07-02-2007, 14:51
|
#134 |
| Guest | Gelelim kelamın tanzim ve tertibatına yukarıda dediğimiz vecihle müsned ve müsned ün ileyh kelamın iki rüknüdür.y Eczayı asliyesindendir. Bunların bir takım müteallekatı dahi vardır. Sırası geldikçe beyan olunur. Müsnedün ileyh: Lisan-ı Osmaninin şivesi icabınca daima takdim olunur yani (müsned) den evvel yazılır. Şiirde tehiri caizdir. Nesirde tehiri caiz değildir denecek reddede enderdir. Binaenaleyh yazdığımız mektuplarda müsnedün ileyhi evvel müsnedi sonra yazarak tertip-i kelama dikkat etmek gerekir. Mesela: (Manzume Hanım geldi), (Hoca Efendi ders takrir etti) terkiplerini (Geldi Manzume Hanım), (Ders takrir etti Hoca Efendi) suretine nakledemeyiz. Eder isek nasc-i kelam bozulur. Fistanın eteğini bele getirip giymek gibi olur. Çünkü (Manzume Hanım) müsnedün ileyhdir hakkı takdimdir. (Geldi) müsneddir. Hakkı tehirdir. Keza: Hoca Efendi müsnedün ileyhdir. Ders takrir etti müsneddir. Bu müsned ve müsnedün ileyhin sıfatları, falanları sonradan ayrılacaktır. Suhuletle anlaşılsın diye tafsil etmemekteyiz. No.: 27 Sayfa 60 Nağme-han-ı Muhabbet Anlıyor musun mütefekkir kadın? Senin için ne düşündüğümü biliyor musun? Mazideki bir tebessümü düşünerek, kendini böyle el işleriyle müteselli etmek istiyorsun. Öyle değil mi? Ben hissediyorum: Sen çok düşünüyorsun! Biraz bunları bırak! Sular kararır, nesim bile teneffüs etmez, işte o zaman: Ben nağme han olayım, sen dinle! ¨ |
|
| |