Toplumsal güç / İktidar ve basın Toplumda güç / iktidar sorununun tartışılmasında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar, haberi bir söylem olarak ele almayı zorunlu kılmıştır. Güç, iktidar sorununu yapısalcı bir anlayışla ele alan iki farklı yaklaşım vardır. Bunlardan ilki, güç / iktidarı topluma yayılmış ve dağılmış olarak ele alma eğilimi, diğeri ise yönetici sınıf veya küçük bir elit grubun elinde toplanmış olarak görme eğilimidir. Yapısalcı görevi, çeşitli kültürlerin organize ettiği algılama ve dünyayı anlama biçimlerine dayalı kavramsal yapıları açığa çıkarmaktadır. (Fiske, 1990, aktaran, Sözen 1999 : 45) Yapısalcılık, dünyanın kendisinin ne olduğunu değil, anlamlandıran insanların onu nasıl anlamlandırdıklarını keşfetme amacı taşır. Böylece yapısalcılık, herhangi bir son ya da mutlak bilimsel hakikat fikrini reddeder. Söylemi bir inceleme nesnesi olarak gören yaklaşımlardan ilki de yapısalcılıktır. Murdock, Golding, Garnham, Mattelart, Shiller gibi ekonomi politikçilerinin yaklaşımı, medya içeriklerinin kapitalist ekonominin dinamikleri içinde belirlendiği yönündedir. Bu iddia, egemen ideolojiyi ya da egemen söylemleri nasıl yeniden kurdukları sorununu açıklamaktan uzaktır. Öte yandan ekonomik politik yaklaşım izleyici ve okuyucunun medya metinlerini nasıl anlamlandırdığı konusunu tartışma dışı bırakarak, izleyiciyi sınıfsal konumu ve tüketim için gereken maddi ve kültürel donanım açısından ele alır. Medya metinlerinin üretim ve tüketim süreçlerinin ideoloji merkezli çalışması yani daha çok haberin söylemi ve bu söylem içinde egemen ideolojinin hangi biçimlerde yeniden üretildiği ve kurulduğu konusundaki odaklanmalar, İngiliz Kültür Çalışmaları ile başlamıştır. |