I. SONUÇ Buraya kadar açıkladığımız devalüasyonun kapsamı, uygulama zorunluluğu, amaçları ve uygulanma yöntemlerini ve Türkiye’deki uygulamaları göz önüne aldığımızda, 1923 yılından günümüze kadar ülkemizde yapılan devalüasyon uygulamalarının hiçbiri beklenilen olumlu sonuçları vermemiştir. Ekonomisi sağlıklı, ithalat ve ihracatı, ödemeler blânçosu dengeli ülkelerde, zaten devalüasyon uygulamalarına gerek duyulmamaktadır. Ekonomisi darboğazda olan ülkelerde gerekli bütün önlemler alınarak ekonomiyi darboğazlardan kurtarabilmek amacıyla belli süreler ve olumlu sonuçlar için uygulanır. Ekonomisi sağlıklı, üretim gücü yeterli ülkeler bazı dönemlerde girdikleri darboğazları aşmak için gerekli önlemleri alarak uyguladıkları devalüasyon uygulamalarını fazla tahribat görmeden atlatabilirler. Fakat Türkiye gibi eğitim seviyesi, milli tasarruf ve üretim gücü henüz yeterli olmayan milli geliri bölgeler ve kişiler arasında dengeli hale gelememiş, aşağı yukarı her yıl bütçesi açık veren, iç ve dış borçları kabarık ve diğer ekonomik ve sosyal sorunları bulunan ülkelerde devalüasyonun tahribatlarını önleyebilmek ve olumlu sonuçlar almak çok güçtür. Bir süre için ihracatı artırarak döviz girdilerini artırmak mümkündür. Fakat kalkınmakta olan ülkelerin ithal girdilerine ihtiyaçların fazla olduğundan, devalüasyon nedeni ile ithal mallarının yükselen fiyatları ülkede hemen hemen tüm üretim alanlarında maliyet enflasyonunu yükseltecek ve bu yükseliş de kısa bir sürede ihraç mallarının fiyatlarını ağır ağır da olsa artıracaktır. Bu yükselişler sonucunda ihracatta azalmalar görülecektir. Enflasyon yine tırmanışa devam edecek, diğer ekonomik darboğazlar ortadan kalkmayacaktır. Türkiye kalkınmakta olan bir ülke olarak, ithal mallarına daima muhtaçtır. Bunların ve diğer ithal mallarının yüksek fiyatlarla ithali, ister istemez iç fiyatları yükseltecektir. Fiyatların yükselmesi yanında, uygulanan devalüasyonlarla, elde dövizi bulunanlar, menkul ve gayri menkul sahipleri bir kat daha zenginleşmekte, bunların yanında sabit gelirli dar gelirli vatandaşımız iyice fakirleşmektedir. Türkiye’de yabancı kuruluşları kâr transferlerini yeni kurlardan yaparak büyük kârlar elde etmektedir. Yine Türkiye’de yatırım yapacak yabancı sermayedarlar yeni devalüasyon kurları üzerinden üretim araçları ve nakit yatırımları yapacaklarından, avantajları ve kâr marjları çok büyük olacaktır. Bunların yanında, başarılı bir devalüasyonun, ihracatı çoğaltma, ödemeler blânçosundaki açığı kapatma, döviz girdilerini artırma, turizm gelirlerini çoğaltma, iç fiyatları yeterince istikrarlı tutma, Türk parasını yine yeterince istikrara kavuşturma gibi faydalar sağlayabilmesi, yukarıdaki olumsuz sonuçların etkisini, çoğa zaman önemli sektörlerde ülke ekonomisi lehinde sonuçlandırabilecektir. Serbest kur politikasına girdiğimiz 1980’den günümüze kadar TL’nin serbest kur piyasasında sürekli değer kaybetmesine pek çok iktisatçımız, serbest kur piyasası uygulanması nedeni ile TL’nin değer kaybetmesini, devam ede gelen devalüasyon olarak kabul etmektedirler.4 |