Bunun üzerine Tevfik Paşa gerekenlerle ve hükümet üyeleriyle durumu tartışmış ve 29 Ocak 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği cevapta, çeşitli sebepler den ötürü İstanbul Hükümeti’nin devamının zorunlu olduğunu, belirttikten sonra bu hükümetin, şimdiki müsait durumun Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin çabaları sonucu olarak meydana gelmiş olduğuna ve Ankara ile birlik halinde hareket etmenin lüzumuna inandığını, “Şimdiye kadar Anadolu’yu tanımaya bile lüzum görmeyen Avrupa hükümetlerinin”, Anadolu delegelerini konferansta görmeyi şart kılmalarının çok önemli bir hal olduğunu, bir şekil meselesi sebebiyle bu mutlu değişiklikten faydalanmamanın, “Millete karşı der-uhde” edilen göreve aykırı düşeceğini söylemiş ve hemen delegelerin İstanbul’a gönderilmesini istemişti. Bu yazışmalardan sonra gerek İstanbul gerekse Ankara’nın, inandıklarından her hangi bir fedakârlık yapma niyetinde olmadıkları anlaşıldı. Nitekim, bu sıralarda Ankara’da adeta tutuklu gibi bulunan eski Sadrazamlardan Ahmet İzzet Paşa’nın, İstanbul’a gönderilen ve Ankara’yı destekler görünen telgrafı ile “İcra Vekilleri Hey’eti Reisi” Fevzi Paşa’nın, yine İstanbul’a gönderilen ve Londra Konferansına yollanacak hey’etin “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından intihab ve i’zam edileceği”ni, bu hey’etin “Umum Türkiye menâfiini temsil edecek yegane heyet olduğunun” ilân edilmesi gerektiğini belirten, 30 Ocak 1921 tarihli yazısı da iki tarafın uzlaşmasına hizmet etmemişti. |