Biz o inançtayız ki dünya ölçüsünde bir şiir lisânı olan Fransızca'nın en gür sesli şâiri Victor Hugo, o tannân ve raksân [güzel sesle çınlayan ve danseden] Fransızcasıyle söylemek isteseydi, Süleymâniye'de Bayram Sabâhı şiirini, belki de söyleyemezdi. Bugün Türkiye'de yeni Türk nesillerine ebediyyen unutturulmak istenen dil, işte bu dildir. Bu dil,
Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede,
Bir mehâbetli sabâh oldu Süleymâniye'de.
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi,
Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan
mısrâlarıyle başlayarak, bizim Anadolu'daki en büyük millî tekevvünümüzü [var oluşumuzu] dile getiren şiirdir. Bu şiir,
Ordu - milletlerin en çok döğüşen, en sarpı,
Adamış sevdiği Allâhına böyle bir yapı.
En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin
seviyesine yükseldikten sonra, bize millî romantizmimizi, el ile tutulacak kudretle idrâk ettiren, şu mısrâları sıralayan şiirdir: |