Milli Mücadele

  • Bu konu boş.
10 yazı görüntüleniyor – 16 ile 25 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1453791
    imparator

      Yunanistan'da 1909'daki devrimle Venizelos; İngiliz, Fransız sermayedarları ile ortak olan Yunan burjuvazisi desteğiyle iktidar olmuştu. Kendilerine yakın topraklarda yayılma sahaları aramaya başladılar. Bundan da Megalo İdea doğdu. Biz bunu kurtlar sofrasında kemiklere razı olan çakalların haline benzetiyoruz.
      Maalesef 1947'den itibaren Mandacı İsmet'in BATI'ya yamanmasıyla birlikte TÜRKİYE'ye de bu duruma düşmüş, hatta 1991'de TÜRK Cumhuriyetleri'nin bağımsız olmasından itibaren bunu açık açık ifade etmekten kaçınmamıştır. Çakallığın, kemik artıklarına talep olmanın adı da " Orta Asya'ya BATI'yla birlikte girmek" olmuştur!
      Fener Patrikhanesi 9.3.1919'da bir bildiri yayınlıyarak Rumlar'ı OSMANLI tebaalığından "azat" etmişti! Böylece OSMANLI DEVLETİ ile ilişkileri kestiğini açıklıyordu. Ayrıca İstanbul'un Yunanistan'a bağlanmasını, Kuzey ve Doğu Anadolu'da Portus Devleti kurulmasını talep etmişti!..
      Bu tutum da şimdiki Patrik efendinin davranışından farklı değildir. Herif İstanbul'a "Vatikan" statüsü sağlamaya çalışıyor… İlk yapılacak iş, bu tutumundan vazgeçmediği ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ne sadakatini açıklamadığı takdirde, yurt dışına sürüleceğini açıklamaktır!
      Milliyetçilik heveslerine kapılmış olan Kürtler de; Ermeniler'i Amerikalılar almaya kalkınca, İngilizler'in himayesiyle "bağımsız" olma çabalarına girmişlerdir.

      #1453792
      imparator

        Çerkezler ise 1921 yılında bir kongre toplıyarak "Şark-ı Karib Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti" kurmuşlar, Yunan ordusunun himayesi altında örgütlenmişler, Adapazarı dolaylarında bir devlet kurma çabalarına girmişlerdi!
        Hepsi bir büyük ülkeye yamanarak, ona hizmet sunarak sözde bağımsızlık sağlamak peşindedir. Aslında kocasının baskısından kaçıp geneleve düşen kadının haline benzer.
        Halbuki ÇEÇEN halkı 1.5 milyon nüfusu ile koca Rusya'ya kafa tutup tek başına bağımsızlığını elde etmiştir. (1997) Bizim MİLLİ MÜCADELE'mizden sonraki tek örnektir!
        – MUSTAFA KEMAL Anadolu'ya geçmeden önce (8) son defa VAHDETTİN'i görmeye gittiğinde, Padişah kendisine şöyle hitap etmiş:
        – "Paşa, paşa!..Şimdiye kadar DEVLET'e çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Fakat bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa!.. DEVLET'i kurtarabilirsin."
        Arkasından MUSTAFA Kemal, geniş bir örgüt istiyen çalışmaları için bir tahsisatın verilip verilmeyeceğini sorunca PADİŞAH:
        – Muktezi her türlü masrafın iş'arınız ve tensibinizle verilmesi hususunda Sadrazam Paşa'ya derhal irade edeceğim,
        demişti. (Kutsal İsyan, cilt 2, sf. 212-213)

        #1453793
        imparator

          Yani VAHDETTİN, MUSTAFA KEMAL'e altın ve para vermiştir. Bu hususun artık CUMHURİYET TARİHİ'nde yer alması gerekir.
          Gerçek şudur ki, sarhoşu, aptalı, delisi vardır ama, HİÇ BİR OSMANLI PADİŞAHI "HAİN" DEĞİLDİR!
          – İttihat ve Terakki kadrosu bütün vatanperverliğine, idealist girişimlerine rağmen koca bir imparatorluğu elden çıkarmamıza neden olmuş; MUSTAFA KEMAL kadrosu ise yeni bir DEVLET kurmuştur… Bu iki kadro da az farkla hemen hemen aynı insanlardır.
          Son dönemdeki OSMANLI kadroların hemen hepsi Saray'a karşı bir azınlığın örgütlenmesidir. KUVVA-YI MİLLİYE kadrosu ise daha ilk baştan Saray'a karşı olmadığını, dış düşmana karşı olduğunu açıkça söylemiş antiemperyalist bir kadrodur.
          Bu antiemperyalist yapıyı hazırlayan elbetteki Mondros Mütarekesi idi. Bu mütareke OSMANLI Devleti'ni tasfiye edip TÜRKLER'i Orta Anadolu'ya hapsedince, o güne kadar Saray'a karşı olan kadrolar, karşılarında istedikleri "özgürlük, eşitlik, meşrutiyet, adalet" gibi şeyleri verecek Saray kalmayınca, emperyalist güçlere yöneldiler.

          #1453794
          imparator

            Ordusuz kalmış subaylar, idealistler, aydınlar ve başıbozuklar… Bunlar, yani KUVVA-YI MİLLİYE çok yönlü ama tek hedefli bir kadro hareketidir. Ama kütlesel bir halk hareketi değildir. Kütlesel bir hareket olsa, İstiklal Mahkemeleri'ne ne ihtiyaç vardı?.. Kütlesel bir hareket olsaydı, Sakarya Subay Savaşı olmazdı. Halk ancak Sakarya'dan sonra zafer kesinleşince toplu olarak harekette yer almıştır. Bu gecikmede 1910'dan beri süren aralıksız savaş ve yoksulluğun etkisi büyüktür.
            – Ermeni göçü Orta ve Doğu Anadolu'da yeni bir durum ortaya çıkarmıştı. Ermeniler'in boşalttıkları topraklar, evler ve işyerleri; Kürtler, Lazlar, Çerkezler arasında bölüşülmüştü. TÜRKLER bu talandan hiç yararlanmamışlardır. Karşıda ise Sovyetler kurulmuş, Ermenistan meydana çıkmıştı. Bir orduları vardı, ve TÜRKİYE üzerine yürümeye hazırlanıyorlardı. Mücadelenin Doğu'da başlaması bu potansiyel direnmeden dolayıdır… (9)
            Havza Tamimi 10.6.1919
            Amasya Mülakatı'nda (20-22.10.1919) İstanbul hükümeti ile Heyet-iTemsiliye barış konferansına gidecek kişilerin isimleri belirlenmişti.Ama savaş sonrasında bu uygulanmadı, çünkü aradan pek çok olay geçmişti.
            – Amasya Tamimi:

            MİLLETİN İSTİKLALİNİ, YİNE MİLLETİN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR!..

            – Erzurum Kongresi Kararları:
            – MİLLİ HUDUT DAHİLİNDE VATAN BİR BÜTÜNDÜR. ONUN MUHTELİF KISIMLARI BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ!
            – Hükümetin yıkılması halinde HER TÜRLÜ YABANCI İŞGAL VE MÜDAHALESİNE karşı MİLLET BİRLİKTE MÜDAFAA VE MUKAVEMET EDECEKTİR. (10) (23.7.1919)
            MANDA VE HİMAYE KABUL OLUNAMAZ!(23.7.1919)</< P>

            #1453795
            imparator

              – Sivas Kongresi Kararları:
              – OSMANLI toplumunun bütünlüğü, İSTİKLAL'imizin temini, HİLAFET ve SALTANAT'ın korunması için KUVVA-YI MİLLİYE'yi amil ve MİLLİ İDARE'yi hakim kılmak esastır.
              – TÜRK VATANI'nın tamamiyetini ve TÜRK MİLLETİ'nin TAM İSTİKLAL'ini temin etmek için icabederse ayrıca bir HÜKÜMET kurulacaktır. (11) (4-11.9.1919)
              – MİSAK-I MİLLİ'yi İSTANBUL'da açılan OSMANLI MECLİS-İ MEBUSAN'ı hazırladı ve kabul etti. (12) (17.2.1920)
              MUSTAFA KEMAL şöyle diyordu:
              – "Mütareke aktolunduğu gün, hudut İskenderun Körfezi cenubundan ANTAKYA'dan, HALEP ile Katma istasyonu arasında, ÇARABLUS köprüsü cenubunda Fırat nehrine mülaki olur. Oradan DİRİZOR'a iner; badehu Şark'a temdit edilerek MUSUL, KERKÜK, SÜLEYMANİYE'yi ihtiva eder." (28.12.1920, Misak-ı Milli)
              – "ŞARKİ TRAKYA hinterlandımızın gayr-ı kabil-i fek bir kısmını teşkil etmekte ve TÜRK ekseriyetini haiz bulunmaktadır. TRAKYA'nın diğer aksamı için biz maalmemnuniye rey-i amm'a müracaat olunmasını kabul edeceğiz."

              #1453796
              imparator

                Aralarındaki anlaşma icabınca Kasım 1919'da İngilizler GÜNEYDOĞU bölgesinden çekilip gitti. yerini Fransızlar'a bıraktı. Sözde HIRİSTİYAN halkı MÜSLÜMANLAR'ın saldırısından korumak için bir de EERMENİ gönüllülerden bir alay oluşturuldu. Bunlar 1915'de tehcire tabi tutulmuş çoğu hain ve çeteci Ermeniler idi. Asıl maksat bölgede BATI'ya bağlı bir ERMENİSTAN kurmaktı. Ermeniler halka çok zulüm yaptılar. Kendilerine ait olduğunu öne sürüp toprağını, evini, malını aldılar. Direnenleri öldürdüler.
                Bu arada işgal altındaki GÜNEY ve GÜNEYDOĞU ANADOLU kendi başının çaresine bakmaya başlamıştı. MUSTAFA KEMAL de bazı değerli kişileri bölgeye kurtuluşu örgütlemek üzere göndermişti. Bu kişilere halkın kolay hatırlıyacağı çarpıcı kod adlar veriliyordu. KİLİKYA diye bilinen ADANA yöresine Yüzbaşı Osman Bey'in adı TUFAN, MARAŞ'a giden Binbaşı Kemal Bey'in adı DOĞAN, Yüzbaşı Ratip Bey'in adı SİNAN, ANTEP'e gönderilen Teğmen Mehmet Sait'in adı da ŞAHİN Bey olmuştu. KILIÇ ALİ Bey de o bölgede idi.
                Bu kişilerin akıllara durgunluk veren kahramanlıkları; Maraş, Antep, Urfa ve Adana'yı Fransız ve Ermeni işgalinden kurtarmıştır. Bu bölgelerdeki çarpışmaların her biri en az bir İnönü "zaferi" kadar önemlidir. Ancak nedense gözardı edilir.
                Yine aynı şekilde TÜRK büyüklerinden, kahramanlarından çoğunun adını insanımız duymamıştır. Bunlar hakkında yazılmış kitaplar, romanlar hep baskısı tükenmiş, unutulmuştur. "Aydın"larımız Deniz Gezmiş gibi vatan haini bölücü teröristlerin, hikayelerini dile getirir, anma törenleri düzenlerler de, bu ülkenin kurtuluşu için canını tehlikeye atmış, tek başına büyük işler başarmış BULGAR SADIK, HASAN TAHSİN, EYÜP SABRİ, ŞAKİR ZÜMRE, FUAT BALKAN, ESAT TOMRUK, DEMİRCİ EFE, YÖRÜK ALİ EFE, KARAYILAN gibi kahramanlar hakkında tek cümle bile bilmez!
                – 8.2.1920'de milli kuvvetler Fransızlar'ı ve Ermeniler'i tepeliyerek URFA'ya girdi. 9 Şubat'ta Fransızlar MARAŞ'ı terketti. Hemen arkasından ANTEP kurtarıldı. Bölgede kalamıyacaklarını anlıyan Fransızlar ANKARA ile anlaştı ve 5.1.1922'de ADANA'dan da çekildi.

                #1453797
                imparator

                  – 16.3.20'de İngilizler Şehzadebaşı Karakolu'nu basıp uyuyan askerlerimizi şehit ettiler. İSTANBUL işgalini resmen açıkladılar. Ertesi gün MECLİS'i basıp milletvekli Rauf Orbay ile Kara Vasıf'ı tevkif ettiler.
                  – Kızılay'ın İstiklal Savaşı'nda çok hizmeti oldu. Kervanlar ile Samsun'dan Ankara'ya çok silah ve malzeme nakletmiştir. Anadolu'dan İngiliz'in topladığı top, tüfek, cephane İstanbul'da depolanmış, İngiliz ve Fransız askerlerinin denetimine verilmişti. Silahlar bu askerlerden para ile alınır, ANADOLU'ya gizlice gönderilirdi.
                  – MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ'nin önemli isimleri:
                  İsmet Bey(Paşa) Amerikan mandacısıdır… Ne babası, ne anası, ne ailesi hakkında hiç bir yerde fazla bir bilgi yoktur. Herkes onu Malatyalı diye bilir. Ancak aslen "Bitlisli olduğunu" Rıza Nur'a söylemiş ve "Bitlis'te Türk var mı?" diye sormuştur!.. Malatya'da ailesi "Haçikler" diye bilinir. Bu kelime Ermeniler'e verilen addır. Babasının Malatya ile bağlantısı ise, orada "mahkeme başkatipliği" yapmasından ibarettir! MİLLİ MÜCADELE'ye sonradan katılmıştır.
                  Ali Kemal İngiliz yanlısı… Abdullah Cevdet Kürtçü… Hüseyin Cahit (Yalçın) Arnavut…Eski Maliye Bakanı Cavit yahudi dönmesi… İsyancı Anzavur Çerkez…
                  Celalettin Arif (Meclis-i Mebusan başkanı) Doğu illerini Türkiye'den koparmak istiyordu… Ahmet Cevat Emre Giritli'ydi… İbrahim Tali Lübnan dağlarından gelme bir Dürzi'ydi… Bekir Sami Osetyalı'ydı.

                  #1453798
                  imparator

                    Halide Edip dönme idi. Sultanahmet'teki ateşli konuşmalarıyla tanınmasına, Anadolu'da MUSTAFA kEMAL'in yanından ayrılmamasına rağmen, Amerikan mandacısı idi. Ecnebi etkilerden kurtulamamış, sonunda eşi Adnan'la birlikte yurt dışına sürülmüştür.
                    Hanzadeler, İngiliz teşviki ile isyana hazırlanıyordu.(1919) O dönemdeki İngiliz casusları Arnavut, Kürt ve Arap idi.
                    Bütün bu ve benzeri kişiler zaman zaman TÜRK'ten ayrı biri gibi davranmış, etnik köken ve düşünce tarzlarıyla MİLLİ MÜCADELE'ye zarar vermişlerdir.
                    Amerikan mandacıları, İngiliz muhipleri, Fransız hayranları, Çerkez, Kürt, Ermeni, Rum bölücülerin yanısıra bir de "Federasyoncular" vardı. Aralarında Kara Vasıf Bey'in de bulunduğu bu grup 11.12.1918'de bir "Milli Kongre" topladı. "Anasır-ı Osmaniye itilafı" ile bir İslam Konfederasyonu fikrini ortaya attı. Bunların bir kısmı İngiltere'den medet umarken bir kısmı da Amerika'nın destek sağlıyacağını düşünüyorlardı… Enver Paşa da Rusya'da aynı fikirler peşinde koşuyordu.
                    Bizce elbette TÜRK ve MÜSLÜMAN milletler arasında konfederasyon olabilir. Ancak bu TÜRKİYE'nin bölünmesi ile değil; tam tersine diğer ülkeler ile bir araya gelmesi ile ve TÜRKİYE'nin önderliğinde mümkün olabilir. Yoksa Özal'ın düşündüğü gibi önce Güneyeedoğu'yu TÜRKİYE'den koparıp devlet yapmak, sonra onu sözde federasyon şeklinde bağlamak tarzı çözümler asla kabul edilemez.

                    #1453799
                    imparator

                      – Öte yandan Hamdullah Suphi (Tanrıöver) TÜRK'tür, TÜRKÇÜ'dür. Ancak bunu milli duygulardan ziyade, mevki ve şöhret için kullanmıştır. İyi hatiptir. Ama bütün söylediği 20 kadar güzel cümledir. Her nutkunda bunları tekrarlar. Türkocağı'nın tepesine bu sayede yerleşmiştir. M. Eğitim Bakanı olmuştur.
                      Rauf Orbay Abaza idi… Tevfik Bıyıkoğlu (Cumhurbaşkanlığı başkatibi) Keldani'ydi…Ethem, Reşit, Tevfik kardeşler ise Çerkez'di.
                      Fevzi Çakmak İstanbul'da Harbiye Nazırı idi. Başta MİLLİ MÜCADELE'ye karşı çıkmış, MUSTAFA KEMAL'i tutuklamak üzere Sivas'a kadar gelmiş, Mart 1920'de Anadolu'daki komutanları uyaran üç tamim göndermişti. Ancak Nisan ayında Anadolu'ya geçip Milli Mücadele'ye katıldı.
                      Kazım Karabekir Erzurum'daki 15. Kolordu'nun başında idi. Önce İngilizler'in çekilmekte olduğu DOĞU ANADOLU'yu güvenliğe kavuşturup, sonra bütün gücümüzle BATI ANADOLU'yu düşman işgalinden kurtarmayı savunmuş ve bu hususta büyük gayret göstermiştir. MUSTAFA KEMAL'in askeri açıdan en büyük destekçisiydi.
                      Tarihçi Cemal Kutay o dönemin ileri gelenlerini "MİLLİ MÜCADELE'ye ÖNCEDEN katılanlar, SONRADAN katılanlar" diye ikiye ayırır… Önceden katılanların hepsinin MİLLİYETPERVER, FEDAKÂR olduğunu, sonradan katılanların ise hep İKTİDAR HIRSI ile malul olduğunu belirtir. Nitekim İsmet Paşa'nın icraatı, sonradan MUSTAFA KEMAL'i gölgelemiştir. Fevzi Paşa da İsmet'i hep desteklemiş, hatta hiç sevilmemesine rağmen ATATÜRK'ten sonra cumhurbaşkanı olmasını sağlamıştır.

                      #1453800
                      imparator

                        – 1. Düzce, Anzavur, 2. Düzce, Bolu, Yozgat, Viranşehir, Zile, Erbaa, Koçgiri, Konya isyanları… Başlangıçtaki bazı isyanların bastırılmasında Çerkez Ethem'in büyük rolü olmuştur. Kendisi ordudan ayrılma bir çavuş idi. Ancak 5000 süvari ve 500 piyade askeri vardı. Sonradan burnu büyümüş, MUSTAFA KEMAL'i bile asacağını söylemeye başlamıştır.
                        – ANKARA yöresinden AZERBEYCAN'a dayanan bir KIZILBAŞ(Alevi) şeridi vardır. Bunlar Şiilik sebebiyle Sünniler'e Hıristiyanlar'dan fena gözle bakarlar. Diğer kesimlerdeki Sünniler de Aleviler'e kötü gözle bakar, "kestiği yenmez" der. Hatta cahil Sünniler "Bir alevinin müslüman olması için, önce Hıristiyan olması gerektiğini" bile öne sürerler. Hepsi cahillikten, İSLAM'ı bilmemektendir!..
                        Koçgiri Kürt isyanı sırasında (16.3-17.5.1921) Koçgiri Aleviler'e adam göndermiş, ALLAH'tan onlar, "Biz Alevi'yiz ama Kürt değiliz, TÜRK'üz" diye isyana katılmamışlardı. Gerçekten de "koçgır" Ortaasya'da koç anlamına gelen öz-be-öz TÜRKÇE bir kelimedir. Aşiret aslında TÜRKMEN'dir.
                        İngilizler Anadolu'da isyanlar çıkarırken Rum'u, Ermeni'yi, Çerkez'i, Kürt'ü kışkırtıyorlardı. KIZILBAŞLAR'ı, TÜRKMENLER'i ayırıyorlardı.
                        İtalyanlar da Konya halkına "siz Türk değilsiniz, SELÇUKLU'sunuz," diyerek Mevlevi Abdülhalim Çelebi ile "Selçuklu Devleti kurmak" için anlaşmıştı!..
                        Abdülhamid zamanında Ermeniler KIZILBAŞLAR'a "siz Ermeni'siniz" diye az daha kandırıyorlardı. Rus tarih kitapları onları da sayarak "ANADOLU'da 3 milyon Ermeni var" diye yazar… Onun için mezhep gütmeden mutlak TÜRK MİLLİ BİRLİĞİ şarttır!.

                      10 yazı görüntüleniyor – 16 ile 25 arası (toplam 25)
                      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                      Yayımlandı

                      kategorisi

                      yazarı:

                      Etiketler: