Kral I.Yorgi döneminde Osmanlı –Yunan ilişkileri gerginleşmiş ve Girit isyanları yeniden patlak vermişti. Böyle buhranlı bir dönemi çok iyi kollayan Rusya, Girit Rumlarını korumak ve 1856 Kırım harbindeki Karadeniz haklarını kısıtlayan muahedeyi kaldırıp, bozmak için Türkiye’ye savaş ilan etti. Tarihte “93 Harbi” diye geçen bu savaşta Osmanlı devleti çok zor bir duruma düştü. Sulh istemek zorunda kalan Osmanlı devleti ile Rusya arasında 1878’de Ayastefanos Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre Rusya, Girit adasında ıslahat yapılmasını ve uygulanmasını isteyen bir madde koydurttu. Bu madde ise; devletler arası bir nitelik almasına neden oldu. Bu da ada üzerinde İngiliz – Rus rekabetini doğurdu. 1878 Ayastefanos Antlaşması arkasından toplanan, Berlin kongresi ile Rus istek ve faaliyetlerini önlenirken, Yunanistan’a toprak avantajları sağlamıştır. 1861’de İtalya’nın 1871’de de Almanya’nın milli birliklerini sağlayıp, Avrupa sahnesine çıkmasıyla Rusya, benimsemiş olduğu “panslavizm” ideolojisi doğrultusunda, kendi yayılma politikasına ağırlık vermeye başlamıştır. Öte taraftan Babıali, 1878 Berlin Antlaşmasından hemen sonra Girit Hıristiyanlarının İngiltere’ye başvurmaları ve bu devletin diğer büyük devletlerle beraber baskı yapılması üzerine, Girit sorununu çözümlemeye karar verdi. Bu amaçla, 9 Eylül 1878’de, olağan üstün komiser unvan ve göreviyle Gazi Ahmet Muhtar Paşa’yı Girit’e gönderdi. |