Sinsi siyaset!
19-10-2004
Uzun uzun düşünmüştü... Bunca zaman beraber yaşadığı çocuğa ne diyecekti? Çare yoktu. Emir kesindi. Ve vakit tamamdı. Terk edecekti, terk etti. Terkedilmişliğin verdiği acı, yerini kayıp rüzgarlarına bıraktı ve onca yıllık "Çarşı" Boyner oldu. İşte o anda tek oluşumuzun ve var oluşumuzun sayın Cem Boyner tarafından tescillenmesi(!) futbol kamuoyunu ne kadar ilgilendiriyor, ilgilenemem ama beni ayrı düşüncelere itti. Beşiktaş taraftarını Çarşı'ya yüklenerek bölmeye çalışmanın sinsi düşünceleri, siyaset sayfalarına bile taşınmıştı. Yapılan onca provoke, verilen onca ara gaz, "Terk ettirilememenin" rüküş kıyafetlerini andırıyordu. Oysa biz sevdanın ağır ağır kavrulduğu bir memleketten geliyorduk. Güneş bir dilim ekmeğin bölünmesine bile şahitti. Ve masmavi gökyüzünü hep bulutların arasından görüyorduk. Terk edilemeyen bir sevdanın altın prangalarını taşıyorduk yüreğimizde. Yağmur yağdığında altına girilecek bir şemsiyeydi "Çarşı" o kadar. Yoksa şanlı Beşiktaş taraftarından ayrı bir mukayese kantarına çıkarılmak zaptedilmiş köşelerin yılanlarla takviyesi değil de neydi?.. Aç ve susuz kalan, karanlık gecelerde ihaneti yaşayan ve can'ın binbir türlüsünü gerçek hayatında hisseden Ahmed Arif "Terk etmedi sevdan beni" derken Beşiktaş taraftarının sesi soluğu mu olmuştu yoksa?.. Arzulanan terk ediş, istenilen maça gelmeyiş ve istifa seslerinin bir türlü duyulamaması birçok kişiyi derinden yaralamıştır. Kurulan tuzaklar hep boş kalmıştır. Tek bir Beşiktaşlı bu tuzaklara düşmemiştir. Yedisinden yetmişine, bilinçli desteklemenin ne olduğunu yedi düvele göstermiştir. Sayın Cem Boyner "Çarşı"sını belki ticari bir amaçla terk etmişti ama saygıdeğer bazı büyüklerimizin medya desteğini de arkalarına alarak Beşiktaş camiasına sundukları "Çarşı'yı terk ediş" senaryoları ve kampanyaları, sayın Umur Talu'nun dediği gibi "Gazeteciliğin ve haberciliğin hakkıyla yapılamadığı" bir ortamda dahi iflas etmiştir |