. İşte 28/29 Temmuz gecesi, huzurunda toplanan bu komutanlarla Mustafa Kemal Paşa, “Umûmi bir tarzda taarruz hakkında müdavele-i efkâr” etti. Ertesi gün Gazi Mustafa Kemal Paşa, Fevzi ve ismet Paşalarla birlikte, “Taarruzun tarz ve teferruatını tespit” ettikten ve 1 Ağustos’ta Akşehir’e gelmiş olan Milli Savunma Bakanı Kâzım (Özalp) Paşa ile de ilgili işler üzerinde görüşüp gerekli direktifleri verdikten sonra Ankara’ya dönmüş ve 4 Ağustos’ta taarruz kararını hükümete duyurmuştu. Bunun üzerine hükümet, meseleyi müzakere etmiş, tartışmış ve sonunda Başkomutanlığın taarruz kararına, “Bütün avâkıbini nazar-ı dikkate almak suretiyle” katılmıştı. Fakat taarruzun hangi gün yapılacağını hâlâ kimse bilmemekte idi. Bununla beraber Batı Cephesi komutanı İsmet Paşa, 6 Ağustos 1922’de, gizli olarak ordulara taarruz hazırlık emrini verdi. 8 Ağustos’ta da, İkinci ordu Komutanlığı ilginç bir takım tedbirler aldı. Fakat bütün bu hareketler, büyük bir gizlilik içinde yapılmış olmasına rağmen yine de etrafta Türklerin bir Taarruz hareketine girişecekleri söylentileri dolaşıyordu. Nitekim “Roma Mümessili Celaleddin arif Bey”, 27 Temmuz 1922 tarihli yazısında, Yunanlıların İngilizlere baş vurarak, 15 Ağustos’a doğru Türklerin taarruza geçeceklerini söylediklerini, bu sebeple de Türk-Yunan meselesinin bir an önce halledilmesini veya “Muâvenet-i maddiyye’de” bulunulmasını istediklerini bildiriyor, bu yüzden bir haftadan beri İngiliz ve Fransızların telaş içinde olduklarını belirtiyordu. |