07-02-2007, 14:50
|
#131 |
| Guest | cem’e dahil olamaz. Mesela her etçrafta ve her mekteplerde denilemeyip her tarafta ve her mektepte denilir. Binaenaleyh mezkur mektuptaki (zira ki) yerine zira ve (her ahvalde) yerine her halde yazılarak ahenk-i lafzi gözetilmelidir. Derc ettiğimiz şu birkaç numune kelamın mukteza-yı hale mutabakatı hakkında bir fikir verebilir. İlm-i meaninin başlıca bahsettiği işbu (mutabakat) maddesi zannolunduğu kadar mühim ve güç bir şey olmayıp hergün konuştuğumuz sözlerin makam ve muhataba göre olması yani abık sabık lakırtı kabilinden bulunmaması için ettiğimiz dikkat ve gözettiğimiz münasebetten ibaretç olduğu aşikardır. Büyükten küçüğe söylenecek söz ile akran beyninde yahut küçükten büyüğe söylenecek sözlerin birbirinden lafız ve menaca farklı olması tabi olup bununla beraber erbab-ı şeref ve hissiyat ile ahadnase olunacak ifadatın güzelliği yine lafzen ve manen farklı olması lazım gelir. Milli darb misallerimizden olup sırası düştükçe irad olunan (her makamın bir makalı ve her makalın bir bir makamı vardır. Adamına göre söz söylenir. Damdan düşer gibi söylenmez. Her sözün bir sırası vardır.) Ve emsali cümleler bize mutabakatın ne demek olduğunu bildirmekte idüğünden meaninin bu bahsini anlamakta (güçlük çekemeyeceğimiz (Biraz tenafür hiss olunur) tabiidir. Binaenaleyh ifadat-ı tahririyemizde lakırtımızdan ziyade münasebet arayıp hitap olunan zatın kader ve hissiyatına ve anlayışına ve ifade etmek istediğimiz şeyin mahiyet ve ehemmiyetine göre tanzim-i kelam iktiza eyler. Kelamı muktezayı hale xtevfik etmeyecek olursak ifademiz noksan ve ahenk-i maneviden mahrum kalacağından bize hakkıyla katip ve münşi denilemez. Mamafih ahenk-i manevi yalnız mutabakatla bitmeyip müsned ve müsnedül ileyhin takdim ve tehir ve tarif ve tenkiri misulü daha bir takım kavaid ve erkana tabi olduğundan buruca ati ita olunacak malumata dikkat ve elden glediği kadar tatbikatına gayret olunmalıdır. |
|
| |