07-02-2007, 14:49
|
#129 |
| Guest | İlm-i mesai elfazın mukteza-yı zahire ve kelamın icab ve mevkia muvafık olmasından bahseder demiştik. Bu mutabakat söylenecek sözün makama ve muhatabın hal ve şanına ve işin icabına göre olmalıdır. Mesela viladet ve nikah-ı tebriknamelerinde tes’id ve tehnete dair sözler yazılıp mahzuniyyeti meşar olfazın kullanılmaması yani düğün evine matem elbisesiyle gider gibi hareket olunması suretiyle mutabakat aranır. Bir validenin kızına karşı (cariyeniz) damesi ve kendisinden büyüğüne kızım diye hitap eylemesi dahi bu kabilden olup binaenaleyh söylediğimiz ve yazdığımız sözlerde hal ve mevkie ve muhatabın şanına ve işin icabına mutabakat aramak (ahenktir) bununla beraber kelamı teşkil eden müsned ve müsnedlerin ve cümlelerin yekdiğerine takdim ve tehirinde dahi (Ahenk) mevcud olup mesela müsned’ül - ileyh takdimi lazım gelen yerde takdimi muvafık ahenk olmadığından bu cihetle de tertip - kelama dikkat olunmalıdır. Buruca ati derc olunan hassalı ve tashihli numunelerden kelamın muktezayı hale mutabakatı müsteban olup müsned ve müsned’ül-ileyhin takdim ve tehirleri, hakkındaki muamelat ise sırası gledikçe yazılacaktır. |
|
| |