Tekil Mesaj gösterimi
Alt 10-02-2007, 14:04   #3
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Lider, Dinlemesini Bilmelidir. Yalnızca Dinleyerek Bile Bazı Sorunların
Çözüleceğini Unutmamalıdır.
Sürekli kendini anlatarak çevresindekileri inandırmaya çalışan bir lider
görünümüyle, dinleme, Mustafa Kemal Atatürk için çok kullanılan bir yöntem
değil sanılabilir. Oysa, o, konuştuğu kadar dinler de. Çünkü dinlemenin
erdemini, işlevini anlamıştır. Pek doğal olarak buradaki --dinleme-- salt grup
dinamiği açısından bir işlev sahibi olarak düşünülemez. Bir başka deyişle,
Mustafa Kemal'in dinleme yeteneği, küçük grup dinamiği içinde olmaktan çok,
(bütün öteki yeteneklerinde de olduğu gibi) devrimci eylem içinde toplum
bağlamında geçerli bir özelliktir.
Şimdi, bu yargıyı akılda tutarak aşağıdaki şu küçük alıntıya bakalım:
28 Kasım 1938'de, ölümünden kısa bir zaman sonra Noell Roger, Cumuhuriyet
gazetesinde şöyle diyor: --Bir gün Atatürk'e kuvvetinin sırrını sordum: --Durur,
dinlerim-- dedi. Sonra tekrar etti: --Dinlerim...-- Ve sustu.--
(Arıburnu, 1976:69). Buradaki --dinleme-- olayı hiç kuskusuz, geniş halk
kesimlerini olduğu kadar, çevresindeki --küçük grubu-- da kapsayan bir yanıttır.
Sonunda kendi bildiğini de yapsa, Atatürk, --dinleyen-- bir liderdi kuşkusuz.
Hemen hemen bütün yakınları, her fırsatta herkesi dinlediği konusunda söz
birliği etmektedirler. Aslında zaman zaman, nasıl olsa kendi bildiğini
yapacağı kendisine anımsatılarak, niçin herkesi dinlediği ve zaman yitirdiği
sorulduğunda, herkesten bir şeyler öğrendiğini söylemiştir. Fakat, buradaki
yanıtın çok alçakgönüllü nitelik taşıdığı, asıl amacın, halkın nabzını elinde
tutmak isteği olduğu düşünülebilir.
  Alıntı ile Cevapla