Bununla beraber delegeler, Doğu Trakya ile İzmir bölgesinde Müslüman ve Hıristiyan nüfusun tespiti için bir komisyon kurulmasını istediler, Bu teklifi Türk delegeleri kabul etmiş, Ankara red etmişti. Yunanlılar ise buna asla yanaşmamış1ar Çünkü, “Yeni Kral için Venizelos’un istihsal etmiş göründüğü şartlardan daha fena şartlar kabulü ma’nen imkansızdı”. İşte bu şartlar altında konferans, Sévres antlaşmasında bazı değişiklikler yaptı ve bir ay zarfında bunlara cevap verilmesi gereğini Türklere ve Yunanlılara duyurdu, Türk delegelerine verilen projeden anlaşıldığına göre Müttefiklerce Türkiye’nin “Cemiyyet-i Akvâm’a” girmesi kabul ediliyor; “Bazı kayıtlarla Türkiye’nin İstanbul’dan ihracına dair muahede’de mevcut” olan kayıt çıkarılıyor; Boğazlar Komisyonu’nun başkanlığı Türklere bırakılarak başkanın iki oy’a sahip olması esası kabul olunuyor; Türk jandarma ve yardımcı kıt’aları biraz fazlalaştırılıyor. Türkiye’de kalacak yabancı subayların sayısı azaltılıyor ve maliye komisyonuna da Türk Maliye Nazırı fahri başkan oluyordu. İzmir şehri ise bu projeye göre, Türk hazinesine bir miktar para ödenmek; Cemiyet-i Akvam tarafından atanacak bir Hıristiyan vali tarafından idare edilmek; İzmir vilayeti dahilindeki güvenlik, İ’tilâf Devletleri subaylarının idaresi altında çeşitli unsurlardan meydana gelecek bir jandarma kuvveti ile korunmak ve şehirde bir miktar Yunan askeri bulunmak şartıyla Türkiye’ye verilecekti, fakat, Türkler ve Yunanlılardan her biri beş yıl sonra bu idare tarzının değiştirilmesini Cemiyyet-i Akvamdan isteyebilecekti. Yine bu konferans’ta Müttefikler, Kürdistan için Türklere bazı haklar tanıyabileceklerini, Ermenistan sınırlarının ise “Cemiyyet-i Akvam’ın göndereceği bir komisyon” tarafından ta’yin edileceğini kabul ediyorlardı. |