Yoldaşlar bugünlerde Avrupa’da ve onun hükümet katlarında yoğun bir gericilik eğiliminin kol gezdiğini söylemiştim: İngiltere’de Muhafazakârların zaferi; Fransa’da bir Tardieu görünümüyle Poincaré’nin ulusal bloğu; 1918 Kasımında palas pandıras böyle adlandırılan ve halen bir Sosyalist Cumhuriyet olarak geçen Almanya’da katıksız bir burjuva hükümeti; ve son olarak da İtalya’da iktidarın Mussolini tarafından ele geçirilişi.
Mussolini, demokrasi, demokrasinin ilkeleri ve yöntemleri konusunda Avrupa’ya verilmiş bir derstir. Bazı açılardan bu ders –şüphesiz tersinden– 1918’in başlarında Kurucu Meclisi dağıtmakla bizim Avrupa’ya verdiğimiz dersle analoji içindedir. Mussolini, Avrupa’ya verilmiş en üst düzeyden eğitici bir derstir.
İtalya, demokratik gelenekleriyle, genel oy hakkı ile vb., eski bir uygar ülkedir. Burjuvaziyi ölümle tehdit eden proletaryanın, kendi partisinin ihaneti yüzünden öldürücü darbeyi indiremeyeceği kanıtlandığında, burjuvazi, bir sosyalizm ve proletarya döneği olan Mussolini’nin önderliğindeki en aktif unsurları harekete geçirdi. Özel bir parti ordusu seferber edildi ve ülkenin bir ucundan diğerine, iddiaya göre mistik kaynaklardan gelen, aslında temel olarak hükümetin kaynaklarından, kısmen gizli İtalyan fonlarından ve ciddi bir ölçüde Mussolini’yi destekleyen Fransız sübvansiyonlarından gelen paralarla donatıldı. Demokrasinin himayesinde karşı-devrimin fırtına birliği örgütü örgütlendi ve bu birlik iki yıl boyunca işçi bölgelerine saldırılar düzenledi ve Roma’yı kuşattı. Burjuvazi duraksamıştı, çünkü Mussolini’nin halihazırdaki durumun üstesinden gelip gelemeyeceğinden emin değildi. Ancak Mussolini yeteneğini kanıtladığında, hepsi önünde saygı duruşuna geçtiler.
Mussolini’nin İtalyan parlamentosunda yaptığı konuşma, Batı Avrupa’daki tüm işçi kurumlarına ve evlerine postalanmalı ve afişler halinde asılmalıdır. Şunları söylüyordu Mussolini:
“Hepinizi buradan kovabilir ve bu parlamentoyu faşistlerim için bir kampa çevirebilirdim. Ancak bunu yapmaya ihtiyacım yok, çünkü hepiniz çizmelerimi yalayacaksınız.” Ve tüm parlamenterler şöyle yanıtladılar: “Çok iyi! Bravo!” Ve İtalyan demokratları bunun üzerine öğrenmek istediler: “Hangisinden başlamamızı istersiniz; sol mu sağ mı?”
Yoldaşlar, bu, üst katmanları, geleneklerle, burjuva demokrasisiyle, yoğun legalite hipnozuyla çürütülmüş olan Avrupa işçi sınıfına verilmiş eşi bulunmaz bir derstir. |