(Sabah-ı ma’rifet dünyayı tuttu) Kadınlara da’ir yazılan birçok asar-ı nadire ağuş-ı ma’rifetini açıyor. Ezcümle (Malumat) (Hanımlara mahsus malumat) ile bize bu devr-i terakkinin kadınlarda husule gelen maksat-ı ciddiyesini gösteriyor. Okuyalım, Allah aşkına! Bakalım, şu 13 numaralı nüshada ne var! İşte: Burada edebiyat kısmını (Hanımlara ta’lim kitabet) işgal ediyor. Bu bahsin ne kadar mühim olduğunu söylemek icap etmez sanırım. Mesela gurbette bulunan bir zevc ile İstanbul’da kalan bir zevce beyninde mektuplar te’ati olunacak. Kadının balzat o mektubu yazması elzem olduğu gibi üslub-ı ifadeye dikkat etmesi de lazım. Zevc ve zevce beynindeki o mukaddes serar-i kalbiyeyi bir yazıcının kalemine tevdi etmek ne yaman bir şeydir! Erkek ile kadın arasında öyle sera’ir-i mukaddese vardır ki onları kadının kalbi hisseder, kendi yazmak ister. Bigane bir kalem çok şeyi yazamaz. Bununla beraber yazı yazmakta tamamen hisse-i tabiyyet lazım geldiği kadar üslup-ı kitabete de kesb ü kavf etmek lazım gelir. No.: 14 Sayfa 28 Öbürü refikasının buselerini tasdik etmekle beraber parmaklarıyla sahifeyi çevirdi: Mülahazatına bunu terdif etti: -Fahru’n-nisa hanımın mektubunu okuyalım. Şimdi bu mektup, ikisinin de, nazar-ı takdir ve intibahını celb ediyordu. Bu mektupta ma’işet-ı frankanenin kadınlarımız için ne kadar mazar olduğu etraflı bir surette anlatılmıştı. Henüz dini, mezhebi hatta lisan-ı maderzadını öğrenmemiş etfali ecnebi mürebbiyelere teslim etmek gibi islamiyet ve insaniyet ile kabil-i tevfik olmayan bir mazarrat, bu varakada, alimane bir surette teşrih olunuyordu. Kendi para ve arzularıyla ciğerparelerini fesad-ı ahlaka sevkeden babaların halık nazarında ne kadar ma’yup olacakları gösterilmişti. |