Açıkça görüldüğü gibi, bu yazısıyla Mustafa Kemal, --Tek Adam-- olmaya
talipti. Onun bu isteğine karşı çıkanlar, yine kendi ifadesine göre, iki
noktada kuşku duyuyorlardı: Birinci nokta, tüm yetkileri Mustafa Kemal
üzerine aldığı için, artık Meclis'i gereksiz sayıp kapatabileceğiydi. İkinci
nokta ise, o dönem Meclisinin havasını aktarabilmesi bakımından çok ilginçti:
Birtakım milletvekilleri, kendi güvenliklerinden kaygı duyuyorlardı. Hiç
kuşkusuz, bunlar, kendilerini Mustafa Kemal'e açıkça karşıt gören ve bu
yüzden şu ya da bu biçimde tasfiye edilmelerinden korkan milletvekilleriydi.
Mustafa Kemal Paşa iyi bir taktisyendir. Tüm bu kaygıları dinler, hak verir;
bunların hepsine çare bulan bir yasa önerisinde bulunur. 5 Ağustos'ta bu
öneri kabul edilir. Böylece, artık yalnız fiilen değil, yasal olarak da.
Mustafa Kemal --Tek Adam--dır. Üstelik bunu, hiçbir zorlamaya başvurmadan,
tümüyle, Meclis'in isteğiyle, adeta --lütfen-- kabul etmiştir. Tarihteki öteki
--liderler--in tek adam olabilmek için başvurdukları yollar akla gelirse,
Mustafa Kemal'in onlara olan taktik üstünlüğü hemen ortaya çıkar.
Kısaca, Mustafa Kemal'in Meclis'in tüm yetkilerini kendinde topladıktan
sonra yaptıklarına bakarsak, bu yetkilerin hiç de --lafta kalmadığını-- ve
sonuna kadar, işlevsel bir biçimde kullanıldığını görürüz. Hemen 7 ve 8
Ağustos tarihlerinde on adet emir çıkartıyor. --Tekalifi Milliye-- emirleri
elenen bu emirler, ordunun gereksinmesi olan araç, gereç ve uzmanların
sağlanması için ülke halkının topyekun seferberliğini öngörüyordu. Ayrıca,
son derece önemli bir nokta olarak da, İstiklal Mahkemeleri oluşturup, bunları
Kastamonu, Samsun, Konya ve Eskişehir'e yollamıştı. Bu arada, hükümette de
bir iki değişiklik yaparak, ordunun yönetimini daha etkin bir biçime sokmuştu.
Bütün bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, Mustafa Kemal için --örgüt--
ancak devrimci eylemine güç kattığı oranda işlevseldi. Bu güç ise en kısa
biçimde, önce küçük grupların oluşturulması, daha sonra da bu küçük gruplar
içinde --lider--in yetkisinin --meşru--laştırılması açısından anlam taşıyordu. |