Tepki, itiraz ve silahlı ayaklanmaların ilk örneklerinden biri Silifke’de Alaaddin Camiinde vaaz veren bir hocanın halkı hükümet aleyhine kışkırtması ve bunun üzerine idam edilmesidir. Benzer olaylar bursa, Reşadiye ve Adapazarı’nda da meydana gelmiştir. Bu gelişmeler üzerine hilafet lehindeki davranışlar, Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamına alınmış; böylece hilafet lehinde konuşmak idam gerektiren bir suç olmuştur. Ancak Anadolu’dan gelen tepkiler büyümeye başlamış ve nihayet gerçekleşen ve bastırılan Şeyh Said isyanını takiben Takrir-i Sükun kanunu çıkarılmıştır. Takrir-i Sükun kanunuyla ortaya konan hüküm şudur: “İrtica ve isyana memleketin içtimai nizam ile huzur ve sükuneti ve emniyet ve asayişini ihlâle bais bilumum tahrikat ve teşvikat ve teşebbüsat reisi cumhurun tasdiki üzerine re’sen ve idareten men’e mezundur. İşbu efal erbabını Hükümet istiklal mahkemesine tevdi edebilir.” Böylece geçmişte var olan müesseselerin herhangi biri hakkında lehte sadece konuşmak ta şiddetli bir suç olmuştur. Bu kanun çıktıktan sonra meclis tatile gireceğinden 21 Nisan 1924 te istiklal mahkemelerinin idam kararlarının meclis onayına sunulmadan uygulanması kabul edilmiş ve ardından Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde özellikle İstanbul’da hükümete muhalif politika izleyen gazete ve dergiler kapatılmıştır. Sonuçta gazete satışlarının 49 bine düşüşü de nakledilmesi gereken bir gelişme olmuştur. Bozarslan’ın “dinsel geleneklere savaş açılması” bağlamında bürokrasiyi suçladığı halk üzerine yönelik baskı ve şiddete imkan tanıyan, bu mevzuatın mevcudiyeti olmalıdır. Hilafetin kaldırılışının ardından siyasi muhalefet teşebbüsleriyle karşılaşıyoruz. Mustafa Kemal’in yakın arkadaşlarından Dr. rıza Nur bu defa aleyhe geçmiş ve “Halifeliğin ilgası cinayet olmuştur. İşte sadece hilafetin ilgasıdır ki sırf Mustafa Kemal’in işidir. Halifeliğin ilgası çılgınlıktır.” demiştir. Hilafetin kaldırılışı kararına yine geçmişte Mustafa Kemal’in yakın arkadaşlarından olan Rauf Bey, Refet Bey, kazım Karabekir Paşa gibi isimler de muhalefet etmişler ve Halk Partisinden ayrılarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurmuşlardır. Bu hareketin en belirgin özelliği “gelenek ve inançlara saygı” olarak tanımlanmaktadır. |