No.: 23 Sayfa 47 11 Cemaziye’l Ahir 1313 Tenbih 8 Ahenk ifadenin lafzi ve manevi iki kum olduğunu beyan ile kısm-ı lafzisini tarif ve izah etmiştik. İfadatımızı ihtiva eden elfaz ve kelimatın hüsn-ü imtizacıyla lisana sıklet ve sem’e kerahet verecek suretde tertip olunmamasından salif üt Zikr ahenk-i lafzi yani intizam-ı ibarede hasıl olduğu cihetle eğer çe şayan-ı itina ve dikkat ise de husus u mezkur esasen manaya talik etmeyip bir nev-i intizam-ı ibare kabilinden bulunmakla yukarıda dediğimiz cehle ve mücerred ahenk-i ibareyi tahsil için ruh’ul kelam olan manaya halel verecek teklifler de bulunmak lazım gelir. Zira elfazu kelimat kavalib mani olup onların telaffuz ve kıra etlerinde lisanen hasıl olacak zevkden ziyade manaları muteber olduğundan ahenk in en mühimini bu cihetde aramak iktiza eder. Benim buluşuma göre göre elfaz ve kelimat beden ve libas gibi olup ondan mündemic ve münderic olan mana ise zat ve ruh makamında bulunmakla bunların da suret ve siret ve zahir ve batın kadar fark vardır. Binaenaleyh ahenk-i lafziden ziyade ahenk-i maneviye riayet ve dikkat lazım olup lafzi ve maneviye haiz ahenk olan ifade ise numune-i letafet addolunacak kadar güzel ve cazibeli bir kızın endam-ı dil arama münasebet ki kisve-i rarife ile hıraman olmasına benzer. |