07-02-2007, 09:52
|
#7 |
| Guest | 1945 yılı sonuna kadar, yeni çok partili düzene geçinceye kadar, basın sürekli olarak CHP’nin denetimi altında tutulmuş, dini yazılara izin verilmemiş, sol eğilimlere de “Kemalist Çizgi” aşılmamak kaydıyla göz yumulmuştur. Bu çizgiyi aşan sosyalist ve komünist yayınlar sık sık kapatılarak, yazarları da tutuklanarak engellenmiştir. Bunun yanı sıra ülke basınının temel haber kaynakları sayılan Anadolu Ajansı ile radyo yayınları da tek yanlı olarak kullanılmıştır. Gazete sahiplerinin çoğu milletvekili yapılmış, kağıt ve resmi ilanlar, gazeteler üzerinde baskı aracı olarak kullanılmıştır.76 Türkiye 1923 – 1945 tarihleri arasında tek partiye dayalı otoriter bir siyasi rejim tarafından yönetilmiştir. Bu siyasal rejimin özelliği gereği, aynı yıllarda Türkiye’de yürürlükteki basın rejimi de otoriter bir yapıya sahip olmuştur.77 İstiklal Mahkemeleri 1920’de Kurtuluş Savaşı’na karşı eylemde bulunanları ve asker kaçaklarını yargılamak üzere kurulmuş; 1921’de 1 nolu mahkeme dışındakilerin görevleri sona ermiştir. 8 Aralık 1923’te TBMM, Cumhuriyet döneminin ilk İstiklal Mahkemesinin kurulmasını kabul etti. Buna İkinci Dönem İstiklal Mahkemesi de denir. Bu mahkemenin kurulmasına ilişkin olaylar şöyle gelişti; Cumhuriyet’in ilanından sonra yetkileri kısıtlanmış bir halife kalmıştı. Fakat halife yandaşlarının sayısı oldukça fazla idi ve bunlar halife Abdülmecid’i kışkırtıyorlardı. |
|
| |