacı babayı görürüm, sürünüyorum şarkısının laylayını söylerken. Bir ömüre sığdıramamışken Beşiktaş'ı, ille de ille, söylememizi ister: Beşiktaş'sın seen bizim canımıız... Dağ gibi Soner'imi görürüm, hayatının baharındayken arkasına bakmadan yürüyüp giden. Mühendis Oktay'ımı görürüm, bir Galatasaray maçı çıkışında otobüs beklerken... Sapsarı saçlarıyla Süleyman'ı görürüm, kokuşmuş bu dünyaya her esprisi ile ders veren. Ve kızların sevgilisi Serkan'ı görürüm, Kuzguncuk sokaklarından İstanbul'a taşan. Bu tribünün kurulmasında çok büyük payı olan kokoyu (Cavit) görürüm. Hayatını tırmalayarak kazanan ve saçma sapan kaybeden! Ve Ece'yi görürüm, gökyüzünün herhangi bir kavşağında. On yıllık kısacık ömründe Beşiktaş'a şiirler yazarken. Benim hanımın gelinliği ve onun duvağı hala elindedir belki... Ve o da terkeder suratında maske ile dolaşan bu iğrenç dünyayı. Cennetlik bu kardeşlerimizi siyah beyaz kefenlere sararak gömdük. Mezarlıklar doldu taştı her seferinde. Göz yaşımızın her damlasında bir okyanus gizliydi. Tutamıyorduk... Boncuk boncuk yanağımıza süzülen o gözyaşlarından yıkılmayan bir kale yapmıştık. Ve and içmiştik mezarlarının başında. Ve ağlayarak bağıran, bağırdıkça ağlayan delikanlılar gördüm perşembe akşamı tribünlerde. Duyguları göz pınarlarına taşmış. Ve stadın her yerinden alkış yağmuru gördüm, kapalıyı tebrik eden. Şanımıza san veriyorlardı. Sonra meydanı boş bulduklarını zannedenleri gördüm. O aç yırtıcılar irinlerini dışarıya fışkırtıyorlardı. Beşiktaş'ı yok etmek için önlerindeki tek engeldi Beşiktaş taraftarı. Asla yıkılması mümkün olmayan bir kaleye saldırıyorlardı. Akılları sıra bizi de çökertip arzuladıkları cumhuriyetlerine! kavuşacaklardı. Ve siz cennetin herhangi bir penceresinden bizi seyreden yolu siyah beyaz bütün arkadaşlar. Verdiğiniz onca emek boşa gitmeyecektir. Sinsi zulümlerle gizli gizli düğmeye basan üç beş paçası yırtık, Beşiktaş taraftarını asla lekeleyemez ve yıkamaz. Haklılar her zaman boş arazilerde, teke tek dövüşlerde ortaya çıkarlar. Perşembe akşamı tribünlerden verilen cevap hakkın ve doğrunun ta kendisidir. Ruhunuz şad olsun... |