İstenmeyen adamlar!
12-10-2004
Yozlaşan dünyamızda farklı meskenlerde çeşitli duygularla karşılaştığımız olmuştur. Gerçek hayata bakış açısından son derece önemlidir bu randevular. Artık sırça saraydan çıkılmıştır. Yer yoktur maskeyle gezenlere. Ve kalleş cirit atarken sokaklarda söz delikanlının hakkıdır. Kocaman yürekli, kocaman adımlı adamlar gördüm pazar günü Ahmet Fetgeri'de. Basketbol topu değildi elleriyle oynadıkları, sıkı sıkı sarıldıkları hayatın ta kendisiydi. Sandalyenin üzerinde oynuyorlardı. Ve o sandalyenin bilek hakkıyla dönen tekerlekleri vardı. Ayaklarıyla yere basamıyorlardı belki ama yürekleri dolaşıyordu salonun her santimetrekaresinde. Maskesiz, tertemiz ve bir o kadar da asil duruşları vardı gözlemlediğim. Kazanma hırsını sadece ama sadece alınteriyle birleştirmenin haklı vakurluğu vardı üzerinde. Kendisiyle böyle barışık Yüreği böyle altı okka Ve hayata böyle feyk atan Engelli basketbolcu kardeşlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Yiğitlerin harman, yüreklerin civan olduğu, buram buram alınteri kokan Ahmet Fetgeri Salonu'ndan ayrılırken aklım büyük nezaket gösterip maça gelen ve o maçı pürdikkat gözlerle seyreden Del Bosque'ye takıldı. Ve bayağı gerilere gittim. Aklıma filinta boylu Pascal'ım düştü. Akrep dolu kuyulara itmişlerdi. İlkinde arkasında durmuştuk ama ikincisinde 100. yılımızdan vurmuşlardı. Yakışıyordu bize ve çok yararlıydı. İstemediler. Sonra Toshack düştü aklıma. Adam birkaç kişinin yerini değiştirmiş, birkaç kişi de yedek bırakmıştı. Oysa ileriye dönük büyük yatırımları vardı. Beşiktaş'a 10 senelik bir takım yaratacaktı. İstemediler. Ve Daum'a ilk defa sinirlendim. Ona bir gelecek hediye etmiştik kimyasalı (!) olmayan. "Lösemili çocuklar seni çok özledi" flaması hala gözlerimin önündedir. Beşiktaş'a hizmet ederken kokainman, bu ülkeye girmemesi lazım, 'Benim olduğum yerde çalışamaz' diyenlere hep göğüs gerdik. Oysa şimdi 'dahi' diyorlar. Onu bile hazmedemediler. Gönderdik. Zago'yu bile alet ettiler emellerine. Kuşadası'ndaki seminerlerinde linç ettiler adeta. Çünkü en iyi defans oyuncusunu transfer etmişti Beşiktaş. Heryerden saldırdılar. 'Cani' dediler, 'cellat' dediler. Halbuki çok yararlıydı bize. Yükselen bir değerdi. Maalesef gönderdik. Ellibir maçta bir mağlubiyet alan, geldiği sene şampiyon olan, dönen entrikalara delikanlıca dikilen, başarıları arttıkça korkaklıkla suçlanan ve avucumuzun içinden alınan şampiyonluğa isyan eden Lucescu ilişti hayallerime. Onu da istemediler. Hiçbirisinin arkasında duramadık. O kadar hızlı, o kadar sinsi dönüyordu ki çarklar alev alan yeri söndürürken öte yanı su basıyordu. İnce hesaplanmış milimetrik tezgahlanmış bu oyunlar devam etmektedir. Bize iyi olan hiçbir şey istenmemektedir. Ve kötüye ısrarla iyi denmektedir. Ve bu düzenin son oyuncağı Alex Ferguson'un yere göğe sığdıramadığı Steaua Bükreş'in patronunun 'Hayalimdeki tek şey elini sıkmaktır' dediği Vicente del Bosque'dir. Yanında mı yürürüz, arkasında mı dururuz bilemem. Elimizdeki takdire şayan taşlardan bir tanesidir. İnanılmaz kıskanılmaktadır. Şahsına desteğimiz sürdükçe mutlaka başaracaktır. Ve bu sefer kıskananlar çatır çatır çatlayacaktır. |