Milli Mücadele

  • Bu konu boş.
15 yazı görüntüleniyor – 1 ile 15 arası (toplam 25)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1146206
    imparator

      MİLLİ MÜCADELE

      Bu bölümden itibaren son asrın önemli olaylarının BİLİNMEYEN yönlerini vermeye çalışacağız…. Bilinenlerin de gözden kaçan ÖNEMLİ noktalarını vurgulıyacağız. Bunların bir kısmı NUTUK'ta anlatılanlardan farklı olabilir. (1)
      – 1908 MEŞRUTİYET'in ilanı… 31 Mart Vak'ası… Harekat Ordusu'nun Selanik'ten İstanbul'a gelişi…(2) Abdülhamid'in tahttan indirilişi…
      – Trablusgarp Harbi 1911, Balkan Harbi 1912.
      – 1. Cihan Savaşı (1914-1918) (3) sebepleri: Fransa 1871'de kaybettiği Alsace-Lorraine bölgesini geri almak ister… Avusturya-Macaristan Akdeniz'e inmek ister… Almanya Doğu Avrupa ve Ortadoğu'da sömürge ister… Rusya Boğazlar'ı ister ve Akdeniz'e inmek amacındadır.
      HEGEL'in (1770-1831)GÜÇLÜ DEVLET ve ALLAH fikri, KONT GOBİNEAU'nun (1816-1882) IRKLARIN EŞİTSİZLİĞİ, ÜSTÜN IRK anlayışı, NİETZSCHE'in ÜSTÜN İNSAN fikri Almanya'yı hep etkilemiştir. Çünkü bu düşünürlerin hepsi Alman'dır… Acaba TÜRKİYE'yi ve TÜRKLER'i etkiliyen böyle düşünce adamları var mı?
      Almanya, İtalya, Belçika 1848-1871 yılları arasında millet kavramını geliştirdiler. Japonya da aynı yıllarda geri kalmışlığın zincirini kırdı. Sonra sömürgecilikte geri kaldıklarını düşünerek daha bir hızla ve gaddarca savaşlara yol açtılar. Bilhassa Almanya ve Japonya.
      İtilaf Devletleri: İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, ABD, Yunanistan
      İttifak Devletleri: Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan, OSMANLI DEVLETİ.
      İngiltere Kıbrıs(1878) ve Mısır'ı(1882); Fransa Mısır, Cezayir ve Tunus'u; İtalya Trablusgarp (1911), Rodos ve 12 Ada'yı işgal etmişti.

      #1453777
      imparator

        Avusturya Veliahdi'nin Saraybosna'da bir suikast sonucu öldürülmesi (28.6.1914) üzerine Sırbistan ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında çıkan savaştan hemen sonra, 2.8.1914'de Enver ve Sait Halim Paşalar Padişah ve hükümetten bile gizli olarak, Almanlar ile bir anlaşma imzaladılar. Buna göre Rusya Avusturya-Macaristan'a savaş açarsa, Osmanlı Almanya'nın yanında savaşa girecekti! OSMANLI saldırıya uğrarsa Almanya yardım edecekti. Savaş sırasında OSMANLI ordusunu Alman subayları yönetecekti!..
        Enver Paşa yine hükümetten habersiz aynı gün seferberlik ilan etti. Yine aynı gün Meclis-i Mebusan tatil edildi. Böylece Enver başkanlığında bir diktatörlük fiilen başlamış oldu.
        Halbuki suikast olayı üzerine Avusturya-Macaristan 2 Temmuz'da Sırbistan'a harb ilan etmiş, Rusya seferberlik ilan edince(31 Temmuz) Almanya Rusya'ya savaş açmış (1 Ağustos), yani savaş fiilen başlamış
        bulunuyordu!.. Bizim yaptığımız anlaşma bir "savunma işbirliği" anlaşması değil; bir savaşa girme taahhüdü idi!
        Nitekim 3 Ağustos'da Almanya Fransa'ya, 5 Ağustos'ta da İngiltere Almanya'ya savaş ilan etti. Bizim sırtımızdan toprak vaadi alan İtalya 1915'de, Yunanistan 1917'de savaşa girdi. ABD'nin savaşa girişi de Alman denizaltılarından bunaldığı 1917 yılıdır. Buna mukabil Ekim İhtilali'nden sonra Rusya savaştan çekildi. (1917)

        #1453778
        imparator

          Sömürgeler ile birlikte savaşa 1.170.935.000 nüfusun yaşadığı ülkeler katılmıştı. İttifak ordusu 22 milyon, İtilaf 43 milyon idi. ölüm İttifak safında 17 milyon, İtilaf safında 22 milyondu. Toplam savaş giderleri 186 milyar dolardı. OSMANLI'ya savaş 1.430 milyar dolara mal olmuştu.
          Goeben ve Breslau zırhlılarının sığınması 11 Ağustos, bunların Karadeniz'de Rus sahillerini bombalaması 29 Ekim ve Rusya'nın Kafkasya'dan saldırması 1 Kasım, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı'ya harb ilanı 5 kasım tarihlerinde oldu. Bunun üzerine OSMANLI DEVLETİ de istemediği halde savaşa girdi. Padişah 7 kasım'da halife sıfatıyla Cihad-ı Ekber ilan etti, ama Müslüman sömürgelerin buna cevap verme imkanı yoktu. Aksine zaman içinde OSMANLI topraklarındaki sözde Müslüman liderler OSMANLI'ya HAÇLILAR'ın yanında cephe alacak ve onu arkadan vuracaklardı!
          Medine müdafii Fahreddin Paşa, Dünya Savaşı sırasında Faysal'a 30.000 tüfek, fişek ve para verdi. Herif Mekke'ye gitti, bunlar ile aleyhimize isyan çıkarttı. Fahreddin Paşa, Padişah fermanına rağmen Medine'yi terketmeyi reddetmiş, son ana kadar çarpışmıştır.
          İngilizler Şerif Hüseyin'i de 400.000 altına ve krallık vaadi ile satın aldılar. İsyan ettirdiler. İkisi İngiliz'le birleşip bizi sırtımızdan vurdu. Biri Irak, biri Arabistan, bir başkası da Ürdün kralı oldu. Ancak 1924 yılında İngilizler Vehhabi Suud ailesini kışkırtarak Kral Hüseyin'i devirdiler. OSMANLI'ya ihanet eden bu aileden hiç kimse iflah olmadı.
          – Balkan ve Cihan savaşlarının sorumlusu Enver Paşa Harbiye Bakanı iken çok yolsuzluk yapmış, DEVLET'in kıt imkânlarını, parasını bol keseden dağıtmıştır. Bilhassa dönmeler (4) ondan çok para almışlar ve yemişlerdir. Sadece Ali Heba adlı Mısırlı'ya 3 milyon altın vermiştir!.. Biz ise İSTİKLAL SAVAŞI'nı Ruslardan aldığımız 1 milyon altın ile yürüttük. Enver şahsına bir milyon altın almış, başkalarından hediye de kabul etmiştir. (Rıza Nur'un iddiası)

          #1453779
          imparator

            Enver Paşa'nın Doğu seferi de bir hezimetti. Suşehri'ne 3.000 kişi varabildi. 90.000 çıkmıştı yola… 87.000 kişiyi ALLAHUEKBER Dağı kar ve soğuk yedi bitirdi. Tabii Enver Paşa'nın maceraperestliği yüzünden…
            İttihatçıların hepsi Enver gibi iyi niyetli; ancak ahmaktı. Cahildi. Dönmelerin, Yahudilerin avucunda idiler. Talat'ın başmüşaviri sırdaşı Yahudi Metr Salem ile Amanuel Karasu idi. Yapacağını bunlara sorardı. Onlar da bu bilgileri Fransızlar'a, İtalyanlar'a satarlardı. İkisi de müthiş zengin olmuştur.
            O dönemde Türkiye'de burjuvalar, yani zenginler ve bürokratlar Fransız, karacı subaylar Alman, denizci subaylar da İngiliz hayranı idiler. Savaş sonrası bir de Amerikan mandacıları çıktı.
            – ŞARK MESELESİ çerçevesinde OSMANLI topraklarını yutmak isteyen BATILILAR, savaş öncesinde olduğu gibi savaş sırasında da çeşitli gizli anlaşmalar yapmışlardı. Bunlardan İSTANBUL Antlaşması diye bilineni (18.3-10.4.1915) İngiltere, Fransa ve Rusya arasında idi. Buna göre Boğazlar, Marmara Bölgesi, Kocaeli Yarımadası, İmroz ve Bozcaada Rusya'ya bırakılıyordu!..
            Londra Antlaşması'na göre (26.4.1915) Antalya ve çevresi, 12 Ada, Rodos ve Trablusgarb İtalya'ya veriliyordu!..
            Sykes-Picot Antlaşması (26.4.1916) Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon'u Rusya'ya; Kayseri, Zaza, Eğin gibi sözde "Ermeni" bölgelerini Fransa'ya; Bağdat ve Basra'yı İngiltere'ye veriyordu!..
            Saint Jean de Maurienne Antlaşması (17.4.1917) savaşa girme karşılığı 12 Ada ve Antalya yöresine ek olarak Güneybatı Anadolu, İzmir, Aydın ve Konya'yı İtalya'ya veriyordu!..
            Yani gavurlar savaş boyunca her Nisan ayında toplanıp OSMANLI DEVLETİ'ni dişlemeyi âdet edinmişlerdi!..

            #1453780
            imparator

              Bir de İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour'un Kasım 1917'de "Filistin Toprakları'nın yahudilere verilmesi" konusundaki bildirisi vardı. Ayrıca "TÜRKİYE'nin 100 Paylaşım Tasarısı" (Djuvara, Paris, 1915) diye kitaplar yayınlanıyordu. Mesele OSMANLI DEVLETİ'nin parçalanması değil, lokmaları kimin yutacağına gelip düğümleniyordu!
              İtilaf devletleri kendi aralarında San Remo'da anlaştılar (24.4.1920) sonra bu hususları Sevr'de OSMANLI heyetine dayattılar.(10.8.1920) Yunanistan'a 12 ADA dışındaki Ege adaları, Çatalca'ya kadar bütün Trakya ve İzmir; Fransa'ya Suriye ve Çukurova; İrgiltere'ye Irak ve Filistin; İtalya'ya Antalya civarı ve uzun bir kıyı şeridi; Ermeniler'e koca bağımsız bir devlet; Kürtler'e de bol keseden özerklik verdiler.
              Bununla da yetinmiyen BATILILAR ve onların Yunan, Ermeni gibi uşakları Karadeniz'de Pontus Devleti kurmak için, güney ve güneydoğuda Fransızlar'a yardım için, ve TÜRKLER'i de bölerek Konya'da yeni bir Selçuklu devleti kurmak için Anadolu'ya yayıldılar. Her yerde yerli hainlerden yardım gördüler.
              Bütün bunlara ek olarak Boğazlar İtilaf devletlerinin ortak kontrolüne giriyor, İstanbul "Vatikan" usülü bir şehir haline getiriliyor, OSMANLI Padişahı'nın lütfen ikamet etmesine izin veriliyordu!.. Sonradan Bursa, Balıkesir Yunan işgaline uğrayacak, Zonguldak'ta İtalyanlar hak iddia edeceklerdi!
              TÜRKLER'e ne mi kalıyordu?..Kastamonu, Yozgat,Ankara, Kayseri ve Sivas bölgesinden 200.000 m. kare kadar toprak…Bütün büyük şehirler ve ticaret merkezlerinin bu bölgenin dışında kalması bir yana; aydın tabaka ve meslek erbabı da onlardan koparılıyor, geriye sömürge ve köle olmaya mahkûm bir "köylü devleti" bırakılıyordu!..

              #1453781
              imparator

                1.Cihan Harbi sırasında dahi Suriye, Irak bizimdi. Mısır Hidivliği, Bulgaristan Prensliği, Kırım Hanlığı, Eflak Boğdan Voyvodalıkları, Mekke Şerifliği, Arabistan, Rumeli-i Şarki Vilayeti, Sisam Beyliği gibi topraklar sözde de olsa bağlı idi. Ayrıca Kıbrıs, 12 Ada, Tunus, Cezayir, Libya gibi işgal edilmiş bölgelerden de vazgeçilmiş değildi!.. Kemal Tahir toprağın 4.383.000 km. kare, nüfusun da 43 milyon olduğunu belirtir. Ayrıca CİHAD'a icabet eden olmamıştı ama, HİLAFET'in dünya müslümanları üzerinde hâlâ etkisi vardı. Düşman ordularındaki müslüman askerler bize silah doğrultmaktan hoşnut değillerdi.
                Bu gerçek, bir kaç yazar hariç, hâlâ gözlerden saklanmakta hatta İnkılap Tarihi derslerinde bile yeteri kadar işlenmemekte, böylece BATILI HIRİSTİYAN EMPERYALİSTLER'e karşı bir husumet uyanması önlenmeye çalışılmaktadır. O tarihlerde TÜRKİYE'yi lokma lokma bölüp yutmak istiyenler; bugün hâlâ çevirdikleri onca dolaba rağmen "dost ve müttefik" addedilmektedir… Sırtlan yiyicilikten vazgeçer mi hiç?
                – 1917 İhtilali'nden sonra Ruslar çekilirken ordusundaki Ermeniler Erzincan-Bayburt tarafında büyük katliam yaptılar. Amerikan tarihçileri dahi 1915 yılından sonra Doğu'da 2.5 milyon MÜSLÜMAN'ın katledildiğini, buna mukabil Ermeni kaybının 400.000 civarında olduğunu söyler.
                OSMANLI DEVLETİ ile Rusya arasında 8.12.1917'de savaş son verildi.
                Ruslar yenilince Kars'ta bir devlet kuruldu. Mütarekeden sonra İngilizler Kars'a girip burayı Ermeniler'e verdiler.
                – 4 Haziran 1918 Osmanlı-Azerbeycan anlaşması.
                Bu anlaşmaya dayanarak Nuri Paşa 8500 kişi ile Azerbeycan'a girmiş, Bolşevik ve Ermeniler'den Bakü'yü kurtarmıştır. (15.9.1918)

                #1453782
                imparator

                  Bakü 1. Dünya Savaşı sonlarında İngilizler'i çağırmıştır. Ama Ermeniler İngiliz desteğinde TÜRKLER'i kırmıştır. Sonra TÜRK ordusu Bakü'yü almış, TÜRKLER'i kurtarmıştır. Yusuf İzzet Paşa komutasındaki bu ordu, Kafkas Dağları'na kadar ilerlemiştir. Mondros Mütarekesi'nde biz Kafkaslar'da idik.
                  Ancak bazı açıkgözler Kafkasya'da Azeriler'e para diye Osmanlı sancaklı padişah armalı cigara kâğıdı kapaklarını yutturmuşlardı!.. Köylülerden ayakbastı parası tahsil etmiş, makbuz istiyenlere bir kağıda beş kuruşun tuğralı tarafını basarak makbuz diye vermişlerdi…
                  Bedava ekmek pişirmek istemiyen fırıncılardan ilk dört tanesini Enver Paşa'nın kardeşi Nuri paşa astırmıştı da, senelerce gelmelerini gözledikleri Osmanlı Türkleri'nin Çar ordusundan beter olduğu inancı bütün Kafkasya'da yayılmıştı!…
                  TÜRKİYE Mondros ile 30.10.1918'de BAKÜ'yü boşaltmak zorunda kaldı. Azeriler 12 Ocak 1920'de Gürcüler ile birlikte Paris'te bağımsızlıklarının tanınacağına dair söz aldılar. Ama sonradan her üç ülke de Bolşevik işgaline uğradı.
                  – O tarihlerde 10 milyon olan TÜRKİSTAN'ın MÜSLÜMAN ve TÜRK nüfusuna rağmen, 16 nazırdan 12'si 300.000 kadar olan Rus, Yahudi ve Ermeni nüfus içinden seçiliyordu. 36 azalı parlamentoda 11 TÜRK, idarede ise hiç denecek kadar az TÜRK vardı.

                  #1453783
                  imparator

                    BAKÜ'ye gelip yardım istiyen TÜRKİSTAN TÜRKLERİ:
                    " Şimdi bizim kalbimiz tamamiyle BÜYÜK TÜRKİYE'ye iltihak ihtirası ile çarpıyor. Bütün TÜRKLÜĞÜN BİRLEŞMESİ ancak bizim ulvi maksatlarımıza uyan yoldur. Bugün arzumuz emelimiz budur. Bu mualla emel küçük büyük bütün halkın ve sınıfların en kutsal gayesidir," demişlerdi.
                    0 Bulgaristan 1918 başlarında Romanya ile mütareke yaptı, ve savaştan çekildi. Böylece Almanya ile bağlantı koptu. Zaten Almanya da 11.11.1918'de Fransa ile bir mütareke imzalıyarak mağlubiyeti kabul edecekti. Ortadoğu topraklarında geriliyen, ancak henüz yenilmemiş olan Osmanlı Devleti Talat Paşa kabinesinin çekilmesi ile savaşı bırakmak zorunda kaldı.
                    – Mondros Mütarakesi 30.10.1918… İmzalayanlar: Rıza Tevfik ve Rauf Orbay'dı. Rauf cahil, durgun zekalı, idaresizdi. Ancak çok cesur ve atılgandı. Ayrıca iyi dil bilirdi. (5)
                    Rauf Orbay Mondros'ta TÜRKİYE'nin başına gaileler açan 7. maddeyi kabul etmişti. Sonra "İngilizler beni aldattılar, söz verdiler tutmadılar" diye kendini savunmuştur!. (6)
                    Mütarakeye göre biz gavur esirleri ve Ermenileri serbest bırakıyoruz, ancak gavurlar Türk esirleri bırakmıyorlardı. 7 ve 24. maddeler ülkeyi işgal imkânı tanıyordu.

                    #1453784
                    imparator

                      MUSTAFA KEMAL, MONDROS MÜTAREKESİ'nin nasıl çarpıtıldığını şöyle anlatır:
                      – "İhtilaf Devletleri'nin herhangi sevkülceyş noktasını işgal hakkını haiz olmalarını, "emniyetlerini tehdit edecek vaziyet zuhurunda" şart-ı sarihiyle tayin etmiştir." (7. Madde)
                      – "10. madde yalnız "Toros tünellerinin Müttefikler tarafından işgali"ne münhasırdır."
                      – "12. madde "hükümet muhaberatı müstesnad olmak üzere" telsiz, telgraf ve kabloların murakabesini tecviz ediyor."
                      – "15. madde "Memalik-i Osmanıyye dahilindeki hudud-u hadidiyenin yalnız ve ancak murakabesi" mevzuu bahistir."
                      – "16. Madde Kilikya'daki ordularımızdan "mahallinin inzibatı için iktiza eden kuvvetin orada terki ve mütebakisinin 5. maddeye tevkifan terhisi" pek sarih olarak mezkurdur. Ve bundan başka hiç bir kayıt ve şart yoktur."
                      – "24. Maddede vilayat-ı sittenin herhangi bir kısmının işgali hakkını İhtilaf Devletleri'ne muhafaza ettiren sebep "bu vilayetlerde iğtişaş zuhuru hali" olacağı sarihtir."
                      – "Bu maddelerin mazmunları ile tatbikatı arasında tetabuk var mıdır?.."
                      – "Müterakename'nin ilk akdolunduğu zamanlarda İngilizler Musul'u işgal etti! Müterekename'nin aktinde bizim ordularımız Musul'da, İngilizler cenupta idi. Oradaki komutanla igfalkarane temas ederek askerlerini Musul'a soktular."
                      – "İstanbul'u berri ve bahri kuvvetleriyle işgal ettiler. Bu hususta mütarekenamede müsaade var mıdır?.."

                      #1453785
                      imparator

                        – "Adana havalisini, Urfa'yı Ayıntap ve Maraş'ı evvela İngilizler ve badehu Fransızlar işgal ettiler. Buna dair de Mütareke'de bir madde yoktur."
                        – "İtalyanlar Antalya'yı işgal ettiler. Muhrip bulunmadığımız Yunanlılar da İzmir ve havalisini işgal ettiler."
                        – "Hülasa Mütarekename'yi baştan başa hurdahaş ettiler!.."
                        – "Memleketin dahili asayişini temin ve muhafaza için lüzumu kadar asker silah altında terkedilecekti. İlk zamanlarda 80.000'i mütecaviz bir kuvvet kafi görüldü. Bilahare İhtilaf Devletleri 43.000'e tenzil ettiler. Bir müddet sonra bu miktarın da dununu inildi. Milletimizi, memleketimizi tamamen müdafaasız bırakmak maksadını takip ettiler."
                        – "Mütarekenamenin aktinde hür ve müstakil yaşamaya layık bir Osmanlı milleti, kabul ettikleri halde, 1-2 ay geçtikten sonra bu kanaatlerinden tecerrüt ediyorlar."
                        – "Ecnebiler kendi menfaat-ı iktisadiye ve siyasiyelerini tatmin edebilmek için aleyhimize icat ettikleri iki mütaalayı yürütmeye başladılar."
                        – "Bu mütalaalardan birincisi güya "illetimizin anasır-ı gayrımüslimeyi müsavat ve adalet düsturuna tevkifan idareye gayrı muktedir olduğu…'İkincisi de güya 'illetimiz heyet-i umumiyesiyle kaabiliyetten mahrum bulunduğundan, bahçe halinde bulunan yerlere girmiş ve oralarını harabezara çevirmiş!' "NT>
                        Amerika Reis-i Cumhuru Wilson 14 maddeden ibaret bir programla ortaya çıktı.(1917) Bu program, milletlerin kendi mukadderatına hakimiyetini temin ediyordu. Programın 12. maddesi TÜRKİYE'ye devletimize ve milletimize aittir.

                        #1453786
                        imparator

                          Ama MÜtarekename gibi Wilson prensiplerin de tümü Amerika'nın, Batı Avrupa'nın ve küçük hıristiyan devlet ve halkların lehine; TÜRKİYE ve TÜRKLER, MÜSLÜMANLAR aleyhinedir. İnsani hiç bir yanı yoktur!.. Denizlerde güvenliğin sağlanması, ekonomik serbestliğin sağlanması, Boğazlar'ın ticaret gemilerine açılması gibi hep kendi menfaatlerine yöneliktir. Sonradan galip devletlerin toprak ve savaş tazminatı almaması ve milletlerin kendi geleceklerini tayin hakkı gibi iki madde daha eklemişse de (11.2.1918) bunlar uygulanmamış, hele mazlum milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkı hiç bir şekilde dile getirilmemiştir.
                          12. maddede, Osmanlı egemenliği altındaki milletlerin özerkliği ve bağımsızlığı, Türkler'in oturduğu bölgelerin (lütfen) onlara bırakılması, Boğazlar'ın uluslararası güvenceye alınmasından söz edilir. Ancak aynı "humanist" Wilson başka devletlerin boyunduruğu altında yaşıyan Türkler, Araplar, Zenciler'e aynı hakları tanımaz. Kimse de bunu böyle anlamamıştır.
                          Aslında ABD Monroe Doktrini gereği 1823'den 1917'ye kadar Avrupa işlerine karışmamayı prensip edinmişti… Onu savaşın içine çeken, Almanya'nın denizlerde ABD'yi taciz etmesi idi. (1917) Bu arada hiç alakası olmadığı halde OSMANLI DEVLETİ'nin paylaşılması meselesine de burnunu soktu. Bu hususta kendisini ilgilendiren bir tek Boğazlar'dan geçiş ve serbest ticaret konusu vardı.
                          Ancak Amerikan hükümeti Akdeniz'de limanı olacak bağımsız bir Ermenistan kurulması, Avrupa topraklarının alınıp Bulgaristan'a verilmesi, Boğazlar ve Marmara'da uluslararası denetim ve ayrı bir "Konstantinopolis Devleti" kurulması, Güney Anadolu'da İtalya'ya toprak verilmesi, Yunanların Batı Anadolu ve İzmir konusundaki taleplerinin kabulü, Fransız mandasının benimsenmesi ve "Kürdistan" dediği bölgenin ayrı, özerk bir statüye kavuşması hususlarını dile getirmiştir.

                          #1453787
                          imparator

                            Amerikan halkı bu konulara tamamen ilgisizdi. Ülkede sadece 1915 tehcirinden sonra göç hakkı tanınan Ermeniler meseleye vakıftılar. Ancak Ermenistan mandası düşüncesi, ABD Senatosu'nda dahi kabul görmedi… ABD 1924'den sonra, bizimle barış dahi imzalamadan tekrar kabuğuna çekildi, ta 2. Cihan Savaşı'na kadar…
                            1. Dünya Savaşı sonunda üç imparatorluk yıkıldı. Biri Çarlık Rusyası ve Romanof sülâlesi… Yenenlerin safında olmasına rağmen parçalandı, 1917'den sonra eski müttefiklerinin (İngiltere ve Amerika) saldırısına uğradı… İkincisi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Habsburg sülalasi… Avusturya ve Macaristan bölündü, toprakları üzerinde Çekoslavakya ve Yugoslavya kuruldu… Üçüncüsü Osmanlı Devleti ve hanedanı… İşin enteresan tarafı, toprakları üzerinde Ermenistan hariç hiç bir bağımsız devlet kurulmadığı halde 4.4 milyon km. kareden 200.000 km. kareye düşürülüyor, yani Arabistan yarımadası, Ortadoğu, Ege Adaları, Trakya ve Anadolu'nun deniz sahilleri, göl kıyıları, en verimli toprakları, madenleri İtilaf devletlerince paylaşılıyordu!.. İşte sonradan "dost" ve "müttefik" diye boynuna sarıldığımız ABD'nin de katkısı ile Türkiye'nin başına örülen çorap buydu.
                            Almanya, Avusturya ve Macaristan'da yenilgi baskısı ile Cumhuriyet ilan edildi… Burası enteresandır. Çoğu Avrupa devletlerinde krallık sürerken, neden "mağlup" devletlere rejim değişikliği bastırılmış, hanedanlar yıkılmıştır?..

                            #1453788
                            imparator

                              Ocak 1919'da toplanan Paris Konferansı'na İtilaf yandaşı 32 ülke katıldı. Bunlar Osmanlı hariç diğer yenilen ülkeler ile barış taslağını hazırladılar.
                              Almanya ile Versailles Anlaşması yapıldı. (28.6.1919) Alsace-Lorraine Fransa'ya, Batı Prusya Polonya'ya, Büyük Okyanus'taki sömürge adaları ve Çin'deki kapitülasyon hakları Japonya'ya bırakıldı. Afrika'daki sömürgeleri Fransa, İngiltere ve Belçika arasında paylaşıldı. Büyük ticaret gemilerine el kondu… ve 10 yıl bedava kömür vermesi istendi.
                              Avusturya-Macaristan'la Saint-Germain Anlaşması yapıldı. (10.9.1919) Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya'ya bağımsızlık tanındı. Tirol ve Trieste İtalya'ya verildi.
                              Bulgaristan'la Neuilly Anlaşması yapıldı. (27.11.1919) Güney Domruca Romanya'ya, Batı Trakya yoğun Türk nüfusa rağmen Yunanistan'a verildi. Bulgaristan'ın Ege ile bağlantısı kesildi.
                              – İngiliz donanması İSTANBUL'a 13.11.1918'de girdi. Sonunda İstanbul'da 81.000 düşman askeri oluştu. (7)
                              – İşgal zamanı bir gün MUSTAFA KEMAL, Pera Palas'ta çay içerken, onu görüp tanıyan General Harrington, masasına davet etmek istedi. Bir İngiliz subayı geldi Paşa'ya:
                              Paşa Hazretleri, General Harrington sizi masasında görmekle çok mutlu olacağını söylüyor, dedi.
                              MUSTAFA KEMAL o yana bile bakmadan:

                              #1453789
                              imparator

                                Biz yerliyiz. Harrington cenapları MİSAFİR sayılır, o bizim masamıza buyursun!"
                                dedi. Cevabı duyan İngiliz subaylarının suratı asıldı. Biraz sonra MUSTAFA KEMAL onların masasına göz bile atmadan kalkıp odasına çıktı.
                                – 20 Aralık 1918 gecesi Mustafa Kemal'in evinde, Ali Fuat (Cebesoy) ile aralarında şöyle bir konuşma geçti:
                                – Benim anladığım, İngiltere'yi "Hindistan yollarının en kuvvetli bekçisi olduğumuza ve Musul vilayeti elimize geçtiği takdirde, petrollerinin işletilmesinde kendisiyle anlaşacağımıza" inandırabilirsek; pekala onunla anlaşabiliriz… ve icabında şimal komşularımıza karşı da iyi bir destek olur.
                                – İngiltere'nin bizimle yeniden harbe girmek ihtimali var mıdır?
                                – Hayır. O ne yapıp edip HAKEM durumunda kalmak ister.
                                Aynı toplantıda Misak-ı Milli, Hilafet ve Saltanat meselesi, hatta Cumhuriyet ihtimali dile gelmişti. (Kutsal İsyan, cilt 1, sf. 259-261)
                                Bu görüşme üzerine Ali Fuat Paşa kumandanı olduğu 20. kolordunun başına dönmüş, Konya ve Niğde'deki silah arkadaşları verilen talimat üzerine bütün işe yarıyabilecek eşya, silah ve cephaneyi toplatmışlardı. Kilikya'daki 7. ordu çekilmeden önce orada direniş örgütlerinin tohumları serpilmişti. 20. Kolordu Konya Ereğlisi'ne, oradan da Aksaray-Kırşehir üzerinden staretejik konumu olan Ankara'ya çekilmişti. ANKARA'nın önemi buydu!

                                #1453790
                                imparator

                                  Ankara valisi İngiliz yanlısı idi. Bir İngiliz Muhipleri Cemiyeti Şubesi açılmış, yurtsever kişiler sürgün edilmiş, İngiliz birliği takviye edilmişti. Geri dönen Ermeni ve Rumlar, İngiliz altını ile kurulan ispiyon ağı ve yılgın Ankara halkı hiç ümit verici bir durum yaratmıyordu.
                                  Ali Fuat Paşa muzaffer bir kumandan gibi askerlerine bando-mızıka resmi geçit yaptırdı. Halkın moralini yükseltti. Bir gün bir İngiliz yüzbaşı gelip küstahça:
                                  – Askerlerinizde Alman palaska tokası gördüm. Bunları neden bana haber vermediniz?
                                  diye sordu. Ali Fuat Paşa cevap vermeyince de sinirlenip bağırmaya başladı. Paşa sükunetini bozmadan kendisini sömürgede sanan İngiliz'e sordu:
                                  – Rütbeniz nedir?
                                  – İngiliz yüzbaşısı.
                                  – Öyleyse sizden yüksek rütbede bulunan bir TÜRk subayı karşısında olduğunuzu unutmayınız, ve ona göre konuşunuz.
                                  Yüzbaşı şaşırdı, öfkeden kıpkırmızı kesildi. Bu adam delirmiş miydi?
                                  – Ne diyorsunuz?.. Ne diyorsunuz?
                                  diye kükredi. Paşa durgun sesiyle:
                                  – Ne dediğimi şimdi anlarsınız,
                                  diyerek zile bastı. İçeri giren iki ere:
                                  – Oğlum, alın bunu, Merkez Komutanlığı'na götürün. Bir hafta müddetle kendisine talim ve terbiye öğretsinler!
                                  emrini verdi… Gerçek TÜRK subayı İŞGAL altında bile haysiyetini kaybetmez! (Kutsal İsyan, cilt 1, sf.269-275)
                                  – 15.5.1919 İzmir'in işgali.
                                  Yunanistan'ın bu savaştaki durumunu Bülent Tanör çok güzel açıklamaktadır…(Bakınız: Kurtuluş, Cumhuriyet Yayını) Bazı Latin Amerikan ülkelerinin 1960'larda yapmaya çalıştıklarını Yunanistan 1920'de yapmıştır. Yani asıl EMPERYALİST KAPİTALİST BATI BLOĞU'na tabi olarak onun hizmetlerini görerek yayılma, toprak ve pazar elde etmeye çalışmıştır.

                                15 yazı görüntüleniyor – 1 ile 15 arası (toplam 25)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

                                Yayımlandı

                                kategorisi

                                yazarı:

                                Etiketler: