Şevket Süreyya, Türkiye'nin dünya üzerindeki yerini saptarken, ulusal bir
şövenizmden ya da gözü kapalı bir spekülasyondan hareket etmiyor. Elinde,
Mustafa Kemal Atatürk'ün başarı eylemi o sırada ortaya atılan --devletçilik--
gibi yeni uygulama yöntemleri ve sağlam bir kuram vardır. Şu satırların
bugünkü Türkiye bakımından geçerliliği ve --merkez-çevre-- kuramına dayalı
--karşı-emperyalist devrim-- modeli açısından doğruluğu şaşırtıcıdır:
--Bir zamanlar müstemleke ve yarı-müstemlekelerin sefalet haddini, büyük
sanayi memleketlerinde tekniğin terakki derecesi tayin ederdi. Şimdi
müstemleke ve yarımüstemlekelerle iktisaden tabi memleketlerde tekniğin
terakki derecesi, büyük sanayi memleketlerindeki sanayi dağılışının haddini
ve şiddetini tayin edecektir.
Metropollerin, yani başka memleketlerden çekilen fazla kıymetler hesabına
yaşayan memleketlerin teknik temeli günden güne sarsılıyor. Müstemleke ve
yarı-müstemlekelerin istismarına istinat eden rejim, artık tabii ömrünü
yaşamıştır. Bize --Buhran-- diye anlatılan şey, hakikatte, eski istismar
nizamına göre kurulmuş eski metropol hegemonyasının teknik bazının bir
sarsıntısından başka bir şey değildir. |