Bu durum altı yıl kadar sürdü. Fakat 1895 ilkbaharında İstanbul’da ve diğer vilayetlerde Ermenilerin ayaklanması, Büyük devletlerin Osmanlı Devleti iç işlerine karışması, hatta donanmalarını İstanbul önlerine göndermeleri ve Avrupa’da Osmanlı Devleti aleyhine bir kampanya başlatılması üzerine, 1895’te Girit Rumları yeniden ayaklandılar. Rumların Müslümanlara saldırması, iki taraf arasında silahlı çarpışmaların bütün adaya yayılmasına sebep oldu. Osmanlı Devleti, Rumların imtiyazlarının bir kısmını iade ettiyse de, Rumlar yatışmadılar. Yunanistan ise yine müdahaleye hazırlanıyordu. Bu sebeple, Avrupa devletlerinin işe karışması ile bir konferans toplandı ve bu konferansın 1896 Ağustosunda kabul ettiği reform projesini Rumlarda kabul etti. 1896 reformu, Halepa Anlaşmasının tanıdığı imtiyazları iade ediyordu. Bunlar Girit’e beşer yıl süreli Hıristiyan valiler tayin edilecek ve memuriyetlerin üçte ikisi de Rumlara verilecekti. Osmanlı, Yunanistan ve büyük devletler arasında en yoğun olan dönem 1896-1897 ve Girit sorunudur. Daha net olarak söylemek gerekirse, bu dönemde Girit sorunu, 1897 Türk-Yunan savaşının çıkış nedeni olmuştur. 1897 Şubatında Girit Rumları yeniden ayaklanıp, kendilerini Yunanistan’a kattıklarını ilan ettiler. Yunanistan, bu katılmayı tanıdığı gibi, Veliaht Yorgi komutasındaki donanmayı Girit sularına gönderdi. Daha sonra da Albay Vassos komutasında 2000 kişilik bir kuvveti adaya çıkardı. Yunanistan’ın amacı kuvvet zoru ile adayı ele geçirmek idi. |