Sosyete Eczacı!
08-10-2004
"Ne Eczacı, ne Tofaş, en büyük Beşiktaş" diye bağırırdık o yıllar basketbolun biraz cilveli, biraz karizmalı ama çokça paralı hegomonyalılarına. Genelde müessese takımlarının yapmacık zaferleriyle biterdi maçlar. Jum shoot atardık, hook shoot atardık, sayı atardık, hatta kendimizi yere bile atardık maçı kazanalım diye. Ne mümkün! İki düdük ya da bir steps ya da düzmece bir faul çalardı hakemler. Bütün salon ayağa kalkardı. Küfürün bini bir para! Hakem aşağı, hakem yukarı. Ve isyan ederdi basketçiler, çepeçevre itirazlara boğarlardı hakemi. Tabii malum karar çıkardı. Teknik faul! Ve salon patlardı: "Müessese uşağı inme hakemler." Aldığımız ne maçları verdik böyle altın tepside. Oysa kurulu düzene oyuncak yapıyorlardı bizi. Ne hüzünler yaşardık bir bilseniz... Hatırladığım kadarıyla Ahmet, Hurşit, Battal, Erman ve Tom Davis'li kadrosuyla bir şampiyonluk koparmıştık Spor Sergi Sarayı'nın parkelerinden! Hey gidi Spor Sergi Sarayı... Nelere şahit oldun sen. Ne maçlar yaşadın. Dilin olsa da !? Ne dili, külün bile kalmadı ki konuşasın. Sen gittikten sonra basketbolun da tadı kalmadı. Eczacıbaşı, müessese olabilmenin avantajıyla hüküm sürüyordu ligde. Onlarla oynadığımız her maçta 5-6 bin basıyordu Sergi Sarayı. Onlar bizi hakemlerle eziyordu, biz de taraftarımızla. "Hapçı, kapıcı, sosyete Eczacı" sloganı her maçta teknik heyeti biraz sinirlendiriyordu. Rahmetli Aydan hoca ile uğraşmadan çıkmazdık salondan. Affetsin bizi. "Bombarasi bombarasi bom bom bom, siyah-beyaz güm güm güm" sloganı o zamanki tezahürat anlayışının en skorer sesiydi. Kamera, bayrak, skorboard, sosyete ve üst kattan oluşan beş tribünü vardı Sergi Sarayı'nın. Sahaya hakimiyet, genişlik ve büyüklük bakımından bayrak tribünü en makbulüydü. "Neler oluyor hayatta, bir de şu rüyam gerçek olsa" diye başlayan "Beni arıyor, beni soruyor, hayırdır inşallah" diye biten bu şarkı bir Spor Sergi geleneği haline gelmişti... Aslında basketbol nostaljisine gömüldüğüm bu yazıda hatırlatmak istediğim yaklaşan basketbol ligi midir, yoksa futboldan hiç bahsetmemem, altı çizilmesi gereken bir protesto çeşidi midir? Hiç bitmek bilmeyen isyanım, hakkımızı alana kadar feryatlarıma kardeş olacaktır. Basketbol camiasına hürmetlerimle... |