Tekil Mesaj gösterimi
Alt 13-02-2007, 08:52   #25
imparator
Guest
 
imparator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Dış Siyaset Açısından
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hilafetin kaldırılışının hemen ardından özellikle Araplar’ın kendi hilafetlerini ilan etme peşine düştüklerini görüyoruz. Hilafetin kaldırılışından bir gün sonra 5 Mart 1924’te İngiliz siyasetine de uygun olarak Hicaz kralı Hüseyin halifeliğini top atışlarıyla ilan etti. İngilizler Türklerin hilafetini destekleyen hind Müslümanlarına karşı halifeliğin Arap soyundan olması gerektiği tezini savunuyorlardı. Bu arada Şam’da Hüseyin’in, Fas’ta Fas sultanının, Trablus’ta İtalyan kralının adı “Halife” unvanıyla okunmaya başlanıyor; bir dizi hilafet tartışması Arap dünyasını kavuruyordu. Böylece muhtelif ülkelerden 9 halife adayı belirmiştir. Artık İngiliz, Fransız ve İtalyanlar hilafet tartışmalarını kendi çıkarları yönünde manipule ediyor; kendileriyle işbirliğinde olan idarelerin hilafetini destekliyorlardı. Halife Abdülmecid’in yurt dışına çıkarılmasını takiben Mısır uleması halifenin Müslümanlara gerekliliği konusunda sert bir bildiri yayınlayarak bir kongre toplanması gerektiğini açıkladılar.
Batı’nın oyun ve spekülasyonlarıyla kendi siyasetlerine uygun bir halifenin İslam dünyasının liderliğine getirilmesi çabaları Hindistan Müslümanlarının tutumuyla bozuldu. Zira Hindistan Müslümanları önce Türklere çok kırılmışlar ve büyük bir infial yaşamışlardı. Örneğin Türklerin hilâfetini savunan, çeşitli yardım kampanyalarını organize eden “Hilafet Hareketinin” önderlerinden Muhammet Ali “Türklerin kendilerini kirli mendil gibi kullandıklarını dile getirerek eleştiriler yöneltiyordu. Zira dayanak ortadan kalkınca Hind Müslümanlarının hilafet hareketi bir anda çökmüş; İngilizlere karşı Hindu-Müslüman işbirliği on bulmuş ve Muhammed Ali Türkiye’ye yollamak için topladığı 105 milyon sterlin ile kalakalmıştır.
  Alıntı ile Cevapla